banner17

İmla ve noktalama bilmeyen nesiller geliyor

İmla ve noktalama bilmeyen nesiller geliyor.. Kamil Yeşil'in Türk Edebiyatı dergisinin Mayıs sayısında yayınlanan eleştirisini önemine binaen ç-alıntılıyoruz.

İmla ve noktalama bilmeyen nesiller geliyor

 

 

Ortaöğretime bu yıl başlayan (2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı) öğrenciler imlâ ve noktalama işaretleriyle anlatım bozukluklarını öğrenmediler, önümüzdeki yıllarda da öğrenmeyecekler.

Çok kolay olduğu, herkes tarafından sular seller gibi bellendiği ve dosdoğru kullanıldığı için değil; tam tersine, bu memlekette üniversite mezunlarının, gazeteci, savcı, hâkim ve avukatların az bildikleri için çok yanlış yaptıkları konular imlâdır, noktalama işaretleridir, cümlede anlatımdır. Yerine göre bu memlekette bir virgülün yanlış kullanımı bile büyük bir sorundur, bir kozdur, alay ve hatta ceza konusudur.Necmettin Hacıeminoğlu, Türkçenin Karanlık Günleri

Sendikalara, muhalefet partilerine, sınavda başarılı olamayan öğrencilere ve velilere gün doğacak

Dahası var: Bu memlekette, Anadolu liseleri için yapılan seçme sınavlarından (SBS) tutunuz, LYS, KPSS, ALES, yurtdışına eleman gönderme ve diğer bütün kamu kuruluşları için yapılan seçme sınavlarına kadar bütün sınavlarda imlâyı, noktalamayı ve anlatım bozukluğunu konu alan onlarca soru soruluyor. Bu sorular, sadece eleme amacı taşımıyor; zira gerçekten insanımız imlâ, noktalama bilmiyor, düzgün cümle kurmuyor, kuramıyor. Bundan dolayı da resmi yazışmalardan tam bir anlam çıkmıyor; sık sık Anayasa ve kanun metinlerini yorumlama yanlışlığı ile karşılaşıyoruz.

Acaba ÖSYM, 2012 yılı için yapacağı LYS sınavlarında ve diğer sınavlarda adı geçen konulardan soru sormayacak mı katılımcılara? Tabii ki soracak. Dananın kuyruğu o zaman kopacak. Çünkü bu, kolaylıkla dava konusu olacak bir şeydir. Sendikalara, muhalefet partilerine, sınavda başarılı olamayan öğrencilere ve velilere gün doğacaktır. Sebep açık: “ÖSYM, müfredat dışı soru sormuştur. Hiçbir öğrenci okulda öğrenmediği, öğretilmeyen, yani müfredatta yer almayan konudan sorumlu tutulamaz” denilecektir.

Acaba ne oldu da, 14.07.2005’te kabul edilen Dil ve Anlatım programındaki “Kelimede Yapı Bilgisi”, “İmlâ”, “Noktalama ve Anlatım Bozuklukları”, “Cümlenin Öğeleri”, “Cümlenin Yapısı” ünitelerinden vazgeçildi? Bilmiyoruz ve bu konuda bilmediğimiz çok şey var.

Bir millet düşünün ki konuştuğu, yazdığı ve millî birliğinin temeli olarak gördüğü bir dile ait özellikleri öğrenmiyor, öğretmiyor, bunu gereksiz görüyor. “Öğrenmesi zor, zaman alıcı bir uğraş, müfredat yetişmiyor, öğrenciler zevkle işleyemiyor” gibi mazeretlere sığınıp bu zamana kadar akla hayale gelmeyen bu metodun mucidi kim, doğrusu merak ediyorum. Başlangıçtan günümüze kadar yetişen müfredat, ne oldu da 2005’ten sonra yetişmez, zevksiz ve gereksiz oldu?

