, 19 Haziran 2018
Mehmed Niyazi Bir Hayat Görüşü Taşıyordu

Mehmed Niyazi

472

Mehmed Niyazi Bir ‘Hayat Görüşü’ Taşıyordu

Mütefekkir, romancı Mehmed Niyazi 11 Mayıs 2018'de Hakk'ın rahmetine kavuşmuştu. Mevlana İdris ve Cem Sökmen'e Mehmed Niyazi'yi sorduk.

İlgili Yazılar
Mehmet Niyazi Vefat Etti
Mehmet Niyazi Vefat Etti

Çanakkale Mahşeri, Yemen Ah Yemen, Varolmak Kavgası, Dahiler ve Deliler gibi romanların yazarı, bir nesli kitaplarıyla besleyen ve yetiştiren üstad Mehmet Niyazi Özdemir vefat etti. Mehmed Niyazi bir süredir yoğun bakımda tedavi görüyordu.
11/05/2018 11:11
Tanıdığım birkaç ahlaklı adamdan biriydi
Tanıdığım birkaç ahlaklı adamdan biriydi

Yazar ve fikir adamı merhum Nevzat Kösoğlu hakkında, vefatının ardından, dostu Mehmed Niyazi gazetedeki köşesinde bir yazı kaleme almıştı. O yazıyı alıntılıyoruz.
21/10/2013 16:04
Mağlup olurken bile destan yazdılar
Mağlup olurken bile destan yazdılar

Başımıza gelen en büyük felaketlerin sebebi hatırımızdan çıkarmamamız gereken bazı şeyleri unutmamızdır. İşte hatırlanması gereken bir destan.
18/12/2011 11:11
25 bin kitap okuyan işportacımız
25 bin kitap okuyan işportacımız!

'Devlet selamette. Hükümetler rezalette. Milletin bir kısmı gayrette, bir kısmı hayrette, bir kısmı gaflette ama devlet selamette.' demiş de ne zaman demiş?
08/06/2011 08:08
Yemen den asker mektupları da var kitapta
Yemen’den asker mektupları da var kitapta

Mehmed Niyazi’nin Yemen Ah Yemen adlı romanı adeta bir tarihi belge gibi ışık tutuyor Yemen’in acılarına.
04/08/2013 14:02
İlim ve felsefe eksikliği geriliğe sebep oldu
İlim ve felsefe eksikliği geriliğe sebep oldu

Mehmed Niyazi'nin “ Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği” kitabı, bizlerin kültür ve medeniyetimizi besleyen değerlerin değişim sürecini gözlemlememize yardımcı oluyor..
02/05/2013 14:02

Mütefekkir, romancı Mehmed Niyazi 11 Mayıs 2018'de Hakk'ın rahmetine kavuşmuştu. Mevlana İdris ve Cem Sökmen'e Mehmed Niyazi'yi sorduk.

Mevlâna İdris: “Bir Sohbet Piri”

Mehmet Niyazi ağabeyi Divanyolu’ndaki sohbet ettiğimiz kahvelerden birinde tanıdım. Genellikle Beyazıt Devlet Kütüphânesi’nden çıkıp gelirdi. Çok sâkin bir sesle, muhatabı laf anlamaz cinsten biriyse arada bir “kurban olduğum” da diyerek sabırla ve kesinlikle şâhitlik ya da bir bilgiye, belgeye dayalı şeyler anlatırdı.

Çok trajik bir hatırayı, şâhit olduğu mühim bir siyasal tanıklığı, eski günlere ait neşeli bir anıyı yahut güncel bir yorumu dile getirirken, insanlıktan, tevazudan, mizahtan kopmadan, hiç ama hiç bağırmadan konuşurdu. Dinlemesini bilen nâdir insanlardandı.

“Biz hukuk mektebinde talebeyken, hepimiz bir dolmuşa sığacak kadardık” der ve yaşadığımız günlerin kıymetine vurgu yapardı. Kendisiyle taban tabana zıt görüşte birine, boşa konuştuğunu bile bile –sorulmuşsa- bir şeyler anlatır ve muhatabı çileden çıksa bile kendisi zerre saygısızlık etmezdi. Gülünce gözlerinin içi gülerdi, ama derinlerdeki kederi de saklamayan bir sohbet pîri idi. Ne çok şey dinledim ondan yıllarca. Sonra çok az görmeye başladım, sağlık sorunları sebebiyle. Bayram sabahlarında Süleymaniye’ye gelirdi karşıdan. Son bayramda gelmedi. Allah’ın rahmeti, merhameti üzerine olsun.

