M. Orhan Okay'ı rahmetle anıyoruz

"Orhan Okay’ın edebiyata ilgisi, okumayı öğrenmesiyle başlar. Hatıralarından henüz çok küçük yaşlardan itibaren çevreyi ve insanları gözlemci bir bakışla incelediğini öğrendiğimiz Okay’ın ilk okuma tecrübelerini de aynı duyarlıkla edinmesi şaşırtıcı değildir." Yunus Emre Altuntaş yazdı.

M. Orhan Okay'ı rahmetle anıyoruz

İstanbul, Balat’ta doğdu. Babası Yaşar Salih Okay, annesi Fatma Naciye Okay’dır. Babasının görevi gereği 1933-1935 yılları arasında Ankara’da bulunan Orhan Okay’ın ilk çocukluk anıları Ankara-Samanpazarı’nda yaşadıklarıdır. İstanbul’a döndükten sonra İstanbul 17. İlkokul’da (Taş Mektep) başladığı eğitimini 1943’te, Edirnekapı Ortaokulu’nu 1947’de ve Vefa Lisesi’ni 1950’de bitirdi. Aynı yıllarda İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nda Türk Dili ve Edebiyatı okudu ve Türk Dili, Türk Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı sertifikaları aldı. Orhan Okay; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümündeki lisans eğitimini 1955’te “Abdülhak Hamid’in Eserlerinde Muhayyilenin Tezahür Şekilleri” teziyle bitirdi, aynı yıl Artvin Lisesine öğretmen olarak atandı. Buradaki bir yıllık görevinin ardından askere gitti ve yedek subay olarak Merzifon Astsubay Ortaokulunda Türkçe dersleri verdi. Ardından öğretmenliğe dönerek Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı (1958-59). 1959-1967 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Yeni Türk Edebiyatı alanında asistanlık görevini sürdürdü. 1963’te “İlk Türk Pozitivist ve Natüralisti Beşir Fuat” adlı doktora teziyle Doktor unvanını aldı. 1963-1965 yılları arasında Paris’te bulunan Okay, 1975’e kadar Öğretim Görevlisi olarak bulunduğu Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde, 1975’te “Batı Medeniyeti Karşısında Ahmed Midhat Efendi” teziyle Doçent olmuş, bu eserle 1976’da Türkiye Milli Kültür Vakfı İnceleme ödülünü almıştır. Okay, 1988’de “Necip Fazıl Kısakürek” teziyle Profesör olmuştur. Erzurum’daki görevini 1994 yılına kadar sürdüren Prof. Dr. Orhan Okay, 1994-1996 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde dersler vermiş ve buradan emekli olmuştur. Aynı yıl Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Kültür Adamı ödülüne layık görülmüştür. 1998-2011 yılları arasında Boğaziçi, Marmara, Fatih ve 29 Mayıs Üniversitelerinde lisans ve yüksek lisans dersleri vermiştir. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Türk Dil Kurumu, Türkiye Yazarlar Birliği, İlim ve Sanat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Merkez Redaksiyon Kurulu gibi ilmî ve meslekî kuruluşlarda da üyelikleri bulunan ve Türk kültür ve sanat hayatına bu vesileyle de büyük katkıları olan bir ilim insanıdır. Orhan Okay, 13 Ocak 2017’de, 86 yaşında vefat etmiştir. Kabri Topkapı Çamlık Mezarlığı’ndadır.

Orhan Okay’ın edebiyata ilgisi, okumayı öğrenmesiyle başlar. Hatıralarından henüz çok küçük yaşlardan itibaren çevreyi ve insanları gözlemci bir bakışla incelediğini öğrendiğimiz Okay’ın ilk okuma tecrübelerini de aynı duyarlıkla edinmesi şaşırtıcı değildir. Babasının görevi gereği çocukluk yıllarının bir kısmını Ankara’da geçirmiştir. Okay ailesinin, 1935’te İstanbul, Balat’taki evlerine geri dönmelerinden sonra, Orhan Okay 3 sene kadar daha okula başlamamış o esnada babasının çabalarıyla okumayı öğrenmiştir. Ablası Melahat Okay’a ait resimli kıraat kitabının içinde “İstiklal Savaşı’ndan çocuk kahramanların hikâyeleri ile Necip Fazıl’ın Üç Atlı şiiri”nin bulunması onun hayal dünyasında geniş bir yer bulmuştur ve ezberlediği ilk şiir de Üç Atlı şiiri olmuştur. “Ben evinde hazır bir kütüphane bulan mesut çocuklardan değildim. Onun için ilk okuduklarım, uzun bir süre içinde tesadüfen elime geçen veya birilerinden duyup heves ettiğim kitaplar olmuştur” diyen Okay, evde bulduğu gemi kartpostalları, seyahat acentelerinin “renkli egzotik fotoğraflarla dolu” kitapçıkları üzerinden de muhayyilesinin sınırlarını uzak ülkelere kadar genişletebilmiştir. Bunların yanında; yine ablasının okuduğu dergi ve kitaplara da büyük ilgi duymuş, anne ve babasının da destekleri ile yavaş yavaş okuma zevkini oturtmaya başlamıştır.

