banner17

Abdüssamed ne güzel okurdu!

Zeki Dursun merhum Abdüssamed'i yazmıştı Yeni Dünya dergisinin Kur'an sayısında. O yazıyı ç-alıntılıyoruz..

Abdüssamed ne güzel okurdu!

Bazı dönemlerde celali tecellilerin varlığı, cemali tecellilerden daha yoğundur. Bir sufi için marifet, celali tecellinin içinde cemali tecelliyi görebilmektir. Bu topraklarla ünsiyeti olan insanlar için hesabı verilmeyen ve sorulmayan bir modernleşme tecrübesi, celali tecellileri içinde barındıran bir krizdir. Bu kriz tecrübesi, 1923-1945 arası celali tecellinin en yoğun yaşandığı zaman dilimi olarak yerini aldı.Mehmet Akif Ersoy

Hakk’ın vaadi sabit olduğu için, insanların kendilerine nispet ettikleri yapıp etmeler elbette ki Nur’un karşısında anlamını yitirir. Güneş tutulması bazen toplumları da vurur. Bir anda etraf karanlıklara bürünür ama akıbeti nur olmak zorundadır.

Bir Kur’an şairi: Mehmet Akif

1923’le yaşanan tecrübe sadece Anadolu toprakları için ortaya çıkan celali bir tecelli değildir. Bu tecelliden ümmetin bireylerinin yaşadığı her yer nasibini almıştır. Ümmeti bir arada tutan Tevhid, celali tecelli gereği Zulumatın içinde sırlanmıştır.

Ümmet tektir. Tevhid öyle bir nurdur ki o nurun karşısında zulumatın bütününün durma ihtimali yoktur. Nur kendini her zaman, her yerde, her şartta ortaya çıkarır.

Mehmet Akif için en yakışan ifade şüphesiz “Kur’an şairi” olmasıdır. Safahat’ın her bir ifadesi, Kur’an’ın tercümesidir. 1926 kışında Mısır’a hocalık için giden Akif merhum orada vefatına kadar kalmıştır. Hilvan akşamları, Nil kıyıları, Mısır sohbetleri Kur’an mealiyle meşgulken Akif’in zihni endişeler denizinde yol almaya çalışan bir gemidir. Gemi sakin bir liman arar.  O dönem şiirlerinde havf u reca bir aradadır. Bazen ümitsizlik hasret oduyla yanar, bazen dua kandiliyle ümit neşelenir.

Abdüssamed

Mısır’ın âşık gönülleri

Ben Akif gibi Kur’an muhabbeti sonsuz olan bir insanın ümidi olarak okudum Mısırlı Hafız Abdüssamet’i. Elimize kader gereği her ne kadar Akif’in Kur’an Meali ulaşmamış olsa da Akif merhumun derdinin sadâsı bugün evlerimizde her an yankılanmaktadır.

Kimdir bu sadanın sahibi Mısırlı Hafız Abdüssamet? Onu tanımak, Akif’le, Akif’in derdiyle bilişmek demektir. Neden mi sevdik biz Mısırlı Hafız’ı? Cevabı Akif’in Mısır şiirleri verir bize. Abdulbâsit Muhammed Abdussamed, Akif’in Mısır’a zaruri göçünden bir sene sonra 1927 yılında, Mısır’ın güneyindeki Kinâ Vilâyeti’ndeki Erment’e bağlı Mura‘aze Köyünde doğar. Dedesi, Kur’ân ilimleri ve hafızlığıyla; babası hafızlığı ve tecvîd ilimlerindeki kabiliyetiyle meşhurdur.

Kardeşleri de Kur’ân hafızıdır. Abdussamed kardeşlerine katıldığına 6 yaşındadır. -Bizim topraklarımızda unuttuğumuz bir hafızlık yaşı. Yine de Anadolu’nun bağrında nice ana-baba evlatlarının hafız olması için nice celali tecelliye katlanıyor.- Hafız adayı Abdüssamet,  on yaşına geldiğinde Kur’ân’ı tamamıyla ezberler. Şeyh Muhammed Selim’den Kur’an’ı tamamen okur. Şatıbiyye adlı kıraat kitabını hafızasına alır. On iki yaşında yaşadığı yerde bilinen ve dinlemek için arzu edilen bir hafız olur.

