, 25 Eylül 2017
İstanbul Doğumlu Filistinli Muhammed ile Filistin'e Dair

3384

İstanbul Doğumlu Filistinli Muhammed ile Filistin'e Dair

Bu topraklarda yaşayan Lübnanlı, Filistinli, Libyalı, Suriyeli, Mısırlı ve diğer Arapların bir kısmı misafirimiz, bir kısmı da ülkemizi artık vatan olarak kabul etmiş kimseler. Filistinli Muhammed Kerim de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Filistinli. Muhammed Kerim, Filistin'e, Türkiye'ye ve ülkemizde ve yurtdışında 'Arap' algısına dair Zeynep Algül'ün sorularını cevapladı.

İlgili Yazılar
Her Müslümanın Ortadoğu Uzmanı Olmak Gibi Bir Zorunluluğu Var
Her Müslümanın Ortadoğu Uzmanı Olmak Gibi Bir Zorunluluğu Var

Geçtiğimiz günlerde Süleyman Gündüz, Mehmet Akif Ersoy, Taha Kılınç ve Muin Naim, ''Dün, Bugün ve Yarın: Kudüs ve Mescid-i Aksa Konferansı''nda konuştu. Esad Eseoğlu sözkonusu programdan detaylı notlarını paylaşıyor.
07/08/2017 12:12
Bedeli Ancak Kan Olan Kudüslü İmad ın Bakkalı
Bedeli Ancak Kan Olan Kudüslü İmad’ın Bakkalı

Emad (İmad) Abu Khadejih (Hatice), Mescid-i Aksa'ya 5, Burak (Ağlama) Duvarı'na 2,5 metre mesafede küçük bir bakkal dükkanı işletiyor. İsrail hükümeti kendisinden bu yeri tam 24 milyon dolar karşılığında istiyor ancak o reddediyor. Eyüp Sami Yavaş yazdı.
26/07/2017 11:11
Filistin'e Dair Çarpıcı Bir Kitap Filistin'i Bölüşmek
Filistin'e Dair Çarpıcı Bir Kitap: Filistin'i Bölüşmek

Avi Shlaim'in ''Filistin’i Bölüşmek'' kitabı, Filistin konusunda ezber bozuyor. Arapların birlikte hareket edememesinin bu önemli davada nelere mal olduğunu Kral Abdullah üzerinden anlatan çok başarılı bir eser. Sedat Palut yazdı.
22/07/2017 08:08
Çocuk Kitapları Yayıncılığı Ne  lemde video
Çocuk Kitapları Yayıncılığı Ne Âlemde? (video)

Çocuk kitabı yayıncılığının son yıllarda edebiyat dünyasındaki yükselişi sürüyor. Farklı yaş gruplarındaki çocuklar için eğitici ve öğretici eserlerin sayısı çoğaldı. Muhtelif ülkelerdeki yayınevlerinin çocuk kitabı yayıncılığı faaliyetlerini mercek altına aldık.
17/06/2017 15:03
Benim adım Rachel Corrie yani vicdan
Benim adım Rachel Corrie, yani vicdan!

Bugün 16 Mart. Rachel Corrie’nin vefatının yıldönümü.. İsminin karşılığı olarak “vicdan” sözcüğünün kullanılması kaç kişiye kısmet olur ki…
16/03/2013 10:10
Le Trio Joubran Nasıralı udiler ses veriyor
Le Trio Joubran: Nasıralı udiler ses veriyor!

