İstanbul kütüphanelerinde kitâbeler

"Osmanlı döneminde kütüphane yapılarının uygun yerlerine —bu genellikle giriş kapılarının üzeridir— bu kurumların kimlik kartı sayılabilecek inşa kitabelerinin konulması bir gelenekti. Kitabelerde ilim ve hıfz ile ilgili ayet ve hadislere yer verilmiştir." Ali Rıza Özcan'ın yazısı.

İstanbul kütüphanelerinde kitâbeler

Kitabelerde ilim ve hıfz ile ilgili ayet ve hadislere yer verilmiştir. Kitabe umumiyetle manzum olur ve tarih ebcedle düşürülürdü. Ayrıca metinde kütüphanelerin kurucuları, yani banilerinin adları, makamları, binanın yapılış tarihleri ve kitabenin metnini yazan şairin ismi yer alırdı. İstanbul’daki bazı kütüphanelerin kitabelerinden bahsedeceğiz.

Şehid Ali Paşa Kütüphanesi

Kitaba olan alakası, zengin kitap koleksiyonu, sanatkarları himaye etmesiyle tanınan Şehid Ali Paşa (ö. 1716) tarafından İstanbul Şehzadebaşı’nda kurulmuştur. 1909’da açık vakıf kütüphaneleri listesinde isminin yer almaması muhtemelen bir süre kapalı kaldığını göstermektedir. Yazma ve basma eserlerden oluşan zengin koleksiyonu 1933’te Süleymaniye Kütüphanesine nakledilmiştir.

Biri giriş kapısı üzerinde diğeri içeride olmak üzere iki kitabesi vardır (Bu makalenin hazırlanışı sırasında kütüphanede restorasyon çalışması yapılmaktaydı). Bahsi geçen iki kitabeden ilki kütüphane binasının Vefa tarafından girilen dış duvar kapısının üzerinde bulunur:

Bu kütüphâneyi yapdırdı rızâenlillah /Asr-ı Hân Ahmed-i Sâlis’de o sadrü’l-vüzerâ / Seng-i târîhini ihrâk şikest ettikde / Etdi Âsım ona bir beyt-i mücevher inşâ / “Tâlib ol gel bu binâyı Ali Paşa yapmış / Yüce bir dâr-ı kütübdür ki aliyyü’l-a’lâ” / 1127/1715.

Kitabede kütüphanenin III. Ahmed devrinde Sadrazam Ali Paşa tarafından yaptırıldığı ancak bir yangında kırılarak zarar gördüğü bilgisi ve Âsım adlı bir şair tarafından ebcedle düşürülmüş mücevher bir tarih beyti yer almaktadır.

Celî talik hatla ikişer satırdan üç bölüm halinde yazılan kitabe mermere hakkedilmiştir. Yazısı güzel olmayan altın varaksız ve zemini boyasız 1127/ 1715 tarihli kitabede hattat imzası da yoktur. Kitabenin yerleştirildiği mermer üzerinde bir parçası okunabilen celi sülüs hatla “Maşallah” ibaresinin bir kısmı mevcuttur. Ayrıca yapı içerisinde kubbeli odadaki kapı üzerindeki diğer tarih kitabesi şöyledir:

“Sadırü’l-vüzerâ ….. şâhinşeh dânâ-dîl / Bu ……. vâlâyı lillâh idecek ihyâ / Târihîni geldi hâtif böyle dedi rahm / “Darü’l-kütüb-i zibâ ihyâ-yı Ali Paşa” / 1127/ 1715

Kitabenin bu güzel kütüphaneyi Ali Paşanın ihya ettiği ifadesi ebcedle, yapılış tarihi olan 1127’yi verir.

