Ahmet Vefik Paşa’dan "Atalar Sözü"

"Atalar Sözü" ya da "Müntehabâ’t-ı Durûb-ı Emsâl", Ahmet Vefik Paşa'nın atasözleri derlemesidir. İkinci baskıdan örnek alınarak hazırlanan bu çalışmada Giriş ve Sonuç dışında dört ana bölüm vardır. Prof. Dr. Recep Duymaz, bu bölümlerde teknik birçok detaya ve atasözlerine dair önemli bilgilere yer vermektedir. Bu yönüyle eserin akademik bir çalışma olduğunu gözlerden uzak tutmadan ona göre bir okuma temposu geliştirmek gerektiğini hatırlatmak isterim.

Dönüm noktası Tanzimat Fermanı

Kitapta Tanzimat Fermanı ve sonrasının derleme çalışmaları açısından önemi vurgulanıyor ve bu dönemin bir kırılma anı teşkil ettiği belirtiliyor. Bu fermanla beraber değişik alanlarda çözümlemeler yapıldığı, dilde sadeleşmenin meydana geldiği anlatılıyor. Bu kısımda imparatorluğun içinde bulunduğu duruma çok değinilmeden Tanzimat Fermanı ve peşinen gelen değişimlerden bahsedilmiştir. Yazara göre Osmanlı yönetim sisteminin kısmen değişmesi devletle fert arasındaki münasebetlerde değişikliğe sebep olmuştur. Fermanla beraber her iki yapının bundan böyle kendi çizgisinin dışına çıkmaması ve birbirine karşı görevlerini yerine getirmesi öngörülmüştür. Duymaz'ın kastettiği sosyolojik değişimle elbette ki işler anlatılanlar kadar yolunda gitmemiştir. Kitabın bir edebiyat kitabı olması teoride olan ama pratikte kendine yer bulamayan tarihsel gerçekliklere değinilmesine engel olmuştur. Yazar, kendi konusu dışına çıkmadan bu tarihi olayın edebiyata ve dile yansımasını tartışmıştır. Fakat yeni bir "türün" doğmasında ve yaygınlaşmasında tek bir dinamik yoktur ve yardımcı unsurları ana unsur olarak görmek gibi bir hataya düşmemek gerekir. Dildeki değişimi ancak bu noktadan bakarak ele alabiliriz. Aksi yönelimler bizleri yanlış sonuçlara götürecektir. Bu arada -yazar da belirtiyor- bir diğer unsur da Islahat Fermanı'dır. Tanzimat Fermanı'nın üzerinden on yedi yıl geçtikten sonra ilan edilen bu ferman bu kez gayrimüslim toplum üzerinde etkilerde bulunmuş ve şüphesiz ki yeni bir dilin ve yeni bir edebiyatın ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Aynı dönemlerde çıkan gazeteleri, okuma alışkanlığını, öğrenme istidadını da eklersek dönüşen bir toplum yapısının ortaya çıktığı görülür. Ancak kitapta çizilenin bir çerçeve olduğunu, değerlendirme yapılırken teoriyle pratiğin birbirine karıştırılmaması gerektiğini unutmamak gerekiyor.

Kaynak eser niteliğindeler

Kitabın birinci bölümünde Tanzimat döneminde yapılan atasözü derlemelerine değinilmiş ve Vacit, İbrahim Şinasi, Ebüzziya Tevfik, Ahmet Midhat Efendi, Ahmet Bâdî, Tekezade M. Sait ve Ahmet Vefik Paşa gibi isimlerin derlemeleri örnek olarak verilmiştir. Sonraki süreçte konuyla ilgili sürdürülen çalışmalar bu eserlere atfen hazırlanmıştır. Böylelikle bu eserlerin aynı zamanda birer kaynak eser olduğunu da görmüş oluyoruz.

