Goethe’nin Müslümanlarla karşılaşması

Şairin günlük hâtıra defterinden anlaşıldığı üzere: Müslüman askerler Goethe’ye büyük izzet ve ihtiramda bulunurlar, kendisine hususi iltifat’’ gösterirler.

Goethe’nin Müslümanlarla karşılaşması

Napolyon savaşları esnasında, Fransızlara karşı savaşan Rus ordusu içinde bulunan Müslüman Türk subay ve askerleri Weimar şehrine gelirler ve uzunca bir müddet kalırlar. Goethe, onlarla karşılaşıp şahsi münasebetler kurmaya başlar. Şairin günlük hâtıra defterinden anlaşıldığı üzere: Müslüman askerler Goethe’ye büyük izzet ve ihtiramda bulunurlar, kendisine hususi iltifat’’ gösterirler. Şâirin evinde de Müslüman misafirler eksik olmuyor ve nihâyet Başkurtlu Müslümanlar (Türkler) bir gün (zannımca bir Cuma günü) topluca Weimar Protestan Lisesi’nin salonunda namaz kılarlar. Müslümanların bu namazına iştirak eden Goethe’nin, İslâm din adamının (mollanın) huzurunda Kelime-i Şehadet getirmiş olabileceği ihtimali büyüktür. Zira, namaz kıldığını bizzat kendisi söylüyor, inanmayan bir insan namaz kılmaz. Ayrıca, ileride göreceğimiz gibi yazılarında Müslüman olduğunu itiraf ediyor.

Acaba, Goethe günümüz Müslümanları gibi kalbi temiz bir mü’min miydi? Kayıtlardan anlaşıldığına göre Goethe alkollü içki bırakmıştı.

Nihayet bu olayı Goethe, 1814 yılının Ocak ayında arkadaşı Trebra’ya bir mektupla söyle söyle anlatır. “Ben burada öyle bir hikmetten söz ediyorum ki (Hz. Muhammed S.A.V.)’in nuru mucizevi bir şkeilde vukû buldu. Birkaç yıl önce kim der ki bizim Protestan Lisesi’nin salonunda Müslümanlar topluca namaz kılacaklar ve Kur’anı- Kerim’den sûreler okuyacaklar, hem de biz bu ibadete iştirak edeceğiz, onların mollalarıyla görüşüp, reislerini de tiyatroda görerek şehrimizde bulunmaları münasebetiyle edeceğiz.” (Mommsen, u.der Islam s.20)

Başkurt’lu reis Goethe’ye bir ok ile bir yay hediye eder, Goethe, bu ok veya yayı sonra bırakmaz, hatta yetmiş beş yaşında iken bile bu oku atıp duruyordu. (Togan S.6) Müslüman Türkler’in bu ibadeti yalnız şairi değil, aynı zamanda çevresindeki insanları da tesiri altına almıştı. Goethe’nin belirttiğine göre, birçok dindar hanım kütüphaneden Kur’an-ı Kerim istemişlerdi.

Weimar’lı askerler İspanya’dan dönüp gelirken yanlarında el yazısı bir Kur’an-ı Kerim’in parçasını getirmişlerdi. Goethe, bu Kur’an-ı Kerim metninin tercümesini Jena-Üniversitesi Şarkiyat profesörü olan Lors Bach’dan rica etti ve manasını öğrendi. Arapça yazıya hayranlık duyan Goethe, yazıyı bizzat kendi eliyle taklit etti. (Mommsen, G.u. der İslâm s. anlaşıldığına göre Goethe, alkol- Bundan başka Goethe, Arapça için de sarfetmiştir.)

Aynı yılda vukûa gelen bu iki olayı mektupla şöyle anlatır. ‘’Bu iki hadise “West-Östliche” ve “Divan: Batı-Doğu Divanı”nı yazmak için bir hazırlık oldu.” 1816 yılında Bati-Doğu Divanı’nın çıkacağını müjdeleyen şair, herkesi hayrete düşüren bir ifade kullanarak “Bizzat kendisinin de Müslüman olduğu” hususundaki şüpheyi reddetmediğini’açıklar.

Kaynak: Sebil Dergisi

Yayın Tarihi: 06 Nisan 2021 Salı 12:00
banner25
YORUM EKLE

banner26