Eğer ilgili müfredatı hazırlayan komisyon başkanı ve kurul üyeleri değişseydi; o zaman yeni komisyon başkanı ve üyeler böyle bir karar almış diyecek ve gereken soruları onlara soracaktık. Ama her iki programa baktığımızda görüyoruz ki programın bazı üyeleri değişse de komisyon başkanı yerinde duruyor; Talim Terbiye Kurulu üyeleri de. Yeni “düzeltme” komisyonu nasıl bir savunma yaptı ki Talim ve Terbiye Kurulu bu değişikliği onayladı ve yayımladı?

Aklıma gelen tek savunma şekli var, o da şudur: “Ünitelere ‘Metni imlâ, noktalama, anlatım olarak inceler.’ ‘Kelimeleri yapı olarak inceler.’ kazanımı koyduk.”

Kendisi öğretim programından kaldırdığı başlıkları başkasından nasıl isteyebilir ki

Kırk üç tane kazanım bir tek cümleye mi sığdı yani? Eğer cevap bu ise diyeceklerimiz var: Bir üniteyi bütün ayrıntılarıyla öğretmek için bu kadar kısa bir kazanım yeterli ise; her ünite için onlarca kazanım yazmanın ne gereği vardı o zaman? İkincisi; öğretmen veya öğrenci, metinleri imlâ, noktalama, anlatım olarak; kelimeleri yapı, cümle bilgisi olarak incelemezse ne olacak? Hiçbir şey.

Türk Dil Bilgisi, Muharrem ErginŞunu unutmayalım: Öğretmen, ünite olarak yer almayan hiçbir şeyi öğretmek zorunda değildir, öğretmez. Öğrenci, ders kitabında yer almayan bir konuyu öğrenmez, öğrenmek istemez. Bu durum Bakanlığın kaldırmayı planladığı dershanelerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şeye yaramaz. Öğrenci böylece dershaneye itilmiş olur.

Burada değinmemiz gereken diğer önemli konu şudur: Acaba bu üniteleri programdan kaldıran Talim ve Terbiye Kurulu, ders kitabı olarak incelediği/incelettiği kitaplarda imlâ doğruluğu, noktalama doğruluğu ve cümle düzgünlüğü arayacak mı? “Tabii ki arayacak, niçin inceliyor sanıyorsunuz?” derseniz, o zaman soralım: Peki, bu durumu nasıl izah edecek müşarünileyh? Kendisi öğretim programından kaldırdığı başlıkları başkasından nasıl isteyebilir ki?

Velhasıl, neresinden tutarsanız tutunuz; elinizde kalıyor bu düzeltilmiş metin. Hatırlatmak için söylüyoruz. Türkçenin isimden isim, isimden fiil, fiilden isim ve fiilden fiil yapım ekleri ile zenginleştiği öğretilmeyecekse, birleşik kelimelerin mantığı ve türleri bilgi olarak kazandırılmayacaksa, öğrenci doğru imlâyı, doğru noktalamayı, doğru cümle kurmayı öğrenmeyecekse, cümle bilgisine ait ayrıntıları kavramayacaksa neyi kavrayacak, neyi öğrenecek? Bizim hocalarımız Faruk K. Timurtaş Türkçemiz ve Uydurmacılık’ı, Necmettin Hacıeminoğlu Türkçenin Karanlık Günleri’ni, Muharrem Ergin Türk Dil Bilgisi’ni, M. Kaya Bilgegil Türkçe Dilbilgisi’ni boşuna mı yazdı acaba?

