banner17

‘Dünyaya saplanmış bir bilme biçimi değer inşa etmez’

Lütfi Bergen: “Kitap okuma, eğer okunan kitaba notlar almayı, onun üzerinde tefekkür etmeyi ve nihayet onu kritik etmeyi gerçekleştiren bir eylem olarak ortaya çıkmıyorsa okuma değil tüketme tutumudur.”

‘Dünyaya saplanmış bir bilme biçimi değer inşa etmez’

Lütfi Bergen Hoca Twitter hesabından yaptığı zincirlerde çok önemli konuları ele alıyor (@BergenLutfi). Çoğunlukla tembelliğe alışmış zihinlerimizi sarsan, sorgulamaya ve farklı bakmaya zorlayan bu paylaşımlardan birini alıntılayalım. 10 Şubat 2019 akşamı yaptığı zincirde Lütfi Bergen, “okuma” eylemini sorgulayan paylaşımıyla “nasıl okumak” gerektiğine dair önemli tespitler yaptı.

*

Kitap okuma, eğer okunan kitaba notlar almayı, onun üzerinde tefekkür etmeyi ve nihayet onu kritik etmeyi gerçekleştiren bir eylem olarak ortaya çıkmıyorsa okuma değil tüketme tutumudur.

Not alma+tefekkür+kritik olarak "kitap okuma" çabası büyük bir sabır, kendini vakfetme, fikirle (ve belki de kendinle) cebelleşme gerektirir ve bu haliyle insan çok az kitap için "okudum" diyebilir.

Çoğu insanın kitap okuması kendine yüklenmiş/dayatılmış paradigmanın anlamlarıyla yürütüldüğünden, ilerleyen yaşlarda paradigması değişen bir okuyucu, önceki okuyuşunun bir okuma olmadığı şokuyla da karşılaşacaktır.

Okuyucunun öğretilmiş anlamlandırma dünyası, metni anlamayı imkân dışı kılabilir. Yazar "müsavat" kavramını kullansa, okuyucu bu kavramı "eşitlik" olarak anlamlandırsa, "anlamak" gerçekleşmeyebilir. Müsavat=sıvayla denkleştirmektir, eşitlik bu anlama gelmez.

Müsavat kelimesinin denkleştirme olduğu, eşitlik olmadığı anlaşılmadığı sürece Türkiye'de insan haklarının bin yıllık gelenekle bağdaşmazlığı da anlaşılamaz.

Bu noktada iki problem doğmaktadır:

1) Okuma eyleminin sağladığı "bilme", acaba "İlim Çin'de bile olsa talep edin" rivayetiyle bağdaşmakta mıdır? Örneğin bugünkü Çin, Müslümanların 200 yıldır peşinde olduğu ilim hamlesini yapmış oldu mu?

2) Okuma eylemi acaba "Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu" ile ifade edilen anlam dünyasını gerçekleştirebilir mi veya bu istenen bir şey midir?

BİLME, ne Çin'de de olsa talip olunması tavsiye edilen İLM ve ne de "Nefsini tarif eden Rabbi'nin marifetine nail olabilir" anlamındaki İRFAN değildir.

Sadece "Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu" beyanı dahi "Nefsini bilen, Rabbini bilir" şeklinde anlamlandırıldığına göre "okumak" aslında zor bir ameldir.

"Nefsini tarif eden Rabbi'nin marifetine nail olabilir" ifadesi ile "Nefsini bilen, Rabbini bilir" ifadesi arasındaki farkı anlamak için belki 40 yıl tefekkür etmek veya daha önce bu beyanı tefekkür etmiş birinin dizinin dibine çökmek gerekebilir.

82 milyon nüfusu olan Türkiye'de kitaplar ortalama bin adet basılıyor. Fakat o kadar çok kitap basılıyor ki: TÜİK'e göre Türkiye’de 2017 yılında 58 bin 27 kitap yayımlandığı tespit edildi.

Önümüzdeki 10 yıl içinde 58.000x10= 580.000 kitap okuyucuya arz edilecek. Bu kitaplardan bir kısmının aynı yazara ait olduğu düşünülürse binlerce yazar var demektir.

Yazmak da okumak da bizi bir yere götürmeyebilir. Dünyaya saplanmış bir bilme biçimi değer inşa etmez.

banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20