"Bak, madem öyle sen de benim Firdevs cennetine girmem için dua edeceksin."

"Allah Teâlâ’nın M. Emin Saraç Hocaefendi'nin ömrünü bereketli kıldığı gibi ilmini de bereketlendirdiği açıkça görülmektedir. Kendisi, uzun yıllar nâdide bitkiler yetiştirmek için gayret eden bir çiftçi gibi hareket etmiş ve Allah ona dünya gözü ile bitkilerinin büyüyüp serpildiğini, meyve verdiğini göstermiştir."Dr. Öğr. Üyesi Fatma Çetin, "İslâmi İlimler Hocalarının Dilinden" isimli eserde, hocası M. Emin Saraç’ı anlatıyor.

"Bak, madem öyle sen de benim Firdevs cennetine girmem için dua edeceksin."

Merhum Mehmet Emin Saraç Hocaefendi ile tanışma hikâyenizi anlatır mısınız?

Kendisinin adını ilk defa Mekke Ümmü'l-Kurâ Üniversitesi'nde Arapça eğitimi almak için referans mektubumu yazdığı yıllarda eşim İbrahim Çetin vasıtasıyla duymuştum. Şöyle ki, Mehmet Emin Saraç Hocaefendi bir hocasının tavsiyesi ile talebelerini Arapça öğrenmeleri için Mekke'ye göndermeye karar veriyor. İşte benim eşim de o zamanlarda Mekke'ye gitmiş. O yıllarda gerek Arapçaya gerek İslâmî ilimlere karşı en isteksiz olunan yıllar olduğu için öyle çok fazla giden de olmamış. Eşim iki yıl Mekke'de eğitim gördükten sonra yaz tatili için memleketine geldiğinde biz o sene tanıştırıldık ve hayatlarımızı birleştirmeye niyet ettik. Böylece bana da Mekke'de Arapça eğitimi alma imkânı doğdu. İşte ben bu vesile ile ilk defa Emin Saraç Hocaefendi'nin adını duydum. Benim üniversiteye kabulüm için referans mektubumu Emin Saraç Hocaefendi yazmıştır.

Hayatımda Emin Saraç Hocaefendi ile ikinci defa karşılaşmam, bizi evlerine davet etmesiyle gerçekleşti. Bu da Mekke'den geldiğimiz bir yaz tatilinde oldu. Bir fırsatını bulup İstanbul'a geldiğimizde eşim kendisini ziyaret etmek istedi. Hocaefendi âdeti olduğu üzere talebelerini evinde yemeğe davet eder. Bir grup erkek talebeleriyle evlerine gittiğimizde tek kadın ben idim. Ancak ben talebesi olarak değil, kıymetli oğullarının imam-hatip lisesinden sınıf arkadaşının referans olduğu hanımı olarak hocanın çevresindeki halkaya eklenmiş oldum.

O gün, oturdukları apartman dairesinin merdivenlerindeki kalabalık çok dikkatimi çekmişti. Beni ayrı bir daireye aldılar. Değerli eşleri beni sofralarına davet etti. İşte böylece ben, ilim halkasına dâhil olmadan önce yemek halkasına dâhil olmuş oldum. Şaka bir yana o gün kendimi çok şanslı olarak hissettiğimi hatırlıyorum. Hâlâ gözümün önündedir.

Burada şunun altını çizmek istiyorum; gördüğünüz gibi isteyenler için hocaefendiye ulaşmak, onunla tanışmak bu kadar kolaydı.

İlerleyen yıllarda biz İstanbul'a yerleştiğimizde, Emin Saraç Hocaefendi'nin bizim İslâmî İlimler fakültesi ziyareti gibi bizzat teşrif ettiği pek çok toplantılara katılma fırsatım oldu ama bu toplantılar biz hanımlar için daha çok o toplantının genel olarak feyzinden faydalanma şeklinde oldu. Kendilerinin sohbetlerine iştirâk etmedik. Benim kendisiyle bizzat konuşma şerefine eriştiğimde yaşadıklarım gerçekten anlatmaya değer. Bu karşılaşmam da tabii yine eşim İbrahim

Çetin vasıtasıyla oldu. Kendilerini ziyaret etmek isteğimiz kabul edildi ve biz 2018 yılının Ağustos ayının başında evlerine bir akşam ziyareti gerçekleştirdik. Muhterem eşleriyle ve ev halkından birkaç kişiyle beraber baş başa konuşma imkânımız oldu. Sade, insanın gözünün ve gönlünün huzur içinde oturabildiği bir ortamdı. Artık izin istemek vakti geldiğinde, hocaefendinin bulunduğu çalışma odasına gitmem için bana seslendiler. O esnada eşim kendilerine beni tanıttı. 80'lerde Ümmü'l-Kurâ Üniversitesine kabul edilmem için gerekli olan referans mektubunu kendilerinden aldığını haber verdi.

