Deyince kızıyorlar ama temel çürük!

Rasim Özdenören, Tanzimat'taki kafa karışıklığına dair, ve o bölmeli kafalardaki karışıklığı fark edememeye dair muhteşem bir yazı yazdı.

Deyince kızıyorlar ama temel çürük!

Türkiye'de kalem ve fikir erbabı arasında fikirleri ve şahsiyetinin olgunluğu ile ufuk açıcı, müstesna bir konuma sahip usta yazar Rasim Özdenören Tanzimat ve sonrasındaki kafa karışıklığına ve bu kafa karışıklığının doğurduğu problemleri hala göremeyenlere dair Yeni Şafak'taki köşesinde muhteşem bir yazı yazdı. 

Modernist dindarlık meselesini bir türlü çözemeyenler (çözme gibi bir derdi olmayanlar zaten bu meseleyi hiç bir zaman anlayamayacaklar!) Üstadın en azından bir Düşünsel Duruş kitabını okusalar, modernistliğin pençesine düşme meselesini bir düşünce namusu sorumluluğu ile enine boyuna sorgulasalar, sayın Özdenören'in yüz yıl öncesinin modernist din algılama biçimlerindeki problemleri neden işaret etmeye çalıştığını anlayacaklar. Onun derdinin birilerini karalamak olmadığını kavrayacaklar.    

Biz Rasim Özdenören'in yazısını alıntılayalım:    

Bina ve temeli

Bir insanın ahlâken sağlam olması onun fikrinin sağlamlığına teminat olur mu? Veya soruyu tersine çevirelim: bir insanın fikrinin sağlam oluşu onun ahlâkının sağlamlığına delalet eder mi?

Bir insanın hem fikren, hem ahlâken sağlam olması istenen ve beklenen bir durumdur belki. Ancak gerçekliğin bu altın dengeyi her zaman tutturamadığı da ortadadır.

Sağlam bir ahlâk temeli üzerine inşa edilmiş bir fikriyatın da sağlam bir bina meydana getireceği farz edilir. Ancak sonuç her zaman böyle çıkmayabilir. Sağlam temel üzerine inşa edilecek binanın malzemesi eksikse, hatalıysa, zayıfsa, böyle bir malzemeyle sağlam bir bina inşa etmenin imkânı elde edilemez.

İdeal (olması gereken) durum, hem temelin hem binanın sağlam olmasıdır.

Biz, en nihayetinde temelin sağlamlığına bakarak binanın da sağlam olacağına ilişkin bir tahminde bulunuruz.

Fakat ahlâkî temeli zayıf olan bir binanın üstüne inşa edilmiş bir fikriyatın (ilmin ve onun bütün türevlerinin) sağlam olacağı kanaatine nasıl varabiliriz? Eğer ulaştığımız kanaat kendimize tatmin edici görünmüyorsa, o durumda, bina ile onun temelini ayrıştırmaya kalkışırız. Kendi kendimize: "Temel çürük, ama bina sağlam" demeye kalkışırız. Eğer böyle bir binayı satın almaya kalkışırsak şunu söyleme imkânını elimizde tutabilir miyiz: "Ben, bu binanın temelini istemem, fakat binaya talibim!"

Böyle bir pazarlık aptalca olmaz mı?

O çürük temelin üstüne kurulmuş olan binanın sağlamlığına bizi ikna eden gerekçe mevcut olabilir mi?

Böyle bir reddiye ile böyle bir binaya talip olan birisi, istemese bile, satın aldığı o binayı o çürük temelle satın almış olur. "Ben o çürük temeli satın almıyorum, alışverişte temeli dışarıda bırakıyorum" demenin bir karşılığı bulunabilir mi?

Tanzimat aklı, böyle bir çelişmenin içine yuvarlanmıştı.

Ve o çelişme o gündür bu gündür bu ülke entelijansiyasının ardını bırakmamıştır.

Binanın temeli çürük, fakat malzemesi sağlam mülahazası ile o binayı satın almaya kalkışan kimsenin durumu, Batı'nın ilmini alalım, ahlâkını kendisine bırakalım diyenin haline benziyor. Kimilerinin hayranlık duyduğu Batının ilmi, onun özgül ahlâkî temelinin üzerine inşa edilmiştir.

Ancak bu abes pazarlık kimilerine öylesine akıllıca, kurnazca, kârlıca görünüyor ki, hem pozisyonu bir türlü bırakmak istemiyorlar, hem de bırakmayı bir haysiyet meselesi haline getiriyorlar.

Rasim Özdenören, Yeni Şafak, 24 Temmuz 2011

Yayın Tarihi: 14 Eylül 2019 Cumartesi 09:00 Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2019, 09:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa UĞURLU
Mustafa UĞURLU - 10 yıl Önce

Rasim Özderören'i yıllardır takip ederim. Birçok kitabını da okudum. Fikir olarak değer verdiğim önemsediğim biridir. Ancak Rasim Özdenören'den artık bu fikirleri fiiliyata geçirmeye yardımcı olacak yazılar düşünceler bekliyoruz. Okuyoruz, beğeniyoruz, hak veriyoruz, bir şey yapılmalı diyoruz ve soruyoruz üstad ne yapalım? Ses yok. Bu bilinçli bir hareket mi anlamış değilim. Yoksa söylüyor da ben mi duymadım?

Ahmet Barlak
Ahmet Barlak - 10 yıl Önce

Batı'nın ilmi tamlamasını kuran sağcılıktan kurtulamayan zihniyet Doğu'nun ilmi diye bir şey olur mu diye sormuyor ki ilmin batının doğunun olmayacağını Allah katında olacağını görsünler. ve sonra da batının doğunun ona nasıl kendi kıyafetini giydirdiğini, Türklerin de bu ırzına geçilmiş ilme eziklik gözlüğü ile baktığını görsünler.

ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 10 yıl Önce

Bence Özdenören kendi eylemini yürütüyor.O,fikrini beyan etmekle eylemini gerçekleştirmiş olmaktadır.Onun "zihinsel hicret" adını verdiği eylem, yapabilene muazzam bir iş yüklemektedir muhatabına.Zihinlerdeki islamdışı tavramları kovmak,islamın kavramlarıyla düşünmeye koyulmak.Bu gerçekleştirildiğinde eylem ikmal edilmiş olur diye düşünüyorum.

Müzeyyen
Müzeyyen - 10 yıl Önce

Sayın Özdenören yıllardır anlattığı halde birilerinin anlamamakta ısrarlı olduğu şeyleri yeni bir metafor ile dile getirmiş. Anlamak için nasipli olmalı, dertli olmalı.

banner26