Dört nesildir ud çalmak ve ud yapımı ile uğraşan bir ailenin çocukları olarak doğan Nasıralı üç kardeş Samir, Wissam ve Adnan Joubran..
02/03/2010 13:01

Arap… Bu kelimenin zihnimizde oluşturduğu tezahürü hiç düşündünüz mü? Bir çoğumuzun aklına Arap dendiği zaman başında Shemagh denen kırmızılı beyazlı örtüsü, üzerinde ise Thobe yani beyaz, uzun fistanı olan esmer bir insan görünümü gelir. Fakat 2011’de zuhur eden Suriye iç savaşından sonra bu algımızın bir takım değişikliklere uğramış olması muhtemel. Bu değişimin müspet yönde olduğunu söylemek ise zor görünüyor. Günümüzde Arap kelimesinin karşılığı; yardıma muhtaç, mazlum, yoksul bir Suriyeli. Oysa ki hakikatte ülkemizdeki Araplar Suriyelilerden ibaret değil. Ayrıca biz her ne kadar farkına varamasak da her birimizin artık komşusu, okul/ iş arkadaşı olmuş olan bu insanlar kendilerinin bu şekilde anılmasından doğal olarak memnun değiller. Suriyeli Araplar da daima ülkelerindeki kötü gidişattan bahsetmek istemiyorlar.

Bu topraklarda yaşayan Lübnanlı, Filistinli, Libyalı, Suriyeli, Mısırlı ve diğer Arapların bir kısmı misafirimiz, bir kısmı da ülkemizi artık vatan olarak kabul etmiş kimseler. Aralarında tıpkı bizler gibi, ümmet için, bu ülke için canla başla çalışan, çabalayan, mücadele eden insanlar var ve azımsanmayacak derecede fazlalar. Nedendir bilinmez ama bizler bu kişileri çok az tanıyoruz, belki de hiç bilmiyoruz. Aynı coğrafyayı, aynı şehri, aynı metroyu, aynı binayı paylaştığımız, Kitab’ın bize ‘kardeş’ olarak tanıttığı bu insanları daha iyi tanımalıyız. Araplar da aynı şekilde bizleri tanımak istiyorlar. Bir zamanlar kültürümüz, dilimiz, yaşam tarzımız daha fazla müşterek iken aramıza müthiş bir duvar örülmüş; şu anda ise bu kalın duvarları yıkma sürecindeyiz ve bir takım zorluklar yaşıyoruz.

Dünyabizim'de uzun zamandır devam eden “Yabancı Öğrenciler Soruşturması” dosyasında yer alan, ülkemizde öğrenim gören yabancı ülkelerden öğrencilerle yapılan söyleşilere farklı açıdan bir katkı sadedinde; bugün de oldukça genç bir isim ile röportaj yapacağız. Muhammed aslen Filistinli, İstanbul doğumlu ve doğduğundan beri İstanbul’da yaşıyor. Okul haricinde aile şirketlerinde çalışıyor. Sosyal medya hesaplarını oldukça aktif kullanıyor. Paylaştığı gönderilerden bile anlaşılıyor ki, yorulan, üretmek için çabalayan, hayali bol olan bir genç.

Bize kendinden bahseder misin?

Ben Muhammed Kerim. 18 yaşındayım. Beykent Üniversitesi’nde okuyorum. İlkokuldan liseye kadar İstanbul’da bulunan Suudi Arabistan Okulu’nda okudum. Doğal olarak eğitim hayatım boyunca daha çok Araplarla iç içe oldum. Ayrıca çocukluğumdan beri içimde bir iş sevgisi var. Çalışmayı çok seviyorum.

Okumuş olduğun okulda yalnızca Araplar mı okuyordu yoksa Türklerde mi vardı?

Şöyle söyleyeyim, okula Türklerin girmesi zaten yasak. Okula kayıt olabilmek için annenizin ya da babanızın Arap olması gerekiyor. Ben de memleket olarak İstanbul doğumluyum ama aslen Filistinliyim. Babam yaklaşık 35 yıl önce okumak için Türkiye’ye gelmiş ve daha sonra buraya yerleşmiş.

Yani babanın Türkiye’ye gelişi yalnızca eğitim için; siyasi bir sebebe dayanmıyor.

Filistin’de yaşanan sorunların da etkisi var tabii. Başlangıçta Filistin’de okumaya başlıyor ama Filistin İntifadası’nın gerçekleşmesiyle İstanbul’a geliyor.