Hocaefendi benim üniversiteyi okuduğuma ve eğitim faaliyetlerine devam ettiğimi öğrenince çok sevindi. Bu sevincini ise benim daha önce hiç duymadığım bir şekilde şöyle ifade etti: "Bak, madem öyle sen de benim Firdevs cennetine girmem için dua edeceksin" dedi.

Bu isteğini öyle kendinden emin ve öyle bir tok sesle birkaç kere tekrar etti ki çok etkilendim ancak nasıl karşılık vereceğimi de tam olarak bilemedim. Hocanın karşısında biraz donuk bir vaziyette kalakaldım. Böyle hayır ve fazilet sahibi birinin benim duama ihtiyacı yok ama mutlaka bir bildiği vardır, diye düşündüm. İşte hocaefendi ile bizzat tanışmam bu şekilde oldu. Ben ona böyle dua etmek için söz verdim.

Hocaefendiden hiç ders aldınız mı?

Ben zaman içinde yüz yüze olan bu karşılaşmamızdaki yaşadıklarımdan âlimlerin, talebelerinin ihtiyacı olan bilgiyi onlara ulaştırmakta nasıl davrandıklarına dair bir ders çıkardım. Bu birkaç dakika süren karşılaşmamızda âdeta bana; âlimin vakarını, talebelerine şefkatini, bir müminin mümin kardeşinden kendisi için dua isteme yöntemini ve üç kere tekrar ederek de yapılan bir işin sağlam bir şekilde yapılması gerektiğini öğretmiş oldu.

Diğer taraftan kendisine, Firdevs cennetine girmesi için dua isterken de belli bir zaman; meselâ her gün, her namazının arkasından gibi kayıtlar koymaması da ayrıca önemliydi. Çünkü bu şekilde olduğu takdirde dua etmesi istenen kişiyi de dua etmeyi ihmal ettiği zaman, yorulup sıkılmıyor. Aklınıza geldiği her zaman bu duayı yapıyorsunuz. En önemlisi bu vesile ile artık ben de kendimi Emin Saraç Hocaefendi'nin bizzat talebesi olarak görüyorum.

Benim hocalarım olan hocaefendiler de hocaefendinin tedrisinden geçmişler. Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan, benim dekan hocam ve doktora ders döneminde hocam oldu.

Aynı zamanda doktora tezimin danışmanıdır. Hocamız bize İmam Gazâli'nin el-Munkiz mine'd-Dalál adlı kitabını, Zihni Efendi'nin Osmanlı Türkçesine yaptığı tercümesiyle okuttu. Ayrıca el-Hâsib el-Muhâsibi'nin Risaletü'l-Müsterşidîn ve İmam Birgivi'nin et-Tarika el-Muhammediyye adlı kitaplarını okuttu.

Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay Hocamızın, İmam Nevevî'nin Kırk Hadis ve Riyazü's-Sâlihîn kitaplarını, Muhammed Fuâd Abdülbaki'nin İmam Buhârî ve Müslim'in İttifak Ettikleri Hadisler adlı kitaplarını okuttuğu derslerin hemen hemen tamamına katıldım. Hâlâ devam eden Sahîh-i Buhâri ve Sahîh-i Müslim derslerine de imkân buldukça devam etme. ye gayret ediyorum. Üniversitemizde doktora yapmaya başladığımda Halil İbrahim Hoca da doktora tezimizi yazarken bize destek olan, fikirlerini esirgemeyen bir hocamızdı. Dr. Ahmet Efe Hoca da kendisinden feyz aldığım bir başka değerli talebesiydi. Kendisi benim doktora döneminde hocam oldu. Bize Vehbe Zuhayli'nin el-Fikhu'l-İslâmî ve Edilletubu adlı büyük eserinden bölümler okuttu.

Mehmet Emin Saraç Hocaefendi'nin bir başka talebesi olan Dr. Şerafeddin Kalay Hocamızdan Kudûrî'nin şerhiyle el-Lübâb fi Şerhi'l-Kitâb, Mevsili'nin el-İhtiyâr li-Ta'lili'l-Muhtar,

Muhammed es-Sâbûnî'nin Tefsiru Ayâti'l-Ahkâm kitaplarını okuttuğu derslere katıldım. Ayrıca, İbn Melek'in Ebü'l-Berekât en-Nesefi'nin fıkıh usulüne dair yazdığı muhtasar bir eserinin şerhi olan Şerbu Menâri'l-Envâr isimli kitabını okuttuğu dönemde bazı bölümlerinin okumasına katıldım. Başlıca bu talebelerinden ders aldım.

Son olarak hocaefendiyle alakalı ne söylemek istersiniz?

