“Be meded, dondu bin otuzda soğuktan derya!”

"1621 yılının 24 Ocak Pazar günü, şiddetli kış dolayısıyla İstanbul’da Haliç suları baştan başa donmuş ve bu tarihten hemen on altı gün sonra Üsküdar’la Sarayburnu arası da buzla örtüldüğünden, halk deniz üzerinde yayan gidip gelmiştir." Mustafa Müftüoğlu'nun yazısı.

“Be meded, dondu bin otuzda soğuktan derya!”

Sultan II. Osman’ın (Genç Osman) saltanatı yıllarında vuku bulan bu olay, İstanbul’un fethinden sonra görülen ilk şiddetli kış mevsiminin hatırasıdır. İstanbul, Feth-i Mübîn’den evvel de böyle sayılı kışlar görmüş; mesela, Milad’ın 608 yılı Aralık ayında Boğaziçi tamamen donmuş ve o yılki bu müthiş kış mevsiminin tesiriyle ertesi yıl büyük bir kıtlık baş­göstermiştir. 763 senesindeki soğuklarda ise büyük nüfus zayiatı olmuş; Boğaziçi otuz metre derinliğine kadar donduğundan, halkla beraber bü­tün vesâit-i nakliye de deniz üzerinden rahatlıkla geçebilmiştir. 25 Ocak 928’deki şiddetli kışta da Boğaziçi yine tamamen donmuş, buzlar aylarca erimediğinden şehirde misli görülmemiş bir kıtlık başlamış; 1010 yılın­daki soğuklarda ise yine büyük nüfus zayiatı olmuştur. Bu tarihten yirmi iki yıl sonra aralık ayında buzların çokluğundan Boğaziçi’nde seyr ü sefer durmuş, Bizanslılar günlerce evlerine kapanıp kalmışlardır.

Feth-i Mübîn’den sonra Genç Osman’ın saltanatı yıllarındaki şiddet­li kış mevsiminde denizin donmasına ilk defa şahid olan İstanbullu, bu fevkalâde olayı çeşitli şekilde tefsir etmiş, kıyametin yaklaştığına hük­medenler olmuş, şairler ise manzumeler yazıp tarih düşürmüşlerdir. Şair Hâşimî Çelebi, “Yol oldu Üsküdar’a bin otuzda Akdeniz dondu” derken büyük şair Neşâtî;

Emr-i Hakk ile Sıtanbul’da olan kış bu sene,

Belki dünyâ duralı olmadı bu resme şitâ,

Üsküdar ile Sıtanbul arası dondu kamû,

Rû-yı deryayı gören kimse sanurdu sahrâ,

Bunu kim gördü ki deryada buzun üstünde,

Kara yer gibi gezerler niceler bî-pervâ,

Müncemid oldu dehende nefesi insânun,

Nice mahlûku helak eyledi berd-i sermâ,

Lafzan u ma’nen âna didi Neşâtî târih:

Be meded, dondu bin otuzda soğuktan derya!

diyerek o müthiş kış mevsimini edebiyat tarihimize mâl etmiştir.

24 Ocak 1621 Pazar günü Haliç’in donmasıyla başlayan şiddetli kış günlerinde, bilahare Sarayburnu ile Üsküdar arası da donduğundan, şeh­rin iaşesini temin eden gemiler limana gelememiş, böylece İstanbul’da yiyecek sıkıntısı baş gösterip pahalılık alıp yürümüş, bu arada yetmiş dir­hem ekmek bir akçeye, etin okkası ise on beş akçeye fırlayıvermiştir.

Zaruri yiyecek maddelerinde görülen bu ani artışı halk hayra yorma­mış ve o şiddetli kışta, denizin donmasından on iki gün evvel 12 Ocak 1621 Salı günü idam edilen Veliaht-Şehzade Mehmed vakası ile müthiş kış arasında münasebet kurup II. Osman’ın saltanatının uğursuzluğu­na(!) inananlar olmuştur.

Genç Osman’dan dört ay, üç gün küçük olan ve ağabeyi Osman’ın tahta çıkmasıyla veliahtlığa yükselen Şehzade Mehmed, ağabeyi gibi ce­sur, zeki ve kültürlü bir genç olup halk tarafından pek sevilmiş ve Genç Osman Lehistan Seferi’ne çıkarken o günlerin keşmekeşi içinde, sevilen bu veliaht-şehzadeyi payitahtta bırakmak istememiştir.

Genç Osman’ın Dâru’s Saâde Ağası Süleyman’ın iğfaline kapılıp Rumeli Kazaskeri Taşköprülüzade Mehmed Kemaleddin Efendi’nin, ilmî şerefine leke sürerek verdiği fetva ile kardeşini idam ettirmesi halk arasında derin üzüntü uyandırmış ve Veliaht-Şehzade Mehmed’in “bî-günah olarak”, “nâ­hak yere” öldürdüğü, en hücrâ köşelere kadar her yerde söylenebilmiştir.

Ağabeyi Genç Osman’ın emriyle katledilen Şehzade Mehmed’in, cel­latların hücumunda,

“Osman; Allah’tan dilerim ki ömrü devletin berbâd olup beni öm­rümden nice mahrum eyledin ise sen dahi behre-mend olmayasınla” diye beddua ettiği, halk arasında pek çabuk şuyû bulmuş ve Veliaht-Şehzade Mehmed’in böyle “bîgünâh olarak”, “nâhak yere” idamını unutamayan halk, bu elîm vakadan hemen on iki gün sonra vuku bulan denizin don­masını, başlayan kıtlığı ve zaruri yiyecek maddelerinde görülen fiyat artı­şını, Şehzade Mehmed’in bedduasına bağlayın vermiştir.

İstanbul, bu tarihten sonra 1657 yılında yine böyle müthiş bir kış ge­çirmiş ve o yıl Haliç yine donmuştur.

Kaynak: Yalan Söyleyen Tarih Utansın, Gerçek Yayınları, sayfa:298-300

Yayın Tarihi: 04 Şubat 2022 Cuma 15:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26