banner17

M. Bedrettin Yazır Anlatıyor; Hakiki Takva ve Kerem

Mahmud Bedrettin Yazır'ın iki adet daktilo edilmiş vaazına ulaştık. Bunlara üst başlık olarak "Mev'izalarım" başlığı seçilmiş. Mahmut Bedrettin'e ait bu iki yazıyı Dünya Bizim olarak yayınlayalım istedik. Vefatından kısa bu süre önce 1952'nin Ramazan ayında (Mayıs-Haziran) verdiği bu vaazlardan ikincisini istifadenize sunuyoruz.

M. Bedrettin Yazır Anlatıyor; Hakiki Takva ve Kerem

Vaazın ilk kısmı: http://www.dunyabizim.com/alinti/25827/m-bedrettin-yazir-anlatiyor-hakiki-takva-ve-kerem

 

Vaazımıza son verirken şu mühim noktayı da kaydedelim:

Bütün bunlar hakiki takva ehli olan müminlere has bir ikram olup herkesin hasibi, takvası ile mütenasip olacak ve takvasızların veya kâfirlerin bu keremden nasipleri olmayacaktır. (Ferikun filcenneti ve ferikun fissair) bunu müş'irdir. Yani ehl-i hak ile ehl-i bâtıl ebediyyen ayrılacak, ehl-i hak cennete ve ehl-i bâtıl saire sevkolunacaktır. Ehl-i cennet, cennette, ehl-i cehennem de cehennem de muhalled yani sonu olmayan bir halde kalacaklardır. Şu kadar var ki, ehl-i cennetten olup da günahları sebebi ile cehenneme müstehik olan ve şefaata ve afvü mağrifete mazhar olamayan âsiler bir müddet cehennemde kalacaklar ve günahlarından temizlendikten sonra cennete gireceklerse de kâfirler ve müşrikler ve münafıklar ve zalimler için böyle bir halâs asla bahis mevzuu değildir.

Gerçi bazı kimseler Muhiddin-i Arabi’ye atfen (bir gün gelecek cebbar kademini cehenneme dayayacak) mealindeki hadise istinaden kâfirlerin de nihayet cehennemden çıkacaklarını söylemişlerse de Kur'an'ın hiçbir yerinde bu manaya delâlet eden tek bir âyet dahi yoktur. Akdini teyid eden âyet ve hadis ise çoktur. Binaenaleyh bu hadisi, cehenneme müstehik olanlar kâmilen cehenneme tıkıldıktan ve âsi müminler cehennemden çıktıktan, cehenneme girecek veya çıkacak bir fert kalmadıktan sonra Rab kademini yani tezlili süphanesini cehenneme sardıracak ve artık bir daha açılmamak ve kimse çıkmamak üzere kâfirler celâl, gadap ve azab-ı ilahînin tecelliyatından olan zilletin bin bir çeşidini göre göre ebediyyen ta'zib olunacaklardır suretinde anlamak hususa daha uygundur. Binaenaleyh (Sebekat rahmeti alâ gadabi) hadis-i kudsiyesini yalnız dünya bakımından Rahman sıfatının icabı olarak bütün mahlûkâta, ahiret bakımından da rahimiyet sıfatının icabı olarak yalnız müminlere hasrı icabeder. Yok da rahmetim cehennemi söndürecek, ehl-i cehennemde cennete girecektir manasında anlamak hatadır. Çünkü Allah'ın vaidlerine ve adaletine aykırıdır. Burada vakti ile biraderim merhum müfessir Hamdi Yazır'dan dinlediğim uzun bir hadisin hatırımda kalan bazı kısımlarını mealen nakletmeyi faydalı görüyorum.

Resûl-i ekrem Sallallahü Aleyhi Vesellem Efendimiz, ashabından Hazret-i Ebubekir, Ömer ve daha birkaç zat ile birlikte sahabeden birini ziyarete gitmişler, ev sahibi olan zat yemek hazırlığıyla meşgulken Resûl-i Ekrem Efendimiz, imam olmuş cemaatle diğer sahabe namaz kılmışlar, içlerinden birisi bir kenarda oturmuş namaza iştirâk etmemiş. Hazret-i Ömer namazdan sonra o zâta (Allah'ın resuli arkasında niye namaz kılıp da ecre iştirak etmedin) diye sormuş. O da; “Sana ne? Sen kıldın ya! Ötesine karışma” demiş. Bundan gadaba gelen Hazret-i Ömer, “Ya Resulullah emret, şu münafığın boynunu vurayım” demiş. Nebi-yi muhterem Efendimiz, sükûta varmışlar. Derken Cebrail Aleyhisselam gelip; “Esselâmü aleyke ya Resûlallah!” demiş, “Rabbin sana selâm ediyor ve buyuruyor ki: “Ya Muhammed ashabına söyle; benim, bana ibadet eden o kadar çok mahlûkum var ki, bir kısmı ilk yaratıldıkları andan bugüne kadar kıyamda, bir kısmı rükû'da, bir kısmı secdede, bir kısmı tahiyyatta tesbihü tehlil eder dururlar. Arş ve kürsü etrafında secdeden başını kaldırmayan meleklerin adedini yalnız ben bilirim, onlardan hâli bir noktalık boş yer bulamazsın. İyi biliniz ki: bütün insanlar bana itaat etseler de hepsini cennete sokmak üzerime vacib olsa, uluhiyyetime bir şey zam edemezler. Bütün insanlar bana isyan etseler de hepsini de cehenneme sokmak vacib olsa, uluhiyyetimden bir şey eksilmez. Ben öyle bir Allahım ki, bütün mahlûkâtı keremimle cennete soksam, yine cehennemde yanacak kul yaratırım, uluhiyyetimin icabı budur.”

İşte, bu beyanı süphani karşısında beşeri her türlü zan, şüphe, fikir ve mütalaa durur. (Lâyüs'elü amma yef'al) demekten başka söz kalmaz. Süphane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selâmün alelmürselin elhamdülillahi rabbil âlemin.

20/Ramazan/1371, 13/6/952

Ders-i âmdan Mahmud Yazır

Vaazın ilk kısmı: http://www.dunyabizim.com/haber/25827/m-bedrettin-yazir-anlatiyor-hakiki-takva-ve-kerem

 

Alıntılayan: M. Murtaza Özeren

Güncelleme Tarihi: 03 Şubat 2017, 12:01
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20