"Her nefis elbette ölümü tadacaktır." Ancak Emin Saraç Hocaefendi gibi kimileri bu dünyada hoş bir sadâ olarak kalır, isimleri kitaplara yazılır ve kalplerimizde yaşamaya devam ederler. Hemen her muhabbette kendilerinden bir hâtıra aktarılmaya devam eder.

Hocamızın hayatı Allah Teâlâ'nın Muhammed sûresi 7. âyetinde müjdelediği, "Ey imân edenler! Allah'a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır." ilâhî sünnetine işaret etmektedir. İlim tahsili keyifle olacak, kolay bir iş değildir. Nitekim hocamızın da ilim yolunda geçen dünya hayatı pek çok zorluklarla baş etmekle geçmiştir. Ancak bütün bu imtihanlarda hep Allah'a güvendiği, her türlü engele rağmen talebe yetiştirmeye devam ettiği görülmektedir. Talebelerinden duyduğumuza göre hocaefendi, kendi hocalarının yolunu takip etmiş, "kitap okutmaya” devam etmiştir. Benim hocamızın hayatından anladığıma göre bu yöntem, sadece kitap okumakla kalmıyor, aynı zamanda İslâm ahlakını yani İslâm'ın amelî yönünü talebelere aktarmaya vesile oluyor. O talebelerini bırakmıyor, talebeleri de onu bırakmıyorlar.

İbrahim sûresi 24. ve 25. âyetlerinde imân; kökü, yerin derinliklerine sağlam bir şekilde yerleşmiş, gövdesi ve dalları gökyüzüne doğru yükselmiş, her zaman meyve veren bir ağaç şeklinde tanımlanır. Böyle bir ağaç nasıl ki her daim meyveli ve faydalı ise "kelime-i tevhidi" kalbine yerleştirenler de Allah'ın bir kulu olduklarını unutmazlar, kendilerine bu şerefi veren Rablerine karşı her daim kulluk görevlerini yerine getirmeye çalışırlar. İşte ilim, irfan ve güzel işleriyle, insanlık için faydalı olanlar da bunlardır. Mehmet Emin Saraç Hocaefendi de hayatı boyunca imân ağaçlarının bakımını yaptı. İslam’ın temel kaynaklarını okudu, okuttu, kalpleri yeşertti. Allah'ın izni ile dokunduğu her kalp canlandı. "İslâm'ı çağa uydurmak" furyasından uzak, doğruya yakın oldu. Gösterişsiz ve sessiz yaşadı. Ama şimdi anlıyoruz ki bütün bu sessizliğine rağmen arkasından daima onu hatırlayacak, rahmetle anacak bir âlem bıraktı.

Son olarak benim, Valide Hanım (hocaefendinin hanımı) ile görüşme imkânım olduğu zaman, hayırlı bir nesil yetiştirmek için biz hanımlara tavsiyede bulunmasını istediğimde şöyle dediler: "Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'in kadınları övdüğü bazı durumlar var. Birisi hicâb âyeti (Ahzâb 59. âyet) nâzil olduğunda, muhacir ve ensar hanımlarının “hemen" bu ilâhî emre uygun olarak tepeden tırnağa örtünmeleri, ikincisi ise Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'in Medine'ye hicretinde ilk uğradığı belde olan Kubalı kadınların temizliği ve hicab emrini uygulamada gösterdikleri incelik idi. Ben de hayatım boyunca bu hanımları örnek alıp, bu hususlara son derece hassasiyet gösterdim." Allah Teâlâ’nın Emin Saraç Hocaefendi'nin ömrünü bereketli kıldığı gibi ilmini de bereketlendirdiği açıkça görülmektedir. Kendisi, uzun yıllar nâdide bitkiler yetiştirmek için gayret eden bir çiftçi gibi hareket etmiş ve Allah ona dünya gözü ile bitkilerinin büyüyüp serpildiğini, meyve verdiğini göstermiştir. Hocaefendi bütün ömrünü, karşılaşabileceği en tehlikeli durum için hazırlık yaparak geçirmiş ve yolunun "Firdevs'e çıkması için çabalamıştır.

Dr. Öğr. Üyesi Fatma Çetin

Tefsir Ana Bilim Dalı

Yayın Tarihi: 08 Ocak 2023 Pazar 14:00 Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2023, 09:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
Remzi Ariğtekin
Remzi Ariğtekin - 3 hafta Önce

Rahmetullahi ecmain hocamdan 1963 yıllarında fatih camiinde tefsir dersleri aldım sizleri yürekten kutluyorum Allah cc emeklerinizi artırsın Ya Rabbisayin ibrahim ve hanım efendiyi lisaninda fikirlerinde düşüncelerinde ahlakı.nda terbiyesinde iş hayatinda aile harında huzur ver lisanındaki düğümü çöz göğsündeki sıkıntıyı al evlatlarıyla torunlarıyla ŞEREFLENDIR hallerini pey efen da haberdar eyle

banner19

banner36