, 19 Haziran 2018
Sevmediğinizi Sevdiremezsiniz Önce Biz İslam'ı ve Kur'an'ı Seveceğiz

Hafız Mustafa Efe

1501

Sevmediğinizi Sevdiremezsiniz; Önce Biz İslam'ı ve Kur'an'ı Seveceğiz

''Kur’an; Allah Teâlâ’nın biz kullarına bir 'cennet davetiyesi'dir. Bu davetiyenin içinde bizim nasıl cennetlik hale gelebileceğimiz yazılıdır. Dosdoğru bir hayat rehberidir.'' Gençler tarafından çok sevilen Aziz Mahmud Hüdâyi Camii’nin imamı Hafız Mustafa Efe, Ramazan ayına dair İbrahim Dizbay'ın sorularını cevapladı.

İlgili Yazılar
İstanbul'un Merkezinde Bir Ramazan Klasiği Kitap Fuarı
İstanbul'un Merkezinde Bir Ramazan Klasiği Kitap Fuarı

Bu yıl 37.’si düzenlenen Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı İstanbul’da Ayasofya önünde, Ankara’da Melike Hatun Camii avlusunda Ramazan’ın birinci günü açıldı. Bu yıl fuara ilgi nasıl, merak ettik ve yayınevlerine sorduk.
04/06/2018 11:11
1800'lerde Yolu İstanbul'a Düşen Batılıların Ramazan İzlenimleri
1800'lerde Yolu İstanbul'a Düşen Batılıların Ramazan İzlenimleri

1800'lerde yolu çeşitli sebeplerle payitahta düşmüş Horatio Southgate, Charles Macfarlane ve Edmund Grimani Hornby; denk geldikleri Ramazan ayını, Osmanlıların Ramazan ritüellerini eserlerini nasıl aksettirmişler? Yusuf Sami Kamadan yazdı.
02/06/2018 09:09
Hüseyin Emin Öztürk ile Edebiyatçıların Dünyasındaki Ramazanı Konuştuk
Hüseyin Emin Öztürk ile Edebiyatçıların Dünyasındaki Ramazanı Konuştuk

Hüseyin Emin Öztürk, uzun yıllar eğitim alanında çalışmalarıyla öne çıkmış bir kültür adamı. Öztürk, Türk edebiyatında Ramazan'ın yansımaları üzerine Şakir Kurtulmuş'un sorularını cevapladı.
28/05/2018 09:09
Efendimizin sav Ramazan Hayatı
Efendimizin (sav) Ramazan Hayatı

''Fahr-i Alem Efendimiz ramazan ayını hasretle beklerdi. Üç aylara kavuşunca sevinir; receb ayında -her zamankinden çok- oruç tutardı. Şaban ayının ise tamamına yakınını oruçlu geçirir ve 'Ramazan ayına hürmeten Şaban ayında oruç tutmak daha faziletlidir' buyururdu. Fakat ramazanı karşılamak maksadıyla bir iki gün öncesinden oruç tutmayı doğru bulmazdı. Yolunu gözlediği sevgiliye, ramazana kavuşunca, vuslatın verdiği haz ve neşeyle mübarek ayın feyzini coşkuyla anlatırdı.'' M. Yaşar Kandemir Hocanın yazısını alıntılıyoruz.
17/05/2018 10:10
Ruhumuzu Kıyama Kaldıran Şahlandıran Bir Namazdır Teravih
Ruhumuzu Kıyama Kaldıran, Şahlandıran Bir Namazdır Teravih

Muhammed Ali Sabuni’nin 'Teravih Namazında Peygamber Ölçüsü' kitabıyla karşılıyoruz Ramazan’ı. Teravih namazı hakkındaki güncel tartışmalara cevap mahiyetinde kaleme alınan kitap, bu Ramazan tüm Müslümanları birlik olmaya çağırıyor. Munise Şimşek yazdı.
15/05/2018 12:12
İncelmiş Zevklerin Göstergesi Osmanlı Ramazanları
İncelmiş Zevklerin Göstergesi Osmanlı Ramazanları

Osmanlı Ramazanları; iftar yemekleri, ruhları dinlendiren Enderun Teravihleri ve her biri bir Kur’an ziyafetine dönüşen mukabeleleriyle incelmiş bir medeniyetin tezahürüydü. Mehmet Ali Sarı’nın yazısından hareketle Osmanlı Ramazanlarında küçük bir yolculuğa çıkıyoruz.
14/05/2018 12:12

Gençler tarafından çok sevilen Aziz Mahmud Hüdâyi Camii’nin imamı Hafız Mustafa Efe ile Ramazan ayına özel röportaj yaptık. Ramazan ayının Kur’an ayı olduğunu söyleyen Efe, bu ayda Kur’an ile hemhal olmak gerektiğini ve Ramazanın kıymetini Kur’an’dan aldığını belirtti.

