banner17

Mavera Hareketi devam ediyor

Rasim Bey'in kendi içinde birbiriyle yarışan; sanat, düşünce ve hareket kimlikleri bağlamında tanımlayabileceğimiz ..

Mavera Hareketi devam ediyor
12168
Sibel Erarslan

  An/kara’dan İstanbul’a Rasim Özdenören

sibeleraslan@vakit.com.tr

Perşembe, 25.02.2010 - 09:17

 

Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen 'Yaşayan Çınarlar' etkinliği kapsamında, deneme ve öykü yazarı Rasim Özdenören için 'Ustaya Saygı' gecesi gerçekleştirildi. 23 Şubat 2010 gecesi Sefaköy’deki Kültür Merkezi’nde Türk düşünce hayatına yön veren isimlerden Rasim Özdenören Bey’i ve talebelerini dinledik…

Rasim Bey’in kendi içinde birbiriyle yarışan; sanat, düşünce ve hareket kimlikleri bağlamında tanımlayabileceğimiz geniş kültürel hasadına tanıklık yapan kişilerdi salonu dolduranlar… Seksen yaşlarındaki okuyucuları ile on beş yaşlarındaki okuyucularını bir arada görmek kaç sanatçıya nasip olur? Öğretim üyesinden siyasetçilere, gazetecilerden şairlere, misafiri ve yerlisiyle birlikte yüzlerce davetli için çok anlamlı bir geceydi…

Nezir Eryarsoy, Cahit Zarifoğlu’nun şiirine atfen mavera hareketi”ni mayalayan “yedi güzel adam”dan bahsetti… Doç.Dr.Mehmet Narlı, Özdenören öykücülüğünü sır ve tasavvuf hakikati bağlamında, “denize açılan kapı” üzerinden akademik hassasiyetle yorumladı. Nefs ve irade çatışması hakkında gelenekten süzüldüğü halde gayretle ortaya koyduğu “yeni dil” üzerinde durdu. Asım Gültekin, Rasim Özdenören’in kullandığı “şimdiki zamanın”, “binlerce yılı” ihata eden geniş bir medeniyet tasavvuru olduğunu vurguladı. Şair Cevdet Karal, “yaratıcı yazar”lık tanımı çerçevesinde Özdenören yazılarının, “evrensel kemiğe işleyen” yönünü dile getirdi, Karal’a göre Rasim Özdenören, “insan bilincinin öykücüsü”ydü… Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul yönetiminden Belkis İbrahimhakkıoğlu ve edebiyatçı Melek Paşalı ise, onun tevazü ve insan sevgisine dayalı gerçek hayat hikayesine dokundular, çevresinden eksik olmayan gençlik haresinden bahsettiler. Yeni Şafak Gazetesi yazıişleri Müdürü Özcan Ünlü ise zarif bir jestle 70 yaşındaki kalem ve düşünce erbabına hazırlattığı saygı plaketini sunarken, “Siyasal İstiareler” adlı kitabın bir çağ tanıklığı olduğundan söz etti. Burç FM Genel Yayın Yönetmeni Bünyamin Şen, edebiyat konularındaki hakimiyetinin yanı sıra güncel ve politik yorumlarındaki isabetten söz açtı, kendisinin Resulullah’tan (sav) bahsettiği bazı radyo programlarında gözyaşlarının yaşardığına, namazı çok güzel kılıyor oluşuna şahitliğini dile getirdi. Şair Ali Ayçil sürekli “kendini yenileyen” bir yazar oluşunu, şair Ahmet Mercan adalet duygusu ve hukuk mantığını bir edebiyat imkanı olarak değerlendirişini yorumladı. Gecenin en etkili yorumlarından birisi Prof.Turan Karataş’a aitti. Karataş hazırladığı Rasim Özdenören sözlüğünden on madde ile yazarın medeniyet profilini başarıyla analiz etti… Onu anlatan on güzel kelime: Ağabey, Anadolu, Ankara, Anlatmak, Arkadaş, Hilm, İstikamet, İstikrar, Okumak ve Ölçü… Milletvekili, şair ve ressam Recep Garip ise öğretmenlik günlerinde liselilerle gerçekleştirdiği okumalarda niçin Özdenören’i israrla tercih ettiğini anlattı, çünkü o bir medeniyetin sözcüsüydü… Küçükçekmece Belediye Başkanımız Aziz Yeniay’a böyle bir kültür gecesi için ne kadar teşekkür etsek azdır…

Benim için Rasim Özdenören’in düşünce ve hareket konusundaki yol açıcılığı, dinamizmi, onun sanat performansının asla gerisinde kalmayacak bir yönüdür.

Ağır politik gündem ve içinden geçmekte olduğumuz zorlu süreç düşünüldüğünde Rasim Özdenören’in sabırlı ve alçakgönüllü, rindane kişiliği adeta dingin bir yayla gibi açıyor gönülleri… Edebiyatın ne’liği hakkında konuşmaktan her zaman kaçınmış birisi olarak, Rasim Özdenören edebiyatını, her daim bir çocuk merakı ve safiyetiyle karşıladım, o öykülerle büyüdüm. Onun satırlarındaki kederli hatta bana göre çoğu zaman trajik gelebilecek genel hikayeyi, geniş zaman bilincinde, kader bilgisi karşısında “ister istemez” acz içinde olan kulluk vurgusuyla okudum. Onun “varoluşçulara” has bu keder ve vicdan vurgusu, İslam tasavvuruna has hatta tasavvufi “hal” çerçevesinde dokunmuştur ruhuma… Geleneğe yaptığı atıflara rağmen onu asla kolaj ekseninde “gelenekselci” bulmadığımı, hatta “şehirli” ve “modern” insana has çağın problematiklerini hep önemseyen haliyle devinimi sürekli “yenilikçi” bir sanatçı haliyle gördüm…

Her şey bir yana…

Ömrümde sadece yüksek mahkemelerden aldığımız cezalarla tanıdığım siyahi An/kara’dan yükselen dostane bir “ev” çağrısı olarak bilirim Rasim Özdenören’i… Beni Ankara’da evine davet etmiş başka bir aile tanımadığım içindir belki de… Rasim ve Ayşe Özdenören çifti, konukseverlikleriyle Hacı Bayram’ın günümüzdeki temsilcileridir… Hacı Bayram Külliyesi, hayy ve kayyum zikriyle yağan yağmur, ıslak ve bilgili kediler, güllü Yasinler, tedirgin kızlar, binbir tevbeyle ağlaşan kadınlar, Roma devrinden kalma yıkık sütunlara yaslanmış büyük minareden yükselen “gel” çağrısı…

Rasim Özdenören İstanbul’a geliyormuş, “gel” dediler… Kalktım kalabalığa karıştım, Kıble’den esen güzel kokuya yorgunluğumu ve içimdeki hüznü anlattım… Herkes yanımdaymış gibi. Orada olmayan da oradaymış gibi…                     

Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2010, 21:22
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20