"Hocaefendi ziyaretlerinde her daim Suriye halkına Allah'ın izniyle feraha kavuşması için dua ederdi."

"Suriye halkı bu sıkıntılardan kurtulup eski haline dönecek, biz de Câmiu'l-Kebir'e gelip mevlid yapacağız." derdi. Dr. Öğr. Üyesi Mahmoud Masri, "İslâmi İlimler Hocalarının Dilinden" isimli eserde, hocası M. Emin Saraç’ı anlatıyor.

"Hocaefendi ziyaretlerinde her daim Suriye halkına Allah'ın izniyle feraha kavuşması için dua ederdi."

Merhum Mehmet Emin Saraç Hocaefendi ile tanışma hikayenizi anlatabilir misiniz?

Bismillâhirrahmânirrahîm, Hamd ancak âlemlerin rabbinedir. Salât ve selâm Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'e, onun ailesine, ashâbına ve onu sevenleredir.

Evet, Allah Teâlâ 2006 yılında Halep'te Mehmet Emin Saraç Hocaefendi'yi tanımakla beni şereflendirdi. Tabii ki biz hocaefendiyi önceden de duyuyorduk ama Cenâb-ı Hak, bu vakitten önce hocaefendi ile bir araya gelmekle bizi şereflendirmemişti. Biz, hocaefendiyi hocamız Nûreddîn Itir Hoca’dan daima övgülerle işitiyorduk. Nûreddîn Itir Hoca, Emin Saraç Hoca'yı "Türkiye'nin hocası" olarak isimlendirir, sonra "Türkiye'nin hocası o değilse başka kim olabilir ki?" derdi. Nûreddîn Itir Hoca, bize; Türkiye'ye yaptığı ziyaretlerini, Emin Saraç Hoca ile olan görüşmelerini anlatır ve kendisi, Süleymaniye Kütüphanesi'nden bir yazma eser istediğinde, Emin Saraç Hoca'nın talebelerini kendisinin hizmetiyle görevlendirdiğini ve hocaefendinin ona bu hususta nasıl yardım ettiğini anlatırdı.

Emin Saraç Hoca, iki kıymetli talebesi; Halil İbrahim Kutlay Hoca ve Hamdi Arslan Hoca ile 2006 yılında Halep'i ziyaret etmişti. Elbette bu ziyaretin hayatımda unutamadığım pek çok hatırası oldu. Çünkü Allah Teâlâ, hocaefendinin otelde değil de benim evimde kalmasıyla ve ona hizmet etmemle beni şereflendirdi. Hocaefendiyi misafir ettiğim günler gerçekten çok güzeldi. İlim talebelerinin, hocaların, kardeşlerin hepsi hocaefendiyi ziyaret etmek için evime geldiler. O yıl Halep, "İslâm Kültür Başkenti" seçilmişti. Bu önemli vesileyle birçok etkinlik düzenliyorduk. Bu etkinliklerden biri de "Eyyûbîler Zamanında Halep" konulu bir konferanst. O zamanlar Suriye Bilim Tarihi Derneği sekreteri olduğum için bu konferansın organizatörü de bendim. Ben o konferansta, Muvaffakuddin Abdüllatîf el-Bağdâdî ve onun "Tibb-ı Nebevî” adlı kitabı hakkında konuşmuştum. O kitap, İbn Mâce'nin tipla ilgili olan kırk hadisinin şerhidir. Emin Saraç Hocaefendi de konferansa iştirak etmişti ve çok mesrûr olmuştu.

Yine biz bu minvalde çeşitli etkinlikler yaparken hoca, Halep'teki dinî müveşşahların[1] söylendiği merâsime de iştirak etti. O zaman adı "el-firkatu't-turâsiyyetu'l-Halebiyye" olan aynı ekiple bu merasimleri şimdi İstanbul'da icrâ ediyoruz.

Emin Saraç Hocaefendi, kültür merkezindeki etkinliklere de bizimle iştirâk ederdi. Sonra eve dönerdik de o hoş ve ilmi akşamlarda Nûreddîn Itir Hocaefendi ile buluşurduk. Allah Teâlâ, hem Nûreddîn Itir Hoca’ya hem de Emin Saraç Hocaefendi'ye rahmet eylesin. İşte tanışmam bu şekilde Halep'te oldu. Hocaefendi Halep'ten ayrılacağı vakit bana, “Türkiye'ye döndüğümde yedi yıldızlı otelde kaldığımı anlatacağım." demişti.

Hiç ders aldınız mı?

Evet, Türkiye'yi ziyaret ederken ders vaktinde birkaç kez evine gittim; bazı hocalar dersi okuyor, hocaefendi de okunulan kısımlara birtakım mülâhazalar ekliyordu. Bu derslerin bazısına katılmakla müşerref oldum. Ziyaretlerim Türkiye'ye gelip yerleştikten sonra da devam etti.

