banner17

Evimiz Çalınmıştır, Buradan Başlayalım

''Ev hakkı madde ile değil doğrudan ve sonuna kadar insan olmanın köküyle ilgilidir ve adalet düşüncesi tam olarak ‘ev’den başlar.'' Yağız Gönüler, Ömer Erdem'in 'Ev Meselesi' başlıklı yazısını alıntıladı.

Evimiz Çalınmıştır, Buradan Başlayalım

Ev üzerine, evlerimiz üzerine konuşmalıyız. Çünkü biz konuşmazsak, bizim çocuklarımızın, hatta onların çocuklarının oturacak bir evi olmayacak. Burada ‘ev’ derken ‘konut’tan bahsetmediğimi zikretmeme gerek yok diye düşünüyorum. Konutlarda mutsuzuz, güvenlik görevlisi olan kameralı sitelerde endişeliyiz, otoparklı kooperatif binalarında yaşanamayan çocukluk karşısında öfkeliyiz. Aile yaşantımız, mahalle hayatımız ve evlerimiz cumhuriyet tarihinin en kritik meselelerinden biri olmasına rağmen hâlâ önemsenmiyor, hâlâ dikkate alınmıyor. İş öyle bir noktaya ulaştı ki 30 yıl önceki gecekondu mahallesi fotoğrafları günümüzün beton yığını ‘göğü delen’ fotoğraflarından çok daha samimi, çok daha muhabbetli görünüyor.

Ömer Erdem, 1 Şubat 2017 tarihli Karar Gazetesi’nde “Ev meselesi” başlığıyla bir yazı kaleme almıştı. Görmek istediğimiz nitelikte, hassas noktalara kısaca temas eden konulardan münezzeh bu yazının tamamını alıntılamak isterim. Yalnız naçizane bir eklemem var. Ömer Erdem, yazısının sonlarına doğru birkaç isim sayarak, bu isimlerin ev meselesindeki çıkmazlara temas eden yazılar kaleme aldıklarını belirtmişti. Fakat bu isimler arasında muhakkak zikredilmesi gereken hocalarımızdan biri Sadettin Ökten’dir ki zaten bu konuda hâlâ dersler vermektedir ve seminerler düzenlemekte, konferanslara konuk olarak katılmaktadır. Ayrıca Lütfi Bergen ve Semih Akşeker de yine şehir-kent-ev meselelerine dair kitaplar yazmakta, köşe yazıları neşretmektedir. Şimdi Ömer Erdem’in yazını okumaya başlayabiliriz.

EV MESELESİ

Doğa insanın değil, insan doğanın parçasıdır. Ve bu düşünce bizi sonunda kimin kime karşı efendi olacağı tartışmasına götürür. Tecrübeler göstermiştir ki insan ne kadar doğaya yaklaşırsa o kadar medeni bir varlık olarak kalmakta, ne denli ondan kopup onun tabiatına aykırı davranırsa o ölçüde şiddete yönelip barbarlaşmaktadır. 21. yüzyılda şiddet estetik ve saklı bir kavramdır doğa ve insan ilişkileri kapsamında.

Ev, insanın doğayla kurduğu etkileşimin ilk ve en estetik formudur

Eski medeniyetlerin bir özelliği de tabiatla kurdukları ölümsüz uyum kabiliyetidir. Bu bağlamda evi düşünmek, evi kurmak ve bunu yaparken de hep doğayı akılda tutmak kadim ruhsal konumlanışımızla ilgilidir. Kendisini doğanın bir canlı süreği gören insanlık anlayışı uzun vadede sadece insan türünün değil, bütün canlı ve cansız varlıkların da manevi güvencesidir. Ev, doğayla kurduğumuz esaslı etkileşimin ilk ve en estetik formudur ve insan buradan adım adım şehre ve en sonu da kültür dediğimiz atmosfere çıkar.