Kur’an-ı Kerim’i güzel okuyan ve bu alanda dereceleri olan biri olarak Kur’an-ı Kerim okumanın önemine dair neler söyleyebilirsiniz?

Bismillahirrahmânirrahîm. Elhamdulillâhirabbilâlemin vessalâtü vesselamü ala seyyidinâ Muhammedin ve Alâ alihî ve sahbihî ecmaīn. Ve bihi nesteīn emmâ ba’d. Sözlerime Sevgili Peygamberimizin (s.a.) bir hadis-i şerifiyle başlamak istiyorum. “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” buyuruyorlar. Çünkü Kur’an; Allah Teâlâ’nın biz kullarına bir “cennet davetiyesi”dir. Bu davetiyenin içinde bizim nasıl cennetlik hale gelebileceğimiz yazılıdır. Dosdoğru bir hayat rehberidir. Teknoloji asrındayız, bu bağlamda asla yanılmayan ve yanıltmayan bir “navigasyon” da diyebiliriz. Cennet aracı, hayat kitabıdır. Kur’an’ı kendisine rehber edinen bir kimse yol tabelaları olan ayetlere uyarsa, Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasaklara göre hayatını tanzim ederse, hiç yanlış yola girmeden cennetlik bir kul oldu demektir.

Mevlana’nın ifadesiyle biz bu dünyada kalmak için değil, geçmek için varız. Bir kez öleceğiz ve bu ölüm bir daha hiç ölmemek için olacak. Ana rahminden dünyaya açılan bu kapıda ya cennete yahut da Allah korusun cehenneme açılan bir kapı var. Biz hangi kapıdan girmek istiyorsak ona göre yola çıkacağız. Rabbimiz diyor ki ‘Ben sizi cennetle kodladım ancak sizi bazı imtihanlara tâbi tutacağım.’ İşte bu imtihan da tek bir kitaptan olacak. Adı Kur’an-ı Kerim, yeri Kalb-i Selim. Buradan bir kez daha anlıyoruz ki insan Allah’ın cennet için yarattığı müthiş bir varlıktır. İdrak edebilene, insan kalabilene…

Kur’an Dinlemek Kulağın Bayramıdır

Biz cennet için varız, cennet, bize Âdem babamızdan bir miras. Mirasımıza sahip çıkacağız. Bu yolculuğun son durağı Cennet-i Âlâ olursa, ne âlâ. Bize gelen ilk emir “Oku”dur. Okumak iki türlüdür; bir baş gözüyle okumak, iki gönül gözüyle okumaktır. Maharetse baş gözüyle değil gönül gözüyle okumaktır. Kâinat, muhteşem bir sanat galerisidir. Bu sanattan sanatkârına ne kadar ulaşabiliyoruz. Rabbimiz, bizlerin bu sanat galerisinde gafil dolaşmamızı istemiyor.

Ramazan, Kur’an ayıdır. Bu ayda Kur’an ile hemhal olmak gerekir. Ramazan kıymetini Kur’an’dan alır. Eğer ömrünüz Ramazan olursa, ahiriniz bayram olur. Hatta her uzvun bu dünyada başlayan bir bayramı vardır: Kur’an’a bakmak gözlerin bayramıdır, Kur’an dinlemek kulağın bayramıdır, gönlün bayramıdır; zikir, Allah’ı tefekkür etmek de zihnin bayramıdır. Göz, Kur’an ile hemhal olursa, Kur’an’a bakarsa, Kur’an’ı görürse, kâinata tefekkür nazarıyla bakar, sadece baş gözüyle değil gönül gözüyle bakarsa baş gözünün gönül gözüne indirilmesi de bir bayramdır. O göz cennetlik demektir. Düşünün ki bizi yoktan var eden Allah bir kitap göndermiş. Onu okuyan kimse doğrudan doğruya Allah’ın sözünü dinlemiş ve Allah ile muhatap olmuş demektir. Kur’an-ı Kerim’i okurken aslında Rabbimizle konuştuğumuzun, Rabbimizin bizi muhatap kabul ettiğinin bilincinde olmalıyız. O esnada kılığımızı, kıyafetimizi gözden geçirmeliyiz. Her bir sayfasını çevirirken dahi çok büyük bir edep takınmalıyız.

Onun (sav) Hayatı Bizim için Bir Rehberdir

Çok takip edilen ve sevilen bir hocasınız, çizdiğiniz bu imaj İslâm âlemi için önemli. Örnek aldığınız bir isim oldu mu?

