Saadet asrında yemek kültürü

Asr-ı Saadet’te en çok tüketilen gıdalar hangileriydi? En çok hangi yemekler sevilirdi? Yemekler nasıl pişirilirdi ve sofra adabında nelere dikkat edilirdi?

Saadet asrında yemek kültürü

Pek çoğumuz siyasi ve dini gelişmelere odaklansa da Asr-ı Saadet’le ilgili özellikle günlük hayatı, adet ve gelenekleri merak edenlerimiz de elbette vardır. Yemek kültürü de bunların başında geliyor. Mesela Hz. Peygamber (sas) en çok hangi yemeği yerdi, en çok hangi meyveyi severdi? Toplumda en makbul yemek neydi? Yemekler nasıl pişirilirdi, ne tür kap kaçak kullanılırdı?

Ocak ayında Ketebe Yayınlarından çıkan ve Prof. Dr. Adnan Demircan’ın imzasını taşıyan Tematik İslam Tarihi kitabından “Saadet Asrında Yemek Kültürü” başlığını taşıyan yazıyı meraklıları için alıntılıyoruz.

Adnan Demircan Hocanın farklı zamanlarda kaleme aldığı kısa yazılardan oluşan kitap İslam tarihi üzerine spesifik okumalar yapmak isteyenlere özellikle tavsiye edilir. Kitap Hz. Peygamber (sas) döneminden başlayarak Raşid Halifeler, Emeviler ve Abbasiler dönemine kadar uzanan süreçteki mühim konulara nokta atışı yapıyor. Yine, Cahiliye toplumunun adetlerinden Hz. Peygamber’in risaletine, ailesine ve arkadaşlarına, hilafet meselesinden mezheplere, kurumlardan ilmi alandaki mühim gelişmelere kadar merak edilen birçok soruyu cevaplıyor.

*

Arap Yarımadası, farklı coğrafik özelliklere sahip olmakla birlikte bitki örtüsü bakımından oldukça zayıftır. Buna bağlı olarak hem bitkisel hem de hayvansal gıda üretimi sınırlıdır. Hz. Peygamber (sas) döneminde Arap Yarımadası’nda yaşayan insan sayısı fazla olmadığı gibi, sık sık yaşanan kıtlıklar sebebiyle genellikle kuzeye büyük göçler meydana gelmiştir.

Bununla birlikte İslam’dan önce Yemen bölgesinde tarım alanında önemli başarılar elde edildiği gibi başka bazı yerlerde de tarım yapılmaktaydı.

Arap Yarımadası’nda gıda kaynakları hususunda bölgesel farklılıklar vardı. Yarımadanın genelinde hayvancılık temel gıda kaynaklarından biri olmakla birlikte elverişli olan yerlerde tarım, bazı kıyı bölgelerinde ise az da olsa deniz ürünleri beslenme kaynağıydı.

Sulama imkânlarının oldukça az olduğu, hatta birçok yerde içme suyunu temin etmenin ciddi bir sorun olduğu bir bölgede zengin bir tarımsal üretimden söz etmek mümkün değildir. Bu sebeple hayvancılık, özellikle de çöl şartlarına dayanıklı olan deve yetiştiriciliği, temel gıda temin kaynaklarından biri olmuştur.

Gıdanın temin edildiği değişik kaynaklar olduğunu ifade etmek gerekir. Öncelikle Arapların kendi kaynakları arasında daha çok hayvansal gıdanın öne çıktığını söylemek mümkündür.
Bunun yanında sulama imkânının olduğu, Medine
gibi yerlerde başta hurma yetiştiriciliği olmak üzere tarımsal gıda temini söz konusudur.

Gıdanın bir kısmı, başta Suriye bölgesi olmak üzere dışarıdan ve diğer bölgelerden temin edilmektedir. Örneğin zeytinyağı, hem gıda olarak hem de aydınlatmada tüketilen temel bir ihtiyaçtır. Ancak Arabistan’da üretimi yapılmadığı için Suriye bölgesinden getirilmektedir.

Hz. Peygamber’in (sas) yaşadığı Mekke ve Medine’de hurma, temel gıdalardan biridir. Mekke’de hurma yetiştiriciliği olmadığı için başta Medine olmak üzere diğer bölgelerden temin edilmektedir. Medine’de ise hurma üretimi en önemli geçim kaynaklarından biridir.