Atıf Efendi Kütüphanesi

Fatih Vefa’da Defterdar Atıf Mustafa Efendi tarafından 1740-41 yıllarında kurulmuştur. Birçok eserin nadir nüshalarının yanında önemli sayıda müellif hatlı ya da meşhur âlimler tarafından istinsah edilmiş kitaplar mevcuttur. Zaman içinde vakfedilen değerli kitaplarla zenginleşmiş, 1973’te M. Zeki Pakalın’ın koleksiyonu da ailesi tarafından bu kütüphaneye bağışlanmıştır.

Kütüphanenin giriş kapısı üzerindeki kitabede “Darü’l-kütüb-i Âtıf” ibaresi okunmaktadır. Celî sülüs hatla ve mermere hakkedilen ibare 1289 (1872-73) tarihlidir ve yazıda hattat imzası bulunmamaktadır. Yazı, günümüzde oldukça iyi durumdadır. Zemin rengi nefti yeşil prusya mavisi bir renk olup yazı ve tarih altın varaklıdır. Yazının etrafında mermer bir çerçeve bulunur.

Kitabenin hemen altında Latin alfabesiyle büyük harflerle “Atıf Efendi Kütüphanesi 1741” ibaresi okunmaktadır.

Kütüphanenin içindeki başka bir kitabede ise Yusuf suresinin 64. ayeti olan “Allah koruyucuların en hayırlısıdır, en merhametli olan da O’dur.” mealindeki “Fallahu hayrûn hafıza ve hüve erhamü’r-rahimîn” ibaresi okunmaktadır.

Yazının altındaki imza kısmında “Ketebehû Yahyâ gufire lehû” kaydı ve “1155 (1742)” tarihi bulunmaktadır. Kitabenin hattatı 18. yüzyılın önemli sanatkarlarından Yahya b. Osman, bilinen adıyla Yahya Fahreddin’dir. Kenarları dendanlı çerçeve içine yazılan yazının baş tarafında bir penç motifi ve ondan çıkan iki yaprak bulunmaktadır. Yazı zemini koyu yeşil, kabartma harfleri ve yazı çerçevesi altın varaklıdır. Kitabenin günümüzde durumu oldukça iyidir.

Nuruosmaniye Kütüphanesi

I. Mahmud saltanatının son yıllarında yaptırmaya başladığı külliyede büyük bir kütüphane kurmayı da planlamış, bazı kitaplarını da hazırlatmıştı. Külliye tamamlanamadan ölünce yerine geçen kardeşi III. Osman eseri tamamlatarak kendi adına izafeten “Nûr-ı Osmânî” adını koydu ve kütüphaneyi de kendi ismiyle açtı. Hatta I. Mahmud’un vakfettiği kitapların üzerindeki vakıf kayıtlarını ve mühürleri kazıtarak kendi mührünü koydurdu. Koleksiyon bakımından 18. yüzyılın en zengin kütüphanesidir. Kütüphanede mevcut kıymetli eserlerden 34’ü 1923’te Türk ve İslam Eserleri Müzesine, ceylan derisine kûfî hatla yazılmış iki mushafla bir amme cüzü ise 1933’te Topkapı Sarayı Müzesi'ne gönderilmiştir.

Nuruosmaniye Kütüphanesi geleneksel Osmanlı kütüphane mimarisine göre altta bir bodrum üzerine kurulmuştur. Üst katta okuma salonu ve kitap deposu bulunmaktadır. Kütüphanenin okuyuculara mahsus kapısı dışında padişahın kullanımı için bir kapısı daha vardır. Bu kapının üzerinde celî sülüs hatla yazılmış ve tarih bulunmayan kitabede, “Utlubû’l-ilme mine’l-mehdi ile’l-lâhdi” yani “Beşikten mezara kadar ilim taleb ediniz” mealindeki hadis-i şerif yer alır. Zemini ve harfleri boyasız kitabede imza da yoktur.

Okuma salonundan girilen kitap deposunun kapısı üzerinde kütüphanenin açılış tarihini veren bir kitabe mevcuttur. Kitabe dörder satırdan oluşan üç bölüm halinde tasarlanmıştır. Celî talik hatla yazılan kitabenin zemin rengi koyu lacivert, harfleri ise altın varaklıdır. Kitabede hattat imzası bulunmamaktadır.

