İslami düğünlerde nelere dikkat edilmeli?

İslami düğünler ile ilgili dosyamızın ikinci metni olarak, Nureddin Yıldız'ın Kadın Fıkıh Okulu'nda yaptığı bir konuşmanın metni olan 'İslami Düğün' başlıklı yazıyı ç-alıntılıyoruz.

İslami düğünlerde nelere dikkat edilmeli?

İslami düğünler ile ilgili dosyamızın ikinci metni olarak, Nureddin Yıldız'ın Kadın Fıkıh Okulu'nda yaptığı bir konuşmanın metni olan "İslami Düğün" başlıklı yazıyı ç-alıntılıyoruz. Elif Elif dergisinin 23. sayısında yayınlanan bu röportaj, günümüzde evlilik ve düğün konusunda en çok söz söyleyen, kitaplar yazan isim olan Nurettin Yıldız'ın "İslami düğünler" ile ilgili bakış açısını açık bir şekilde ortaya koymakta. Hem kendi internet sitelerinde, hem de muhtelif dergilerde yayınlanan yazıları, röportajları olan hocamızı aynı sorular ile tekrardan meşgul etmemek için, uygun bir yazısını ç-alıntılamayı uygun gördük.

Dosyamız, bu konudaki farklı perspektifleri yansıtan yazılar ve röportajlar ile devam edecek... (Dünyabizim)

İSLAMİ DÜĞÜN

Davete icabet etmek

Düğün bir çeşit ilan demektir. Düğün bizim için meşrudur, hadis-i şeriflerde düğün yapıldığına dair bilgiler vardır. Ashab-ı kiram ve Peygamber aleyhisselam düğün yapmıştır. Asıl olan nikahın duyurulmasıdır, düğün değildir. Yani şeriatın "illa yapın!" dediği şey nikahın duyurulmasıdır. Çünkü Efendimiz aleyhisselam "Nikahı ilan edin!" diye buyurmuş. Bizi en çok alakadar eden husus, nikahın kamuya mal edilmesidir. Düğün akrabayı, dostu çağırıp duyurmaktır. Bunun için de düğüne katılmak müekked bir Sünnettir. Katılmamakta vebal vardır. Düğüne katılmamak basit bir Sünneti ihmal etmek değildir. Bu yüzden Hanefi mezhebi dışındaki ulemaya göre düğüne katılmak vaciptir.

Düğünde İsraf

Düğün esasen nikahı ilan etmek için, "Biz evleniyoruz, haberiniz olsun ey Müslümanlar!" demek içinken simdi israf etmek, fors atmak ve milletin parasını almak için yapılan bir iş olmuştur. Bu nedenle Müslümanların yapmış olduğu düğünlerde ciddi bir sıkıntı var. İlk Müslümanlar arasında böyle debdebeli ve çirkin düğünler -yani maksadı dışında yapılmış olan düğünler- Emevi döneminde yapılmış düğünlerdir.

Debdebeli düğünler yapılıyor, ondan sonra da "borca girdik" deniyor. Borca girdiği için de "Haydi takı yapın!" deniyor. Riyalı bir şekilde insanlar sıraya giriyorlar, herkes beş verince sen iki veremiyorsun, işi resmi dilenciliğe dönüştürüyorlar. Zengini de yapıyor, fakiri de yapıyor bunu. Çünkü müsrifliğe, o bir saatlik harcamaya zenginin bütçesi de dayanmıyor. Aslında sadeliktir esas olan.

Düğün Yemeği

Bizim için Sünnet olan velimedir. Velime düğün yemeği demektir ve müekkedi bir Sünnettir. Sünnet olan et yedirmektir düğünde. Biz ümmet-i Muhammed'iz, böyle yaparız. Boyalı suyu limonata diye yutturmayız düğünde. Pastanelerin enkazını toplayıp kuru pasta dağıtmayız. Bizim düğünümüzde insanlar kollarını sıvar, çatallı/çatalsız otururlar, bir koyun eti yenir. Öyle bir koca tas pilav, bunun içinde öyle küçük cımbızla seçilmiş et parçaları değil.