Biliyorsunuz Kur’an-ı Kerim bir cennet davetiyesiydi. Cenâb-ı Mevlâ bu davetiye ile birlikte bize bir rehber gönderiyor. Bizler için bu güzel kutlu yolda en güzel ve mükemmel örnek; ahlakta, adapta önderimiz, efendimiz, müjdecimiz Hz. Muhammed Mustafa’dır. O’nun hayatı bizim için bir rehberdir. Bu rehber bize sadece ibadetlerde örnek değil. O (s.a.), bizim için hayatımızın her anında, her zamanında, her mekânında en güzel örnektir. Biz bu gün Resulullah’ın ne kadar talebesi olabiliyoruz? Bu mühim. Ben Resulullah’ı ne kadar biliyorum? Ne kadar tanıyorum? Ne kadar Resulullah benim hayatımda var?

Peygamber makamıdır, Mihrab’dır. Bir imam efendi mihraba geçtiğinde, mihraptan indiğinde, camiden çıktığında markette, yolda, araç kullanırken trafikte, hangi makamı temsil ettiğinin bilincinde ve farkında olmak zorundadır. Sahâbe-i Kiram efendilerimiz, bizler için örnek şahsiyetlerdir.

Takva Sahibi Olmak Gerekiyor

Örnek bir Müslümanın vasıfları neler olmalıdır?

İbadetlerimiz Resulullah’ın ibadetleri gibi olacak, O’na benzeyecek. Öyle bir namaz kılmak lâzım ki Efendimizin kıldığı gibi olsun. O nasıl kılardı? Efendimizi, Hz. Aişe Annemiz anlatıyor: Hz. Peygamber öyle bir namaz kılardı ki namaz esnasında O’nun gönlünden fokurdama sesi gelirdi. Namaz vakti geldiğinde beti benzi sararıp bizi tanımazdı.

Mümin, güzel bir işi yaptıktan sonra yenisine başlayacak. Kâinatta âtıl duran bir şey yok. Duran bir şey varsa kokuyor yahut çürüyor. Su durunca kokuyor, duran sudan abdest alınmıyor. Güneş, dünya, bitkiler, bulut hiç birisi yerinde durmuyor. Hiçbir şey yerinde durmuyor şu kâinatta. Cenâb-ı Hak insan da dursun istemiyor. Sen dursan da kâinat durmuyor, hep hareket halinde. Faniliği hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmamalı, her an ölüm ve ötesine hazır olmaya gayret etmeliyiz. Bu dünya hayatında hepimiz bir hicret halindeyiz. Aldığımız her nefes bizi bir adım daha kabre yaklaştırıyor. Kabre doğru gidiyoruz. Yani dünyada bir sefer halinde olduğumuzu unutmayacağız. Her nefes Allah’ı bilmek, tanımaktır. Bediüzzaman Hazretleri şöyle der: “Beden için hava, ruh için Hu gıdadır.” Allah korkusunu ve muhabbetini kazanmalıyız. İlâhî kameralar altında yaşadığımızın şuurunda olmalıyız. Her davranışın bir hesabı ve karşılığı olduğunu hiç aklımızdan çıkartmamalıyız.

Gençlerin İlgi Alanlarını Biliyorum

Gençleri camiye çekiyorsunuz. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Ben çocukları ve gençleri seviyorum, onlara kıymet veriyorum. Onlar bizim geleceğimiz ve istikbalimiz. Dertli olmak... Onların imanından mesul olduğunuzu, geleceğe yazdığınız mektuplarınız ve mirasınız olduklarının bilincinde olarak değer vermek, hoş sohbet olup onların ilgi alanlarını iyi bilmek önemli. İnsanların Peygamber Efendimizi görme ihtimali var mı? Hz. Ebubekir, Hz. Ömer Efendimizi görme ihtimali var mı, yok. Ama insanlara Peygamber Efendimizi, Sahabe-i Kiram efendilerimizi anlattığınız zaman sizi görecekler. Çünkü temsil eden biziz. Bu yüzden halimiz, hareketimiz tavrımız, tarzımız çok mühim.

Ben yurtdışındaki kardeşlerimle sohbet etme fırsatı yakaladığımda o kardeşlerimize de diyorum. Allah’ın sizi İslâm’ı temsil edin diye buraya gönderdiğini unutmayın. İmansız ölen her bir insandan mesulüz. Bu veballe yaşıyoruz ve Aziz Mahmud Hüdâyi Camii’nde olmak da ayrı bir vebal yüklüyor. Ebu Eyyub el-Ensarî Hazretleri İstanbul’da neyse, her bir Müslüman bulunduğu yerde o, bunu unutmayacağız.

