İlim Yayma'nın İlk Kıvılcımını Atan Abdülaziz Bekkine idi

İlim Yayma Cemiyeti’nin 1951’deki 68 kurucusundan biri olan Ömer Lütfi Take ile İlim Yayma Vakfı dergisinde yayınlanan bir röportajı, önemine binaen alıntılıyoruz.

İlim Yayma'nın İlk Kıvılcımını Atan Abdülaziz Bekkine idi

İlim Yayma Cemiyeti’nin 1951’deki 68 kurucusundan biri olan Ömer Lütfi Take, 23 Nisan 2016’da Hakk’a yürümüştü.

Ömer Lütfi Take ile İlim Yayma Vakfı dergisinde yayınlanan bir röportajı, önemine binaen alıntılıyoruz.

***

Öncelikle bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

1924’de Bursa’da doğdum. Sultanahmet’te yüksek ticaret okulu mezunuyum. Bursa’da abim ile ortak urgan fabrikamız vardı. Babamın nasihati üzerine abim üretiyor, ben satıyordum. Bizim imalatımız meşhurdu. 1950’de işim dolayısıyla İstanbul’a geldim. Beyazıt – Gedikpaşa’da dükkân açtım. 1990 yılında Medine’de ikamet aldım ve oradan bir ev aldım. Evim Kuba yönünde Ravza’ya yürüyerek 20 dakika uzaklıkta… Medine-i Münevvere’de işçi durumundayız; oradan buraya izinle dönüyoruz. Altı ay dolmadan geri dönmem gerekiyor. Hanımım ile 6 ay Medine’de kalıyoruz, altı ay Türkiye’de. Dolayısıyla yılın yarısı oradayız, yarısı burada.

Babanızdan biraz bahseder misiniz?

Babam Kırım’dan gelmiş; annemin tarafı Rusya’da Kazan’dan gelmiş. Onun da Bursa’da deri fabrikası vardı. Benim bildiğim kadar babam ve amcam iki kardeş ortak çalışıyorlardı. Dedem Kırım’dan gelip Eskişehir’e yerleşiyor, sonra naklediyorlar kendilerini Bursa’ya. Çarık üretiyorlardı; o zaman ayakkabı yoktu. Çarıkçı Mustafa ve Hüseyin biraderler olarak biliniyorlar. Çarık imal edip satıyorlardı. Sonra ayakkabı çıktı, çarık işi bitti. Sonra babam dokuma tezgâhlarında mekik ipliği getirir götürürdü; kumaş olur, mekiğin o vurduğu şeye “take” derler, onu yapmış ve soyadımız da buradan geliyor. Bunu babam geliştirmiş, bundan önce yokmuş. Babam İslam’a hadim, hizmet eden bir adamdı. Esat Erbili hocadan ders almış.

Manevi olarak nereden beslendiniz ve vakfımıza ve talebelerimize tavsiyeleriniz nelerdir?

Babası annesi Müslüman olan çocuk, evinden gördüğünü yapacak. Kitap merakım vardı, çok eser okudum karınca kararınca. Bildiğimiz kadarıyla da hizmet etmeye çalışıyoruz.

Hizmetiniz mükemmel; millete ve vatana hayırlı evlatlar yetiştiriyorsunuz, Allah hizmetlerinizi daim eylesin. Böyle vakıflara ihtiyacımız var; devam etmesi için çalışmamız lazım.

1950’de İstanbul’a gelmişsiniz. 1951’de kurulan İlim Yayma Cemiyeti’nin kurucularındansınız. Belli ki böyle sosyal işlere, kültürel işlere merakınız vardı. Tüccar olmanızın yanında başka neler yaptınız? Kendinizi geliştirmek, insanlara hizmet etmek adına ne tür ortamlarda bulundunuz? 

Abdülaziz Bekkine Hoca benim akrabamdı, İstanbul’a ilk geldiğim birkaç ay onun evinde kaldım. Sonra kendim ev tuttum. Cemiyet fikrini gündeme getiren, bu işin ilk defa kıvılcımını atan Abdülaziz Bekkine Hoca idi. Onun zamanında Konya Lezzet Lokantası sahibi vardı. O, Nurettin Topçu ve birkaç tane avukat arkadaşımız böyle bir cemiyet kuralım istediler. Ben o zaman 20–25 yaşlarında idim, cemiyete üye oldum. İlk toplantımızı Konya Lezzet Lokantası’nda yaptık. Bu cemiyeti niçin kuracağız, ne yapacağız, maksadımız nedir; burada karar verdik. Bir de hatırlayabildiğim kadarı ile cemiyetin kurucuları arasında Vehbi Bilimer vardı.

Aziz Efendi’den biraz bahseder misiniz?

Abdülaziz Bekkine hoca dinin yayılması, halka açılması, hayırlı evlat yetiştirilmesi için hevesliydi. Bekkine Hoca’nın hafızası çok kuvvetliydi. Aziz Efendi’nin ömrü kısa idi. 1952 senesinde hacca gitti. Burada çaydan başka bir şey içmeyen insan, orada soğuk sular içe içe Şam’dan gelirken hastalanmış, boğaz kanseri olduğundan bahsediliyor. Orada ilk tedavisi yapılmış; doktorlar orada kalmaları için ısrar etmişler ama beraberindekiler de bir an önce çocuklarına kavuşmak istiyorlar. “Gidelim, biz orada tedavi ettiririz” demişler. Hoca Efendi’nin geldikten sonra hastalığı nüksetti, İstanbul’a geldikten bir iki ay sonra Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Allah rahmet eylesin.

Aziz Efendi’den sonra Mehmet Efendi (Zahit Koktu Hazretleri) ile irtibatınız oldu mu, ilişkiniz oldu mu? Başka o devrin ulemasından, sülehasından kimlerle yakınlığınız oldu?

Cami cemaati olarak gelir giderdik Cuma günü ziyaretlerine… Onun dışında hususi bir yakınlığımız olmadı Mehmet Efendi ile. Doktor Ahmet Mahzur Osman vardı; o hocaefendiye gelir giderdi. Erbakan hoca falan gelir giderdi. Erbakan hoca, Almanya’ya giderken Aziz Efendi’nin elini öptü, Allah’a ısmarladık dedi gitti; ben de oradaydım.

1950 senesinden bugüne ülkemizdeki ne gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

1950’de cemiyet kuruldu. İmam hatipler açıldı. Allah daha daim etsin, çoğaltsın inşallah. İslam’a hizmet eden yeni bir gençlik yetiştirmek önemli. Türkiye’de İslam’a hâkim olan yeni gençlik yetiştirilmesi lazım. Karşı taraf çok iyi çalışıyor, biz çalışmıyoruz. Daha çok çalışmak için çalışmalarımıza yön verecek liderler lazım. Cemiyetimizin böyle insanlar yetiştirmesi lazım.

Kaynak: Konuşan; Ali Osman Pekmezci, İlim Yayma Vakfı Dergisi

http://www.islamveihsan.com/omer-lutfi-take-kimdir.html

Ömer Lütfi Take ile yapılan kısa bir röportaj:

 

Alıntılayan: Mehmet Erken

 

Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2016, 10:58
YORUM EKLE

banner19

banner13