Senden devam edelim.

Ben bir Kur’an okuyucusuyum. Şu anda da güzel bir projem var. Türk kardeşlerimize yönelik olarak, özellikle de benim üniversite çevremde gördüğüm arkadaşlarım arasında İslam’ı yani Kur’an’ı yaymak istiyorum. Bunu da şu şekilde yapacağım: Kur’an’daki belli bazı ayetleri videolar halinde kısa olarak (insanların sıkılmaması için) sosyal medyada paylaşmak istiyorum.

Çok güzel bir proje. Peki çevrende Türk arkadaşların var mı?

Aslında yeni yeni edinmeye başladım. Halbuki 18 yıldır İstanbul’dayım, burada doğdum ama Türk arkadaşım çok az. Çoğunlukla Araplarla görüşüp kaynaşıyorum. Bunun en büyük sebebi ise Arap okulunda okumuş olmam.

Peki, şu anda Filistin ile ilgili yapmış olduğun bir şey var mı? 

Yardım projeleri vesaire gerçekleştiriyoruz tabi. Biz Filistinlilere, kendi işlerinde çalışmaya ve kendi paralarını kazanmaya teşvik için destek sağlamaya çalışıyoruz. Açıkçası bunlar bireysel fikirlerim değil, babamın projeleri. Mesela Filistin’in bir şehrinde TİKA ile beraber binlerce işçinin çalışabileceği ticari bir merkezin inşa edilmesi planlanıyor ve biz de bu işin içindeyiz.

Filistin’e gidip gelebiliyor musun peki?

Ben Türk vatandaşı olduğumdan ötürü gidip gelebiliyorum. Ama babam bazı sıkıntılar yaşıyor çünkü pasaportunda doğum yeri olarak Gazze yazıyor. Yakın zamanda ailece oradaydık. İsrail Havalimanı’na indiğimizde babamın Gazze doğumlu olduğunu görünce oldukça sıkıntı yaptı İsrail askerleri. Bir daha vize alamazsın dediler.

Filistin’e gittiğinizde Türkler hakkında neler işitiyorsunuz?

Acayip seviyorlar. Ben Kudüs’te bulunduğum zamanlarda namazlarımı Mescid-i Aksa’da kıldım. Özellikle sabah namazlarında cematte, uzunlamasına bir sıra mutlaka Türk olur. Bu kişiler turlarla, ziyaret maksatlı gidiyorlar. Türkler daima oradalar yani.

Filistin’deki Türkiye algısı nasıl, Türkiye’yi nasıl bir ülke olarak görüyorlar?

Şöyle söyleyeyim; Filistinlilerin yaklaşık %80’i Türkiye'ye gelmiştir. Sizin bildiğiniz Filistin tahmin ediyorum ki şöyledir; daima savaş ortamı var, elektrik yok, su yok..

Evet, bir sene öncesine kadar ben öyle düşünmekteydim.

Ama öyle bir ortam yok. Biz oraya ihracat yapıyoruz. İnsanların işleri güçleri var. Hayat devam ediyor.

Peki, yakın zamanda yapılmış olan İsrail- Türkiye arasındaki anlaşma sizin oradaki ticaretinizi ne boyutta etkiledi?

İş olarak çok etkisi oldu. Gümrüklerden artık daha rahat ürünler geçiyor. İhracatımızın çoğu Filistin ile bu sebeple.

Gelelim ülkemize; Bizdeki Arap algısı, ekseriyetle Suriyelilerden oluşuyor ve Suriyeli denilince aklımıza gelen malum.

Evet. Suriyeli diyoruz ama sokaklarda gördüğümüzün haricinde çok daha farklı durumlarda olan Suriyeliler de mevcut. Suriyeliler içerisinde o kadar iyi durumda olan ve ülkemizde yaşayan iş adamları var ki aklınız şaşar.

Senin bakışın nasıl?

Suriyeliler bizim can kardeşlerimizdir.