Gençlere İslâm’ı, Kur’an’ı nasıl sevdireceğiz?

Önce biz İslâm’ı ve Kur’an’ı seveceğiz. İslâm’ı ve Kur’an’ı iyi bileceğiz. Sevmediğinizi sevdiremezsiniz. Dünya istikbalini düşündüğümüz gibi ahiret istikbalini de düşüneceğiz. İstikballerini sadece dünya ile sınırlandırmayacağız. Kundakla teneşir arasında kısa bir yolculuk olan bu dünya hayatında, yarının gençleri olan çocukların, güzel yetiştirilmek üzere anne-babalara verilmiş emanetler olduğunu unutmayalım. Rabbimiz, ayet-i kerimede bu emanetlere iyi sahip çıkılması hususunda müminleri şöyle ikaz etmektedir: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun...” (Tahrim, 6)

Peki, bu koruma ne ile gerçekleşecek? Elbette ki yavrularımızın gönüllerini takva ile tezyin etmekle... Zira Allah korkusu ve sevgisiyle sulanmayan gönül bahçelerinden; salih amel, güzel ahlak ve istikamet tomurcuklarını beklemek hayal olur. Nasıl ki bir hocanın, talebelerine ders verebilmesi için evvela belli bir eğitimden geçmesi gerekiyorsa, her insanın da ahiret saadetine nail olabilmesi için takva mektebinde ders görmesi elzemdir. Bu sebeple bilhassa saliha annelerin engin yürekleri, yavrularının ilk eğitimlerini aldıkları bir takva mektebi olmalıdır.

Allah biz kullarını yakmak için yaratmadı. Bizi affetmek için sebepler, bahaneler halk ediyor. Bu dünyaya dini yaşamaya geldik. Cenab-ı Hak “Verdiğimiz nimetlerden sorulacaksınız!” buyuruyor. En büyük nimet de hidayettir. Evlatlarımıza Allah’ı anlatmak zorundayız. İslâm’ı ama doğru İslâm’ı anlatmak zorundayız. Çünkü mükemmel olan İslâm’dır, Müslümanlar değil. Evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. Çocuğumuzun biyolojik anne babası biz olabiliriz ama gerçek hayatta anne babası kim? Televizyonda izlediği hangi karakter onun için bir idol, rol model? Dünya incisi, Allah’ın söz incisinin yanında beş kuruş etmez. Dünya için değmez. Allah’ın emir incilerini kırmaktansa, bir kulun, dünyanın bütün incilerini kırmayı göze alması lazım. Evlatlarımızın istikbalini sadece dünya ile sınırlandırmayalım.

Aziz Mahmud Hüdâyi Camii’nde Ramazan ayına özel programlar oluyor mu?

Ramazan ayı camimizde zikirlerle, sohbetlerle, mukabelelerle, iftar ve sahur programları ile dolu dolu geçer. Özellikle pazar sabah namazlarında yaptığımız Hüdâyi zikrine yurt içi ve yurt dışından yoğun bir katılım olur.

Sosyal medyayı aktif kullanıyorsunuz. Bir ekibiniz var mı? Yoksa siz mi yönetiyorsunuz?

Evet, birlikte hareket ettiğimiz beş kişilik bir ekibim var. Özellikle sosyal medyayı, canlı yayınları ekibimizdeki bu kardeşlerim yapıyorlar.

Yurtdışı bağlantılarınızı konuşmak isteriz. Eğitim alanında ne gibi çalışmalarınız var. Hafız Abdurrahman El Ussi Hoca Hüdâyi’ye geldi. Yine buna benzer organizasyonlar olacak mı?

Eğitim ile başlayayım; 600 küsur hafızlık eğitimi alan talebemiz var. Bu hafız efendilerin derslerine giriyorum. Şifa ve Rahmet Vakfımızın başkanlığını da yürütüyorum. Maksadımız, Kur’an hafızlarının bu yüce makamı, maddi ve manevi bakımdan en güzel ve en donanımlı şekilde temsil edebilmeleri... Yurtdışı bağlantım yok. Sosyal medya vesilesiyle dünyanın dört bir köşesinden takip edildiğimizi, gelen duygu yüklü mesajlardan biliyorum. Burası Hüdâyi Camii, gelen her kişiye Hüdâyi Sultan’ın kapısı açıktır. Hüdâyi Hazretleri dâvet eder, bu fakir de misafir eder.

