, 21 Kasım 2017
Halla Barakat'ın Hay li Evlenmek ve Çok Çocuk Sahibi Olmaktı

Halla Barakat ve annesi Orouba Barakat

4934

Halla Barakat'ın Hayâli Evlenmek ve Çok Çocuk Sahibi Olmaktı

Evlerinde katledilen Suriyeli Halla ve aktivist annesi Orouba Barakat hakkında birçok haber çıktı, onlarca onore edici yayın yapıldı. Deniz Baran, Halla'nın insani yönünü aktarmak ve kendisini daha yakından tanımak gayesiyle arkadaşlarıyla bir söyleşi gerçekleştirdi.

22 Eylül sabahı… Yıllık iznim sırasında yaptığım seyahatin henüz ikinci gecesi dolarken, sabah namazı vaktinde birçok zaman yaptığım gibi telefonumun internet bağlantısını açıp telefona göz atmak niyetindeydim. Sabahın sakin vaktinde sosyal medyayı kurcalamaktan, geceden kalan mesajlara bakmaktan nedense hep çok keyif alırım. Yine keyifle telefonu elime aldığımda ise ofis grubumuzda gece boyu süren yazışmalar önce bir anlık şoka sebep oldu, daha sonra da bu şokla uyku mahmurluğunu üzerimden atıp yazılanları idrak etmeye çalıştım. Aynı işyerinde çalıştığımız, öğlen yemeklerinde selamlaşmanın ötesinde muhabbetim olmasa da ofiste geçirdiğim her gün etrafımızda görmeye alıştığım Halla’ya dair dehşet verici haberler (haberler henüz medyaya düşmemişti ancak ofis içerisinde Halla’nın yakın arkadaşları kaynaklı malûmatlar) paylaşılıyor ve herkes birbirine “doğru mu, gerçek mi bu?” diye soruyordu.

Doğruydu… Gerçekti…

Ofisimizde çalışan, 22 yaşında gencecik bir gazeteci olan Halla kaldıkları evde annesiyle beraber katledilmişti.

Hep orada bir yerde olduğunu düşündüğün birinin başına böyle bir şey geldiğini idrak etmek güç oluyor. Nitekim benim için de güç oldu... Bilhassa, eşim uyanıp da haberleri gördükten sonra şokumuz daha da arttı ve olan biteni idrak etmek daha da güç bir hâle geldi. Zira eşim, Halla’yı benden daha iyi tanırdı ve o, “daha seyahate çıkmadan önceki gün konuşup şakalaşmıştık, haftaya toplantı yapmak üzere sözleşmiştik, aman Allah’ım, nasıl olur?” deyince, o “artık burada olmama” hissi daha da hissedilir olmuştu benim için.

Halla’yı daha yakından tanımak için…

O şok edici sabahtan bu yana 3 haftadan biraz daha fazla bir süre geçti. Bu sürede Halla ve aktivist annesi Orouba Barakat hakkında birçok haber çıktı, onlarca onore edici yayın yapıldı, yine biz seyahate devam ederken insanı çok duygulandıran bir cenaze merasimi gerçekleşti, akabinde katil zanlısı yakalandı.

Ben ise Halla ile hiçbir zaman muhabbet etmemiş olsam da her gün karşılaşıp selamlaştığım, aynı iş çevresinde birçok ortak arkadaşa sahip olduğum ve en önemlisi de gayretine şahitlik ettiğim bu genç aktivistin anısını yaşatmak adına elim haberi aldığımdan bu yana bir şeyler yazmak istedim. Halla, Türkiye’de ikamet edip burada çalışmasına rağmen haklarında yapılan yayınların çoğu İngilizce ve Arapçaydı, Türkçe olarak da onun hakkında ajans haberlerinin ötesine geçen bir şeyler kalsa iyi olur diye düşünüyordum. Dahası, aynı işyerinde çalışmamızdan ve birçok ortak arkadaşa sahip olmamızdan ötürü, yabancı yayınlarda da rastlamadığımız bir şeyi yapıp klasik haber dilinde bir metin yazmaktan ziyade onun insani yönünü arkadaşlarının dilinden aktarmak istedim. Bu gayeyle de Halla’nın yokluğunda devam eden öğlen yemeklerimizde Halla’nın ofisteki proje arkadaşlarıyla konuştum. Zor da olsa bu anlamlı yazı için bir şeyler söylemelerini rica ettim ve onlar da sağ olsunlar içtenlikle yanıtlarını verdiler.