Hz. Peygamber (sas) döneminde önemli geçim kaynaklarından biri hayvancılıktır. Hayvan yetiştiriciliğinde ilk sırayı deve almaktadır. Arapların hayatında devenin çok önemli bir yeri vardır.

Zor çöl koşullarında deve, Arabın hayatını kolaylaştıran hayati bir fonksiyona sahiptir. Arap, deveye binerek uzun yolları kat eder. Etinden, sütünden, yününden, derisinden, kemiğinden, kısacası her şeyinden yararlanır.

Arapların evcil hayvan olarak besledikleri ve besin olarak yararlandıkları bir hayvan da koyundur. Koyunlar da develer gibi Arapların birçok ihtiyaçlarını karşıladıkları önemli bir kaynaktır. Sığır besiciliği ise daha azdır.

Yabanî hayvan avlama da önemli bir gıda kaynağı olarak zikredilmelidir. Çölde yaşayan birçok hayvan, gıda kaynağı olarak kullanılmaktadır. Avlanan hayvanlardan biri bir cins kertenkele olan kelerdir. Hz. Peygamber’e (sas) ikram edilmiş; kendisi yememiş, ancak yenmesini de yasaklamamıştır.

Yaban eşeği de avlanan hayvanlardandır. Avlanan kuşların etleri tüketildiği gibi tavşan da eti tüketilen hayvanlardandır. Yırtıcı hayvanlar ve etle beslenen pençeli kuşlar yenmemekle birlikte avlanma, bazı insanlar için önemli bir beslenme kaynağıydı.

Üç tarafı denizle çevrili olan Arap Yarımadası’nda balıkçılık sahillerde bölgesel olarak gelişmiştir. Yemen ve Bahreyn bölgesinde deniz ürünleri tüketimi daha yaygın olmakla birlikte Hz. Peygamber’in (sas) yaşadığı bölgede deniz ürünleri tüketimi oldukça sınırlıdır.

Arapların yemek kültürleri, sahip oldukları imkânlara göre şekillenmiştir. Kaynaklarda adı zikredilen bazı yemeklere rağmen çoğu zaman temin edilen gıdanın, işlenmesine gerek duyulmaksızın katık yapılması suretiyle tüketildiğini görüyoruz.

Hayvansal gıdalar, temel beslenme kaynaklarının başında gelir. Bunlar, taze olarak tüketildiği gibi çeşitli işlemlerden geçirilerek saklanmak suretiyle uzun süre tüketilebiliyordu.

Et, temel besin kaynağıdır. Ancak günümüzde olduğu gibi yoğun bir et tüketimi yoktur. Araplar, genellikle bir vesileyle ya da özel zamanlarda et yiyebiliyorlardı. Zira günümüzde olduğu gibi kasaplar tarafından etin satıldığı iş yerleri yoktu. Bir hayvan ağır bir hastalık geçirmiş ve ölmek üzereyse kesilmesi yoluna gidilirdi. Ayrıca çeşitli etkinlikler sebebiyle et yeme imkânları olurdu. Hac döneminde kesilen kurbanlar insanların doya doya et yemelerine imkân buldukları dönemlerdir. Düğünler ya da doğumlar da etli yemek ikramının yapılmasına vesile olurdu.

Et, çeşitli şekillerde tüketilmekteydi. Tuz katılmak suretiyle suda pişirilerek ya da kebap yapılarak tüketildiği gibi, çeşitli yemeklere katılarak tüketildiği de bilinmektedir. Hayvanın eti kemikli ya da kemiksiz olarak pişirilip tüketilebilmekteydi. Ayrıca ciğer, dalak, kelle gibi hayvanların sakatatı da yenirdi.

Deve, koyun, sığır, keçi gibi evcil hayvanların yanı sıra tavuk gibi kümes hayvanları da yeniyordu. Yırtıcı olmayan kuşlar da avlanarak yenebiliyordu. Ancak bunlar arasında deve etinin ayrı bir yeri vardı. Bununla birlikte gündelik tüketim için değil, daha çok ziyafetler sebebiyle ya da hayvanın hastalanması durumunda deve kesimi yapıldığını söylemek gerekir. Daha az sayıdaki insanın tüketimi için koyun etinin tüketildiği görülür. Çekirge yendiğine dair rivayetler de mevcuttur.

