Din davasında dinin tahribatçısı olarak: Şeyh Muhammed Reşid Rıza (1836-1935)

"Aslen Bağdatlı olan bu zât, ıstılahçılardan ve muharrirlerden olup Şeyh Abduh'un tilmizidir. Trablus ve Şam'da okumuş, sonra Mısır'a gitmiştir. Orada "el-Menar" mecmuasını çıkarmış; şeriatla reform arasında fetva mercii olmuştur." Ahmed Davudoğlu'nun Din Tahripçileri kitabından alıntıdır.

Din davasında dinin tahribatçısı olarak: Şeyh Muhammed Reşid Rıza (1836-1935)

Aslen Bağdatlı olan bu zât, ıstılahçılardan ve muharrirlerden olup Şeyh Abduh'un tilmizidir. Trablus ve Şam'da okumuş, sonra Mısır'a gitmiştir. Orada "el-Menar" mecmuasını çıkarmış; şeriatla reform arasında fetva mercii olmuştur. Hindistan'a, Hicaz'a ve Avrupa'ya gitmiş, dönüşte vefatına kadar Mısır'da kalmıştır. Kabri Kahire'dedir. el-Menar mecmuasından maada; Tefsir, Tarihu'l-Üstaz el-İmam eşŞeyh Muhammed Abduh, Nidaün li'l-Cinsi'l-Latif, elVahyü'l-Muhammediy, Yüsru'l-İslam ve Usulü't-teşri, elVehhabiyyun ve'l-Hicaz gibi eserleri vardır.

O da üstadı Şeyh Abduh gibi mucizeleri tevil ve inkar eder.

1- "Kainattaki harikalar bu asrın ulemasınca bir şüphedir; hüccet değildir. Çünkü bunlar geçmiş zamanların her birinde olduğu gibi zamanımızda da mevcuttur; bunlara meftun olanlar hurafecilerdir..." diyen odur. "Kıyamet yaklaştı, hak zuhur etti" demektir. Bu tevile Arap dilinden misal getirmiş; sabah oldu manasına "İnşakka's-Subh" ve "Şakka's-Subh" dediklerini söylemiştir. Halbuki Arapçada ay doğdu manasına "İnşakka'l-Kamer", güneş doğdu manasına "İnşakkatı's-Şems" denilmemiştir. Çünkü ayla güneşin doğdukları esnada yarılmaları, sabahla fecrin doğarken yarılmaları gibi makul değildir. Arapçada sabahın doğmasına "Teneffese's-Subh" dahi derler. Ama bu tabir ayla güneş hakkında kullanılmamıştır.

Şeyh Reşid Rıza hiçbir sebep yokken sırf mucizeyi inkar için kamerin inşikakını sabahın inşikakına kıyas etmiş; sonra inşikak-ı kameri, hakkın zuhuruna kinaye yapmıştır.

Ona göre ayın ikiye yarıldığını bildiren hadisler de makbul değildir; velev ki hadd-i tevatüre baliğ olsunlar! Fakat Şeyh Reşid kabul etse de etmese de bilmünasebe arz edelim ki

Buhari, Müslim, Tirmizi, İmam Ahmed, İbn-i Cerir, İbn-i

Münzir, İbn-i Merdeveyh, Ebu Nuaym, Hakim ve Beyhaki Hazret-i Ali'den; İbn-i Mes'ud, Huzeyfa, Cubeyr b. Mut'im, İbn-i Ömer, İbn-i Abbas ve Enes -radıyallahu anhüm- hazeratından bu bapta hadisler rivayet etmişlerdir. Onun için İbn-i Abdilber "Ayın yarılması hadisini sahabeden birçok cemaatler rivayet etmiş; bunu onlardan da onlar kadar Tabiin rivayet etmiş; bunu onlardan da büyük cemaatler naklede ede nihayet bizim elimize gelmiş ve ayet-i kerime ile teeyyüd etmiştir" demiştir. Münavi de "Elfiyye" şehrinde "Tac-ı Sübki ve başkasının tahkik ettiği veçhile ayın yarılması hususundaki güzel hadisler tevatür derecesine varmıştır" diyor.

Kur'an-ı Kerim ayın yarıldığını mazi sigası ile açıklıyor "Ay yarıldı!" diyor ve bunu müşriklerin kabul etmedikleri ayetlerden, yani mucizelerden bir mucize olduğunu beyanla "Onlar bir ayet görürlerse yüz çevirirler ve devamlı bir sihir derler" buyuruyor. Mucizeleri inkar edenler ise "Kur'an-ı Kerim'de mucize zikredilmemiştir; edilmiş olsa inanırdık..." diyorlar; kendilerine "İşte ayın yarılması!.." desek bu sefer onu tevile kalkışıyorlar. La havle vela kuvvete illabillah...

