, 27 Mart 2017
Güzel gelişmeler oluyor

8792

Güzel gelişmeler oluyor

Ülkemizin içinden geçmekte olduğu kritik süreçlerin bir tanesini daha hep birlikte yaşamaktayız. Fakat sıkıntılar sürerken güzel işleri de ısrarla yapmaya devam etmeliyiz. Erhan Erken, "Yayın Yönetmeni" köşesinde bu hususları ele aldı.

 

 

2013 yılı Mayıs ayının sonlarında patlak veren ve Haziran ayının ortalarına kadar süren Gezi Parkı olayları, son dönemdeki en önemli hükümet karşıtı olaylar olarak kayda geçmişti. Bir anda gelişen ve adeta bir kalkışmaya dönüşen olaylar insanlarımız arasında ayrışmaları körüklemiş, maddi zararlar ve ölümleri de beraberinde getirmişti. Olayların hemen sonrasında 10 Temmuz’da başlayan mübarek Ramazan ayı kuşatıcı iklimi ile toplumda bir rahatlama meydana getirmiş, dershanelerin kapatılması tartışmalarını saymazsak, “17 Aralık” tarihine kadar nispeten istikrarlı bir dönem geçirilmişti.

17 ve 25 Aralık tarihlerinde yolsuzluk ve rüşvet operasyonu diye başlayan fakat sonrasında destekleyici unsurları netleştikçe adeta “sivil bir darbe” hüviyetindeki bir kalkışmanın fitilini ateşleyen olaylar, ülkede kesif bir toz dumanı oluşturdu. 30 Mart belediye seçimleri öncesine de rastladığı için (muhtemeldir ki biraz da bu şekilde kurgulandığı için) siyasetin meydanlara taşınmasıyla iyice gerilen atmosfer, sosyal medyada kullanılan türlü ses kayıtları, dinleme listeleri ve sair unsurlar ile ülkemizde yeniden ciddi bir kamplaşma meydana getirdi.

Belediye seçimleri ve sonrasında gündeme gelecek cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini de düşünürsek, sular kısa vadede durulacak gibi görünmüyor.

Neler oluyor ve bu gerilimin sonu nereye varacak?

Tartışmalarda üslubun sertleşmesi, mahrem konuşmaların ulu orta piyasalara dökülmesi, Müslümanların birbirlerini acımasız bir şekilde hırpalaması hiç hoş bir durum değil. “Allah sonumuzu hayır eylesin!” diye dua etmekten başka elden bir şey gelmiyor.

Bu gergin ve istikrarsız durum insanların iç dünyalarını da menfi olarak etkiliyor. Ben, böylesi bir ortamda insanların daha az kitap okuduklarını, uzun dönemli düşüncelere daha az zaman ayırabildiklerini, ülkemizin daha fazla içe kapandığını ve düşünme kapasitesi olan beyinlerimizin ilgilenmesi gereken ümmet bazında ve uluslararası düzeydeki hadiselere daha az dikkat edebildiklerini gözlemliyorum.

Ülkede istikrarlı bir ortamın devam etmesi, nasıl ki ekonomik ve sosyal açıdan gelişmelere zemin teşkil ettiği gibi, kültürel açıdan da aynı oranda bir canlılığı beraberinde getiriyor. Tersi olduğunda ekonomi ve sosyal yapı nasıl menfi olarak etkileniyorsa, kültürel ve düşünsel ortam da aynı derecede daralıyor.

Bu hal çok kötü ve bir an evvel normalleşmenin sağlanması gerekiyor

Bu hal çok kötü ve bir an evvel normalleşmenin sağlanması gerekiyor. Ülkenin ve İslam dünyasının daha iyi bir noktaya gelebilmesi için kısa vadeli çekişme ve didişmelerden sıyrılmamız şart. Ayrıca enerjimizi aynı kıbleye yönelen insanlarla kavga ederek tüketmek yerine, ümmetin zararına çalışan çevrelere doğru yöneltmemiz ve bizi pranga altına almak isteyen çevreleri sevindirmememiz, en önemli görevlerimizden bir tanesidir diye düşünüyorum.

