banner17

Bu saati kim bozdu?

Mustafa Özçelik 'in Bir Gün İstanbul adlı şiirini sizler için çalıntıladık.

Bu saati kim bozdu?

Bir gün İstanbul

Güzeldik biz, öyle öğretmişti atalarımız
Bir Afrika göğü kadar geniş
Ceylan gibi güzel bir yüzümüz vardı
Aya bakıp gülümserdik gizlice

Bu saati kim bozdu?

İstanbul, Kız KulesiHeyecanlı nal seslerini tarih yapıp
Karacaahmet’te
Ölümün mahremiyetini bozan adam
Barbar bakışlarıyla
Fotoğrafımızı çekiyor şimdi
Bizi bir kere daha öldürmenin hazzını
Kendine saklayarak
Şapkasına binip tramvaya biniyor

Fatih suskun
Suları kurumuş çeşmelerin
Latince açıklamalarını bir kez daha deneyerek
Arkaik bir ilgiyi
Canlı tutarak gözlerinde
Sultanahmet minarelerine uzanıyor bakışları
Fotoğrafın fonunda
Ayasofya

Sorular üşüşüyor Topkapı’nın hafızasında
Hatıraları güzel olmasa
Çıldırabilir sütunlar kemerler
Bir hayretin önünde duruyoruz yine
Şehzade düşlerini
Tarih yağmacılarının insafına terk edip
İncir ağaçlarını kesmelerine ne demeli?
Buğdayı hor görmelerine
Venedik çobanlarının

İstanbulŞimdi denizlere hangi türküyü söylemeli

Topkapı’da şark odası
Çınaraltı’nda turistler için nargile
Sahnesinin gerisinde
Gözlerini utanca çevirmiş şair Yahya Kemal
Paris’ten Endülüs’ü taşıyan içimize

Beyazıt Camii önünde
Tarihin yorgun tanığı güvercinlere
Bir yoksulluk sofrasından
Ayrılan kutsal azık
Biz ki savaşı ve ekmeği kutsal bildik
Yürek serinlikleri için
Surelerle geçtik batı topraklarından
Çok şey söyledik tarihin sayfalarına
Ama zulüm demedik zulmetmedik



Sonra bir çocuk
Uçurtmalara güzellik öğreten gezgin bir yürekle
Dolaşan Asya’yı Avrupa’yı
Usanmadan martıları omzunda gezdiren
Gelecek güzel günler için
Düşlerinde hep deniz biriktiren
Loş bir aydınlıkta
Görüyor sütunların kemerlerin hayretini

Mutlu bir Osmanlı tebessümü
Aykırı geceleri hayrette bırakıp
Yayılacak yine ovanın dört yanına
Baharı kanatlarında taşıyan kuşlar
Konacak elbet çocuklarımızın saçlarına

İstanbulÇağın keşfi bir uyumsuzluk var
Bu fotoğrafın negatifinde
Bay Kolomp kalbimize giren yolu bulamadı daha
Çare değil şimdi
Gelip geçmiş bütün ressamları kınayıp
Bir nefreti solumak
Tarihin birikintisine

Asya’nın kaderidir bu
Yiğitlerimiz
Ay ışığından bölünmüş hüzünle
Gece gözyaşı döküp
Gündüz
Toprağı titretirler naralarıyla

Irmaklardan ders alırlar
Ordumuzda cümle şair bilgin ve evliya
Kılıçlarını hep adaletli tutup
Aykırı ne varsa insanlığın kumaşında
Arındırmayı bir görev bilirler

Mehteran bölüğünde hep birden yiğitler
Alırlar tekbiri
Hüseynî makamında salâ
Gündeme getirir sesimizi
Gözlerimize baksa
Freud çaresiz kalır Aristo şaşkın

Gün olur devran döner
Bir ulu sabah olur yeryüzünde
Ziyaretçileri tükenir tabloların
Bir yanılma payını hesaptan düşüp
Yeniden konuşmanın vakti gelir

Denizlerde bir avuç gülümseme
Kıyılarında haçlı artığı konserve
Biliyorum bir gün İstanbul’un göğsünden
Yeni bir ay doğacak
Geceleri kan ter içinde
Serin sulara uzanıp
Güzel rüyalara başlangıç yapan çocuklar için

Mustafa ÖZÇELİK

 

Esra Erdoğan Mustafa Özçelik'ten ç-alıntılamıştır.

Güncelleme Tarihi: 16 Aralık 2009, 08:49
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20