Düğünlerimiz yemekli olacak, yemeklerde de kesinlikle et olacak. Kolestrol hastalarına dokunur diye küçük bir pilav da yapılabilir. Ee, buna gücü yetmeyen bari bir koç kessin, yanında bir parça kavurma versin. Öbür türlü pastalar, boyalı plastik içeren yiyecekler... Gerek yok! Başka milletler beş kuruş etmez geleneklerini koruyor da biz ashabımızın geleneklerini niye korumayacağız? Et pişecek ve o etten insanlar doyasıya yiyecekler.

Müslüman kardeşlerimiz düğün davetiyeleriyle geliyorlar. Altına yazmışlar ki "Düğünümüz hadis-i şeriflere uygun olacaktır, et ziyafeti verilecektir. Başka yiyecek verilmeyecektir." Hay Allah razı olsun bunu yazandan ya! Ne mübarek! Başlarken Sünnetle başladı. İşte düğün dediğin de budur. Çıkarken biz de "Allah senden razı olsun, Rasulullah'ın bir Sünnet'ini yerine getirdiniz" diyelim. "Et pahalı" diyorsan tutma büyük salon, "Belediyenin parkında düğün yapıyorum" de, ağacın altına getir kazanları, koy oraya. Salon parasına iki tane büyük dana alırız. Senin derdin Sünnet'e uymak mı dedikodu mu? Onu söyle. Gerisi hallolur.

Velime ne zaman verilmeli? Gerdekten sonra verilmesi Sünnet'e daha uygundur. Ama bizde biliyorsunuz nikahtan sonra gerdeğe girilir. Bu da Sünnet'e uygundur. Ancak evlenip gerdeğe girdikten sonra öbür gün de akrabaya yemek verilebilir. Bunlar erkeğin vazifesidir.

Düğün Tebriği

Bizim düğünlerimizde çıkıp konferans vermek yoktur. Efendimiz aleyhisselamın düğünlerinden birinde Efendimiz aleyhisselam ziyafet verdi. Ashab-ı kiram da gelmiş oturmuşlar. Hiçbiri konuşmuyor, "Peygamber bir şey konuşsa da dinlesek" diye. Efendimiz aleyhisselam da "gidin işte, başkaları da gelecek" demeye getiriyor ama utanıyor da öyle söylemeye. Yani "kalkın buradan" nasıl diyecek? Bunun sonucunda ayet indi: "Ey Mü'minler! yemeğinizi yediniz, konuşmaya devam etmeyin, kalkın. Bu peygamberi sıkıntıya düşürüyor. Size utanıyor da 'kalkın' demeye, siz kalkın". Yemeği yedin, Allah mübarek etsin, güle güle. Vaaz dinlemek, ilahi okumak yok. Ayet var, hadis var. Asıl olan yemek yedirmek, tebrikleşmek ve gitmektir.

Söz Verilen Zaman

Bir başka sıkıntı da söz verilen zamanda düğünün başlamaması. Saat dörtte çağrılıyorsun, düğün beş buçukta başlıyor. Bu yüzden ben düğün davetlerinden bir sebeple nefret etmiştim, gitmiyorum. Benim vaktim önemli, dakika saydığım bir dünyada senin düğünün için beş saat harcarsam üç saat de trafikte harcıyorum zaten. Yani haftada yirmi düğüne çağrıldığım oluyor. Hepsine gitsem bana ek bir hafta lazım. Hiç namaz da kılamam, Kur'an da okumamam lazım. Ben düğün için ömrümü feda edemem. Oraya yaz "saat 16:40'da et ziyafetimiz başlayacak, 17.20'de bitecektir" diye. Bilelim ki yarım saat içinde etimizi yiyip çıkacağız. Böylece düğüne gitmek de dert olmasın.

Balayı

Bizim Şeriat'ımızda zifafa ilk defa giren bir genç kız yedi gün kocasıyla baş başa kalma hakkına sahiptir. Ashab-ı kiramdaki uygulama böyle. O yedi günde koca, sadece cuma namazına gider. Yedi gün, birbirlerini tanımaları içindir. Bizde bal haftası var. Çünkü Müslümanın bir haftadan sonra gerdekle uğraşacak işi olmaz, israf olur. İkinci evleniyorsa kadın veya erkek, o, evliliğe sıcak olduğu için üç gündür onun hakkı.

