banner17

İsmet Özel: Özgürlük İçin Şiir

Bugün büyük şair İsmet Özel'in 74. doğum günü. Bu vesileyle İsmet Özel'in, Dergah dergisinin ilk sayısındaki 'Özgürlük İçin Şiir' başlıklı yazısını alıntılıyoruz.

İsmet Özel: Özgürlük İçin Şiir

Şiirin özgürlüğe ihtiyacı yoktur ve fakat özgürlüğün şiire ihtiyacı vardır. Yani ortaya çıkan şiir yöneldiği eksen doğrultusunda bağlantısını kurmuşsa (şairin fırlattığı ipin ucundan birileri tutmuşsa) şiirin özgürlüğü tamdır. Şiire fazladan, şiirin dışındaki bir ortamdan özgürlük armağan edilmesine gerek yoktur. Zaten bunu yapmak mümkün de değildir. Kurtulmak için şiire gitmeyiz, kurtuluş yolunu açmaz şiir. Kurtuluşa giden yola girme çabalarımız varsa, bu çabalarımız içinde şiirin bize kurtuluşta hangi anlamların saklı olduğunu verme gücünü taşıdığını görürüz. Demek ki şiir için özgürlük istemek beyhudedir; istenilecek olan özgürlük için şiirdir. Çünkü şiirin yeri ve işlerliği insanların yaptıklarının muhteva kazanışındadır. Değerli olan eylemdir, ama eylemin hangi değerde olduğunu ve giderek değerli olup olmadığını öğreten şiirdir.

Şairin suçsuz yanılgısı şiiri ortaya çıkarır

Burjuvazi eylemlerini yürütürken şiire ihtiyaç duymadı, duymayacak. Çünkü Octavia Paz’ın dediği gibi “şiir burjuvazinin –bir sınıf olarak- sindirmede yetersiz kaldığını kanıtladığı bir besindir”. Şiirle uyumlu bağlantıyı kurmada başarısız kalan eylem (ister burjuvaların eylemi olsun, isterse işçilerin) insanlığın aleyhine eylemdir. Özgürlüğün özgürlük olduğunun anlaşılması için yaptıklarımızın, yöneldiklerimizin şiirle bağlantısına bakarız.

Şiir yöneldiği eksen doğrultusunda eylemlerimizle bağlantısını ya ethos ağırlıklı olarak kurar veya pathos ağırlıklı olarak. Böylece kendi varlığımızı özgürlüğe açıp açmadığımızın ve eylemlerimizin özgürlüğe açılıp açılmadığının sağlamasını şiirde bulabiliriz. Eylemlerimizin şiirle bağlantısını kurmayı başarabilmişsek, bu işlem bizi ya mensubu bulunduğumuz camianın (communautê’nin) nabız vuruşuna ilgi duyanlardan biri kılar; veya bu işlem dolayısıyla aynı camiada tek insan olarak yerimizin neresi olduğunu arayanlardan biri olduğumuzu öğreniriz. Şairin suçsuz yanılgısı şiiri ortaya çıkarır. Şair her zaman kendi sesinin değdiğikulaklar olduğu yanılgısıyla harekete geçecektir. Ethos ağırlıklı bağlantıyı önemseyenler milletin dinamizmine, pathos ağırlıklı bağlantıyı önemseyenler de devletin dinamizmine güvendikleri için suçsuzluklarını ileri sürebilirler. Aldanışın sona erdiği yerde özgürlük için şiirin doğuşunu, yeniden doğuşunu görebiliriz.

Şiir dille düşünce arasındaki bağın biçimsel yükünü üzerinden atarak başarıya ulaşır. Ama… 

Özgürlük için şiir doğacak mıdır? Bilmiyorum. Bildiğim bazı şeyler var. Önce şu: Türk şiiri Osmanlı düşünme tarzıyla kaim bir ritmi Batı dünyasıyla şöyle veya böyle ilişki kuran zihnin meşguliyet alanı içinde tüketti. Tanzimat’tan bugüne esrarengiz temasın bütün imkânı, bütün hazzı, bütün azabı bitti. Şuara-yı Rûm yok. Roma’sız bir dünyaya hayıflanan varsa hayıflansın. Ben hayıflanmıyorum. Roma yıkıldı diye Albion, Galya, Judea, Kartaca sevinebilir. Ben sevinmiyorum.

Sonra şu: Şiir dille düşünce arasındaki bağın biçimsel yükünü üzerinden atarak başarıya ulaşır. Ama önce bu yükün ağırlığının hissedilmiş olması gereklidir. Oysa Türkiye’deki yaklaşım bu bağdan bi-haber olmayı erdem sayan bir safdillikle meşbû. Ve nihayet: Şiir kendi biçimini bulmaz. Şiir kendi biçimini gösterir. Karakter=Karakter yani Biçim=Biçim’dir. Benim bildiklerim size anlaşılmaz gelebilir. Bu üzücü bir durum, ama daha üzücü olanı söylediklerimin size anlaşılır gelmesi halinde dahi şiirle bağlantımızda değişen bir şeyin ortaya çıkmayışıdır.

Şiir olsun olmasın yazılan her şeyin bir ihkak-ı hakk ve haksızlığa bir tepki olduğuna, en azından olması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden de kendimi kimin ne istediğini anlayamama boşluğunda hissediyorum. Bir özgürlük davası güttükleri için dilini paylaştıkları milletin sağladığı güvenlik payından yararlanan veya dinamizmine güvendikleri devletten güç devşiren şairleri fark etmedeki aczimi itiraf ediyorum.

Sonra şu da var: Özgürlük için şiir yoksa, şiir adına yazılanlar zalimlere birer ihsan yerine geçebilir.

Dergâh Dergisi, Sayı:1 Mart 1990

 

Alıntılayan: Mehmet Akif Öztürk

Güncelleme Tarihi: 19 Eylül 2018, 15:32
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20