Şeh-i Ekrem semiyy camiü’l-Kur’an-ı azam kîm / Şerefdir nûsha-yı zât-ı bihîni âl-i Osman’e / Kitab-ı dîn ü devlet mecma’ü’l-bahreyn-i ümmet / Vucûd-ı şeri’-i metin-i ma’delettir dâd-hâhane / Sezâ Tenvirü’l-Ebsâr eylerse hakk-ı râhından / Taleb-kâran-ı ma’na bakmasın Telvih ü Tıbyâne / Mutavvel Cevdet-i a’tâfını mümkün değil Telhis / Me’ani ü Bedi’ lûtfu sığmaz şerh-i mizâne / Değil âyâtı şevket-mâyesi gencide-yi tefsir / Celâleyn Süyutî serd eders Bast-ı İttikâne / Sihâh-ı Cevherî mısra’m Hakim olur târih / “Ulü’l-elbâbe cem’i ders-i kudsîdir kütübhâne” / 1169 / 1755-56.

Kitabe metninde Mizan, Celâleyn, İttikân, Tenvirü’l-Absâr, Telvih ve Tıbyân gibi fıkıh ve tefsir, Sihâh-ı Cevherî, Mutavvel ve Telhis gibi sözlük ve gramer, me’ani ve bedi’ gibi dinî konulardaki kitaplarla medreselerde okutulan ilim dallarından bazıları da zikredilmiştir.

Ragıp Paşa Kütüphanesi

III. Osman ve III. Mustafa devirlerinde sadrazamlık yapan Ragıp Mehmed Paşa devlet adamlığı yanında şairliği ve çeşitli konularda yazdığı eserleriyle de tanınmaktadır. Konağında zengin bir kütüphanesi ve kitaplarının bakımıyla görevli bir de yardımcısı vardı. İstanbul Laleli’de ölümünden bir yıl önce yaptırmaya başladığı mektep, kütüphane ve şadırvan 1763’te hizmete açılmıştır. Gerek mimarisi gerek kitap deposu ve okuma salonu dolayısıyla İstanbul’u ziyaret eden seyyahların ilgisini çekmiş ve bazı seyahatnamelerde gravürleri yer almıştır. Kütüphanenin okuma salonunun ortasına yerleştirilen kitap dolapları demir parmaklıklarla çevrilidir.

Günümüzde yol kotunun aşağısında kalan ana giriş kapısının üzerinde bulunan celî sülüs kitabede Beyyine suresi üçüncü ayeti olan “Fîhâ kütübün kayyimeh” yani “O sayfalarda dosdoğru hükümler vardır” mealindeki ifade yer almaktadır.

Kütüphanenin avlu giriş kapısı üzerindeki eski inşa kitabesi kaybolmuştur. Kaynaklardan öğrendiğimize göre bu kitabede şunlar yazmaktaydı:

Şehinşâh-ı cihân Sultân-ı âlem Mustafa Hân’ın / Tulû’ı fahr-i işbâh-ı nazâ’ir Âl-i Osman’a / Ânın mecmu’â-ı âsârının bir cüz’idir gûyâ / Bu kân-ı marifet dârü’l-kütüb erbâb-ı itkâne / O adîl ibn adîl emr-i Kur’an ile âmildir / Sezâ Beyzâvî olsa kadı-i belde o sultana / Kitâb-ı âleme şiraze bend-i iltizâm oldu / Bedest-i nâ-sezâ dönmüştü evrâk-ı perişâne / Muvaffak kıldı feyz-i vakt-i ikbâl-i saadetle / Yegâne cami-i seyf ü kalem bir sadr-ı zîşâna / Muhit-i cûdı himmet mecma-ı bahr-i maâriftir / Hülâsa mültekâdır ecr-i hayrat ihsâne / Sezâ-yı rağbeti Râgıb Mehemmed nâm paşadır / Vezir-i â’zamı sadr-ı nizâmü’l-mülki’l-âne / Mücevher söylenir nutk-ı Lebîb-âsâ sezâ tarih / “Ne râ’nâ cem’i ihyau’l-ulûm kütübhâne” / 1176 (1762).

