110 Yıllık Bir Yayıncının Gözünden 1972'de Yayın Dünyası

''Şimdiye kadar kimseden yardım görmedim, birçok yazarlardan da zarar görmüşümdür. Geniş yayın hayatımda her on senede bir Anadolu kitapçılarında kalan 25-30 bin lira civarındaki alacağımın üzerine sünger çekerim.'' Cağaloğlu’ndaki ilk Müslüman kitapçı Hacı Kasım Efendi’nin oğlu Hüseyin Tutya ile, 1972 yılında yapılan bir röportajı alıntılıyoruz.

110 Yıllık Bir Yayıncının Gözünden 1972'de Yayın Dünyası

Hüseyin Tutya... Cağaloğlu’ndaki ilk Müslüman kitapçı Hacı Kasım Efendi’nin oğlu. Hacı Kasım Efendi’nin 1860 yılında açtığı dükkan, daha sonra oğullarına devroldu ve oğulları Hüseyin Tutya ile Naci Kasım elinde değişerek, şekil değiştirerek ve büyüyerek devam etti. Hüseyin Tutya’nın dükkanı kapansa da Naci Kasım üzerinden gelen silsilenin izleri bugün “Saatli Maarif Takvimi”ni devam ettiriyor.

Aşağıda okuyacağınız röportaj da Hüseyin Tutya’nın tek röportajı. 1972 yılında 110 yıllık bir firmanın temsilcisi olarak konuşmuş. 8 Haziran 1972 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu röportajı, Şehir Üniversitesi’nde bulunan Taha Toros Arşivi’nden temin ettik ve beğeninize sunuyoruz.

Kitabevinizin kısa bir tarihini anlatır mısınız?

Kütüphanemin kuruluş tarihi 1862’dir. Babam Hacı Kasım Efendi Türkiye'nin ilk kitapçılarındandır. Babamın hâtıralarını daha önce kitap halinde yayınlamıştım. Meslek bana babamdan intikal etmiştir.

Tahsil dereceniz?

Fransız Koleji mezunuyum.

İlk bastığınız kitap hangisidir? En az ve en çok tirajlarınızı söyler misiniz?

İlk bastığım kitap Arazi Kanunname-i Hümayunu’dur ve 2000 adet basılmıştır. Sonra bastıklarım 3000 ile 5000 arasında değişti. Bunların içinde dört - beş defa bastığım kitaplar olmuştur.

Yanınıza herhangi bir ortak aldınız mı? Ya da bir şirkete girdiniz mi?

1928’de kardeşim merhum Naci Kasım'la ortak oldum. 1932’de ortaklığımızı bozduk. Ortaklığı bozma mukavelesinin bir maddesine göre Yeni Şark Maarif Kütüphanesi unvanı bana kaldı. Bundan dolayı bir müddet sonra kütüphanemin adı Yeni Şark Maarif Kütüphanesi oldu. Daha önce yalnız Şark Kütüphanesi idi.

Şimdiye kadar kaç kitap yayınladınız? Hangi konulara ehemmiyet verdiniz?

Kendi bastığım kitapların sayısı zannederim ki 500’ ün üstündedir. Muhtelif mevzularda kitap bastım. Lügatler, tarihler, takvimler, İslâm dini ile ilgili kitaplar. Yardımcı okul kitaplarına 1947’de ilk olarak ben teşebbüs ettim. “Millî Okuma” adlı birkaç kitaptan ibaret bir serî yayınladım.

Kitaplarınızı tanıtmak için neler yapıyorsunuz?

Şimdiye kadar dört-beş katalog neşrettim, faydasını gördüm. Şimdi küçük broşürler bastırıp dağıtıyorum. Bu da çok faydalı oluyor.

Mesleğinizle ilgili ihtiyaç ve şikâyetlerinizden bazılarını söyler misiniz?

Başlıca ihtiyaç ve şikâyet mevzuu kâğıttır. Kâğıt pahalıdır ve güzel kitap basmak için elverişli değildir. Posta ücretleri de durmadan arttı. Bütün kitaplar ders kitaplarının tâbi olduğu ücrete indirilmelidir. Posta ücretleri bu seviyede kaldıkça hem Anadolu'ya kitap gönderme güçleşir, hem de kitaplar pahalılaşır.

Meslek hayatınızda en büyük ticarî krizler hangi senelerde oldu?

Hatırladığım kadar meslek hayatımda en büyük krizler 1922-1925 seneleriyle 1928-1934 senelerine tesadüf eden devrelerdedir.

1928 Harf devriminin ne gibi tesirleri oldu?

Bu devrim birkaç ay önce veyahut birkaç ay sonra yapılsaydı, o zamanki kitapçılar için çok iyi olacaktı. Okul kitabı editörleri kitapları basmış, hazırlamış. Maarif Vekâleti de Tebliğler Dergisi'ni çıkarıp dağıtmıştı. Hemen arkasından Harf devrimi oldu, bizler büyük zararlara uğradık. Elimdeki 80.000 liralık oklu kitabını kâğıtçılara okkası 9 kuruştan sattım, çok sıkıntıya düştüm. Maarif Vekili rahmetli Mustafa Necati Bey tavassut etti de Emlâk ve Eytam Bankası'ndan 10.000 lira istikraz ettim ve yeniden işe başladım. Fakat ana parayla ağır faizini ödemek için yıllarca kıvrandım durdum. Bununla beraber bu devrimin memleket irfanına faydası çok büyük olmuştur, ilk yıllarda okuma öğrenenler hızla arttı. Kitap satışlarında da kıpırdama oldu.