Ben aslında Türkiye'ye ÎSÂR'da ders vermek üzere gelmiş ve dersten sonra Suriye'ye geri dönmek için işlemleri yaptırmıştım. Ancak ben buradayken Halep'te olaylar başladı. Hocaefendi ve buradaki diğer hocalar benim Suriye'ye dönmememi uygun görüyordu. ÎSÂR Vakfı ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi benden ders vermemi talep ediyordu. Ben de Emin Saraç hocaefendiyle iki kurumdan hangisinde çalışmam hususunda istişâre ettim. Ben, İslâmî İlimler Fakültesi kurucu dekanı Ahmet Turan Arslan Hoca'yı şu vesile ile tanımıştım: İstanbul'a yerleşmeden bir sene önce Türkiye'ye Nûreddîn Itir Hoca ile gelip İSAM'da İmam Nevevî'nin “İrşâdu Tullâbi'l-Hakáik" kitabını okuyarak bir ders yapmıştık. Bu derse Ahmet Turan Arslan Hoca da geliyordu. Nûreddîn Hoca ile bu gelişimizde, Emin Saraç Hoca ile buluşmalarımızı hatırlıyorum. Hatta bir keresinde, Şehzâdebaşı Camii'nde büyük bir hafızlık töreni olmuştu. O törene Emin Saraç Hocaefendi ve Nureddin Hocaefendi iştirak etmişlerdi. Allah onlara rahmet eylesin. İşte o vakitte hocalar benim burada kalmamı istediler. Ben de hem ÎSÂR'da hem de üniversitede ders vermem hususunda Emin Saraç Hoca ile istişâre ettim. Subhanallah, hocaefendi –kendisinin Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nin manevî babası olduğu bilinmesine rağmen- nezâketle: "Vallahi ÎSÂR benim bu gözüm gibi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi de benim diğer gözüm gibidir." dedi. Bunun üzerine ben, iki yerde de ders vermeye başladım. Bayramlarda ve bazı münâsebetlerde de hocaefendinin evine gelip gitmeye, onu ziyaret etmeye devam ettim.

Hiç unutamadığınız bir hatıranız oldu mu?

Ben hocaefendiyi bayramlarda ziyaret eder, onun küçüklere ve büyüklere karşı ahlâkını, onlara karşı olan tevâzûunu görürdüm. Subhanallah, hocalar hâlleriyle edebi öğretiyorlar. Ancak önemli hatıralarım Nûreddîn Itir Hoca ile Emin Saraç Hoca'yı ziyaret edişimizde ve Emin Saraç Hoca'nın Halep'i ziyaret edişinde olan hatıralardır. Onlar unutulması mümkün hatıralar değillerdir. Hocaefendi ziyaretlerinde her daim Suriye halkına Allah'ın izniyle feraha kavuşması için dua ederdi. Hocaefendi Suriye halkı feraha kavuştuğunda, tekrar Suriye'ye gelip bizi aynı şekilde ziyaret edeceğini söyler ve: "Suriye halkı bu sıkıntılardan kurtulup eski haline dönecek, biz de Câmiu'l-Kebir'e gelip mevlid yapacağız." derdi. Hocaefendi davetlere de iştirak ederdi. Meselâ, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'ndeki öğrencilerimizden birinin düğünü sebebiyle verilen davete de iştirak ettiğini hatırlıyorum.

Yine bu davetlerden ve unutulmaz hatıralardan biri de hocaefendiyi hastalığından önce Mevlid-i Şerîf vesilesiyle evime davet etmem ve kendisinin bu davete icâbet etmiş olmasıdır. Mevlitte ilahiler ve bazı ezkârlar okunmuştu, üniversiteden ve üniversite dışından bazı hocalar bu mevlide katılmıştı. Hocaefendinin teşrifiyle çok mesrûr olmuştuk.

Bir de az önce bahsettiğim üzere, ÎSÂR'da ders veriyordum. 2012 yılında İstanbul'a gelmeye başlayan Suriyeli âlimler için, ÎSÂR'da bir toplantı yaptık. Hocaefendiyi de davet ettim. Hocaefendi güçlükle yürüyor, davetlere az katılıyordu. Ancak ben hocaefendiyi davet ettiğimde tereddüt etmeden gelmişti. Yine, siz de hatırlarsınız hocaefendi mevlevihânede üniversiteyi de ziyarete gelmişti. Allah, hocamıza rahmet eylesin.

Son olarak hocaefendiyle alakalı ne söylemek istersiniz?

Cenâb-ı Hak'tan ümmete; ilimle ameli birleştiren, halleriyle, sözleriyle ve fiilleriyle insanları hidâyete erdiren, Hakk’a yönelten rabbânî âlimlerin benzerlerinden ihsân eylemesini niyâz ederiz. Yine Cenâb-ı Hak'tan, içlerinden birçoğunun sâlihlerden olduğunu bildiğimiz hocaefendinin ihvânının ve talebelerinin, onun halefi olmasını niyâz ediyoruz. Allah'ın izniyle onlar, sonraki en hayırlı nesiller için en hayırlı öncüler olacaklardır.

Dr. Öğr. Üyesi Mahmoud Masri

Hadis Ana Bilim Dalı

Dipnot:


[1] Müveşşah: Endülüs'te ortaya çıkan bir şiir türü bkz. Mustafa Aydın, "Müveşşah", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları,2006), 32/229-231.

Yayın Tarihi: 12 Ocak 2023 Perşembe 15:00 Güncelleme Tarihi: 12 Ocak 2023, 17:53
YORUM EKLE

banner19

banner36