Kütüphanenin giriş kapısı üzerinde biri celî sülüsle yazılmış Arapça, diğeri celî talik hatla yazılmış Türkçe iki kitabe mevcuttur. Günümüzde nefti yeşil zemin üzerine kabartma harfleri altın varaklı olan üç satırlık celî sülüs Arapça kitabede mealen şöyle yazmaktadır:

“İçinde çok kıymetli kitapların bulunduğu bu kütüphane, gerek vakıf gerekse başka desteklerle yaptırıldı. Burası kitapları elden ele ve dilden dile gezen bir yerdir. Yaptıranın adı halk içinde ‘Ragıp’ diye meşhur, vezirler arasında en üstün kimsedir ki adı ‘Mehmed oğlu Mehmed’tir. Bu eser hicretin 1176’sında tamamlandı.”

Bunun altında yine aynı renkli, harfleri altın varaklı iki satır, iki sütunlu, baş ve sonları dendanla kitabeli hale getirilmiş ve her satırda ikişer keşideli şair Zihnî’ye ait celî talik kitabede ise şu ifadeler okunmaktadır:

“N’ola bir beyt ile Zihnî feleğe târîhin / Halden sâde-rûh mihr-veş etse imlâ / Bu kütüphâne-i ilm oldu bi-tevfîk-i Hudâ / Vakf-ı sadrü’l-vüzerâ Hazret-i Râgıb Paşa” / 1176 (1762-63).

I.Abdülhamid’in Kütüphanesi

İstanbul’un önemli ticaret merkezlerinden Eminönü-Sultanhamam ile Sirkeci arasında Bahçekapı’da, Hamidiye caddesi kenarında Dördüncü Vakıf Hanın karşısındaki yapı adasının tam karşısında I. Abdülhamid Külliyesi yer alır. 1775’de temeli atılan külliyenin sıbyan mektebi 1777, medrese-kütüphane-mescid-arasta yapı topluluğu 1780, türbe ise 1789 yıllarında tamamlanmıştır. Günümüzde kütüphane, İstanbul Ticaret Borsasının ikinci katında bulunur. Merdivenlerle çıkılan ikinci katta bir koridor yer alır. Kitap okuma salonuna bu koridorun sonunda ve solunda, üstünde kitabe olan bir kapıdan girilir. Kitap okuma salonunun güney duvarına açılan bir kapıdan cilthaneye geçilmektedir.

Kitabe iki sütun halinde dörder satır olarak yazılmıştır. Celî talikle yazılan kitabe mermere kabartma olarak nakşedilmiştir. Zemini yeşil renkli harfleri altın varaklı kitabe metninin şairi Hayrî’dir. 1780 tarihli kitabede imza olmamasına rağmen yazının hattatının Yesarî Mehmed Es’ad Efendi olduğu bilinmektedir. Kitabe şöyledir:

Ekmel-i pâdişâhân Hân Hamîd-i âdil / Fazl-ı Hakk ile edüb adl binâsın teşyîd / Kâm-yâb oldu makâsıdla zamânında fühûl / Bu kütübhânenin ihyâsın edince temhîd / Bendesi mazhar-ı eltaf u a’tâsı Hayrî / Levha manzume-i evsâfın ederken tesvîd / Geldi bâ-lütfile Hudâ hatıra bir hoş târîh / “Yümn-i câvid ola darü’l-kütüb-i şâh Hamîd” / 1194 (1780).

Hacı Selim Ağa Kütüphanesi

Üsküdar Selamsız caddesi üzerinde Atlamataşı’nda bulunan Hacı Selim Ağa Kütüphanesi tersane emini Hacı Selim Ağa tarafından 1782’de vakıf kütüphanesi olarak yaptırılmıştır.