Hâliyle bu yazı, “Suriyeli gazeteci annesiyle birlikte katledildi” haberlerinin öznesini daha yakından tanımak isteyenler için ortaya çıktı…

“Etrafındaki insanlarla onların kimliklerinin, ideolojilerinin, inancının ötesinde bir iletişim kurardı”

Halla’nın şefi ve aynı zamanda yakın arkadaşı olan İbrahim’den başlayalım. (Not düşmek gerekir; basınımızda çıkan haberlerin aksine Halla, Orient TV’de çalışmıyordu. Orayı bir süre önce bırakmış ve bizim ofisimize gelmişti. Orada bir internet sitesi üzerine çalışan ekipte yer alıyordu ve İbrahim de o ekibin kurucusu olan isimdir):

“Halla ile 2 yıl önce tanıştık. O zamanlar Al Sharq Forum’un (Yazar notu: Al Sharq Forum, merkezi İstanbul’da olan Orta Doğu’ya yönelik bir düşünce kuruluşu, Halla ile çalıştığımız ofisin bir kısmı da buraya ait) gençlik ağının başındaydım ve yıllık uluslararası konferansın hazırlıklarına başlarken bir ekip oluşturmam gerekiyordu. Birinin tavsiyesi ile ekip için düşündüğüm ilk kişi Halla olmuştu. Florya’da 3-4 saatlik bir görüşme yaptık, projeye oldukça ilgi duymuştu ve o 3-4 saati tartışarak, istişare ederek geçirmiştik. Nihayetinde Halla, konferansın iletişim sorumlusu olmayı kabul etti.

O konferans için beraber çalışırken görmüştüm ki Halla’nin çok kuvvetli bir yazma yeteneği vardı. Ayrıca, yaptığı iş konusunda son derece tutkulu biriydi.

Her zaman etrafındaki insanlarla onların kimliklerinin, ideolojilerinin, inancının ötesinde bir iletişim kurardı. Bu bilhassa not etmek istediğim ve herkeste görülemeyen bir özelliktir.

Onunla harika bir takım oluşturduk. Konferansımız için çok çalıştı, çok iyi bir gayret ortaya koydu. Ancak çalışkanlığı sadece bununla sınırlı değildi. O, genç yaşına rağmen ailesinin, daha doğrusu hayattaki tek varlığı olan annesinin mali yükünü kendi omuzlarında hissederdi. Annesi kimseye muhtaç olmasın diye kendisi çalışıp aileye mali destek olmaya çalışırdı. Bunu yapabilmek için çok fazla sorumluluk alır, bir işten ötekine koştururdu. Üniversitede okuyordu, gönüllülük aktivitelerinden geri kalmıyordu ve aynı zamanda birden fazla işte çalışıyordu. Annesi, onun hayattaki en büyük önceliğiydi…

Halla’nin hayali evlenmek ve çok çocuk sahibi olmaktı. Bunun sebebi de yine annesinin hayatıydı. Halla, annesinin hayattaki tek varlığının o olduğunu biliyordu ve aynısının kendisine, çocuklarına olmamasını isterdi.

Halla, Suriyeliler için çok şey yaptı. Korku nedir bilmezdi, kendini en ön cepheye atardı her zaman. Her türlü derdinin, sıkıntısının arasında bile gülerdi, neşesini korurdu.

Velhasıl, Halla ile birlikte yoğun bir şekilde çalıştığımız o konferanstan sonra ben görevimi başka bir arkadaşa devrettim. Ancak Halla ile işbirliğimiz sona ermedi. Blockchain teknolojisi ve sanal para ile ilgili bir internet sitesi projesine başlıyordum ve Halla’ya bizimle çalışması için teklif götürdüm ve dedim ki ‘tüm işlerini bırak, sadece buraya odaklan ve burada çalış.’ Eylül ayında işe başladığında kendisiyle dalga geçiyordu, ‘hayatımda ilk defa aynı anda bir işte çalışıyorum’ diyerek…

Yeni başladığımız iş, Halla’nın tamamen yabancısı olduğu bir sektördeydi ancak bu işi bile nasıl olup da Suriyeli mültecilerin durumunu iyileştirmek için kullanırız diye düşünüyordu. Sanal para birimlerini ve bir merkeze bağlı olmayan ekonomik bir sistemi nasıl onların yararına değerlendirebiliriz diye… Ona arada haberlerden ve politik gelişmelerden, hatta Suriye’den uzaklaşmasını, kendisini aşırı kaptırdığını söylerdim. Ancak hiçbir zaman dediğimi tamamen yapmadı, yapamadı… Aklında hep Suriye ve Suriyeliler vardı.

Üsküdar’da yaşıyordu, ofisimize uzaktaydı ama o kadar mesafeyi gelip elinden geleni yapardı, çabalardı. İnsanları da dahil etmek için elinden geleni yapardı. 

