, 25 Eylül 2017
Ümit Aktaş ile 'Yolda Olmak' kitabı üzerine söyleşi

2381

Ümit Aktaş ile 'Yolda Olmak' kitabı üzerine söyleşi

Ümit Aktaş'ın Mana Yayınlarından çıkan kitabı Yolda Olmak, bir menzile varmaktan çok yolda olmanın kıymetine vurgu yapıyor. Fatih Pala Ümit Aktaş ile kitap çerçevesinde bir söyleşi gerçekleştirdi.

İlgili Yazılar
Ömrü Allah a Teslimiyetin Işığında Yaşamak
Ömrü Allah’a Teslimiyetin Işığında Yaşamak

Latif Kınataş’ın ‘Söz ve Tanıklık’ adını verdiği kendi küçük ama içeriği derin ve samimi kitabı, bir tanıklığın yazıya geçirilmiş hali. Muaz Ergü yazdı.
13/06/2017 12:12
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Mayıs 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Mayıs 2017

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Mayıs-2017 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/06/2017 08:08
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Eylül 2016
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Eylül 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Eylül-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/10/2016 11:11
Yayınevi Yayınevi İşte Bu Senenin Öne Çıkan Kitapları - I
Yayınevi Yayınevi İşte Bu Senenin Öne Çıkan Kitapları - I

Beyazıt Meydanı’nda gerçekleştirilen fuara katılacaklar için, yayınevlerinin bu sene çıkan kitaplarına dair bir rehber hazırlamaya çalıştık. Bu listede Profil, İnsan, Beka, İz, Beyan, Büyüyenay, Şule, Pınar-Açılım, Mana, İz ve Dergah Yayınları var.
08/06/2016 08:08
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Mart 2016
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Mart 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Mart-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...
01/04/2016 14:02
Esed'e göre Kudüs neden dünyanın merkezi
Esed'e göre Kudüs neden dünyanın merkezi?

Tekdüzeliğin olabildiğince fazla olduğu ve çok az şeyin garip olduğu hayatlardan sıyrılmanın yolunu arayan Muhammed Esed’in Doğunun Romantik Olmayan Yüzü’nde amacı, kendi deyişiyle ‘ötekinin yabancılık deryasına dalmak’..
05/09/2013 08:08

Ümit Aktaş… Düşünce, roman ve şiir kitap çalışmalarıyla tanımamızın yanında, belli başlı dergilerde de yazılarını okuduğumuz değerli bir yazarımız. İlkin, 1997-1998 yıllarında son sayılarını okurlarına ulaştırma yolunda olan “Değişim Dergisi”nin pek çok sayısında, kapak resmi ile tanıtımı yapılan “Osmanlı Çağı ve Sonrası” kitabından ve bu dergideki düşünce yazılarından sever oldum onu.

2010 yılıydı sanırım; Çıra Yayın Gurubu, haftalık olarak Özgün Duruş gazetesini, aylık olarak Özgün İrade ve üç aylık olarak da Özgün Düşünce dergilerini çıkarıyordu. (Şimdilerde bunlardan yalnızca aylık Özgün İrade yoluna devam ediyor.) Bu üç yayın organında da Ümit Aktaş yazılarıyla yer alıyordu; hatta Özgün Düşünce’nin Genel Yayın Yönetmeni idi hafızam beni yanıltmıyorsa. O günlerde değerli Ümit Aktaş’a “Üstad, sağa baksak siz, sola baksak yine siz. Biz, hep sizi mi okuyacağız?” şeklinde latife yüklü bir soru sormuştum. Özünde çıkışma taşıyor vaziyette dursa da sorum, esasen yazardan hoşnutluğumun ifadesiydi bu. Çünkü üretiyordu daima. Genel geçer değildi hem ortaya koydukları. Gelen, ama kolay kolay geçmeyen türdendi yazdıkları.