Ortaokul yıllarında Orhan Okay’da bazı siyasi/ideolojik kanaatler uyanmaya başlamıştır. İlkokulda okuduğu kendi deyimiyle “Türklük damarlarını gıcıklayan” dergiler ve tefrikalardan sonra o yıllarda cereyan etmekte olan Türkçülük-Turancılık davasının da etkisiyle bu türden kitaplar okumaya devam etmiştir. Bu süreçte Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’sunu da takip etmiştir. 1946’da Nurettin Topçu ile tanışan Orhan Okay, “İslâmî değerlerin ön planda geldiği bir milliyetçilik anlayışı”na sahip olan Hareket dergisine kendini daha yakın bulmuş ve 1947’de derginin yeni serisinin çıkmaya başlamasıyla birlikte uygun günlerinde derginin tashihlerini yapmıştır.

Bu birikimle Vefa Lisesi’ne başlayan Orhan Okay Fransızcasının ve edebiyat derslerinin iyi olmasıyla hocalarının ilgisini çeken bir öğrenci olmuştur. Burada Nurettin Topçu, Behice Kaplan gibi isimlerden dersler almıştır. İlk yazısının yayımlanması da bu yıllara rastlamaktadır; “İfadenin Masuniyeti” başlıklı bu yazı Abidin Mümtaz Kısakürek’in çıkardığı Türk Sanatı dergisinin Nisan 1953 tarihli 7. sayısında çıkmıştır. Bunun yanında İstanbul dergisinde de aylık olarak o ayın edebiyat ve sanat olaylarını anlattığı yazıları yayımlanır (1954-55). Aynı türden, tanıtma niteliği taşıyan yazıları daha sonra Hareket mecmuasında da (1966-1969) sürdürecektir. Adı geçen dergilerden başka Türk Dili, Türk Edebiyatı, Dergâh, Yedi İklim, Yönelişler, Millî Kültür, Türk Kültürü, Türk Yurdu, Zaman gibi süreli yayınlarda yazıları yayımlandı. Bu tür denemelerinde Okay’ın, yazar kimliği ile bilim adamı kimliği birbirini besleyen iki özelliği bir arada görünür.

Eğitime başladığı ilk yıllardan itibaren kendi ilgileri doğrultusunda yöneldiği ortamlarda Türk edebiyatında bir ekol oluşturmayı başarmış isimlerle çalışan Orhan Okay da eserleri ve çalışma sistemi yönünden araştırmacılara model olarak gösterilen bir şahsiyet olmuştur. Edebî tenkit konusuna farklı bir bakış açısı getiren, Türk edebiyatındaki akademi tarafından pek görülmek istenmeyen Ahmet Mithat, Mehmet Âkif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç gibi sanatçılar üzerinde ya kendisi çalışmış yahut öğrencilerine tez yaptırmıştır.

Yeni Türk edebiyatı alanında 226 lisans, 26 yüksek lisan ve 18 doktora öğrencisi yetiştirmiştir.

Yunus Emre Altuntaş

Kaynakça:

https://tuvayrek.wordpress.com/2021/01/13/m-orhan-okayi-rahmetle-aniyoruz/

Orhan Okay Kitabı, Dergâh Yayınları, İstanbul 2011 (Haz. Ezel Erverdi)

Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, YKY, İstanbul 2003

Yayın Tarihi: 13 Ocak 2022 Perşembe 15:00 Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2022, 18:25
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26