, 21 Temmuz 2018
Bir dergi bir şaire ne anlam ifade eder

Sol başta ayakta Selçuk Küpçük, Tayyip Atmaca ve merhum Muhammet Esat Eroğlu

8456

Bir dergi bir şaire ne anlam ifade eder?

Yıl 1996 İlkbaharı. Antep. Askerim. Yüzünü hiç görmediğim bir adam mektupta kendisini şöyle tarif ediyor: “Şu tarihte, elinde Kırağı dergileri olan bir adam nizamiyede sizi bekleyecek. İmza. Tayyip Atmaca”.

İlgili Yazılar
45 günde bir dergi çıkarmak caiz mi
45 günde bir dergi çıkarmak caiz mi

90'lı yılların şiir okur-yazarının uğradığı bir bucaktı Kırağı dergisi
26/07/2011 08:08
quot Şiir dergisi olarak çıkmıştık quot
"Şiir dergisi olarak çıkmıştık"

Selçuk Küpçük 90'lı yılların taşradaki önemli dergilerinden Kırağı'nın sahibi Cengiz Coşkun ile konuştu.
02/12/2009 08:08
Tayyip Atmaca Şiir Serüvenini Anlattı
Tayyip Atmaca, Şiir Serüvenini Anlattı

Şair Tayyip Atmaca, geçtiğimiz günlerde 'Şiirin Atlıları' programına konuk oldu ve şiir ve dergi serüveninden bahsetti. Şakir Kurtulmuş etkinlikten notlarını aktarıyor.
27/12/2016 08:08
Her devrin kendine göre bir şiir anlayışı var
Her devrin kendine göre bir şiir anlayışı var

Tayyib Atmaca’nın genel yayın yönetmenliğini yaptığı Hece Taşları dergisinin edebiyat dünyasındaki diğer dergilerden farklı yanları var. Muaz Ergü yazdı.
22/05/2015 08:08
Samimi bir çabanın ürünü Hece Taşları
Samimi bir çabanın ürünü Hece Taşları

Hece Taşları dergisi, bir çığlıkla başlıyor bu sayısına. Ölümüyle vicdanları kısa bir süre de olsa harekete geçiren Aylan bebeğin ağzından sonu ölümle biten bir hicretin öyküsü anlatılıyor. Ahmet Serin yazdı.
20/11/2015 08:08
Eskişehir'de kapanan o fikir dükkanını yazdı
Eskişehir'de kapanan o fikir dükkanını yazdı

Tayyib Atmaca, Ay Vakti dergisinde 'Eskişehir’de Bir Fikir Dükkânı ve Atasoy Müftüoğlu' başlıklı bir yazı yazdı. Fatih Pala bu yazı üzerinde duruyor.
11/06/2015 10:10

 

Yıl 1996 İlkbaharı. Antep. Askerim. Yüzünü hiç görmediğim bir adam mektupta kendisini şöyle tarif ediyor: “Şu tarihte, elinde Kırağı dergileri olan bir adam nizamiyede sizi bekleyecek. İmza. Tayyip Atmaca”.

Acılar, kötü günler ve psikolojik basınç altında tutulduğum askerlik boyunca hatırladığım tek güzel fotoğraf, kendisi ile ilk kez karşılaştığım Tayyip Atmaca’nın Osmaniye’den beni ziyarete gelmesiydi. O günü hiç unutmadım. Sanırım bir cumartesi günü. ‘96 ilkbaharının başları. Nizamiyede ziyaretçim olduğunu söylediler. Zaten başkaca da ziyaretçim hiç olmadı. Yaklaşık bir kilometre mesafeyi koşarken yüreğimdeki çarpıntıyı kontrol altına almaya çalıştım ama nafile. Heyecandan dizlerimin bağı çözüldü, çözülecek.

Kırağı benim için biraz da Tayyip Atmaca’dır

Birinci sayısı Mart-Nisan 1994 yılında çıkan Kırağı’yı benim açımdan özel kılan şey, ilk şiirlerimin burada yayınlanmasıydı. Bir dergi ile ilk ciddi ilişkim burada gelişti. Günümüz şiirinin birçok önemli ismini ilk burada tanıdım. Yan yana ürünlerimiz yer aldı. Söyleşilerini okudum. Satırlarının altını çizdim. Kırağı’ya yönelik aidiyet ilişkim kapandığı, Kasım 1999/35.-36. sayısına kadar devam etti.

Dergiye göndermiş olduğum mektuplara ve şiirlere Tayyip Atmaca cevap veriyordu. Dolayısı ile Kırağı benim için biraz da Tayyip Atmaca’dır. Derginin üç ayağından ikisi olan Cengiz Coşkun ve Mehmet Durmaz’ı tanıyışım ise, Atmaca’nın salt beni görmek için Osmaniye’den kalkıp Antep’e gelmesinden sonradır.Tayyip Atmaca

Askeriye bir şaire acıdı

Nizamiye’de orta boylu, hafif tombiş, esmer, gülünce gözleri çekikleşen bir adam. Elinde Kırağı dergileri… Tıpkı mektupta anlattığı gibi… Beni alıp dışarı çıkarmak istiyor ama izinler iptal. 5 hafta boyu Cumartesi-Pazar ot yoluyoruz arazide. Hafta içi başlı başına eziyet. Dayanılacak gibi değil. Anlatması benim açımdan çile, can sıkıcı, hatırlanmak istenmeyen yüzyıl…

Tayyip Abi o zaman Osmaniye’de askerlik şubesinde memur. Onu da orada öğreniyorum. Kartını gösterip “ben izin alırım” dedi. Askerî kartı olanların Türkiye’de her işi yapabildiği yıllar. O da yaptı. Beni bir günlüğüne de olsun kurtardı. Gelip nöbetçi subaydan benim için izin istedi. Kartını gösterdi. Allah yardım etti. Askeriye bir şaire acıdı. Dışarı çıktım.

