Bilgiye kim saygı gösterecek?

Türkiye'nin en değerli dilcilerinden İbrahim Demirci'nin 2005'te 'İbrahim Kardeş' ismiyle Yeni Şafak'ta yazdığı bir yazısını çalıntılıyoruz: 'Bilgisayar ne sayar?'

Bilgiye kim saygı gösterecek?

Dışarıdan ithal ettiğimiz teknolojik ürünlerin çoğunu, ilk üretildikleri ya da bizim aldığımız ülkedeki adıyla tanıyıp benimsemişizdir: Telgraf, telefon, radyo, otomobil, elektrik, televizyon, vb. Dışarıdan aldığımız halde Türkçe bir ad vermeyi ve daha önemlisi o adı benimsemeyi, benimsetmeyi başarabildiğimiz ürün sayısı sayılıdır: Buzdolabı, biçerdöver, bilgisayar...Bilgisayar ne sayar?

Türkçe bir ad verirsek daha mı çok sahipleniriz?

Türkçe bir ad vermeyi başarabildiğimiz nesneleri daha çok sevebileceğimiz, onlarla daha sağlıklı ve verimli ilişkiler kurabileceğimiz bir kuruntu da olabilir, içinde doğruluk payı olan bir yaklaşım da. "Computer"i seslendirmemiz pek de kolay olmuyor: Kompüter, kompütür, kompüytür... Saymak, hesaplamak kökünden türediği anlaşılıyor. Fransızlar "ordinateur" (ordinatör) adını vermişler; “düzenleyici, sıralayıcı” anlamına geliyor. Şemseddin Sâmî'nin Kamus-ı Fransevî'sinde "ordinateur"ü bulamazsınız, orada "ordination" vardır ve "merâtib-i ruhbaniyenin tevcîhi resm ü âyîni" demektir.

“Kompüter”de olsun “ordinatör”de olsun, o makinenin kuruluş ve işleyiş düzeneğine ilişkin ana özellik (sayma, sıralama) öne çıkarılmıştır da, cihazın Türkçe adında bu özelliğe, değerli ve üstün olması gerektiği alenen ya da zımnen kabul edilen "bilgi" nesnesi, nesne kılınarak eklenmiştir: Bilgisayar.

Bilgisayar ne sayar?Belge geçiyor da aşk mektubu geçmiyor mu?

"Faks" kelimesine karşılık olarak önerilen "belgegeçer" kelimesine Hıncal Uluç karşı çıkmış, "Aşk mektubu geçmez mi?" demişti. Bilgisayara da o yaklaşımla karşı çıkılabilir; "Bilgiden başka şeyleri saymıyor mu bu?" ya da "Bu sayılıp dökülenler bilgiyse, halimiz duman?" denebilir. Bilgiye oranla daha yansız ve yüksüz duran "veri" sözcüğü tercih edilebilir, "bilgisayar" yerine "verisayar" denebilirdi. Ancak böyle bir arayışın gereksiz ve yersiz olduğunu söyleyebiliriz. Kullandığımız bütün nesnelerin ismiyle müsemmâ olduğunu söyleyemediğimiz gibi böyle bir arayışa girmenin çok yorucu olacağı da açıktır. Kapıların ve fermuarların her zaman kapalı ve kapayıcı olması gerekmiyor; hatta açıkken daha çok işe yarıyor bunlar. Ülkemizde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasının, hele kasabaların sokak aralarına dek yayıldığını gördüğümüz “internet kafe”lerin ne anlama geldiği üzerinde düşünmemiz gerekiyor.

Önce bilgiye saygı

Bana öyle geliyor ki, elektrik ve zaman tüketen bilgisayar ekranlarının çoğu önünde "bilgi" değil de başka şeyler aranıyor. "Heyecan", "zevk", "eğlence", "kazanma ve başarma tutkusu" gibi etkenlerle makinelerin karşısına geçen binlerce beyin, hareketli ve renkli görüntülerin karşısında serseme dönüyor. Bilgisayar ve internetin işyerlerinde ne tür sonuçlara yol açabildiğine ilişkin tuhaf haberlere zaman zaman rastlıyoruz. Resmî ya da özel birçok işyerinde, çalışanların bilgisayar ekranlarında oyun kâğıtlarının uçuştuğunu görebilirsiniz. “Su-i misâl misal değildir” diyebilirsiniz elbette. Ama "bilgisayar"dan önce "bilgiye saygı" edinmemiz gerektiği çok açık.

(İbrahim Demirci, 12 Nisan 2005, Yeni Şafak)

 

Cüneyt Çelik ç-alıntıladı

Güncelleme Tarihi: 18 Eylül 2010, 21:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26