Kütüphanenin kitabesi Türk talik mektebinin oğluyla beraber kurucusu olan Mehmed Es’ad Yesârî tarafından yazılmıştır. Kitabe şöyledir:

Cenâb-ı umde-i erkan-ı devlet-i mefharü’l-eşbah / Sütude-i menba-ı lütf u mürüvvet zat-ı alicâh / Emin-i matbah-ı şahenşehi Hacı Selim Ağa / Ki evsaf-ı cemili nasa olmuş ziver efvah / Fenay-ı devlet pa-der rikab-ı dehri derk idüb / Tedarik etdi azm-i menzil-i ukbaya zâd-ı râh / Edüb ilm-i şerife izzet ve erbabına ikram / Mükemmel bir kütübhane bina itdi li-vechillah / Sıgar-ı ümmete mekteb kibarına kütübhane / Binâsına muvaffak oldu ol sahib-i dil-agah / Edüb her harf-i evrak-ı kitabınca sevab ihsan / Dü alemde muradın vere Hak suret-i dilhâh / Dua-gûne dedi itmâmının tarihini Tevfik / Zehi dârü’l-kütüb ecrin mükemmel eyleye Allah 1196 (1782) / Ketebehû’l-fakir Mehmed Es’ad Yesari gufire zünûbe.

Üç bölüm ve beşer satırdan oluşan kitabe, yekpare mermere hakkedilmiştir. Kabartma harfleri altın varaklı, yazı zemini mermer olarak bırakılmıştır. Bu kitabe hat kaynaklarında Türk talik mektebinin öncü ve önemli kitabelerinden biri kabul edilmektedir

Beyazıt Devlet Kütüphanesi

II. Abdülhamid döneminde İstanbul’daki vakıf kütüphanelerinde bulunan koleksiyonların bir araya getirilmesi ve “bazı cami, türbe ve kenar mahallerde harap olan kitapların kaybolmasının önüne geçmek, kitap meraklılarının ve halkın istifadesine sunulması” amacıyla devlet tarafından bir “millî kütüphane” kurulmak üzere harekete geçilmiştir. II. Bayezid tarafından 1501-1506 yılları arasında yaptırılan Beyazıt Külliyesinin doğu tarafında bulunan imarethane bölümü Abdülhamid’in de büyük desteğiyle restore edilerek kütüphane haline getirilmiştir. Raflarına yerleştirilen bir takım Naima Tarihi ile 24 Haziran 1884’te hizmete açılan kütüphane devlet eliyle kurulan ilk kütüphanedir. Satın alma ve bağış yoluyla kısa sürede zengin bir kütüphaneye dönüşmüştür.

Yer sıkıntısı sebebiyle 1948 ve 1953 yılarında yapılan tadilatlarla imaretin diğer bölümleri de kütüphaneye dahil edilir. 1867-1876 yılları arasında yapılan ve Dişçilik Okulu olarak kullanılan bina da Muzaffer Gökman’ın müdürlüğü döneminde kütüphaneye tahsis edilmiş ve 1988’de hizmete açılmıştır. “Kütüphâne-i Umûmî-i Osmanî” adı 1961’de “Beyazıt Devlet Kütüphanesi” olarak değiştirilmiştir.

Kütüphane binasının sağ taraftaki kitabesi şöyledir:

Şehinşâh-ı devrân edip minneti / Umûma kütüphâne yapdı nigû / Bu Abdülhamîd Hân’ın âsârıdır / Felek etse lâyık buna ser-fürû / Dedi tâm tarîh Sâib kulu / “Açıldı Umûmî Kütüphâne bu”.

Ortadaki kitabe şöyledir:

Kütüphâne-i Umûmî Osmanî / 1300 (1883).