Hz. Peygamber (sas) zamanında yapılan belli başlı etli yemekler şunlardır:

Tirit [Serîd]: Tirit, en önemli et yemeklerinden biridir. Ufaltılmış ekmeğin üzerine et suyu ve et katılmak suretiyle hazırlanan bir yemektir. Et bulunmadığı zamanlarda yağla da yapılırdı. Et yemekleri arasında Hz. Peygamber’in (sas) en sevdiği yemeklerden biri tirittir. Hz. Peygamber’in (sas) Hz. Âişe’yi (r.anha) övmek için onun hanımlar arasındaki konumu ile tirit yemeğinin yemekler arasındaki yerini karşılaştırdığı “Âişe’nin diğer kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.”[1] şeklinde bir sözü nakledilir.

Kızartılmış Et [Şiva]: Etin ateşte kızartılarak pişirilmesi şeklinde hazırlanan bir yemektir.

Veşika: Kaynatılarak pişirilen ettir.

Tafeyşel: Et ve bulgurla yapılan bir yemektir.

Herise: Etli un çorbasıdır.

Kadîd ve Safîf: Et, çabuk bozulan bir gıda olduğu için fazla etin daha sonra tüketilmesi için kurutma, bir çeşit saklama yöntemiydi. Uzunlamasına kesilerek kurutulan ete kadîd, enlemesine kesilerek kurutulana ise safîf denirdi. Kurutulan et, yemeklere ve çorbalara katıldığı gibi yolculuklarda da tüketilirdi. Hz. Peygamber’in (sas) bir hadisinde yanına gelen bir bedevinin heyecanlanması üzerine onu teskin etmek amacıyla, “Sakin ol! Ben kral değilim. Et yiyen kadının oğluyum!”[2] demiştir.

Arapların beslenme kültüründe süt ve süt ürünleri de önemlidir.

Süt: Temel hayvansal gıdaların başında gelir. Yaygın olarak içilmek suretiyle tüketilen bir besindir.

Yağ: Süt ürünlerinin en önemlilerinden biri yağdır. Sütten üretilen yağ, yemek olarak tüketildiği gibi diğer yemeklere katılarak da tüketilirdi.

Keş [Ekıt]: Bir çeşit koyun yoğurdunun yağı alınarak kurutulması suretiyle üretilen bir gıdadır.

Hays: Hurma, ekıt [keş] ve tereyağının karıştırılmasıyla hazırlanan bir çeşit yemektir.

Ferika: Hurma ezmesi, süt ve yağın karıştırılmasıyla hazırlanan bir yemektir. Özellikle lohusa kadınlar için, onlara güç vermesi için hazırlanan bir yemektir.

Fâlûzec: Yağ ve bal karıştırılarak hazırlanan bir yemektir.

Bal, hem yemek olarak, hem de şerbet yapılmak suretiyle içecek olarak da tüketiliyordu. Hz. Peygamber’in (sas) balın şifa verici özellikleriyle ilgili sözleri nakledilmektedir.

Hz. Peygamber (sas) döneminde tavuk beslenmekle birlikte yumurta tüketiminin nasıl yapıldığı hususunda yeterli malumat bulunmamaktadır. Ayrıca rivayetlerden deve kuşu yumurtasının da tüketildiği anlaşılmaktadır.

Arap Yarımadası’nda yetişen sebze ve meyve çeşidi sınırlı olduğu gibi üretim de azdır. Bununla birlikte tüketilen birçok sebze ve meyvenin isimleri kaynaklarda zikredilmekte, bunlardan yapılan yemeklerden bahsedilmektedir. Ayrıca yabanî bitkilerden elde edilen bazı gıdaların da tüketildiği bilinmektedir.

Hz. Peygamber’in (sas) yaşadığı coğrafyada sebze çeşitleri çok fazla olmamakla birlikte gerek Kur’ân-ı Kerîm’de ismi zikredilen sebzelerden, gerekse rivayetlerde zikredilenlerden sebzelerin bir besin kaynağı olarak kullanıldığını görüyoruz.

Kabak: Yemeği yapılan sebzelerden biri kabaktır.

Pazı [Sılḳ]: Hz. Peygamber (sas) döneminde yemeği yapılarak tüketilen sebzelerden biri pazıdır. Pazı, arpayla suda pişirilerek tüketilirdi.

Şalgam Yaprağı: Arpa ile pişirilerek tüketilen bir sebzedir.

Soğan: Yemeklere katılarak ya da yemeklerle birlikte yenen sebzelerden biridir.