Güya böyle “düzeltilmiş” programın yeniden düzeltilmesi gerekiyor

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Bu yapılan değişiklikler, yok saymalar öncelikle ilmî değildir. Talim ve Terbiye Kurulu’nun bu ilim dışı çıkmayı nasıl onayladığını bir türlü anlayamıyoruz. “Öğretmesi zor, öğrenci zevk almıyor, müfredat yetişmiyor” gibi bahaneler geçerli olamaz. Bu mantığın “Fizik’ten ‘Aynalar’, kimyadan ‘Tepkimeler’, geometriden ‘Üçgenler’ vs. konularını çıkaralım” noktasına varmayacağını kim söyleyebilir? İlmî olmadığı için mantıkî de değildir, akla ve gerçeğe de aykırıdır.Ömer Dinçer

Sayın Milli Eğitim Bakanı bu konuda yeterli bilgilendirilmemişe benziyor. Bakanlığın en üst karar organının ve uzmanların, bu tür bir yanlış yapacakları kimsenin aklına gelmez ki Sayın Bakan’ın aklına gelsin. Sayın Bakan’ın bu değişikliklerin: 1. Ders kitaplarına yansıtılması, 2. Yansıtılma işlemi yapılan ders kitaplarının 30 Aralık 2011 Cuma günü mesai bitimine kadar Başkanlığa teslim edilmesi, 3. İncelemesi devam eden taslak ders kitaplarına yansıtılmasının ise inceleme işlemlerinin bitiminde ilgililerden istenmesi ve 2011-2012 Öğretim Yılı’na mahsus olmak üzere mevcut ders kitaplarının, zümre öğretmenler kurulunca öğretim programlarında yapılan değişikliklere uyarlanarak kullanılması, emrini içeren ve Talim ve Terbiye Kurulu üyelerinin imzalarını taşıyan “geliştirilmiş ve düzeltilmiş” “Dil ve Anlatım Dersi Öğretim Programı”nın yeniden “düzeltme”si gerekiyor. Bu açık.

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum: Artık imlâsız, noktalamasız ve ne anlama geldiği belli olmayan cümlelere, dilini bilmeyen öğrencilere kendimizi hazırlasak iyi olacak. “Neş’e”nin “neşe” olarak kullanımına alıştık; Hâmid, ömrünün son demlerinde “Ham-it” olduğunu gördü; Kur’ân, “Kuran”a dönüştü, insanlar “bazen”i “bâzen” olarak öğrenmek için spikerlik kurslarına gidiyor. Üstelik bunu devlet marifeti, Milli Eğitim’in beyni sayılan TTK eliyle yapıyoruz. Bakalım daha neler duyacağız, neler göreceğiz!

Kâmil Yeşil, Türk Edebiyatı, Mayıs 2012.

 

M. Yusuf Yılmaz ç-alıntıladı

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 13:36
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah Ertekin
Abdullah Ertekin - 7 yıl Önce

Dil konusunda göstermiş olduğu bu hassasiyetten dolayı yazarı tebrik ediyorum.Yıllardan beri işlenen hatalarla dil gerçekten büyük yara almıştır.Umarım dikkate alınır.

Mustafa Zahid Ergün
Mustafa Zahid Ergün - 7 yıl Önce

1-Hükümet geldi geleli tüm eğitim sisteminde 'köklü' değişiklikler yaptı, yapıyor.Yapılandırmacı program geldi, birçok yeni dersler veya adı değiştirilen derslerle karşılaştık.Bunlardan biri de Dil ve Anlatım dersi malumumuz.Dil' e ait hususî bir ders planlayıp sonra da, yazıda açıklandığı gibi bir hâle getirdiler.Korkum şu:Şimdi de Din' e ait hususî bir ders getirecekler.Din' e ait hususî bir kanal kurdukları gibi.

Mustafa Zahid Ergün
Mustafa Zahid Ergün - 7 yıl Önce

2-Yukarıdaki mesajdan sonra soru sormaya hacet yok elbette.Ama soruyorum.Önceden 'yasaklı' kelimeler ve özellikle ilkokul kitaplarında, sınav sorularında onlarca tahrifat ve tahribat nevinden saçmalık numuneleri ile demosuyla yetindikleri oyunun aslını mı piyasaya sürüyorlar şimdi?Asıl film şimdi mi başlıyor?Ne olacak bu işlerin sonu?

banner8

banner19

banner20