Fakat onlar kabul etse de etmese de ay yarılmıştır. (35) Yarılmamış olsa idi, Mekke müşrikleri dünyayı ayağa kaldırır; Peygamberin -sallallahu aleyhi ve sellem- yalan söylediğini cihana ilan ederlerdi. Hadise müşriklerin gözü önünde cereyan ettiği için böyle bir tekzibe kalkışmamışlardır.

2- Şeyh Reşid Rıza Hazret-i Musa ve İsa -aleyhisselam-'nın peygamberliklerine dil uzatmıştır. Bu baptaki sözü uzundur. Biz örnek olmak üzere birkaç satırını tercüme ettik. Hazret-i

Musa -aleyhisselam- hakkında şöyle diyor: "Buna mukabil Musa -aleyhisselam- yeryüzünde en büyük, teşri', ilim, hikmet, fen ve sanat nazarından en ileri bir milletin en büyük hükümdarının evinde -ki, bu ev, Mısır Firavununun evidir- yetişmiştir. Sonra birkaç sene Medyen'de kayınpederinin yanında kalmıştır. Bu zat peygamberdi yahut söylendiğine göre kahin idi. İşte bundan dolayı vahyi inkar edenler, Musa'nın milletine getirdiği hususi şeriatı, akıl büyük, himmeti büyük, mülk ve hikmet evinde yetişmiş bir adama çok görmemektedirler. Sonra bu miladi asrın başlarında anlaşıldı ki, Tevrat'ın şeriatı birçok hükümlerinde Musa'dan önce İbrahim -aleyhisselam- zamanında yaşamış olan Keldan Meliki Arap Hammurabi'nin şeriatına uygundur. Irak'ta hafriyat yaparken bu şeriata rastlayan Alman bilginleri 'Anlaşıldı ki, Musa'nın şeriatı bunun şeriatından alınmadır.

__________

35.Aya çıkan Amerikalı astronotların ayın ortasında kuşak gibi bir şey müşahede ettiklerini gazeteler yazdılar. Bu onun vaktiyle ikiye bölünüp, sonra tekrar birleştiğini gösteren müşahede delili olabilir. (Ahmed Davudoğlu)

__________

Binaenaleyh Allah'tan vahiy olarak o şeriatten daha evla sayılamaz...' demişlerdir. Hammurabi'nin şeriatı hakkında, Allah'tan vahiydir diye iddia ettiği naklolunmamıştır...."

Şunun söylediklerine bakın!.. Firavun Allahlık davasında bulunmuş; Hazret-i Musa ise insanları Allah'a ibadete davet etmiştir. Şu hâlde nasıl olur da onun hakkında "Hikmet ve teşri' evinde yetişmişti..." denilebilir? Hidayetle dalalet bir midir? Şeyh Reşid, Arap diye tevsif ettiği Keldan Kralını, Arap olmayan Hazret-i Musa -aleyhisselam-'dan üstün tutmaktadır Rivayet doğruysa Hazret-i Musa'nın şeriatı bazı hükümlerinde o kralın nizamlarına uyabilir. Fakat Musa aleyhisselam- ümmilik (okuma-yazma bilmemek) iddia etmemiştir ki, sonradan bazı milletlerin tarih ve ahvaline muttali olmakla bu iddiayı nakzetmiş olsun! Musa aleyhisselam- peygamber idi. Hammurabi peygamber değildi. Hulasa Şeyh Reşid çatlasa da patlasa da asa mucizesi Hazret-i Musa'nın elinde zuhur etmiştir.

3- Şeyh Reşid "el-Hilafe" adlı kitabında icma'nın şeri bir hüccet olmasına bakarak İslam'da Allah ve Resulünden başkalarına teşri' hakkı olduğunu iddia etmiştir. Bittabi bu iddia dahi yanlıştır. Çünkü icma' müstakil bir hüccet değildir. Onun mutlaka Kitap veya Sünnet'ten bir senedi bulunmak icap eder. İcma' ancak, Kitap veya Sünnet'ten alınan iki senedin birine tercihe yarar.

Şeyh Reşid'in hataları çoktur. Biz bu kadarını göstermekle iktifa ediyoruz.

Ahmed Davudoğlu

Kaynak: Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri

Yayın Tarihi: 21 Eylül 2021 Salı 10:00 Güncelleme Tarihi: 21 Eylül 2021, 11:48
banner25
YORUM EKLE

banner26