Onu en son, kendisi vefat etmeden önceki Salı günü gördüm. Daha sonra Ankara’ya gidip Perşembe günü geri dönmüştüm. Döndüğümde ofiste Halla ile aynı projede çalışan 2 arkadaş gelip bana Halla’ya ulaşamadıklarını, telefonunu açmadığını, annesinin de yanıt vermediğini söyledi. Halla umursamaz biri değildi, bir şey olmasa telefonuna yanıt vermemezlik yapmazdı ama en fazla telefonunu bir yerde unutmuştur dedik. Hiç beklemiyorduk böyle bir şey… Nihayetinde aramızdan biri iyice endişelenip polise gidince acı gerçeği öğrendik. 

Artık aklımdan geçen tek şey, onun için bir şey yapmamız gerektiği... Cenazesindeki kalabalık ve çeşitlilik, Halla’nın dokunabildiği insanları gösteriyor: Suriye’nin farklı şehirlerinden, farklı inançlardan, farklı dil konuşanlardan, farklı ideolojilerden bir sürü kişi… Tüm bu tablo, Halla’nın insanlığını gösteriyordu.”

“Halla’nın güzel bir ruhu vardı”

Halla’nın iş arkadaşı Layla:

“Halla ile geçen yıl tanıştık, ailelerimiz daha önceden tanışıyordu. O zamanlar ikamet ettiğim Dubai’ye gelecekti ve Facebook’tan bana yazdı, bende kalıp kalamayacağını sordu. Arkadaşlığımız o diyalogla başladı.

Daha sonra İstanbul’a gelmem icap etti ancak ilk zamanlarda çok asosyaldim, kimseyle konuşmak istemiyordum. Halla ile buluştum. Beni o açtı. Şu anki işimi o buldu. Zaten bildiği bir fırsat varsa onu arkadaşlarına sunmak için elinden geleni yapardı.

Halla’nın güzel bir ruhu vardı. Bir yıllık dostluğumuz boyunca benim genç kız kardeşim gibiydi. Hep bana neşe veren, beni sakinleştiren taraf oldu. Benimkinin tam tersi bir karaktere sahipti, hep rahattı. Hem de benden çok daha fazla yükü olmasına rağmen…

İnandığı şeyler konusunda çok tutkuluydu. Kendi değerlerini her yerde sonuna kadar savunurdu fakat oldukça da açık fikirliydi.

Annesini bu dünyadaki her şeyden fazla severdi. Binlerce arkadaşı vardı. Yaşadığı, seyahat ettiği, bulunduğu her yerde onun arkadaşları ve sevenleri mutlaka çıkardı. O son derece sosyal biriydi.

En önemlisi de Halla dürüsttü, hep dürüsttü…” 

“Savunduğu şey için sonuna kadar mücadele etmesini sağlayan güç, o tutkuydu”

Üniversiteden arkadaşı Cafer:

“İyi kalpli… Halla’ya dair ilk söyleyeceğim bu olurdu. Ve sonra o güçlü, yeşil gözlerinde gördüğüm tutku. Savunduğu şey için sonuna kadar mücadele etmesini sağlayan güç, o tutkuydu.

O etrafınızdayken ilk hissettiğiniz şey, onun varlığının bir lütuf olduğuydu. Onun, hayat tecrübelerini ve mücadelelerini anlatma isteği ve biçimi onun ne kadar açık yürekli biri olduğunu görmenizi sağlardı. Aynı zamanda, her duruma uyum sağlayabilen bir mizah anlayışı vardı. Halla, hayatın acı tarafını tatmış ancak yine de gülümsemesini korumayı başarmış, olağanüstü bir insandı. Onu böyle kısa ve yetersiz bir biçimde tarif ederken bile varlığını ve benim üzerimdeki etkisini hâlâ hissedebiliyorum.

Halla ile ilk olarak, İstanbul Şehir Üniversitesi’nde lisans eğitimime başladığımda tanışmıştık. İlk yılımızı aynı sınıfta geçirdik ve sonraki yıllarda, aldığımız ortak dersler ve okul dışında katıldığımız sosyal etkinlikler sayesinde birbirimizi tanıma imkânı bulduk. Beraber geçirdiğimiz zaman yaptığımız tartışmalarda aktif olan taraf o olurdu ve okul dışında dahi bu tartışmaları zevkle sürdürürdük. Öte yandan, çok kez beraber güldüğümüz de olurdu. Fikirlerimizde farklılıklar vardı ama onun olgunluğu, bizim böyle bir diyaloğa sahip olabilmemizi sağlamıştı.

Çok iyi bir iş arkadaşımı ve dostumu kaybetmenin trajedisini derinden hissediyorum. Keşke, mücadele ettiği dava yolunda neler yapabildiğini kendisine söyleyebilecek daha fazla vaktim olsaydı. Keşke ona tüm minnettarlığımla; yaptığı dostluk için, etrafındaki insanlara yaptığı olumlu etki için ve ulaşmak istediği hedefler uğrunda yaptıkları için “teşekkürler” diyecek en azından 5 saniyem daha olsaydı…”

 

Röportaj: Deniz Baran






İlgili Konular