Sol taraftaki kitabe şöyledir:

Hazret-i Abdülhamîd Hân lütfedip / Yapdı bir dârü’l-kütüb gayet güzel / Ol şehinşâh-ı ma’arif-perverin / Ömrün efzûn ede Hak izz ü cel / Çâkeri Sâib dedi târîh-i tâm / “Bu kütüphâne-i umûmî bî-bedel” / 1301 (1884-85).

Yapının ön cephesinde oldukça yüksek tasarlanmış pencerelerin üst hizasında yer alan yapı kitabeleri celî talik hatla yazılmıştır. Her iki kitabedeki manzumelerin tarih mısralarının ebced hesabı toplamı 1300 tarihinin karşılığıdır. Sol taraftaki 1301 tarihi kütüphanenin resmî açılış tarihi olan Haziran 1884 tarihinin hicri olarak ebcedle karşılığıdır. Bu kitabelerin ortasında ve biraz daha yüksekte celî sülüs hatla ve istifli olarak “Kütüphâne-i Umûmî Osmanî” ibaresi yer alır. Her iki kitabenin üzerinde beyzî madalyon içerisinde II. Abdülhamid’e ait kabartma tekniğiyle işlenmiş tuğra bulunur.

Kitabe ve tuğraların kabartma harfleri altın varaklı, yazı zemini mermer olarak bırakılmıştır. Hattat imzası bulunmayan yazılar, devrin hakim süsleme unsuru olan Avrupai tarzda motiflerle ve mukarnaslı frizlerle süslü bir cephede yer alır.

Ali Rıza Özcan

Kaynak: Z Dergi-Kütüphaneler, sayı 5

Kaynakça:

¶ Ayşen Alpdoğan, “Şehit Ali Paşa Kütüphanesi”, Türkiyemiz, 35, 1981, s. 2, Encümen Arşivi, 1943.
¶ Halit Dener, Süleymaniye Umumî Kütüphanesi, 1957, s. 32.
¶ İ. Birol Alpay, “Abdülhamid I Külliyesi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 1, Tarih Vakfı Yayınları, 1993, s. 36-37.
¶ İsmail E. Erünsal, “Âtıf Efendi Kütüphanesi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 4, Türkiye Diyanet Vakfı, 1991, s. 60-61.
¶ İsmail E. Erünsal, “Nuruosmaniye Kütüphanesi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 33, Türkiye Diyanet Vakfı, 2007, s. 266-67.
¶ İsmail E. Erünsal, “Murad Molla Kütüphanesi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 31, Türkiye Diyanet Vakfı, 2006, s. 188.
¶ İsmail E. Erünsal, “Râgıp Paşa Kütüphanesi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 34, Türkiye Diyanet Vakfı, 2007, s. 406-407.
¶ İsmail E. Erünsal, “Şehid Ali Paşa Kütüphanesi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 38, Türkiye Diyanet Vakfı, 2010, s. 435-36.
¶ İsmail E. Erünsal, Türk Kütüphaneleri Tarihi II: Kuruluştan Tanzimata Kadar Osmanlı Vakıf Kütüphaneleri, 1988.
¶ Mehmed Serhan Tayşi, “Fatih İlçesi Kütüphaneleri”, Fâtih Câmileri ve Diğer Târihî Eserler, haz. Fatih Müftülüğü, s. 257-258, 1991.
¶ Muzaffer Gökman, İstanbul Kütüphaneleri, 1938.
¶ Nermin Kırdar Kalyoncu, “Koca Ragıp Paşa Kütüphanesindeki Ahşap Avizeler”, Türkiyemiz, XIII/ 37, 1982, s. 31-33.
¶ Nurullah Delibaş, Kitabelerin Kitabı Fatih, Fatih Belediyesi Yayınları, 2016.
¶ Selim Nüzhet [Gerçek], Türk Matbaacılığı,1939.

Yayın Tarihi: 23 Haziran 2021 Çarşamba 10:00 Güncelleme Tarihi: 28 Haziran 2021, 08:01
banner25
YORUM EKLE

banner26