Dinimiz Şefkat ve Merhamet Dinidir

Kedileri seven bir hoca olarak biliniyorsunuz. Bu durum gerçekten kedileri sevmekten mi geliyor, yoksa sünnete hürmetten mi?

Kedileri seviyorum. Ama sevgimizin kaynağı Resulullah Efendimizdir. Dinimiz, şefkât ve merhamet dinidir. Bu kutlu dinle şereflenen bizlerinde, inancımızın bir gereği olarak yaratılmış olan her bir canlıya şefkât beslememiz, merhamet etmemiz asli bir vazifemizdir. Sevgilimiz, Önderimiz, Efendimiz, Peygamberimizin bu konudaki uygulamalarına, hayatına bakıyoruz.

Peygamberimiz 10 bin kişilik bir orduyla Mekke’nin fethine gidiyor. Ordunun geçeceği güzergâhta bir köpek, yavrularını emzirmekte. Peygamber Efendimiz o anne köpeğin başına bir sahabi dikiyor ki sakın ordu köpeği rahatsız etmesin, diğer taraftan geçsinler diye. Peygamberimiz buyurmuştur ki “Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.”

TRT Diyanet’te Sahur Programı

Ramazan ayında artan faaliyetler hakkında, programların içeriği hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizin bir de radyo programınız var. Onu da konuşmak isteriz.

Bizim Hüdâyi camiimizdeki programlarımız Ramazan ayında da aynıdır. Sadece ilave olarak sahur vakitlerinde sahur ikramımız, iftar vakitlerinde iftar ikramlarımız oluyor. Onun haricinde Ramazan geldi diye ilave bir program olmuyor. Her camide olduğu gibi teravih namazı kılınıyor, mukabeleler okunuyor. Normal zamanda Cuma sabahı ve Pazar sabahı namaz sonrasında Hüdâyi zikir meclisimiz olur. Radyo programım her Çarşamba Erkam Radyo’da “Hafız Mustafa Efe ile Kur’an Dostları” ismiyle saat 17.00’de bir saatlik bir canlı yayın şeklinde. Ayrıca Ramazan ayında sahurlarda, TRT Diyanet’te, Eyüp Sultan Hazretlerinin manevi huzurunda ekranlardayız.

Hafızlık Kur’an’ınızı saklıyor musunuz?

Evet, onunla okumalarıma devam ediyorum. Bu; dostluk, vefa ve özlem demektir.

Çok yönlü bir imamsınız. İlgi alanlarınız konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Güzel Kur’an okuma çalışmaları, hitabet çalışmaları yanında teknoloji, spor, ata binme, yüzme ve atıcılık özel vakit ayırdığım ve profesyonel çalıştığım alanlardır.

Son zamanlarda artan Deizm iddialarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu konuda neler yapılabilir?

Milletimiz, bin senedir İslâm’ın bayraktarlığını yapmıştır. Halkımız tertemiz bir inanç ve irfan sahibidir. Lâkin son yıllarda, din sahasında hiç de tasvip edemeyeceğimiz bir bilgi kirlenmesi var. Mezhepler, hadis-i şerifler ve Kur’an ahkâmı etrafında dışlayıcı, reddedici ve bölüp parçalayıcı anlayışlar çoğaldı. Bu bilgi kirliliğine bir de dinî bilgi eksikliğini ekleyin. Buna bir de batı kültürü, yabancılaşma ve sekülerleşmeyi ekleyin. Doğru düzgün bir dinî eğitim almamış insanların kafasının karışmaması mümkün değil. Bu sebeple deizm, ateizm değil de doğru dinî eğitimi almamış insanımızdan bahsetmek ve onlara doğru bilgiyi kazandırmak için neler yapmak lâzım diye düşünmemiz gerek.

Diğer taraftan, deizm nedir ona da temas edelim. Bu sadece felsefi bir yaklaşımdır. Dini, kitabı, peygamberi reddeden sadece yaratıcı bir tanrı olduğu inancı... Gençliğin böyle bir felsefî yöneliminin olduğunu sanmıyorum. Daha ziyade bilgi kirliliğinden kaynaklanan kafa karışıklığı ve Batıdan gelen propagandalar neticesinde özüne yabancılaşmaktan ibaret... Rabbim, fırsat verirse, doğru ve sağlıklı bir dinî eğitim yaygınlaştığında, halkımızın böyle problemleri olmayacak, herkes İslâm’ın güler yüzünü en güzel şekilde insanlığa sergileyecektir.

“Beden İçin Hava, Ruh İçin Hu Gıdadır”, Kitabın Ortası dergisi, Mayıs 2018, sayı 14.

 

Röportaj: İbrahim Dizbay