Sarımsak: Yemeklere katılan ya da çiğ olarak tüketilen sebzelerdendir.

Pırasa: Yemeği yapılarak tüketilen bir sebzedir.

Acur [Kissâ]: Hz. Peygamber (sas) döneminde tüketilen sebzelerden biridir.

Kem’e [Keme, Dobalan]: Hz. Peygamber (sas) döneminde yemeği yapılan mantar türlerinden biridir. Allah Elçisi’nin kemenin kudret helvası gibi Allah’ın bir nimeti olduğunu, suyunun ise göze şifa olduğunu söylediği rivayet edilir.[3]

Hz. Peygamber (sas) döneminde bilinen ve isimleri Kur’ân-ı Kerîm’de de geçen bazı meyveler vardır. Bunlar arasında hurma, üzüm, nar gibi Hicaz’da yetiştirilenler ilk akla gelenlerdir.

Hurma: Hurma, temel gıda maddelerinden biri olup onlarca çeşidi vardır. Yaş olarak da tüketilebilse de genellikle kuru olarak tüketilir. Yağla karıştırılarak ya da kızartılarak yemek olarak da değerlendirilen temel bir besindir. Ayrıca hurma tatlandırıcı olarak şerbet üretiminde kullanılan bir meyvedir. Haram kılınmadan önce içki imalatında da kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Üzüm: Üzüm, taze ve kuru olarak tüketildiği gibi şırası içecek olarak tüketiliyordu. Yasaklanmadan önce şarap imalatında da kullanılmaktadır. Özellikle Taif’te üzüm bağları olduğu ifade edilmektedir.

Nar: Taif’te yetişen meyvelerden biri nardır. Taze olarak tüketilirdi.

Kavun-Karpuz: Hz. Peygamber (sas) döneminde bilinen ve tüketilen meyveler arasında kavun ve karpuz da zikredilmelidir.

Temel gıdalardan biri de tahıl ürünleridir. Hem ekmek yapımında hem de yemeklerde buğday ve arpa gibi tahıl ürünleri tüketilirdi. Rivayetlerden hareketle arpanın daha çok kullanıldığı söylenebilir.

Ekmek: Ekmek, buğdaydan yapılabildiği gibi arpadan da yapılabiliyordu. Hz. Peygamber (sas) döneminde tüketilen temel besin kaynaklarından biridir. Kaynaklarda Hz. Peygamber (sas) döneminde buğday ve arpa ekmeğinin tüketildiği anlaşılmaktadır.
Ekmeğin yanında fazla çeşit yemek, israf olarak değerlendirildiğinden genellikle bir çeşit katıkla yemek yenirdi. Arpa ya da buğday evlerde el değirmenlerinde öğütülür, elenmeden kepeğiyle pişirilerek tüketilirdi. Peygamber Efendimizin vefatından sonraki yıllarda unun elendiğine dair rivayetlerle karşılaşıyoruz. Hz. Ali’nin (r.a) yediği ekmeğin içindeki kepeği görüp, ununu elettirmekten bahseden misafirine ağlayarak “Vallahi, Resûlullah’ın (sas) evinde elek bulunduğunu hiç bilmiyorum.” dediği nakledilir.[4] Hz. Peygamber’in (sas), unu eleyen Ümmü Eymen
’i uyararak elediğini de una katmasını söylediği rivayet edilir.[5]

Deşîşe: Buğday ve arpanın iri öğütülüp et ve hurma katılarak pişirilmesi suretiyle yapılan bir yemektir.

Hazire: Kepeksiz unun suya karıştırılması suretiyle pişirilen bir çeşit çorbadır. Yağ ya da et gibi başka malzemeler katılarak da zenginleştirilebilirdi.

Sevîḳ [Kavut]: Sevîk denen kavrulmuş un, daha uzun süre saklanmaya müsait olurdu. Özellikle yolculuklarda pratik bir gıda olarak tercih edilirdi. Suyla karıştırılarak bulamaç haline getirilip tüketilirdi. Yağ, bal ya da hurma ile karıştırılarak tüketilmesi de mümkündü.

Hasâ [Un Bulamacı]: Un, su ve yağın karıştırılmasıyla hazırlanan bir yemektir.

Harîre: Bir çeşit bulamaçtır.

Telbine: Bulamaç çeşitlerinden biridir.