Türk evi ontolojik, estetik, felsefi ve doğal bir göstergedir

Biz son bir yüzyıldır evi kurmakla değil yıkmakla meşgulüz. Anadolu coğrafyasına adım atalı beri burada tutunmuş bütün kültür ve medeniyet tortularını komplekssizce benimseyip kendisine dönüştüren yaşama anlayışı, son atılımında ev yönünden de tökezlemiş ve bir türlü ayağa kalkamamıştır. Hangi inanç, hangi felsefi düşünce olursa olsun sonunda mekâna ve zamana bağlı kalarak kendisine özgü somut bir yaşam biçimi edinmek durumundadır. Türklerin ev meselesindeki çoğul zenginliği bir yandan uyum kabiliyetiyle ilgilidir ama asıl kilit konu doğadır. Rüzgârı, toprağı, suyu, ateşi, kuşları, ağaçları, zamanı, mekânı, görülüp görülmeyen her şeyi Tanrı’dan bir emanet gören ve attığı her adımı buna göre hesaplayan bir toplumun elbette özgünlüğünden söz edilebilir. Türk evi teknik bir toplam değil, ontolojik, estetik, felsefi ve doğal bir göstergedir. Bina yaparken ağaçtaki kuşun yuvasına düşecek gölgeyi hesaplayan toplumların şiiridir ev.

Ev deyince apartman dairesini anlayan sıradan insan

Evi bir arsa, parsel, demir, çimento, tapu, kadastro meselesi olarak gören rakam kafalı adamların barbarlarla yarışırcasına İstanbul başta olmak üzere Anadolu’ya yayılmış ev mimarisini ve onunla peteklenmiş yaşam felsefesini görmezden gelip yuva, ocak, yurt da sayılan evin, sokakların ve şehirlerin yıkılmış olmasını sadece sosyolojik sebeplerle açıklayamayız. Nahid Sırrı Örik’in yazdığı İstanbul yazılarını bir kere okuyan vicdan sahibi bir entelektüel, yıkımın felsefi karakterinin nerede düğümlendiğini kolaylıkla sezebilir. Ev deyince bugün apartman dairesini anlayan sıradan insanın ruhuna sızan ve onun özünü boşaltan doğa anlayışı şairler, sanatçılar ve kültür adamları tarafından sezilmiş ve yazıya dökülmüştür ama kulaklar, gözler değil gönüller ve vicdanlar kör ve sağır olduğu için bu uyarı karşılıksız kalmıştır hep.

Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Turgut Cansever, Samiha Ayverdi, Uğur Tanyeli, Doğan Kuban, Refik Halit, İlhan Ayverdi, Cengiz Bektaş, Beşir Ayvazoğlu, Dücane Cündioğlu gibi nice sanatçı, yazar ev meselesine eğilip içine düştüğümüz çıkmazı yorumladılar. Ev’i çözmeden şehri düşünemeyeceğimizi, şehir olmadan da kültürden söz açılamayacağını doğrudan ve dolaylı yollarla ifade ettiler. 2. Yeni dahil sonrası bütün yetkin şairler insan özünden çıkarak evi tartıştılar. Haldun Taner’in ünlü Keşanlı Ali Destanı, Yakup Kadri’nin Kiralık Konak’ı bile sonuçta eve çıkar ama sanattan eğlenceyi anlayan bir toplumda yol almak her zaman kolay değil.

Ev hakkı insan olmanın köküyle ilgilidir, adalet ‘ev’den başlar

Bugün maddi durumu biraz olsun imkân veren kimseler evlerini doğayla uyumlu hale getirmeye çalışıyorlar. Bahçesi, içinde ağaçları, etrafta kuşlar, havası da temiz olsun istiyorlar. Bu doğanın bir parçası olma fikrinin dışa vurumudur sonuçta. Ancak, ev hakkı madde ile değil doğrudan ve sonuna kadar insan olmanın köküyle ilgilidir ve adalet düşüncesi tam olarak ‘ev’den başlar. Burada Proudhon’un Mülkiyet Fikri kitabını anmanın tam zamanıdır. Hırsızlık ilkin ‘ev’in çalınması ile başlar. Evimiz çalınmıştır. Buradan başlayalım.

Ömer Erdem, http://www.karar.com/yazarlar/omer-erdem/ev-meselesi-3212

 

Alıntılayan: Yağız Gönüler

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2017, 14:13
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20