Evet, yazdıklarından geç(e)mememin nüvesi olarak, Şubat 2015’te Mana Yayınları arasından çıkan “Yolda Olmak” isimli, okurunu, olabildiğince düşünmeye ve dolayısıyla da tefekküre yönlendiren kitabı üzerine kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdim. Okuyuş ve düşünüş serüveninin geldiği noktayı memnun bir tebessümle karşılayacağınızı ümit ederek, sizleri söyleşimizle baş başa bırakıyorum, buyurun:

“Okuma Serüveni”nde bize okuma serüveninizi anlatmıştınız, “Yolda Olmak”ta nasıl bir serüveni anlatmaktasınız? Yani bu yol hangi “yol”dur, kitap çerçevesinde sizden tekrar öğrensek.

Doğrusu “Yolda Olmak” da, bir tür yol anlatısı. Ama düşünsel, manevi ve hatta deruni bir yol. İnsan, iktidar, kurban, cemaat, estetik, hakikat, özgürlük gibi alt başlıklara baktığımızda, önümüzde nasıl bir yol haritası olduğu hakkında bir fikre de sahip olabiliriz. Bu açıdan ise, aslında “Okuma Serüveni”nin farklı bir biçimde derinleştirilmesi de sayılabilir. Okumanın hayatı ve kendini anlama ve değiştirme çabası olduğundan hareketle, Yolda Olmak, doğru tutumun bu hususta sürekli bir dikkatlilik gerektirdiğine dair bir uyarı. Okumaların ve bu okumalar üzerindeki tefekkürün, düşünsel ve manevi bir yolculuğun, arayışların, hesaplaşmaların ve sorgulamaların bir paylaşımı. Tabi sadece okurla değil, kitapta bahsi edilen isimlerle de bir paylaşımı.

Yol imgesi, birçok çağrışımı olan bir imgedir malumdur ki. Kitaptaki çağrışımı hangi yöndedir acaba?

Evet! Tao’dan tarikata, kitaptan kalbe dek çeşitlendirilebilecek zenginlikteki bir imge. Ama belki de asıl kastedilen, Jaspers’in “felsefe, yolda olmaktır” tanımı. Gerçi üzerinde olduğumuz her yolun da kendine özgü bir felsefesi vardır, üzerinde hiç düşünmesek de. Tasavvuf ise temelde bir hakikati arayış olarak o felsefi güzergâhın pek de dışında değildir. Ama kurumsallaştıkça bu temel vasfını oldukça yitirir. Arayıştan çok bulmayı öne çıkarır. Bir ırmak olmaktansa göl olmaya karar veriştir. Oysa Yolda Olmak, önemli olanın bulmaktan çok aramak olduğunu, insanın yaşamsal yolculuğunun bir arama faaliyeti üzerinde yoğunlaştırması gerektiğini anlatmakta. Arayışın amacın yerine ikamesi, her bulma halinin bir ikametten çok yolculuğu kışkırtan yeni bir başlangıç noktası olması gerektiğini yani.

Kitabınızdaki bölüm başlıklarında “cemaat”i, “kurban”ı, “insan”ı, “estetik”i, “hakikat”i, “özgürlük”ü görüyoruz. Bunlar okuyucusuna neyi anlatıyor kısaca? 