Aside: Un ve yağ karıştırılarak hazırlanan bir bulamaçtır. Bu bulamaca et katılırsa hazire olarak isimlendirilirdi.

Sahıne: Bir çeşit bulamaçtır.

Besîse: Un ya da sevîkin yağla karıştırılarak pişirilmeden tüketildiği bir yemektir.

Nohut, mercimek gibi bakliyat ürünleri bilinmekle birlikte daha az tüketilmektedir.

Müslümanların Hz. Peygamber (sas) döneminde İslam ilkelerinin belirlediği, ancak imkânların ve tarihsel tecrübenin şekillendirdiği Arap geleneğinden beslenen bir yemek kültürüne sahip olduklarını söylemek yanlış olmaz.

Beslenme kültürünü şekillendiren ilkelerden biri yenecek gıdaların helal olup olmamasıdır. “Eşyada esas olan ibahadır [mübahlıktır].” ilkesi çerçevesinde açıkça haram olduğu belirtilmemiş ya da fıtraten insanların yiyebilecekleri gıdalar tüketilmiştir. Müslümanların tüketme hususunda sınırlarını belirleyen ana ilkeler, Kur’ân-ı Kerîm’de belirlenmiştir:

“Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”[6]

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”[7]

Yüce Allah’ın yasakladığı ya da Hz. Peygamber’in (sas) yenmemesi hususunda uyarıda bulunduğu, kültürel olarak yenmesi fıtrata aykırı görülenler dışındaki gıdalar, israf edilmemek üzere tüketilmiştir.

İsraftan Kaçınma: Hz. Peygamber’in (sas) hayatında dikkat edilen en önemli tüketim ilkelerinden biri, israftan kaçınmadır. Nitekim Hz. Peygamber (sas), kendilerine ait dahi olsa ellerindeki malı israf etmemeleri hususunda Müslümanları uyarmıştır.

Hz. Peygamber’in (sas) insanların tıka basa yemek yememeleri hususundaki uyarıları, dönemin insanlarının şişmanlık problemi olmayan, zayıf insanlar olmalarını sağlamıştır.

Acıkmadan yemek yememe, tıka basa doymadan sofradan kalkma, dönemin beslenme kültürünün dikkat çeken ilkelerinden biri olarak zikredilmelidir. Hz. Peygamber (sas) döneminde iki öğün yemek yenirdi. Birincisi gün doğumu ile öğlen arasında yenen yemek olup ikincisi gün batımında yenirdi.

Yemek Seçmeme: Hz. Peygamber (sas) yemek seçmemiş; sahip olduğu imkâna her zaman şükrettiği gibi Allah’ın kendisine nasip ettiği gıdayı şükürle tüketmiştir. Her insan, fıtratı ya da zevki icabı bazı yemeklerden hoşlanabilir. Ancak bu durum, onun diğer yemekleri hakir görmesini gerektirmez. Allah Elçisi (sas), sahip olduğu imkân çerçevesinde önüne konan yemeği israf etmeden yemiştir.

Doğallık ve Sadelik: Dönemin yemeklerinde dikkat çeken önemli bir özellik de gıdanın oldukça doğal ve sade olarak tüketilmesidir. Bu dönemde mükellef sofralar, uzun zaman ve emek harcanarak hazırlanan yemekler yoktur. Kısaca insanların beslenmek için yaşamadıkları, yaşamak için beslendikleri bir dönemden söz ediyoruz. Bu dönemde Müslümanların sofralarında sayılamayacak kadar çok sayıda yiyecek bulunmazdı. Öte yandan gıdanın çok tüketilmesi yerine bazen tüketilmesi tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber’in (sas) “Sık sık değil, ara ara yağ kullanın.” buyurduğu rivayet edilir.[8]

Paylaşma: Sahip oldukları imkânları çevrelerindeki insanlarla paylaşmaları Müslümanların önemli özellikleri arasında zikredilmelidir. Hz. Peygamber (sas) döneminde Müslümanların çektikleri sıkıntılar, bu paylaşım kültürüyle aşılmıştır.

