250 kelimede Yusuf Turan Günaydın'ın Sûfi ve Kitap'ı

Sûfîlerin kitaplarla ilişkisi, Kitap’la olan ilişkilerinin bir açılımıdır. Kitâbullah'ı, tekvînî kitap olan kâinâtı ve küçük kâinât -veya diğer bir bakış açısıyla asıl büyük kâinât- olan insan kalbinin   derinliklerini okumak sûfîlerin mesleği olagelmiştir. Okuduklarını bu nazarla okumuşlar, yazdıklarını bu nazarla yazmışlar, sohbetlerinde serdettikleri kelâmları bu nazarla söyleyivermişlerdir.

Yusuf Turan Günaydın’ın Sûfî ve Kitap isimli eseri, sûfîlerin bu pratiğini genel okuyucu kitlesinin nazar-ı dikkatlerine sunmak için güzel bir örneklik teşkil eder. Eserde onikinci yüyılda Bağdat’ta yaşayan Abdülkādir-i Geylânî’den (ö. 561/1165-66), onyedinci yüzyılda Fas’ta yaşayan Abdülazîz ed-Debbâğ’a (ö. 1132/1720) kadar çok çeşitli dönem, bölge ve meşreplerden sûfîlerin eserlerinden bazı okuma önerileri sunuyor Günaydın. Yazarın özellikle sûfî yönü çok bilinmeyen Abdülvehhâb Şa‘rânî (ö. 973/1565) gibi âlimlerin aslında tasavvufî olarak görünmeyen eserlerden tasavvufî okumalar yapması takdire şâyân. Yanı sıra, İsmail Hakkı Bursevî (ö. 1137/1725) gibi meşhur sûfîlerin ise nispeten kenarda kalmış, çok tanınmamış eserlerinden bahsetmesi ve bu eserlerdeki tasavvufî, manevî, işârî yönlere temas etmesi ayrıca önem arz ediyor. Bu vesileyle üzeri örtülmüş bazı inciler umumun istifadesine açılmış oluyor. Bursevî’nin Tuhfe-i Halîliyye’si buna güzel bir örnek. Ya da memleketimizde çok tanınmayan Abdülazîz ed-Debbâğ’ın tütün içmenin mânen ne kadar kerih bir fiil olduğunu çeşitli açılardan ele aldığı risalesi gibi.

Sûfî ve Kitap okuyucuya, tasavvufun insana verdiği dakîk nazarla sûfînin karşılaştığı her olay ve olguya nasıl manevî bir derinlikle bakarak her şeyi bir kitap gibi nasıl okuduğunu gösteriyor. Bu kimi zaman bedenle yapılan amelî ibadetler oluyor, kimi zaman iştigal edilen astronomi ve kimya gibi tabiî bilimler, kimi zamansa günlük hayatta karşılaşılan tütün/sigara içmek gibi sorunlar olabiliyor.