Bir açıdan yol üzerindeki konaklama alanlarıdır bunlar, başka açılardan ise insanı/yolcuyu yoldan çıkaran konaklar. Söz gelimi iktidar gibi. Yolda oluşumuz elbette ki bir yoldaşlar topluluğuyla sürdürülebilecektir. Cemaattir bu. Ama çoğuleyin cemaatler de “konak”ı bir konuklama mekânından bir iktidar konağına, saraya dönüştürebilirler. Veya yolculuğumuzun amacı olan Hakikat arayışı, bir yerden sonra bir hakikat(e erme) iddiasıyla, insanı yolundan çıkaran bir vehme de dönüşebilir. Oysa Hakikate doğru yönelmiş olan bir yolculuk, süreklidir. Yolculuğumuz esnasında Hakikate dair edindiklerimiz ise artık bir Hakikat olma vasfını yitirerek, gerçekliğe dönüşürler. Hakikat ise kutup yıldızı gibi hep durur ufkumuzda. Erişimsizdir. Ama edindiklerimizle birlikte bu yolculuk, bizi özgürleştirir. Gerçi özgürleşmek, yolculuktan istiğnaya dönüştüğünde de yoldan çıkmış oluruz. Risklidir çünkü yolda olmak. Yol verili değildir ve bizzat yolculuğun kendisi, yol kadar güzergâhları da belirler.

Hissettiğimiz kadarıyla, diğer kitaplarınızda olduğu gibi bu kitabınızda da hep bir hesaplaşma ve dahi sorgulama içindesiniz. Bunun nasıl ve kiminle olduğunu öğrenebilir miyiz?

Aslında insanın temel hesaplaşması kendisiyledir, kendi nefsiyle. Bu, temel cehdimiz, varlık koşulumuzdur. Ancak bu hesaplaşmalar içerisinde bir insan oluruz. Beşeriliğimizin bizi aşağılara doğru çeken girdabından, ancak bu hesaplaşmalarla çıkar ve insanlaşırız. Her insanlaşma edimi, bir tür yeni doğumdur veya doğumun yenilenmesi. Annemiz bizi bir beşer olarak doğurur. Oradan insanı doğuracak olan kendimiziz. Bu insanlaşma çabası ise temel yolda olma edimimizdir. Tevrat’ta da ifade edildiği gibi: “İster babanız İbrahim olsun, isterse on yedi atanız olsun, çabayı göze almayan kişinin kulağına küpe olsun; çünkü o, ancak yel doğurur. Ama çalışmayı göze alan kişi, kendi babasını da doğurur.”

İnsanın babasını doğurması, aslında kendi insanlaşma çabasına bir kinayedir. Bu çabanın sürekliliği, bir elbirliğini de gerektirir. Ve elbette yol azıklarını. Bu azıklardan en önemlisi ise kitaplardır. Kutsal metinler veya felsefi metinler ve hatta bilimsel metinler. Ama kimi de bir dosttur, bir yoldaş ya da yoldaki bir ağaç ve belki de bir hayvanın yüzündeki kendisini anlatma çabasının sessizliği. Kâinatın bir yerlerinde tıkanmış kalmış olan bir soluklanma ya da dillenme çabası. Dil, insandır ve de sözcü. Ama bu da bir yolculuk içerisinde terennüm eder varlığı. Bunun içinse yola çıkmak gerekir, yolda olmak ve yoldan çıkmamak. Yolda olmak bir imtihandır elbette. İnsan, imtihanda öğrenir gerçekliği, sorar ve arar. Soru, cevaba doğru bir yola çıkıştır ve bir açıdan da cevaptır. Çünkü sorma biçiminiz cevabı çağırmakta ya da cevap tarafından çağrılmaktadır. Tıpkı yolda olmanın amaçtan önemliliği gibi, soru da cevaptan önemlidir. Bir yolculuk faaliyeti içerisinde iken ancak, “insan” üstlenir bu imtihanın sorumluluğunu ve de yolu. Düşer ve kalkar. Ama her halükârda “yolda olmak”, bizatihi asaletidir insan oluşun.

Bizi, kırmayıp kıymetli cevaplarınızla hoşnut ettiğiniz için çok teşekkür ediyor ve Müslümanların faydasına olacak yeni çalışmalarınızı beklediğimizi ifade etmek istiyoruz.

Asıl ben teşekkür ederim böyle bir söyleşi için.

 

Fatih Pala

 

Ümit Aktaş, Yolda Olmak, Mana Yayınları






İlgili Konular