Eğlence

Kırk tane kadın görmeden beş dakika oturamayacağın bir düğün salonunda Müslüman bulunur mu? Biz Allah'a asi bir düğüne gitmeyiz. Erkek-kadın karışık, çalgı serbest, üst katta bar var, alt katta düğün. Gitmeyiz. Gidersek günaha gireriz, böyle şey olmaz.

Düğünler eğlenceli olursa ne olacak? Ashab-ı kiram da eğlenceli düğün yaptılar. Efendimiz aleyhisselam gördü ve ses çıkarmadı. Ancak "eğlence" kelimesi nedir? Bir kere alkolle eğlenmek, haram müzikle eğlenmek, haramı alet edip eğlenmek, sonucu haram olacak bir eğlenme yok. Mesela ezan vakti oldu, hâlâ akşam kılınmadı, yatsı ezanı olacak, eğlence devam ediyor. Hangi eğlence akşam namazını kaçırma pahasına caiz olabilir? Hac bile yapamazsın namaz kaçırma pahasına.

Sadece eğlenme sebebiyle düğün yapılmaz. Bunların ortalaması bulunduğunda eğlenmek caizdir. Zilsiz def ve davul düğünde çalınabilir. Def çalmada hadis-i şerif var. Def haram değildir. Def davulun açık olanıdır. Davula da Hanefi mezhebinde cevaz var, diğer mezheplerde ona da cevaz yok. Zurna yok, diğer müzik aletleri yok. Bunun yerine peki düğünde ne yapılabilir? Tiyatro yapılabilir, mizah yapılabilir ve benzeri helal eğlenceler yapılabilir. Dans veya o tip bir şey eğer erkek ve kadın bir arada yapıyorsa o şeytanlıktan başka hiçbir şey değil. O kadınlar tek başına dans edilebilir mi? Bir doktora tezi yapan falan fıkıhta kenarda, köşede bir yerde bulabilir kadınlar dans edebilir diye. Çünkü dans etmek, ayağa kalkıp zıplayıp oturmak demektir. Zıplamak da haram değil ama eğer dans denen şey kadının kalçasının şeklini belli ediyor ise bu kadının yapacağı iş de haramdır. Ama mesela horon dedikleri şey, kadın kadına da haram değildir.

Süslenmek

Bir başka mesele de kadının düğüne süslenip gitmesidir. Gerek gelinin gerek düğüne katılan kadınların süslenmelerinde bir sakınca yoktur. Kadınların haklarıdır, her türlü gümüşü/ mücevheri takabilirler. Bu süslenmenin bir sıkıntısı sadece daracık kıyafetler giyildiğindedir. Bu dar kıyafetler çıplaklık statüsü taşıdığından veya altındaki iç çamaşırın renginin belli olacağı kadar ise buna o da girer. "Ee, biz kadın kadına oturuyoruz, erkeği sokmuyoruz" ama evret diye bir mesele var. Mesela 300 kişilik bir düğünde kadınlar saçları başları açık dolaşırlar, olabilir, kadın kadına saçları birbirine haram değildir. Damat fotoğraf çektirmek için gelinin yanına geldiğinde ne olacak? Ee, onlar damadı zaten, bir şey olmaz. Biz Müslümanların düğününden bahsediyoruz, ne arar kadınların arasında erkek? Kıyamet mi koptu? Ne demek damat, evladıymış? Onları sal sen, görürsün evladı. Evladıymış, şeytanın derdi ne?

Gelinlik

Düğünlerle ilgili sorunlarımızdan biri de gelinin kıyafetidir. Müslümanlar için müslüman duvağı icad ettiler. Neymiş efendim, gelinin boyu 1.60, duvağı 4 metre. Birileri arkadan duvağı tutuyor. Müslümanlar İslam'a karşı oldukları için bunu yana doğru yapıyorlar. Mesele mi eski tül perdelerden gelinlik yapmak? Mesele, kime özendiğindir.