Abdurrahman Gürses

Abdussamet, ümmet içinde fark ediliyor

Ehl-i Beyt’e muhabbeti, onu Hazret-i Zeyneb’in kabrini ziyarete sevk eder. Ziyaret sırasında okuduğu aşr-ı şerif ile bütün cemaatin takdirini toplar. Ahzab Süresi sadece kendini değil bütün cemaati inletir.

Şeyh ed-Dabbâ, Abdussamet’in sesini kayda alır ve başta Mısır olmak üzere bütün Müslüman gönüllerde yer etmesine vesile olur. Radyo programlarına katılır.

Hidayete vesile olan ses

Okuyuşu Mısır sınırlarını aşar. Yeryüzünün birçok yerinden davet alır. Pakistan Devlet Başkanı onu Matar’a çağırır ve uçaktan iner inmez onu karşılar, onunla musâfahalaşır. Endonezya Devleti de onu çağırır. Ve oraya da gider. Endonezya’nın en büyük camilerinde Kur’ân okur. Oğlu Hişam Abdüssamed, babasının seyahatlerinden birinde meydana gelen olayı şöyle anlatır: “Babamı sevindiren olayların başında, Avrupa ve Batı ülkelerinin Kur’an’a ve okunuşuna hüsnü teveccüh göstermeleriydi. Gençlerin Kur’an’a karşı uyanıklıkları onu mesrur ediyordu. Babam 1977’de Uganda’ya ziyarette bulunur. Babama ziyaret sırasında bir sekreter tutulur. Bu sekreter Müslüman değil bir Hristiyan bayandır. Düzenlenen ilk programda 13 kişi Müslüman olur. İkinci toplantı ve okuyuşta da 9 kişi Müslüman olur. Programın sonunda Hristiyan sekreter “Eşhed, Eşhed” diyerek Müslüman olur.”

AbdüssamedMısır dışına ilk ziyareti Hacc farizasını yerine getirmek için gerçekleştirir.  En meşhur tilavetleri Mescid-i Harâm ve Medine-i Münevvere’de nasip olur. Kendisine “Mekke’nin Sesi” ünvanı verilir.

Azap ayetleri

Kur’an okumaya başlamadan evvel özel bir hazırlık içine girer Mısırlı Hafız Abdüsamet. Pek kimseyle konuşmaz, kalben ve ruhen hazır hale gelmeye çalışırmış. Oğlu Tarık Abdüssamet babasının halini şöyle anlatır: “Babam camiye gitmezden evvel evde kendi kendine biraz okurdu.  20-30 yıl kadar Kahire’de Şafi Camiinde her Cuma Kur’an okudu. Kahire’de Kur’an aşığı Türkiyeli, Endonozyalı talebelerle buluşuyordu. Okumak için kendini hazırlıyor ve okuma sonrasında tekrar sohbete dönüyordu.”

Kuran’ın bazı  ayetlerini okurken kendinden geçer Abdüssamet. Bu tavrın Abdurrahman Gürses’te de olduğunu söyler İsmail Kara. Bir gün İmam-Hatip Okulu’nda Kur’an dersinde aşr-ı şerif okuyan Kara, okuma bittikten sonra Hoca’nın bu ayetlerin azap ayetleri olduğunu söylediğini ve kendisini okumaması yönünde ikaz ettiğini anlatır. Bu tavır bir hafızın tavrı olarak devam edegelir. Yine Abdüssamet’in oğlu babasının bu konudaki tavrını şöyle anlatır: “O azaptan ve cehennemden bahseden ayetleri okurken çok müteessir olurdu. Gözleri yaşla dolardı.” Yenidünya  

Her şeyin bir sonu var

İçindeki dert, şeker hastalığına imkân hazırlar. Yemek ve içmek zorlaşır. Bu hastalığa bir de ciğer yetmezliği bahanesi eklenir. Soğuk bir Kasım gününde Rabbine kavuşur.

Bedenen aramızdan ayrılan iki Kur’an aşığı, Mısırlı Abdüssamet ve Türkiyeli Mehmet Akif, şimdi semada biri Kur’an’ı davudi sesiyle okurken diğeri de o sesin kalbindeki izdüşümünü dillendiriyordur. Bilen bilir. 

Zeki Dursun

Yenidünya dergisi Eylül sayısından alınmıştır. Arabaşlıklar dunyabizim.com


Arda Şeker (ç)alıntıladı 

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2010, 11:07
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20