O gün her şeyin dışına çıktım. Tayyip Abi’nin elinden tutmuş, yaramaz bir çocuk gibi mutluyum. Beni alıp kaçırsın istiyorum. Bir daha hiç buralara gelmeyeyim.

Bu ilk karşılaşmaları çok yaşadım böyle güzel insanlar ile. Hiç birbirimizin yüzünü görmediğimiz halde sanki daha dün sohbetten yeni ayrılmış gibi her şey taptaze sanki. Tayyip Abi’ye çok ısındım.

Tayyip Abi’yi Allah göndermiş olmalı

Yanında birlikte çalıştığı ve beni görmeye beraber geldikleri uzman çavuş arkadaşın evine gittik önce. Antep’in eski mahallelerinden birisine doğru ilerliyoruz. Öyle hatırlıyorum. Evlerin kapısında hacca gidenler için kutsal cümleler yazıyor.

Bir yer sofrasında o gün dünyanın en lezzetli yemeklerinden birisini yedim. Dua ettim, huzur buldum. Sanki bir rüyadayım. Tayyip Abi’yi Allah göndermiş olmalı. Halime acımış ve Kırağı dergisini bu iş için görevlendirmiş sanki. Rüya böyle başlıyor.

Tayyip Abi ile o gün unutulmaz saatler yaşadım. Şimdi hatırlayamadığım tarihî bir mekânda çay içerken, yan tarafımızdaki tanımadığımız arkadaşlara birkaç Kırağı dergisi hediye etti. Onu da hiç unutmuyorum.

Antep’ten 1996 Temmuz’unda kalbimi ve beynimi epey kanattıktan sonra ayrıldım. Botlarımı, palaskamı, beremi, yeşil atletimi ve bana ait olmayan başkaca gereksiz şeyleri çıkartarak geri bıraktım.

Çoktandır unutmuş olduğum bir kot pantolon, tişört ve elimde tutmasını unuttuğum bir çanta ile dışarı çıktım. Sanki benim hiç sivil hayatım olmadı ve ben sanki yüzyıllardan beri burada askermişim duygusunun belleğimi yiyip bitirdiği kışladan ayrılırken, birileri gelip yine beni geri götürecek korkusunu hâlâ taşıyordum.

Osmaniye’ye ulaşana kadar otobüste hep bu korku, yan tarafımdaki koltukta oturdu adeta. Şimdi arabayı durduracaklar ve beni tekrar geri götürecekler. Öyle bir haldeyim.

Kırağı’nın büyük emekleri vardır bizim üzerimizde

Daha önce geleceğimi ya mektup yazarak ya da telefon ederek haber vermiştim herhalde. Derginin bürosunu elimdeki adrese göre arayarak mı buldum, yoksa Tayyip Abi gelip beni terminalden mi aldı, hatırlamıyorum. Cengiz Coşkun’u ilk orada gördüm. Çok heyecanlıydım. İlk ürünlerimin yayınlandığı derginin bürosundayım ve künyeden okuduğum isimlerin yanında. Bu, müthiş bir ayrıcalık duygusu veriyor. Bu duyguyu orada yaşadım. Saatlerce sohbet ettik Cengiz Coşkun ve Tayyip Abi ile. Gece olunca Mehmet Durmaz ile de buluştuk. Bir havuzun başında…

O dönem şiir dünyasında kendisine yol aralamaya çalışan ben, Mehmet Aycı, Cevat Akkanat, İbrahim Yolalan, Yasin Mortaş, Mustafa Pınarbaşı, Erdal Noyan, Burhan Sakallı, Mehmet Solak, Hüseyin Kaya.. gibi birçok isim üzerinde Kırağı’nın büyük emekleri vardır. Tayyip Abi’nin ise benim dünyamda daha ayrı bir yeri… Ömrümün yardıma muhtaç en kötü zamanlarında elinde Kırağı dergileri ile nizamiyede karşımda duran o esmer adamın beni bir günlük olsun cendereden çıkarıp soluk alabilmeme araladığı imkân sayesinde Temmuz ayına ulaştım belki. Bir dergi bir şairin ömründe bu kadar işlevsel olabilir ancak.

Tayyip Abi! Sağol.

 

Selçuk Küpçük yazdı





Yorum
unutukluk
selçuk küpçük
evet gökhan abi. doğru. hakkını helal et... sen ve nuri bey de ziyaretime gelmiştiniz.. o gün için sana da teşekkür ediyorum. sana bir ziyaret borcum var. bir de tayyip abiye..
02/07/2013, 22:34
O nizamiyede biz de beklemiştik.
Gökhan Akçiçek
Kırağı ve Tayyip Atmaca'nın yeri bende de hayli derin ve özeldir. Anadolu insanının tüm samimiyetini taşır Tayyip. Vefalıdır, samimidir, her şeyden önce şair inceliği taşır. Şiirini de, kendi kozasını ören kelebekler misali sabırla örmüştür. Sesinin tınısına sinen sahicilik, muhatabını her zaman sarıp sarmalar... Sanırım Selçuk unuttu. Osmaniye'de yapılan bir şiir şöleni sonunda, yolu uzatıp Antep'e, Selçuk'a da uğramıştım; yanımda Nuri Kahraman arkadaşım da vardı. Yıl 1996 olmalı...
02/07/2013, 12:47
yadellerde yada düşmek ne gözel
tayyib atmaca
Selçuk kardeş, Azerbaycan'da yalnızlığımı bölüştün. Allah razı olsun. Ne mutlu hoş sada bıraktıysak...
17/06/2013, 12:01

İlgili Konular