Avrupa'da rahibe kıyafeti gelinlik, Avrupa'da kızlar çok dindar bir evlilik yaptığını belli etmek için gelinliği icat ettiler ve bugün Müslümanlar bunu taklit ediyorlar. Dünyanın en pahalı, en güzel kıyafetini giy olmaz mı? Olmaz. Kör taklit sıkıntımız var bizim. Ama gelinin normal bir kıyafet bin lira ise onun iki yüz elli bin liralık kıyafet giymesi hakkıdır, anasının sütü gibi helaldir. Kafiri taklit olan bir şey olmasın, vücudunu belli eden bir kıyafet olmasın, oradan arabaya binerken erkeklerin ve kadınların dikkatini çekecek bir kıyafet olmasın.

Gelin Arabası

İffetli bir erkek "eşimi benden başka kimse görmesin" diye düşünmesi gerekirken, yarı çıplak rezil kıyafetlerle "hanımım bu benim" diye kameralar önünde duruyor. Kıyamet alameti bu. Esasen ahlaklı, basiretli bir damat adayı dublör kullanmalı, yani 3-4 tane aynı kıyafette gelin adayı çıkarıp aynı arabaya koyup kimse gelinin kim olduğunu anlamadan kaybolmalılar oradan.

Kızlar okuyorlar, okuyorlar, hafızlıklar, imam-hatipler. Düğüne gelince "hayatta bir defa". Bu hayat da bir gün mübarek, herkes seksen defa evleniyor sanki. O gün seni görmek istiyor Allah zaten, şehit de bir defa ölümle karşılaşıyor. Rabb'ine öyle gidiyor. "Daha ilk defa karşılaştım ya Rabbi, beni yaşat, bir dahakine şehit olurum" dediğinde şehit oluyor musun? İmtihan bir defa zaten, fırsatlar bir defa verilir insana. Bir defa doğarsın, bir defa şehit olman gerekir. Bir defa evleneceksin, o gün Allah seni görmek ister.

Fotoğraf

Müslüman bir kadın, fotoğrafı herkesin görebileceği bir yerde bulunacağı için fotoğraf çektirmeye karşı hassas olmalıdır. Damat, çakı gibi bir adam, iki yüz elli tane Müslüman kadının bulunduğu salonda fotoğraf çektiriyor. Ben eşimi bu yüzden düğünlere göndermiyorum, kendim de gitmiyorum zaten. Çünkü İslami düğünün de garantisi yok. Damat, damadın babası bir şeyler takmak için, çıkarmak için girip çıkıyorlar içeri. Senin hanımın orada oturuyor, kaçıp peçeni takıp bir kenara gitsen salon küçücük zaten.

Bu tip rezillikler, Müslümanlığı kuru kuru yaşama iddıamız olduğunu ama Allah'ın bizi imtihan etmeyi murat ettiği yerlerde büyük zaafiyetler gösterdiğimizi ortaya koyuyor. Düğün günü Allah yok, melekler yok, o gün tatilde melekler, sanki hiç görmüyorlar oradaki rezillikleri! Ama düğünün sonunda muhteşem bir dua var ya "Ya rab, havva ile Adem'in arasındaki muhabbetten, Hadice ile Muhammed aleyhisselamın muhabbetinden, Fatıma ile Ali'nin muhabbetinden aynısını bu damatla geline ver!" Verir ama ne verir?

Yatak Odası

Müslüman hanımefendiye evinin anahtarı teslim edildikten sonra hadis-i şerif ne diyor? "Bu evin çobanı odur, erkeğin namusudur, o evde erkeğin namusudur." Saliha kadından bahsederken ne buyurmuş aleyhisselam efendimiz? "Erkek yokken malın da ve iffetin de bekçiliğini yapar." Bu yüzden kocası izin verse bile Müslüman kadın, yatak odasını asla kimseye açmamalı; kocasıyla kullandığı ortak çamaşırları kimseye göstermemelidir. Bu titizlikle Müslüman kadın evlenecek, hanım olacak, saliha kadınlardan olarak Rabbi'ne kavuşmak için böyle bir çizgi çizecek kendine.