Deyim ve vecizeden de bahsediyor

Atasözleri ve atasözlerinin çıkış noktasının tartışıldığı bölümde konu esaslı örnekler bulunuyor. Şinasi ve Tekezade M. Sait'in atasözleri hakkındaki düşünceleri yine bu bölümde yer almaktadır. Bu bölümde yer alan bir başka konu deyimler ve vecizelerdir. Bunların anlamları, birbirinden farkları, sanatçıların konuyla ilgili fikirleri kısa kısa verilmiştir. Gerek yapısal olarak gerekse de kullanım şekli olarak birbirine benzeyen bu sözler hakkında değişik görüşler vardır. Birbirinden ayırt etmeyen olduğu gibi ayrı görenler de vardır. Özellikle vecize tarzındaki kitapların cumhuriyetin ilanından sonra daha yaygınlık kazandığı herhangi bir ayrıntı verilmeden belirtilmiştir.

Üçüncü bölüm tümüyle analizlerle doludur. Bu bölümde Vacit’in Durûb-ı Emsâl’i, İbrahim Şinasi’nin Durûb-ı Emsâl-i Osmaniyye’si, Ahmet Bâdî’nin Armağan’ından bahsedilmiştir. Ayrıca Şinasi’nin diğer eserlerindeki üslubu ve anlatım tarzı da ek bilgiler olarak verilmiştir. Sanatçıların eserleri birbirleriyle kıyaslanmış ve aradaki farklar ve benzerlikler okuyucuya aktarılmıştır.

Kitapta Türk atasözlerinin ilk örneklerinin Orhun Abideleri’yle karşımıza çıktığı ifade ediliyor. Bu tarihten itibaren çeşitli ad ve şekillerde kullanılan atasözleri ancak Tanzimat’la beraber yukarıda adları geçen derleme eserlerle bir araya toplanmış ve dağınıklıktan kurtarılmıştır. Dördüncü bölümde tamamen estetik anlatılmıştır. Estetiğin anlamı, unsurları gibi başlıklarla konu detaylandırılmıştır. Estetiğin unsurları da ayrıca sıralanmış ve izah edilmiştir. Verilen atasözü örnekleriyle teknik incelemeler yapılmıştır. Bu arada daha önce pek duyulmayan birçok atasözü karşımıza çıkmaktadır. Bu da okuyucu açısından ayrıca bir kazanım olarak değerlendirilebilir.

Atasözleri az sözle çok şey anlatır

Sonuç olarak atasözleri gözleme ve tecrübeye dayalı olarak ortaya çıkan söz dizileridir. Muhakkak ki her birinde çıkarılacak bir ders vardır. Atasözlerinin az sözle çok şey anlatma, ima, başka kelimelerle başka şeyler ifade etme gibi sanatsal tarafı da vardır. İnsanlar bazen bu sanatı bilmeden ya da doğal yollardan öğrenerek icra ederler. Aynı zamanda eleştiri, yargılama, alay barındıran bu sözler halkın meramını anlatmadaki en büyük yardımcısı konumundadır. Kitabın sonunda orijinal metinlerden örneklere ve alfabetik olarak sayısız atasözüne yer verilmiştir.

Atasözleri biraz da yereldir

Atasözleri kültürden doğar ve gerek söyleniş zamanlarında ve gerekse de söyleniş şekillerinde o kültürden izler taşır. Bu anlamda çeviri atasözleri zaman zaman anlaşılamamakta veya hedeflediği anlamı verememektedir. Misal “Bol bol yiyen bel bel bakar” atasözünün başka dil ve kültürlerde karşılığı var mıdır tartışılır. Bu yüzden atasözleri biraz da yereldir.

Gökkubbe Yayınları’ndan çıkan bu araştırmanın kapsamı Ahmet Vefik Paşa’nın derlemesidir. Atalar Sözü, Tanzimat döneminde yapılmış benzer çalışmaların arasından zenginliğiyle sıyrılmaktadır. Atasözlerine dair birçok teknik analizin yer aldığı akademik tarafı ağır basan bu kitabın konuya ilgi duyanlar tarafından dikkatle okunacağını tahmin ediyorum.
 

YORUM EKLE

banner19

banner36