Birlik ipini elimizden kaçırdığımızdan beri…

Biz yıldızlar gibi perişan, dağınık bir haldeyiz. Aynı yolda arkadaş olduğumuz halde birbirimizin yabancısıyız.

Birlik ipini elimizden kaçırdığımızdan beri…

 

‘Bu yaprakları tekrar bir şirazele; tekrar muhabbet ayinini tazele.

Bizi gene o hizmete memur et. Kendi işini âşıklarına tevdi et.’

Canımdan bezdiğim bu fitne ve güçsüzlük zamanında, Muhammed İkbal’in gümbür gümbür şiirlerine başvurdum. O’nun Esrar’ından bir bölümü sizlerle de paylaşmak istedim. ‘Bizim kılıcımızdan Hakk yükselmezse o savaşın hiç bir değeri olmaz.’ diyen Allame İkbal’in Ali Nihat Tarlan tarafından Türkçe’ye tercüme edilen Esrar ve Rumuz’unu bir an evvel okumanız temennisiyle…

 

Kalbi, Allah'ın rengi ile boya; aşkın şan ve şerefini yükselt.

Müslümanın tabiatı sevgi yüzünden yüksek ve galibtir. Müslüman eğer âşık değilse kâfirdir.

Onun görmesi, görmemesi, yemesi, içmesi, uyuması Hakk yolundadır. Allah'ın rızası, onun rızası içinde erimiş, kaybolmuştur. İnsanlar bu söze ne zaman iman edecekler.

...

Her yaptığın işte maksadın Hakk'a yaklaşmak olsun. Ta ki Allah'ın azameti sende gözüksün.

Hakk'dan gayrı bir maksat uğrunda olursa sulh, şerdir. Eğer maksat Allah olursa savaş hayırlıdır.

Bizim kılıcımızdan Hakk yükselmezse o savaşın hiç bir değeri olmaz.

...

Hür insanın işi her an yeni bir şey yaratmaktır. Hür insanın teli, daima yeni yeni nağmeler ibda eder.

Yaradılışı tekrar zahmetine katlanamaz. Onun yürüdüğü cadde, pergâr halkası değildir.

Köle için günler bir zincirden başka bir şey değildir. Dudağında daima kader kelimesi dönüp dolaşır.

Hür insanın himmeti, kaza-yı İlahîye işaret verir. Hadiseler onun eli ile vücuda gelir.

Mazi ve istikbal, onun dağarcığındadır. Onun sür'atinin içinde gecikmeler dinlenir.

Ses halinde bu söz tertemiz zuhur etti. Lakin bu söz idrâke sığmaz.

Söyledim lakin sözüm manadan utanıyor. Mana, benim sözle ne alakâm var, diye şikayet ediyor.

Diri mana, söze girmek istedi mi öldü gitti. Senin nefeslerinden onun ateşi söndü.

Gayb ve huzurun ince manası gönüldedir. Günlerin, anların geçişinin remzi gönüldedir.

Vakit sazının nağmesi, sükuttur. Vaktin sırrına ermek için gönüle dalmak lazımdır.

Ne güzel günlerdi o günler ki, vakit kılıcı bizim kudretli elimize yâr olmuştu.

Gönül tarlalarına din tohumu ekmiş, Hakk'ın didarından perdeyi kaldırmıştık.

Tırnağımız, dünya düğümünü çözmüştü. Bizim secdemizden toprağın bahtı açılmıştı.

Hak küpünden gül renkli şarap içmiş, eski meyhanelere gece baskını vermiştik.

Ey şişesinde yıllanmış şarap olan insan, şarabın o kadar ateşîn ki şişeyi eritiyor.

Sen şimdi gurur, kibir ve benlikle bizim fakrımızı ayıplıyorsun.

Bizim kadehimiz de bir zamanlar meclisler süslemişti. Bizim göğsümüzde de gönül vardı.

Türlü cilvelerle süslü olan bu yeni asır, bizim ayağımızın tozundan meydana gelmiştir.

Hak tarlası, bizim kanımızla sulandı. Cihanın Hakk'a tapanları bize minnettardırlar.

Âlem bizim ile tekbire sahip oldu. Bizim çamurumuzdan Kâbeler bina edildi.

Hak, İkrâ ( Oku ) sözünü bize talim etti. Halkın rızkını bizim elimizle taksim etti.

Her ne kadar şimdi elimizden taç ve yüzüğü kaçırdık; ama biz fakirleri de hakir görme.

Senin nazarında biz ziyandayız. Eskiye inanıyoruz, hakiriz.

Lakin bizim itibarımız ( La ilahe ) kelime-i tevhitten gelir. Biz her iki âlemi de koruyoruz.

Biz, bugün ve yarın derdinden kurtulmuşuz. Gönlümüzde yalnız Hak sevgisi vardır.

Biz, Hakk'ın gönlünde gizli sırrız. Musa ve Harun'a biz varisiz.

Hâlâ güneş ve ay, ışığını bizden alıyor. Hâlâ bizim bulutumuzda yıldırımlar vardır.

Bizim zatımız Hakk'ın zatının aynasıdır. Müslüman varlığı, Hakk'ın ayetlerinden bir ayettir.

...

Ey âlemin vücudunda can gibi olan, sen bizim canımızsın; bizden kaçıyorsun.

Hayat hududundaki nağme, senin feyzindendir. Senin yolundaki ölümü, hayat kıskanır.

Gene bu nâşâd gönlü huzura eriştir; gene sinelere gir ve onları bir mamure haline getir.

Gene bizden ar ve namusu iste, al. Ham âşıkları daha olgun hale getir.

Biz kaderden şikâyet edip duruyoruz. Senin değerin çok yüksek; biz ise fakiriz.

Bu fakirlerden güzel yüzünü gizleme; Selman ve Bilal'in aşkını ucuzca bize sat.

Bize uykusuz göz, bitkin bir gönül ver. Gene bize cıva yaradılışı ver.

Açık ayetlerinden gene bir ayet göster. Düşmanların boyunları huzu' ve huşu' içinde bükülsün.

Bir saman çöpünü bir yanardağ haline getir. Bizim ateşimizle Hakk'tan gayrı olan şeyleri yak, mahvet.

Bu kavim, birlik ipini elinden kaçıralıdan beri binbir müşküle düştük.

Biz yıldızlar gibi perişan, dağınık bir haldeyiz. Aynı yolda arkadaş olduğumuz halde birbirimizin yabancısıyız.

Bu yaprakları tekrar bir şirazele; tekrar muhabbet ayinini tazele.

Bizi gene o hizmete memur et. Kendi işini âşıklarına tevdi et.

Yola düşenlere selamet menzilini ihsan et, İbrahim'in imanının kuvvetini ihsan et.

Aşkı ( La ) ile meşgul olmanın faziletinden haberdar et, ( İllallah ) kelimesinin inceliklerine onu aşina et.

 

Mustafa Nezihi o büyük mustaripten ç-alıntıladı

Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2016, 13:37
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13