Cem Sökmen: “Mehmed Niyazi Bir ‘Hayat Görüşü’ Taşıyordu”

Mehmed Niyazi’yi önce bazı dergilerde çıkan yazılarıyla tanıdım. Kitaplarını okumaya ise Çanakkale Mahşeri ile başladım. 1999 Mayıs’ında, birkaç ay sonra yıkılacak olan Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı’nda Burak Yayınevi’nden bu kitabı aldığım günü bugün gibi hatırlıyorum. Sonra diğer kitapları, Millet ve Türk Milliyetçiliği, Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği, Türk Devlet Felsefesi, İslam Devlet Felsefesi. 1999 sonlarındaki Sultanahmet Kitap Fuarı’nda kendisiyle tanışma imkânı buldum. Niyazi’nin İSAM Kütüphanesi dönüşlerinde Yazarlar Birliği’ne uğradığını öğrenince oradaki sohbetlerine de katılmaya başladım. Yıllar içinde Türk Edebiyatı Vakfı, Birlik Vakfı, Kubbealtı Vakfı, KOCAV başta olmak üzere pek çok vakıf ve derneğin düzenlediği konferans ve sohbetlerde kendisini dinledim. Onun yanında onun sayesinde 1960’lardan beri onunla beraber olan bir kuşağı, onu 1980’lerin ortasından beri tanıyan bir yeni kuşağı tanıdım.

Mehmed Niyazi, 1956’da Haydarpaşa Lisesi’ne girdikten sonra Mahir İz ve Bedriye Atsız gibi öğretmenleri sayesinde eğitim hayatından kültür çevrelerine uzanan bir yolculuğa başlamıştır. Mahir İz’in evinde, uzun yılları paylaşacağı dostları tanımış, onun tavsiyesiyle Necip Fazıl’la tanışmıştır. Bedriye Atsız’dan hareketle Nihal Atsız’ı tanımıştır. Necip Fazıl’ın Erenköy’deki, Nihal Atsız’ın Maltepe’deki evleri Mehmed Niyazi’nin düşünce dünyasında silinmez izler bırakmıştır. Mehmed Niyazi, şahsen tanımasa da Peyami Safa’nın iyi bir okuru olmuş, Nurettin Topçu ve Hareket dergisini takip etmiş, 1960’lı yıllarda kaldığı yurtlarda, İstanbul hukuk kantininde, Marmara Kıraathanesi’nde çok sevdiği arkadaşı Zaptiye Ahmet’in tabiriyle “mesele geçmiştir.” 1968-89 arasındaki Almanya yıllarında bir yandan doktora yapmış bir yandan sohbetleriyle gurbetçilerin sevgi ve saygısını kazanmıştır.

Dönüşünden sonraki hayatı Beyazıt ve İSAM kütüphanelerinde okuyup yazarak, Erenler, İLESAM ve Yazarlar Birliği’nde eski ve yeni kuşaktan dostlarıyla sohbet ederek ve 2000’li yıllarda Çanakkale Mahşeri’nin meydana getirdiği hava ile Türkiye’nin çok çeşitli şehirlerinde sayısız konferanslar vererek geçmiştir.

Tanıdığım Mehmed Niyazi “sadeliğin ihtişamı”nı taşıyan; okumanın, yazmanın, dinlemenin ve konuşmanın hakkını vermiş bir insandı. Mehmed Niyazi bir “hayat görüşü” taşıyordu.

O kendi hayatıyla ilgili bir tercih yapmıştı: Türk kültürüne katkı yapabilmek için her türlü ihtiyaçtan beri olmak. Bugünün Türkiye’sinde bu tercihin dayanaklarını ve neticelerini anlayabilecek, yorumlayabilecek olgunlukta bir kültür atmosferi yok. Gelecekte bu olgunluk sağlanabilirse Mehmed Niyazi Özdemir’in yaptığı “tercih”in neleri ifade ettiği daha iyi anlaşılacaktır.

 

Röportaj: M. Murtaza Özeren






İlgili Konular