Hediye

Efendimiz sallallahu aleyhivesellemden gelen rivayetlere göre "filancalar düğün yapıyormuş, keşke elimize hediyelik bir but alıp gidebilsek" diye buyurmuş Aişe validemize. Demek ki, düğüne eli hediyeli gidilir fakat iki türlü hediye var günümüzde yaygın olan. Birincisi; Müslümanlar toplanıyorlar, gidiyorlar, düğünde beşer lira onar lira takıyorlar, al sana düğün hediyesi. Ya da evine gidiyorlar, herkes ucuz bir porselen takımı alıyor, gidiyor, bir ay sonra züccaciye ya da plastik çiçek dükkanı oluyor orası. Yahut beş-altı tane elektrik süpürgesi oluyor. Onların da hâlâ filanca şeyi eksik.

Şahsen benim teklifim ve yaptığım para vermektir çünkü elektrik süpürgesi bir daha bir şey almıyor ama para, elektrik süpürgesi de alıyor, çamaşır makinesi de alıyor. Yani senin gönlünden 150 liralık elektrik süpürgesi geçiyorsa çok güzel, Allah razı olsun. Sünnet'e uygun olarak koy bir zarfın içine yüz elli lirayı, tebriğe gittiğinde evine koy. Bu, Sünnet'e daha uygun, kullanımı daha güzel.

Akrabalık düzeyiniz ileriyse, güzelse, mesela amcaysan, dayıysan aç telefonu "Kızım, evinizde ne ihtiyaç var sizin? Bir şey alacağım ben, ne alayım? Üç yüz liralık bir şey alacağım kızım, ona göre bir şey söyleyin bana." "Evimizde filan odanın perdesi yok." Tamam işte. Yaptığımız işi daha makul ve gösterişten uzak yapmak lazım. Ya para vermeli ya da bu şekilde yapmalı.

Takı

Düğünde takılan takılarla ilgili fetvameclisi.com'a gelen sorulardan birisi de "takıları sonra ne yapacağız?"

Şimdi burada hakemliğe gelince yapacak bir şey yok, kız tarafında toplanaa hediye kızın olmalı; erkek tarafında toplanan da erkeğin olmalı ve bunlar birbirine karışmamalılar. Orada toplanan para ne ki? Ona tenezzül edip de Müslüman bir erkek "onu bana ver" demez. O kadar düşmemeli mü'minler, insan acından ölür de yeni evlendiği karısına "şu parayı getir" demez. Yani mü'minin bir seviyesi olmalı.
Önceden ittifak edilebilir, bu kesinlikle düğünden önce konuşulmalı. "Kime ne hediye verildiyse o hediye onun olacak. Para, her neyse... Eğer eve getirilirse evin ortak malı olacak" diye bir ilke konabilir. Bu tip konuları çok sarih, açık yüreklilikle önceden konuşmak lazım. Koca koca zengin insanlar bu yüzden kavga ediyorlar, aileler birbirine giriyor. Birbirlerini hırsızlıkla, çalmakla, seviyesizlikle itham ediyorlar. İzzeti nefis sahibi olmak lazım diye düşünüyoruz.

Zifaf

Bir diğer düğün adeti de şu arabaya girerken bir dua, eve girerken bir dua... Bunlar batıl, yok, bidat şeyler bunlar. Yok böyle bir şey. Bir Sünnet var, zifaf için odaya girildiğinde erkek, çamaşırlarını çıkarmadan abdest alır, kıbleye gönder, iki rekat namaz kılar, sonra da kalkar elini hanımının alnına koyar, "Allah'ım şeytanı bu odadan uzak tut, bize çocuk verirsen çocuğumuzu şeytandan uzak tut" diye dua eder. Bitti, Sünnet budur, gerisi boştur.

Nureddin Yıldız Hocaefendi'nin Kadın Fıkıh Okulu'unda yapmış olduğu “İslami düğün” konulu derstir. Elif elif dergisinin 23. sayısından (Yaz 2013) alıntılanmıştır.

Güncelleme Tarihi: 25 Haziran 2015, 14:16
YORUM EKLE

banner19