, 23 Temmuz 2018
Ahmet Altıparmak Üç Beş Kitabı Aynı Anda Okumaktan Keyif Alırım

2261

Ahmet Altıparmak: Üç Beş Kitabı Aynı Anda Okumaktan Keyif Alırım

''Yeni imkanlarla, Endülüs’ü, Endülüs’ün kaybını, Hindistan’daki Türk varlığını ve sonrasını, Semarkand ve Buhara’yı, Cezayirlilerin Fransızlarla mücadelesini, buralarda yaşamış önemli devlet adamlarını, âlimleri konu alan kitapların, medeniyetimizin ürünü olan o göz alıcı tarihi yapıların da içeriğe dahil edilerek senaryolaştırılması ve Gandi ve Ömer Muhtar filmi tadında sinemaya aktarılması sanırım muhteşem olurdu.'' Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugünkü konuğumuz Muğla, Antalya, Erzurum ve Denizli’de Valilik yapan Ahmet Altıparmak...

İlgili Yazılar
Mustafa Ulusoy İlim Ehli Seyahat Etmeli
Mustafa Ulusoy: İlim Ehli Seyahat Etmeli

‘’Yazarlığın yanında psikiyatristim ve psikiyatride çalıştığım konuların başında benlik/ego geliyor. Psikiyatrinin benlik tanımları beni asla tatmin etmedi. Benliğin insanın varoluş amacı ile ilişkisine dair bilgi bulamazsınız psikoloji ve psikiyatride.’’ Dünyabizim Kitap Söyeleşileri’nde bugün Mustafa Ulusoy’u ağırlıyoruz.
13/07/2018 11:11
Gökhan Özcan Ya Tahammül Ya Sefer Kitabı Türkiye'nin İnsan Tarihinin
Gökhan Özcan: Ya Tahammül Ya Sefer Kitabı Türkiye'nin İnsanî Tarihinin Önemli Bir Sayfası

‘’Kitap seçmeyi kitap okumaya dahil bir arayış olarak görür ve öğretici bulurum. Sezgilerimi de önemserim, bazı kitapların beni çağırdığını hissederim, bunu önemser, peşlerine düşerim. Bazen bir kitap beni götürüp başka bir kitabın kapısına bırakır.’’ Bugün Dünyabizim Kitap Söyleşileri'nde Gökhan Özcan’ın dingin dünyasına misafir oluyoruz.
12/07/2018 11:11
Hayrullah Cengiz Çok Kitap Değil Nitelikli Kitapları Defalarca Okumak Daha
Hayrullah Cengiz: Çok Kitap Değil, Nitelikli Kitapları Defalarca Okumak Daha Faydalı

''Haddim olmayarak bazen Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun Çağlayanlar isimli hikâye kitabı içinde yer alan 'Turhan Nasıl Çıldırdı' hikâyesindeki Turhan; bazen de Mustafa Kutlu’nun Ya Tahammül Ya Sefer kitabındaki Kerim gibi olduğumu düşünmüşümdür. Sonra kafamı iki elimin arasına alıp 'oğlum sen kim, Turhan kim, Kerim kim' deyip haddimi bilir hale gelirim.'' Dünyabizim Kitap Söyleşilerinin bugünkü misafiri Ayasofya Müzesi Müdürü Hayrullah Cengiz.
11/07/2018 11:11
Bülent Ata Yolculuklarda Okumak Güzel Bu Yüzden Tren Yolculuğunu Tercih
Bülent Ata: Yolculuklarda Okumak Güzel; Bu Yüzden Tren Yolculuğunu Tercih Ediyorum

''Yaşlarına uygun kolay okunabilir kitaplardan başlayarak ve giderek öğretmenlerinin de aklına gelmeyecek cins bazı yazarları keşfetmeleri için çocukların masalarına bırakıyorum. Severlerse okuyorlar, sevmezlerse ısrar etmiyorum.'' Bugün Dünyabizim Kitap Söyleşileri için Bülent Ata’nın kapısını çaldık.
04/07/2018 12:12
Mehmet Sabri Genç Kendisine ve Yurduna Saygı Duymayan Biri Sanatçı
Mehmet Sabri Genç: Kendisine ve Yurduna Saygı Duymayan Biri Sanatçı Olamaz

‘’Döne döne okuduğum kitaplar elbette var. Bu kitaplar genelde çok göz önünde olmayan; yalnız ve sahipsiz bırakılmış eserler oluyor. Sanki onların o ihtişamlı ve asil duruşlarını, kaldıkları huzurevlerinde ziyaret ediyormuşum gibi bir şey.’’ Dünyabizim Kitap Söyleşileri'nde bugün Mehmet Sabri Genç’i ağırlıyoruz.
10/07/2018 12:12
Bertan Rona Bence Roman Dilden Ziyade Görsellikle İlgili
Bertan Rona: Bence Roman, Dilden Ziyade Görsellikle İlgili

‘’Bir edebî eseri okurken, ne kadar etkilenirsem etkileneyim, ‘bunu ben yazmalıydım’ gibi bir düşünceye kapılmıyorum. Zira onların o yazarın hayatı, düşünceleri ve duyguları olduğunu biliyorum.’’ Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nin bu haftaki ilk misafiri Bertan Rona.
09/07/2018 07:07

Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugünkü konuğumuz Muğla, Antalya, Erzurum ve Denizli’de Valilik yapan Ahmet Altıparmak.

