banner17

Alışamayanlardan olunmalı!

Şehrengiz dergisinde Muhammed Çelik güzel bir Pakdil Usta yazısı yazdı. Biz de kolay kolay alıntıya yer vermeyen bir site olarak bu metni ç-alıntıladık..

Alışamayanlardan olunmalı!

 

Nuri Pakdil'den üç kitap

Kalem Kalesi, Nuri Pakdil1. Kalem Kalesi

Kalem Kalesi’ni okudum. Nuri Pakdil’in savaşçı yüreğine sağlık.

Elimi ateşe dokundurup çekmiş gibi oldum. Bende uyandırdığı duygular: direniş, sabır, inanç, umut, sorgulama ve dik duruş oldu. Elimde bu kitap ve “koşumsuz çıplak bir tay gibi” dağıldı saçlarım.

Beynimde “bilinçlendirici bir ilerleme” oluştu sanki. Kalemi elde doğru tutuşun, geceyi doğru yönetişin, güneşi bekleyişin ve dikkatini kaybetmeyişin inceliklerine vasıl oldum.

Atını gece gündüz koşturmuş, kan ter içinde bırakmış, bir cümlenin bitimine bağlamış. Dağın doruğuna ayak basmadan önce başarıdan söz etmemeye ant içmiş ya da.

Sözden daha etkin yumruk mu var?

Karıncaya gıpta edebilme yürekliliği gösterebilmeliyiz. Yazıya geçirdiğimiz her cümlenin değil her harfin sorumluluğunu boynumuzda hissedebilmeliyiz.

İstanbul’un özel bir yeri, Kudüs’ün daha özel bir yeri var. Ülkenin durumu, üzerinde düşünülmesi gerekli özel bir konu… Telefon kulübesi yangınları ve mektuplar…

İçinde bulunduğumuz çağı, toprakları, şartları bir bir anlama girişimi. Buna ek olarak içe dönük de bir derinlik vurgusu. “Sözden daha etkin yumruk olamayacağı” inancıyla söze esaslı bir giriş…

“Devrimci bir suskunluğun” çığlıkları gibiydi. “İçsesimi yitirmemeye özen göstererek” daha az yazabilme sebatını gösterebilmeliyim artık. Bu erdem gereklidir.

Batı Notları, Nuri Pakdil2. Batı Notları

Nuri Pakdil, Almanya, Fransa ve İtalya gezisinden edindiği izlenimleri aktarırken bizde birtakım uyanışlara sebep oluyor. Sanki hiçbir şey beklemeden gittiği Avrupa’dan, ülkesinin ve coğrafyasının değerini daha iyi anlamış olarak geri dönüyor.

Zaten bütün gezintisi boyunca doğunun ilgisini ve işaretlerini yanından ayırmıyor. Her daim bir tarafı doğuda... O, batıyı geziyor ama siz ondan Toros Dağları’nı, Muş Ovası’nı, Elbistan içmelerini, Maraş’ı, Yenikapı eleğimsağmasını, Mekke’yi ve Medine’yi dinliyorsunuz. Ve tabii Filistin’i ve Kudüs’ü… Baktığında herkesin görmediğini görebilecek bir tefekkürle hareket etmenin sonucudur bu.

Sezai Karakoç’un medeniyet yazıları geliyor aklıma, Hakan Albayrak’ın Bismillah Hotel’ini düşünüyorum, içimizdeki ortak sesi duyuyorum.

Gezi boyunca yazarın yanından ayırmadıkları

Makinenin egemenline, içindeki cömertliği, samimiyeti yitirmiş, betonlaşmış insana, heykelciliğe ve onun doğurduğu putçuluğa, “inkâr labirentleri”ne, sömürüye bir başkaldırı, bir direniştir ve bir “girişim”dir, gezi boyunca yazarın yanından ayırmadığı. Afrika’ya da özel bir ilgi vardır kitap boyunca gözümüzü ayıramadığımız.

Kitaptaki edebî üslup ve özellikle benzetmeler de harika diyeceğim ama yine de eksik kalacak.

Sonuçta kendimize dönüp baktığımızda umut güneşinin hâlâ parlaklığını yitirmeden her sabah üstümüze doğduğunu görüyoruz.

Klas Duruş, Nuri Pakdil3. Klas Duruş

Nuri Pakdil’in bir cümlesi bir kitabından: “Saat kaç olmuş… hâlâ bir çocuk yürümemiş bu sokakta!” Bu cümleden yola çıkarak düşüncelere dalıyorum. Şair bu dünyanın bu çağın yozlaşmasına alışamıyor; hele bir alışsın, şair olmaktan çıkıyor, teslim oluyor, direnişi kırılıyor. İşte yalnızlığı kendisine özenle her gün her gece seçen usta yazar, penceresinden gözlemliyor bu yozlaşmayı ve yazıya geçiriyor. Şaşkınlık bu çağın yalnızlarına… Belki de çocukluğunun Maraş’ına ve o sokaklara bir özlem güdüyor.

