, 25 Eylül 2017
Cezaevinde Bir Fantastik Yazar Abdülselam Durmaz

Abdülselam Durmaz

6841

Cezaevinde Bir Fantastik Yazar: Abdülselam Durmaz

25 yıldır siyasi tutsak olarak cezaevinde bulunuyor. Kendisi henüz çıkmadan kitapları çıkıyor cezaevinden bir bir: 'Son Nişanlı', 'Lanetli Duvar', 'Dunah’ın Terazisi'… Dört ciltten oluşacak 'Evrenin Kitabı & İlma' eseri 'Türk Edebiyatının öncü epik fantastik roman dizisi' olarak tanımlanıyor. Abdülselam Durmaz, cezaevi hayatı ve yazarlığı üzerine Mehmet Ali Başaran'ın sorularını cevapladı.

İlgili Yazılar
Necdet Yüksel ile 'Bedeli Zindanda Ödenen Sözler'i Konuştuk
Necdet Yüksel ile 'Bedeli Zindanda Ödenen Sözler'i Konuştuk

''Acılarımı, neşelerimi ilahi vahiy mikroskobu altında tetkiklerden geçirdikçe, ortaya yeni anlam katmanları, dolayısıyla da meyveler çıkıyor. Binlerce sayfayı çoktan aşan mektuplarımda da hep bu yeni tespitlerimi açmaya koyuldum.'' Necdet Yüksel, 'Bedeli Zindanda Ödenen Sözler' kitabı üzerine Mehmet Ali Başaran'ın sorularını cevapladı.
15/09/2017 08:08
Cezaevi Söyleşileri 3 - Ahmet Şat ile röportaj
Cezaevi Söyleşileri 3 - Ahmet Şat ile röportaj

Mehmet Ali Başaran'ın sürdürdüğü Cezaevi Söyleşileri dizimizin konuğu Ahmet Şat. Başaran, Ahmet Şat ile Düşün Yayıncılık'dan çıkan Vahiy Öğretisi ve İslam kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.
16/07/2017 11:11
Atavi Osman Erdemir Şiiri Şiir İçin Değil Bir Dava İçin
Atavi Osman Erdemir: Şiiri Şiir İçin Değil Bir Dava İçin Yazmalı

Mehmet Ali Başaran, 25 yıldır siyasi tutsak olarak cezaevinde bulunan ve geçen yıl ''Etibe’ye Mektuplar'' adlı kitabı yayınlanan şair Atavi Osman Erdemir’le mektup üzerinden kısa bir röportaj gerçekleştirdi.
13/04/2017 10:10
Dört Halife'yi Hakkıyla Tanıyor muyuz
Dört Halife'yi Hakkıyla Tanıyor muyuz?

Şemseddin Ahmed Sivasi'nin 'Dört Halifenin Menkıbeleri' adlı eseri yüzyıllar boyunca sadece Anadolu coğrafyasında değil İslam coğrafyasının sesinin ulaştığı birçok yerde okunmuştur. Mustafa Uçurum yazdı.
24/09/2017 11:11
İstanbul Sevgisini Ziyadeleştiriyor İstanbul'un İlk'leri
İstanbul Sevgisini Ziyadeleştiriyor İstanbul'un İlk'leri

İstanbul üzerine çalışmaları ile tanınan Süleyman Faruk Göncüoğlu’un İstanbul’un tarih boyunca yaşadığı ilkleri konu edindiği ''İstanbul’un İlkleri'' kitabı hakkında Mustafa Uçurum yazdı.
09/09/2017 08:08
Allah İçin Sevmek ve Bir Mürşidin Huzurundan Notlar
Allah İçin Sevmek ve Bir Mürşidin Huzurundan Notlar

M. Fatih Çıtlak’ın “Huzur Defteri” serisi en çok da huzurlu zât-ı kiramları anlattığı için huzurlu bir kitap serisi. Malum, huzurda bulunanlar huzurlu olurlar. Serinin ikinci kitabında da Çıtlak, mürşidi huzurunda tuttuğu notlarında, İstanbul’un manevi sultanlarına, İstanbul’u İstanbul yapan güzel insanlara, bir devrin sohbet meclislerine kapı aralıyor. Büşra Arslan yazdı.
15/08/2017 08:08

25 yıldır siyasi tutsak olarak cezaevinde bulunuyor. Kendisi henüz çıkmadan kitapları çıkıyor cezaevinden bir bir. “Son Nişanlı”, “Lanetli Duvar”, “Dunah’ın Terazisi”… Timaş Yayınları, dört ciltten oluşan “Evrenin Kitabı & İlma” eserini “Türk Edebiyatının öncü epik fantastik roman dizisi” olarak tanımlıyor. Dördüncü kitabı 2018’de yayınlanmayı bekliyor.

Sizi Abdülselam Durmaz’la tanıştırmaktan mutluluk duyuyorum. Beton duvarlar arasından “çıkan” fantastik bir yazarla…

Edebiyat ve dahası yazarlık, hayatınızda ne zaman, hangi vesileyle anlam ifade etmeye başladı? Sonrası nasıl gelişti? 

Edebiyatla tanışmam Kur’an’la tanışmamla başladı diyebilirim. Kur’an’ın olağanüstü güzel edebi yönü bu anlamda pek tesirli olmuştur üzerimde. Bu meyanda edebiyatın, hayatımda Kur’an’la anlam bulmaya başladığını da söyleyebilirim. Sonrası da hep bu istikamet üzere yol almıştır genelde. Tabi İlma’nın da bunda payı büyük olmuştur. O da ayrı bir kırılma noktasıdır benim için.

