Dünyayı değiştiren sıradışı bir Müslüman: Zheng He

"Amiral Zheng He'nin maceraları, donanmasının dağıtılmasından 500 yıl sonra yeniden keşfedildi. 1900'lerin başında Çin'de Sri Lanka'da bulunan ve Amiral'in maceralarını tasvir eden, taş tabletlere kazınmış gravürler ulusun altın çağına bir kez daha ışık tuttu." Dünyayı Değiştiren Sıradışı Müslümanlar kitabının, Çinli Amiral Zheng He için ayrılmış müstakil kısmını dikkatlerinize sunuyoruz.

Dünyayı değiştiren sıradışı bir Müslüman: Zheng He

Uzun yıllar önce, on dördüncü yüzyılda Çin'in uzak bir kasabasında Ma He adında maceraperest küçük bir çocuk yaşardı. Kalabalık bir şehir olan Yunnang'da yaşayan Ma He asil Mongol liderlerinin soyundan geliyordu ve Ma He'nin ailesi engin denizleri aşmış ve uzak diyarlara seyahat etmiş kâşiflerdi. Hatta hac ibadetini yerine getirebilmek için ta Suudi Arabistan'a kadar gitmişlerdi. Fakat bu kâşif ailenin hesaba katmadığı bir şey vardı: Günün birinde boynuz kulağı geçecek, küçük Ma He büyüyüp başarılarıyla hepsini gölgede bırakacaktı.

Günün birinde Yunnang şehri korkunç bir felaketle sarsıldı ve on yaşındaki Ma He'nin hayatı sonsuza dek değişti. Şehir derin bir uykudayken Ming ordusunun saldırısıyla karşı karşıya kalmış, askerler Ma He'nin evini basmıştı. Gecenin sessizliğini delerek sokaklarda yankılanan bağırışlar ve çığlıklar karanlık sokakları ölümle doldurmuştu. O gece Ma He'nin babası öldürülmüş, daha da kötüsü, küçük Ma He kaçırılmıştı! Zavallı Ma He, askerler tarafından esir alınarak ailesinden ayrıldı. Artık evinde, o çok sevdiği memleketi Yunang'da değildi. Kısa bir süre sonra elleri ve ayakları bağlanarak başkent Beiping'e götürüldü. Yapayalnız kalan küçük Ma He çok korkmuştu. Kalabalık başkente getirilen Ma He'nin hayatı köklü bir değişime uğramıştı. O dönemde yakalanan esirler köleleştirilip kraliyet ailesine hizmet vermekle görevlendiriliyorlardı. Ma He de tahtın varisi Prens Zhe Di'nin özel uşağı olarak saraya gönderildi. Ancak şans eseri Ma He, Prens ile arkadaş oldu ve ikisi arasında güçlü bir arkadaşlık bağı oluştu. Aylar, yıllar, mevsimler birbirine karıştı; Ma He büyüdü, güçlendi ve devasa boyuyla göz korkutucu bir görüntüye kavuştu. Genç adam, 2 metreye yakın boyuyla askerî eğitime uygunluğunu kanıtlayarak rotasını mutlak güce giden yola çevirdi.

İmparatorun ölümüyle Çin'de iç savaş patlak vermişti. Sarayda ise tahtı ele geçirmek için türlü türlü entrikalar dönüyordu. Ma He biricik dostuna sadık kalarak prensin yanında savaştı. Üstün yetenekleriyle çetin bir savaşçıydı, karşısına çıkan herkesi kolayca alt ediyordu. Çok geçmeden Zhe Di onu komutanlık mertebesine yükseltti. Kendi taburunun komutasını üstlenen Ma He, diğer komutanların arasında yıldız gibi parlıyordu. Kanlı çarpışmalar ve muharebelerin sonunda nihayet Zhe Di, tahtı ele geçirdi ve imparator olarak ülkenin başına geçti. Ma He ise hâlâ "sadece bir köle" mertebesinde olmasına rağmen imparatorun en yakın danışmanı ve sırdaşıydı. Görevini büyük bir titizlikle yerine getirdiği için Zhe Di ona "zorluklar karşısında dimdik duran, onurlu kişi" anlamına gelen Zheng He unvanını verdi. Bir zamanlar Yunnang sokaklarında koşup oynayan küçük çocuk, büyüyüp Çin tarihinde herhangi bir kölenin erişebildiği en yüksek rütbelerden birini edinmeyi başarmıştı. Çok geçmeden Zhe Di, maceraya olan düşkünlüğüyle nam salan Zheng He'ye Çin'in yeni imparatorunun egemenliğini dünyaya duyurmak için ufkun ötesine geçmesini emretti.