Istıraptan yoksun mütefekkir mi olur?

Özlemin olmadığı hayat, hayat mıdır? Hazzın duyulduğu kadar da elemin duyulmadığı hayat? Acı duymayan, dert taşımayan bir mütefekkir olabilir mi? Zehir tabletleri çikolatayla kaplanıp Hindistan ceviziyle süsleniyorsa pazarlarda, bencil bir mutluluk yutulabilir mi?

Nuri PakdilAynı kitapta ve birçok kitabında yazar, gürültüden şikâyet edip duruyor. Ve insanların bu otomobil gürültüleri arasında nasıl uyuduğuna hayret ediyor. Çıkarım cümlesi: “Bu kadar mı duyarlılığını yitirdi insan?” Bu cümleyi yazan Pakdil Usta, sobası olmayan ve kaloriferi de nasılsa yanmamış soğuk bir odada, masa lambasının ışığında, direnişe geçen ruhuyla kitap okumaktadır. Uyku tutmaz ama, insanın düşmanı “sessizliksizlik”e karşı da durmak gerekir ki o an yakalanabilsin. Geceyi öpe öpe uzatır adam… Zarifoğlu’nun Yaşamak’ta dediği gibi: “Bütün büyük anlar yalnızlıktan yontuldu.”

Kedilere kim öğretecek trafik bilgilerini

Aynı şaşkınlığı hem Cahit Zarifoğlu’nda hem de Rasim Özdenören’de görmüştüm. “Sokak lambaları açık unutulmuş sanki” diyerek ironik bir şekilde sabahın bereket saatinde hâlâ yanan sokak lambalarına bir anlam veremiyorlardı. Sezai Karakoç ise arabaların ezdiği kedilere çağımız insanının bakıp geçmesi gibi bakıp geçmiyor; yüklediği anlam, direnişi dirilişe dönüştürecek bir cümledir sanki: “kedilere kim öğretecek trafik bilgilerini/ ki hayatlarıyla ödüyorlar karşıdan karşıya geçmenin bedelini.”

Direnişte ve dirilişte beraber olacak arkadaşlar aramak da vardır bu yalnızlık sevdalılarında. Bu yüzden Klas Duruş’ta “Kopmamasıya bağlanılmış arkadaşlıklar gereksinimi…” cümlesi geçer. Hatta buradan Atasoy Müftüoğlu’na geçebiliriz. Vakti Kuşanmak’ta: “Tanışmak, birlikte başlamaktır, birlikte bitirmektir. Birlikte solumak, birlikte duymak, birlikte yürümek, birlikte dayanmak, birlikte katlanmaktır…”

Ekşimiş süte dönmüş bir toplumda…

Durmaksızın akan manevî kan ve donuk kan birikintileri her yerde! Görebilmek ve dünyayı değiştirebilme azmini kılcal damarlarında hissedebilmek… “Ekşimiş süte dönmüş bir toplumda” “duyarlı bir dengeyi tutturmaya çalışmak…” Böyle zor bir “dimdikliği” vardır edebiyatçının duruşunda. Hayatı da içine alarak kelimelerin, direniş, dik duruş, diriliş ve hesabını verebileceğimiz toplam bir ömür. Allah’ım diyorum, bizi de alışamayanlardan, yozlaşamayanlardan kıl, yürüt bizi alnımız ak olarak! Âmin…

 

 

 

Muhammet Çelik’in bu yazısı Şehrengiz Dergisi’nin 4. sayısında yayınlandı

Nuri Pakdil

Güncelleme Tarihi: 07 Mayıs 2010, 21:23
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
hüseyin
hüseyin - 9 yıl Önce

nuri pakdil dili bir eylem alanı olarak düşünen ender münevverlerimizdendir. Ondan övgüyle söz açarız da, bu eylem yüzünü görmeye yeltendiğimizde mahcubiyet duygusuyla başımızı öne eğeriz. Nuri Pakdil bir eylem adamıdır ve onun eylemini anlamak, onun eylemini yaşamımızda göze almakla karşılığını bulur.

alp
alp - 9 yıl Önce

nuri pakdil yaşıyor mu?

Gülnihal Bimahal
Gülnihal Bimahal - 9 yıl Önce

İşte bu kitapları alışveriş listeme ekledim.

b.g.
b.g. - 9 yıl Önce

eskimeyen yeni, yaklaştıkça kaçan ufuk çizgisi, bir yeni'nin öteki yeniye namzetliği...

içten bir yazı olmuş gerçekten. yüreğiniz zeval görmesin muhammed bey.

fatma beyit
fatma beyit - 9 yıl Önce

alp,
yaşamayan sensin bence!
nefes alıp vermeye devam et, belki şuurun açılır.

banner8

banner19

banner20