Türk Sendikacılığı'nda Güven Bunalımı isimli bir telif eserinin ve editörlüğünü üstlendiği bir kitabının yanında, çeşitli dergi ve gazetelerde ilmi ve güncel makaleleri yayınlanan Altıparmak, kültür gündemimizle, ilmi meselelerle yakından alakadar olan bir isim.

Şu an başucu kitaplarınız hangileri? Döne döne okuduğunuz kitaplar var mı? Tabii niçin bunlar?

Başucu kitaplarımı genelde şahsi gündemim belirler ancak bazen ülkenin gündemine bazen de aile ya da arkadaşlarla olan ortak gündemimize göre değişebilmekte. Bu çerçevede bu günlerde elimin altında olan ve henüz bitirdiğim ya da henüz tamamlayamadığım kitaplar Batı Uygarlığı & Ütopya ve Trajedi (George Frankl), Şehir & Modern Kentin Oluşumu (Max Weber), Bir Ruh Macerası (Ayşe Şasa).

Elbette birçok okuyucu gibi benim de döne döne okuduğum ve sıralayıp tekrar göz atayım dediğim kitaplar var; Cemil Meriç’in Kültürden İrfana ve Işık Doğudan Gelir, Erol Güngör’ün İslamın Bugünkü Meseleleri, Francis Fukuyama’nın Güven & Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması kitapları gibi.

Niçin bunlar? Gerek belirtmiş olduğum, gerekse gündemimde olup da burada ifade etmediğim kitaplar genelde geçmişte yaşadığımız ve bu günlerde de hâlâ çözemediğimiz ve yakın tarihlerde de çözebilecek gibi görünmediğimiz, aslında çözebilecek kapasiteye sahip olduğumuza inandığımız sorunlarımıza ilişkin olmalarından.

Çalışırken, yolculuk yaparken veya okurken ne tür müzikler dinlersiniz?

Çalışırken, yolculukta ve okurken… Üç ayrı ruh hali… Yalnız da çalışıyor olsam, birden fazla kişiyle de çalışıyor olsam mümkün mertebe sessizliği tercih ederim. Özellikle de yoğunlaşabilmem için geceyi ve sessizliği… Ama illa bir müzik eşliğinde çalışmak istersem, tercihim enstrümantal eserler olur. Seyahatlerimde dinleyeceğim müzik seyahatin yurtdışı ya da yurtiçi olmasına göre değişir. Yurt içinde genelde Türk Sanat Müziği, bazen de Türk Halk Müziği, protest ve etnik müzikler; yurtdışında ise mümkün mertebe gittiğim ülkenin müziklerini dinlerim. Okurken genelde, sözsüz melodiler, ney, ud, kemançe, keman, tar ustalarının eserlerini tercih ederim.

Nasıl okumayı seversiniz? Sizin için ideal bir okuma biçimi ve ortamı var mı?

Genelde dağınık bir okuyucuyumdur. Üç beş kitabı aynı anda okumaya çalışır ve bu halden keyif alırım. Bazı kitaplar beş on sayfa okunduktan sonra günlerce, haftalarca sürünürken, hemen bir başka kitap onun yerini alabilir. Bazısı ise bir iki günde okunur ve kitaplığa kalkar. Bunların hepsini aynı yerde görmek mümkün değildir. Zira biri salonda biri yatak odasında diğeri çantada ya da araçtadır.

Okurken özel bir ortam aramam. Rahatlıkla uçakta, trende, araçta, parkta ya da evde bir köşede çevremden koparak okuyabilirim. Nefsim okumamaya bahane üretmeye yöneldiği zaman tercihim daha hafif, kısa ve keyifli kitaplar olur; hikaye, roman, biyografiler gibi. Ama kendimle baş başa kalacağım, kendi evimde, kendi odamda kitaplarla baş başa kalacağım ve dikkatimi hiçbir şeyin dağıtmayacağı ortamlar, okumak için benim ideal ortamımdır. Gariptir, uzun uçak yolculuklarını da kendimle baş başa kaldığım ender ortamlar olarak görür ve seyahat öncesinden kitaplarımı hazırlarım.

Arayıp da ulaşamadığınız veya çok zor bulduğunuz kitaplar var mı?

Evet, özellikle ilçelerde ve illerde görev yaptığım zamanlarda istediğimiz kitapları bulmak büyük sorun oluyordu. İnternet üzerinden siparişin ve illerde kitap fuarlarının bu kadar yaygın olmadığı zamanları da dikkate alınca ya yerel kitapçılara ya da büyük şehirlerdeki arkadaşlara özel sipariş vermek durumunda kalıyorduk. Hatırladığım kadarıyla Tarık Ramazan’ın Peygamberin İzinden adlı eseri ile Fazlur Rahman’ın İslam adlı eseri arayıp da bulmakta zorlandığım kitaplardandı.