Keşfedilmemiş topraklara ayak basan Çin İmparatorluğu altın çağına girmiş oldu. Zhe Di, o dönemde dünyanın gördüğü en büyük gemicilik projelerinden birini hayata geçirerek dev bir deniz filosu kurdu ve filonun başına amiral olarak Zheng He'yi atadı. Komutasındaki 300 gemi ve yaklaşık 28 bin denizci ile Zheng He, batıya doğru uzun bir yolculuğa çıktı. Söylentilere göre Zheng He'nin filosu için özel olarak inşa edilen "yüzen ejderha" gemileri o güne dek görülmemiş kadar devasa ve donanımlıydı. Her bir kalyon yaklaşık 120 metre uzunluğunda ve 50 metre genişliğindeydi. Filodaki gemiler öylesine büyüktü ki her birinde tam 9 adet bayrak direği, bine yakın denizci ve gemideki herkesi yıllarca beslemeye yetecek kadar yiyecek vardı. Bazı güvertelerde meyve sebze yetiştirmek için fıçılar dolusu toprak, geminin en alt katlarında da süvarilerin atlarını bağladıkları ahırlar vardı.

1405 yılının sonbaharında Zheng He'nin güçlü donanması bilinmezliğe doğru yaptığı ilk yolculuğuna yelken açtı. Uzak diyarlardaki krallar ve kraliçeler için binlerce çeşit hazine ile dolu olan bu gizemli dünyaya yaptığı yolculuk, Amiral Zheng He'nin hayatı boyunca yaptığı yedi büyük seferin ilkiydi. Amiral'in önderliğinde ilerleyen filo, yaklaşık otuz yıl boyunca 50.000 kilometreden fazla mesafe kat etti ve Çin'i, Hindistan'ı, hatta Afrika'nın doğu kıyılarını içine alan çok büyük bir bölgede keşifler yaparak dönemin en ünlü limanlarına demir attı. Bazı tarihçiler, Zheng He'nin Güney Afrika'ya kadar gittiğine, hatta Ümit Burnu'nu ilk keşfeden denizcilerden biri olduğuna inanıyor! Ayrıca Zheng He, yalnızca keşif gezileri yapmakla kalmamış, aynı zamanda Çin'in yirmi beş farklı ülke ile ticari ilişkiler kurmasına aracı olmuş ve ülkenin dünyadaki siyasi etkisini artırmasına katkıda bulunmuştur. Ülkesine dönerken İmparator Zhe Di'ye dünyanın öbür ucundan haberler ve hediyeler getirmeyi de ihmal etmeyen Zheng He, 1440 yılında bir gezi dönüşü yanında getirdiği zürafa ile en ilginç hediyesini imparatora sunmayı başarmıştır çünkü o zamana dek Çin'de hiç kimse zürafa diye bir hayvanın varlığından dahi haberdar değildi. Zürafanın efsanelere konu olabilecek kadar ilginç bir yaratık olduğunu düşünen Zheng He, ziyaretine gittiği Bengal İmparatoru'nu kendisine Afrikalı bir kral tarafından hediye edilen bu hayvanı Çin İmparatoru'na armağan olarak göndermeye ikna etmiştir.

Hayli yaş alan Zheng He, altmış birine bastığında eski kadar sık sefere çıkmamaya başlamıştı. Bir keresinde en büyük filosu ile anavatanından ayrılmış ve Hint Okyanusu'nu aşarak yeni bir keşif yolculuğuna yelken açmıştı. Bu kez rotasını Kenya kıyılarındaki Malindi'ye çeviren Amiral, bir efsaneye göre dönüş yolunda ölümcül bir hastalığa yakalandı. Yıllardır keşfetmediği bir yer, yelken açmadığı hiçbir deniz kalmayan Amiral'in bedeni, son yolculuğu için dalgaların arasına bırakıldı. Onu çok seven tayfası, Amiral Zheng'e bir cenaze töreni düzenleyebilmek için Nanjing'e dönüp, geriye ondan bir tutam saç ve bir çift çizme getirerek anısını yaşatmak için toprağa gömdü.

Zheng He'nin ölümünün ardından ülkenin yönetimi yeni bir imparatora geçti. Bu yeni imparator Zheng He'nin mirasını paramparça etti çünkü Zheng'in keşif gezilerinin "gereksiz" harcamalardan ibaret olduğuna inanıyordu. Bu zihniyet, Çin'in dünyanın her yerinde geniş topraklara hükmeden bir imparatorluktan dışa kapalı, izole bir ülkeye dönüşmesine sebep oldu. Ülkenin en güçlü donanması eski şanını kaybetti ve tarih, o dönemin en büyük kâşiflerinden olan Zheng He'yi usulca hafızasından sildi.

İlginç Bilgi:

Amiral Zheng He'nin maceraları, donanmasının dağıtılmasından 500 yıl sonra yeniden keşfedildi. 1900'lerin başında Çin'de Sri Lanka'da bulunan ve Amiral'in maceralarını tasvir eden, taş tabletlere kazınmış gravürler ulusun altın çağına bir kez daha ışık tuttu.

Kaynak: Dünyayı Değiştiren Sıradışı Müslümanlar

Yayın Tarihi: 24 Ocak 2023 Salı 12:00
YORUM EKLE

banner19

banner36