Kişinin imkânlarını paylaşması, zekât ve infak yoluyla bir görev olduğu gibi, bunların dışında kişinin yemeğini din kardeşiyle ya da komşusuyla paylaşması teşvik edilmiştir. Hz. Peygamber (sas), et pişirildiğinde yemeğe suyun fazla katılmasını tavsiye etmiş; et suyunun da et bulamayan için makbul olduğunu ifade etmiştir.[9]

Hz. Peygamber’in (sas) çeşitli vesilelerle insanlara yemek ikram ettiği ve bunu tavsiye ettiği bilinmektedir. Özellikle evlenen
kişilerin bu evliliği, imkânları ölçüsünde bir yemek ikramı ile duyurmaları [velime] Allah Elçisi’nin tavsiyeleri arasındadır. Yine onun dünyaya gelen torunları için akika kurbanı kestirdiği ve etlerini dağıttığı da bilinmektedir. Bazı suç ya da günahların kefareti olarak fakirlerin doyurulması da paylaşma anlayışını kurumsallaştıran uygulamalardandır.

Temizlik: Asr-ı Saadet’te insanlar elleriyle yemek yedikleri için Hz. Peygamber (sas), mutlaka yemekten önce ellerin yıkanmasına ve sağ elle yemek yenmesine özen gösterilmesini isterdi. Peygamberimiz, yemekten sonra da temizliğe önem vermiştir. Ayrıca Hz. Peygamber’in (sas) diş temizliğine çok özen gösterdiği, hatta vefat etmeden önce son yaptığı şeyin dişlerini misvakla temizlemek olduğu rivayet edilir.

Yemekte Başkasını Rahatsız Etmemek: İnsanların yemek yerken başkalarını rahatsız edecek davranışlardan kaçınmaları ve önlerinden yemek yemeleri dikkat edilmesi gereken muaşeret kurallarındandır. Allah Elçisi (sas), yemeğin içinde elin dolaştırılmamasını, kişinin önünden yiyerek diğer insanları rahatsız etmemesini tavsiye etmiştir.[10]

Hz. Peygamber (sas), yediği gıdalardan çıkan kokunun başkasını rahatsız etmemesine de çok özen gösterirdi. Nitekim başkasını rahatsız etmemek için sarımsak ve soğan gibi gıdaları tüketmemeye özen gösterirdi. Soğan ve sarımsağın pişirilerek yenmesi, çiğ yenmesi halinde yiyen kişilerin diğer insanları rahatsız etmemeleri hususunda uyarılmaları, Hz. Peygamber’in (sas) insanları rahatsız etmeme hususunda ne kadar özenli davrandığını gösteren örneklerdendir.

Hz. Peygamber’in (sas) ailesinde ya da yaşadığı dönemde Müslümanların çoğu zaman yiyecek yemek bulmakta zorlandıkları, Hz. Peygamber’in (sas) evinde aylarca yemek pişmediği şeklinde rivayetler mevcuttur.

Bunlarda kısmî abartılar olabileceği muhtemel olmakla birlikte çoğu doğrudur. Ancak rivayetler, Hz. Peygamber (sas) döneminin tamamını ifade etmez. Gerçekten de bazı dönemlerde Müslümanlar sıkıntılar yaşamışlardır. Özellikle gıda kıtlığının çekildiği dönemlerde sıkıntılar yaşanmıştır. Ancak bunun Hz. Peygamber’in (sas) hayatının tamamını kaplayan bir süreç olarak değerlendirilmemesi gerekir. Zira onun hayatının son yıllarında bütün Müslümanların durumunda gözle görülür bir iyileşme olduğu gibi Hz. Peygamber’in (sas) gelirlerinde de bir artış olduğu ifade edilmelidir.

Sonuç olarak Hz. Peygamber (sas) döneminin yemek kültürünün ilahi ilkelerin rehberliğinde doğallık, sadelik, tutumluluk, paylaşma gibi ilkeler çerçevesinde şekillendiğini söyleyebiliriz. Onun hayatı beslenme kültürünün inşasında da önemli bir örnektir.

 

[1]       Buhârî, “Et’ıme”, 25, 30.

[2]       İbn Mâce, “Et’ıme”, 30.

[3]       Buhârî, “Tıb”, 20.

[4]       Belâzürî, Ensâb, II, 409.

[5]       İbn Mâce, “Et’ıme”, 44.

[6]       Bakara 2/173.

[7]       Mâide 5/90.

[8]       Belâzürî, Ensâb, II, 392.

[9]       Tirmizî, “Et’ıme”, 30.

[10]     İbn Mâce, “Et’ıme”, 11.

Güncelleme Tarihi: 21 Mart 2019, 16:34
YORUM EKLE

banner19

banner13