İyi şeyler de oluyor memlekette…

Tüm bu iç karartıcı olayların arasında güzel şeyler de olmuyor değil tabii ki. Geçenlerde Basın Yayın Birliği’nin önderliğinde Dünya Ticaret Merkezi’nde bir kitap fuarı gerçekleştirildi. Uzun yıllardır TÜYAP Fuarı seçeneğine adeta mahkûm olan kitapseverler ve yayınevleri yeni bir açılımın varlığı ile bir miktar rahatladılar. İlk olmasına rağmen fuar, bir ihtiyaca cevap verdiğini hissettirdi. Biz de “Dünya Bizim” olarak fuarda, küçük de olsa bir yer alarak, kitap ve yayın dünyasıyla beraber olduk. Standımızı çok sayıda “Dünya Bizim” dostu ziyaret etti. Kendilerine müteşekkiriz. Onlarla kısa da olsa çok yararlı sohbetler ettik. Tahmin ediyorum ki fuarların bir güzel tarafı da bu olsa gerek.

Facebook sayfamızda bu ziyaretlerin tespit edebildiğimiz kadarını sergiledik

Geçen aylarda ödül kazanan habercilerimizden İstanbul'da bulunanlarına ödüllerini, fuarın açıldığı ilk gün sade ama canlı bir törenle takdim ettik. TRT TÜRK Devrialem programı, bu mutlu anımızda bizlerle beraber oldu ve geniş bir kitleye bu olayı duyurdu.

Bu tip olayların duyurulmasının, kültür haberciliğinin yaygınlaştırılması açısından çok önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Geçen ay içinde editörümüz Mehmet Emre Ayhan'ın, aylar süren titiz bir çalışma ile hazırladığı “Dünya Bizim Ansiklopedisi” sitemizde yerini aldı. Mehmet Emre kardeşimiz kendi kaleme aldığı bir yazı ile bu çalışmanın serencamını ve çerçevesini sitemizde anlattı.

Bu çalışma alanında bir  ilk olarak uzun dönemde çok önemli bir işlev görecek kanaatindeyiz.

“Dünya Bizim”in bu güne kadar 1000'in üzerinde kişiden yazı aldığını daha önceleri muhtelif seferler duyurmuştuk. Bu sayının daha da artabilmesi için bir afiş hazırladık ve onu düşünce ve kültür dünyamızın merkezi olarak düşündüğümüz noktalara dağıtmaya başladık. Bu kurumların yöneticilerinden de bu afişlerimizi görünen noktalara asmalarını istirham ettik. Bu çalışmadan beklentimiz, “Dünya Bizim”le henüz tanışmamış olan veya “Dünya Bizim”in kendileri için de kültür haberlerini gönderebilecekleri biz zemin olduğunu henüz hissedememiş (veya bizim hissettiremediğimiz) kardeşlerimize ulaşabilmek.

Sitemizin “Haber Gönderin” butonu altında detaylı olarak belirttiğimiz ilkeleri çerçevesinde, kültür haberlerini bizimle paylaşmak isteyen kardeşlerimize yeni bir çağrı yapıyoruz.

Son dönemlerde sitemizde yer alan “Devrialem” adlı bölümümüz, dünyanın dört bir yanından kültür haberlerini duyurmaya devam ediyor. Alanında bir ilk olan bu bölümün de zamanla daha fazla ilgi çektiğine şahit oluyoruz. Dünyanın henüz ulaşamadığımız köşelerinden de zaman içinde bu tarz haberlerin sitemize akacağına inanmaktayız.

Ülkemizin ve İslam dünyasının daha huzurlu günlere kavuşması en büyük duamız

Değerli dostlar,

İçinde yaşadığımız şartlar nasıl olursa olsun, gerek kendimizin gerekse de sorumluluğunu üstlendiğimiz genç nesillerin kitapla, düşünceyle, sanatla ilgisini olabildiğince canlı tutmak en önemli görevlerimizden birisi. Bu gayreti gösteren dergilerimiz, sitelerimiz, köşe yazarlarımız, TV programlarımız, sosyal medya mecralarımızın çok önemli bir görevi ifa ettiklerine inanıyoruz. Sizlerin de bu şekilde düşündüğünüze eminiz. O zaman hep birlikte bu mecralarımızı canlı tutmaya çalışalım. Temas içinde olalım. İzleyelim, izlenmelerini sağlayalım. Hatalı olduklarını düşündüğümüz bir şeyler görürsek usul-u münasiple ikaz edelim. Hepimizin bu tip teşviklere ve yararlı eleştirilere ihtiyacı var.

Ülkemizin ve İslam dünyasının daha huzurlu günlere kavuşması en büyük duamız.

Birbirimizle mücadele etmeden Hak yolunda gayret içinde olacağımız günlere ulaşabilmemiz dileğiyle hepinize selam ve muhabbetlerimizi sunuyorum.

 

Erhan Erken, güzel gelişmeler de oluyor diyerek kaleme aldı