Yazarlığa gelince; yazarlık cezaevine girmemle başlayan ve bu süreçte anlam kazanan bir olgu. Cezaevi gibi zorlu bir yerdeyseniz ve dertliyseniz yazmamak zor olan belki… Bu durumda yazı kendini fena dayatıyor. Yazı sizi yazıyor…

Başlarda günlük tutmakla başlayan bu süreç, ilmi araştırmalar, şiir, anı, kısa öyküler ve bir roman denemesiyle devam ederek İlma’ya kadar geldi.

Yazı çalışmalarınızı hangi imkânlar içinde, ne tür bir program dâhilinde yürütüyorsunuz? Ciltler dolusu eser nasıl bir ortamda yazılıyor, merak ediyorum.

Malum, cezaevi yasak ve imkânsızlıklarla çevrili dar bir alan. Dışarıya göre yazı imkânları çok kısıtlı. Bir kaleminiz, bir defteriniz, bir de kendiniz…

Ben yazılarımı genelde ranzamda veya özel çalışma masam dediğim ufak bir taburede yazıyorum. Tabure dar alanda size hareket kabiliyeti sağlıyor. Neresi uygunsa oraya hemen kurulabiliyorum. Çok pratik ve kullanışlı. Size de tavsiye ederim! :)

Her gün bir satır da olsa yazmaya gayret ederim. O gün bir şey yazmadıysam (o günün hakkını vermedim diye) huzursuz olurum. Onun için özel masamla aramı soğutmamaya özen gösteririm.

Şartlar ne kadar zor olursa olsun filizlenmeye dertli bir tohumsanız, betonda bile yeşerirsiniz. Yok, öyle bir derdiniz yoksa en güzel toprak bile size kâr etmez.

Dört ciltten oluşan kitabınız İlma, Türk edebiyatının öncü epik fantastik roman dizisi olarak tanımlanıyor. Böyle bir eserin cezaevinden çıkması, kabul etmek gerekir ki sıra dışı bir olay. Bize, bu devasa romanın macerasını anlatır mısınız kısaca?

İlma’nın ilk tohumu, bir akşam arkadaşlarla izlediğimiz bir haberle atıldı. Haber, fantastik eser ve filmlerle ilgiliydi. Doğal olarak bir anda bizim de sohbet konumuz oldu. Fantastik edebiyata bu kadar elverişli ve bol materyale sahip zengin bir coğrafyada yaşamamıza rağmen neden bu türden yazılmış kayda değer eserimiz yok ile başlayan o sohbet beni sorgulamaya ve bu işe kafa yormaya itti. Kendi değerlerimizden neşet eden fantastik bir eser neden olmasındı? Özellikle de Mevlâ’mızın mesajı anlatma vesilesi kıldığı, Kur’an’ın olağanüstü anlatım ve güzel dili gibi güzel bir örnek de varken… Böylece başladım.

Birçok arkadaşın boş, yararsız bir çalışma görüp soğuk bakmasına rağmen sabır ve azimle devam ettim. Neticede 13 yılda tamamladığım İlma ortaya çıktı. Rabbim hayırlara vesile kılsın inşallah.

Sizin gibi uzun yıllardır cezaevinde bulunan şair Osman Erdemir’e sorduğum soruyu size de sormak istiyorum. Dışarıdaki hayata dair en çok nelerin özlemini duyuyorsunuz?

Dışarı, yabancılaştığımız bir kavram. Ağızda kekremsi bir tat bırakan yabancı bir meyve gibi…

Çeyrek asra yakın bir süre içerdeyseniz, dışarıda kaldığınızdan daha çok içeride kalmışsanız, bir süre sonra dışarıya dair birçok şey flulaşıyor. Ama buna rağmen özgürlük hissi ve özlemi yanıbaşınızda capcanlı duruyor bir şekilde. Dolayısıyla sorunuza, sanırım özgürlüğe dair her şey diye cevap verebilirim.

Mesela etrafımda duvarlar olmadan uzun uzun yürümeyi; çıplak ayakla kırlarda, sahilde dolaşmayı; toprağa uzanıp gökyüzünü uzun uzun seyretmeyi; eski mahallemi, okulumu gezip, eski arkadaşlarımla sohbet etmeyi; hafif yağışlı bir havada araba kullanıp, sevdiğim bir müzik parçasını dinlemeyi; sevdiklerimle birlikte bir sabah kahvaltısında sahanda yumurtaya (sucuklu olsa fena olmaz! :) ) ekmek banmayı; Ramazan gecelerinde arkadaşlarla buluşmayı, futbol oynamayı…

Abdülselam Durmaz, İlma – Son Nişanlı, Timaş Yayınları

 

Röportaj: Mehmet Ali Başaran





Yorum
Her vakıanın bir başlangıcı vardır
Azadi Ali
Bismillahirrahmanirrahim Öncelikle 'Müslüman Siyasi Tutsak' A S DURMAZ abeyin şahsında herkese selam ederim Bu güzel insanın eserlerini yayınlayanlar ise rabbimin rızasını kazanır umarım Neden bu coğrafya bir epik fantastik bir kitap kaleme alınmasın Netice itibari ile bir çok vakıa hadise mevcut yaşamakta bulunduğumuz bu yerlerde Bu güzel kardeşin Hâkk dava uğruna vermiş olduğu-oldukları mücadele nasıl güzelse kaleme aldığı yazıları neden güzel olmasın
23/06/2017, 02:57