1908 Meşrutiyet Hareketi kitapçılığımıza nasıl tesir etmişti?

1908 Meşrutiyet Hareketi kitapçılığımıza yeni bir revnak vermişti. O yıllar hâlâ gözümün önündedir. Kitap fiyatları bedava denecek kadar ucuzdu. Her gün çıkan kitaplar en fazla iki, üç kuruşa satılırdı.

Birinci Dünya Savaşı sıralarındaki İstanbul ve Anadolu kitapçıları hakkında bildiklerinizi söyler misiniz?

Birinci Dünya Savaşı sıralarında Anadolu'ya okul kitabı sevketmek bile çok zor bir işti. Çünkü yollar kapanmıştı. Rahmetli İbrahim Hilmi Bey okul kitabı olarak hazırlattığı 6 ciltten ibaret “Anadolu Yavrusu'nun Kitabı” adlı serisini yalnız Samsun'daki Osmanlı Kütüphanesi sahibi Kökçüzadeler vasıtasıyla gönderebiliyordu. Birinci Dünya Savaşı sıralarında İstanbul kitapçılarının Anadolu'da pek çok alacağı kalmış, bunlar hiçbir zaman ödenememiştir.

İstiklâl Savaşı sıralarında İstanbul kitapçılarının durumu, yaptıkları yayınlar? Cumhuriyet ilânı kitapçılığımıza ne gibi yenilikler getirdi?

İstiklâl Savaşı sıralarında yapılan neşriyat çok değildir. Peyami Safa'nın Sözde Kızlar, Mahşer, Canan, İstanbul Hikâyeleri, Siyah Beyaz Hikâyeler ve İstiklâl Savaşı kumandanları hakkında yazdığı kitapçıklar başta gelir. Ben de o yıllarda 20 formalık “Anadolu'da Ordumuzun Zafer Kitabeleri” ve 26 formalık “Türkün Altın Kitabı”, “Gazinin Hayatı” adlı iki mühim eser neşretmişim.

Meslek hayatınızda kimlerden yardım gördünüz?

Şimdiye kadar kimseden yardım görmedim, birçok yazarlardan da zarar görmüşümdür. Geniş yayın hayatımda her on senede bir Anadolu kitapçılarında kalan 25-30 bin lira civarındaki alacağımın üzerine sünger çekerim.

İstanbul'daki İranlı kitapçıların faaliyetiyle, Ermeni kitapçıları anlatır mısınız? Her iki zümrenin neşrettikleri ve sattıkları kitaplar?

Osmanlı ve Türk kitapçılığına İranlı kitapçılarla Kayserili Ermeni vatandaşlarımızın büyük faydaları dokunmuştur. İranlı kitapçıların başlıca yayınları medrese kitaplarıyla halk hikâyeleri ve tevatür kitapları olup, Ermeni vatandaşların başlıca yayınları okul kitapları ve bazı romanlar olmuştur.

Hiç matbaacılık teşebbüsünüz oldu mu?

1931 yılında bir matbaa açmayı düşünmüştük. 5-6 kişilik bir mürettiphane ile işe başladık. Bu mürettiphanede dizilen kitaplar dışarıda basılıyordu. 3-4 sene bu durumda devam ettik. Fakat gördüm ki kendi mürettiphanemde dizdirip dışarda bastırmak daha pahalı oluyor. 1937’de mürettiphaneyi elden çıkardım.

Sizce halk kitabı nedir?

Bugün için halk kitapları demek, çoğunlukla sokak sergilerinde satılan hikâye kitapları demektir. Âşık Garip, Âşık Kerem, Leylâ ile Mecnun emsali kitaplar bunlardandır. Aslında halk kitabı bunlar olmamalıdır. İlk öğrenimini yapmış ve sonra okuyamamış kimselere lâyık ellerde kitaplar hazırlatılmalıdır.

Bizdeki ansiklopediler, müracaat kitapları, el kitapları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bizde ansiklopedicilik 1932’de yayınlanan iki ciltlik çocuk ansiklopedisiyle başladı. 1934’de Cumhuriyet gazetesinin yayınladığı Hayat Ansiklopedisi bunu takip etti. Daha sonra Türk Ansiklopedisi ve İslâm Ansiklopedisi'nin çıkmaya başladığını görüyoruz. Fakat maalesef 30 sene oldu, bu eserler tamamlanamadı. Sonra okul ansiklopedilerinin yayınlandığını görüyoruz.

1960’dan bu yana pek çok ansiklopediler çıkmıştır.

Meslek hayatınızda yapmayı çok isteyip de yapamadığınız bir şey oldu mu?

Vaktiyle kitapçı Sarafim Efendi'nin, Beyazıt Okçular başında açtığı kıraathane gibi modern, iki yüz-üç yüz kişiyi alabilecek bir kıraathane açmak istedim. Buna İkinci Dünya Savaşı yıllan engel olmuştur.

Dünyaya yeniden gelseniz yine kitapçılığı mı seçerdiniz?

Aklıma göre hareket edebildiğim müddetçe seçmezdim. Fakat akla göre hareket etmek zordur. Hislerim beni herhalde yine kitapçılığa götürürdü.

Not: Bu röportaj, kişisel arşivlerde İstanbul projesi kapsamında dijitalleştirilen Taha Toros Arşivi’nde 001509614006 numaralı kayıtta yer almaktadır.

Alıntılayan: Mehmet Erken

Yayın Tarihi: 30 Kasım 2016 Çarşamba 16:04 Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2020, 17:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26