Okurken “bunu ben yazmalıydım” ya da “tam da beni anlatıyor” dediğiniz kitaplar oldu mu?

Okurken bunu ben yazmalıydım dediğim, mesleki konulara ilişkin olanlar dışında hemen hiç olmadı desem sanırım yanlış olmaz. Ancak bu anlatılanlar adeta zihnimdekileri aktarmış ya da tam da benim düşündüğüm gibi, dediğim olmuştur. Bazen de halet-i ruhiyemize ne güzel de tercüman olmuş dediğimiz çokça eserlerle karşılaştık. Eminim ifade edilebilecek birçok nedenin yanında, bu hal yani eserlerde kendimizi bulma hali, kitaplara ayrı bir anlam yüklememize neden olmakta ve onları kıymetlendirmektedir.

Filmi yapılsaydı mutlaka izlerdim dediğiniz roman, hikâye, tarihi olay ve şahsiyet var mı?

İstisnaları olmakla birlikte birçok beğenilen kitabın filmlerinin beklentilerin çok gerisinde kaldığını ya da çok beğenilen filmlerin kitaplarının çok da bilinmediğini görebiliyoruz. Okumuş olduğum kitaplardan epeyce filmi çekilenler oldu ve izlediğimde, keşke ya önce kitabı okumasaydım ya da bu filmi hiç görmeseydim dediğim çok olmuştur. Getrude Bell’in Çöl Kraliçesi bunlardan ilk aklıma gelen. Ancak buna rağmen yeni imkanlarla, Endülüs’ü, Endülüs’ün kaybını, Hindistan’daki Türk varlığını ve sonrasını, Semarkand ve Buhara’yı, Cezayirlilerin Fransızlarla mücadelesini, buralarda yaşamış önemli devlet adamlarını, âlimleri konu alan kitapların, medeniyetimizin ürünü olan o göz alıcı tarihi yapıların da içeriğe dahil edilerek senaryolaştırılması ve Gandi ve Ömer Muhtar filmi tadında sinemaya aktarılması sanırım muhteşem olurdu.

Ailece okuduğunuz veya bilhassa çocuklarınıza okuttuğunuz kitapları soralım bir de?

İyi okuyan bir aile olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Dolayısıyla önceki yıllarda ben kızlarıma (biri araştırma görevlisi, biri doktor, diğeri henüz 13 yaşında) ‘Şunları mutlaka okumalısınız.’ derken, son yıllarda kızlarım bana, ‘Baba bunu okuduysan bir daha oku, okumadıysan mutlaka okumalısın.’ diye geliyorlar. Bu bazen Ahmed Yüksel Özemre’den bir hatıra, Mustafa Kutlu’dan bir hikaye, bir Ayşe Şasa biyografisi ya da benim ilgi alanıma giren yeni bir yayın olabiliyor. Ben ise onlara zamanında, Hayvanlar Çiftliği, Martı, Mekke’ye Giden Yol, Peygamberin İzinden, Beyaz Zambaklar Ülkesi gibi daha birçok eseri okutmuştum.

Küçük kızımla ise, diğer okumalarının dışında sizlerle paylaşmak istediğim, farklı ve çok keyifli bir okuma metodu izlemiştik. Bir kaç yıl öncesine kadar yatmadan hemen önce, ‘her güne bir hikaye’ tarzında, Yavuz Bahadıroğlu’nun Canım Peygamberim adlı kitabından sırayla bazen ben, bazen O, Efendimizin (sav) hayatından kıssalar okuyorduk.

Genellikle tatil nazarıyla bakılan yaz ayları başladı, siz nasıl dinlenmeyi tercih edersiniz?

Bir yıl öncesine kadar, yoğun bir çalışma hayatım olduğundan bahsettiğiniz tarzda uzun süreli tatilim hiç bir zaman olmadı. Ancak birkaç gün fırsat bulduğumuzda, aile büyüklerini ziyaret etmek ve hasret gidermek için ve de çocuklar köklerinden kopmasın diye memleketim olan Kırşehir’e ailemin yanına gidiyorduk. Yine fırsat bulursak birkaç gün de olsa deniz kenarına gitmeye çalışıyorduk. Denize sabah güneşin doğuşuyla birlikte girip birkaç saat yüzerek ve sonraki zamanı da dinlenerek, okuyarak, bazen de çevredeki tarihi, turistik yerleri gezerek tatili tamamlıyorduk. Bu dönemdeki pozisyonumuz gereği vaktimiz daha fazla olacağından artık yeni bir usul belirleriz sanırım.

Kitaplarınızı nereden temin edersiniz?

Kitaplarımı genelde kitapçılarda ve internette temin ederim. Ancak açılacak kitap fuarları için de mutlaka bir listeyi elimin altında hazır tutarım. Bazen de kızlarım ilgilendiğim konularda yeni çıkmış bir eseri bana sürpriz olsun diye alıp getirirler.

 

Röportaj: Munise Şimşek