Peki, Suriyeli Arap - Filistinli Arap şeklinde ülkeden kaynaklı ayrımlar oluyor mu aranızda?

Genel olarak öyle bir ayrım yok ama Ürdün ile Filistinliler arasında problem yaşanıyor, duyuyoruz. Abim Ürdün’de okudu, bize kendisi anlattı, üniversitelerde de bazı kargaşalar yaşanıyormuş.

Avrupa’yı nasıl görüyorsun?

Ben Avrupa’yı süslenmiş ülkeler olarak görüyorum açıkçası. Çok ziyaret ettiğim ülkeler arasında İtalya var mesela. İnsanlar orda hep kendi hallerinde; Arapları sevmezler, Müslümanım derseniz size terörist muamelesi yaparlar.

Böyle bir durumla hiç karşılaştın mı?

Yaşadığımız bir olayı anlatayım. Uçağa yetişmemiz gerekti. Gitmeden ikindi namazını kılalım dedik. Tabi mescit yok, abdest alacağımız bir yer yok. Lavaboya girdik ve abdest almaya başladık. Bir adam bize garip garip bakmaya başladı, niye ayaklarımızı, kollarımızı yıkadığımızı sordu. Hava da buz gibiydi. Biz de Müslümanız dedik. Sorularını bize gayet iyimser bir şekilde yöneltmişti ama Müslüman olduğumuzu öğrenince yüzünün şekli ciddi manada değişti, yanındaki kişiyle konuşarak bizi saçma sapan şeylerle itham etti, bizim İngilizce bilmediğimizi, anlamadığımızı zannederek. Çıktık ve seccadelerimizi yere yerdik. Beş dakika geçti, namazlarımızın ikinci rekatında etrafımızda en az yirmi beş kişi falan vardı, fotoğraf çektiler ve garip bakışlarla bizi izlediler.

Körfez ülkelerinden Türkiye’ye çok fazla turistler geliyor. Onlarla muhabbetiniz nasıl?

Gayet iyi.

Ülkemizde son zamanlarda yaşananlardan sonra ziyaretlerinde bir azalma yaşandı mı?

Hayır, azalmadı; tam tersine arttı. Araplarda şöyle bir fikir var: ‘Uygun şey neredeyse biz oradayız’. Mesela yaşanan patlamalardan sonra otellerin neredeyse hepsi yarı yarıya boşalıyor. Bunun üzerine biz müşterilerimize haber veriyoruz ve olumlu dönüşler alıyoruz. Çünkü düşünceleri şöyle; ‘bir yerde bomba patlamış olabilir ama bizler ecelimiz gelince öleceğiz’. Bunun yanında ekonomik katkı sağlamak için özellikle Katarlılar Türkiye’ye geliyorlar.

Geldikleri zaman ülkemiz hakkında merak ettikleri veya endişelendikleri şeyleri soruyorlar mı?

Tabi soruyorlar. Cevabımız ise şöyle: Cumhurbaşkanımız olduğu sürece Allah’ın izniyle bir sıkıntı olacağını düşünmüyoruz.

Öğrencilerden bahsedelim biraz da. Arap ülkelerinden Türkiye’ye okumak için gelen öğrenciler de mevcut. Bu öğrencilerin karşılaştığı bir takım sorunlar var. Öncelikle Türkçeyi öğrenirken ciddi sorun yaşıyorlar bildiğim kadarıyla.

Evet Türkçede zorlanıyorlar. Bir de şu var. Okulda karşılaştığım bir durumdu. Özellikle Suudi Arabistanlı öğrenciler için kendilerinin çok iyi durumda olduğu, milyoner olduğu gibi bir algı var. Oysaki o öğrenciler de öğrenim için gelmiş, ardından ülkesine gidecek sıradan biri.

Sen nasıl öğrendin Türkçeyi?

Benim annem Türk. Evde çoğunlukla Türkçe konuşuyoruz. Babam da üniversite için geldiğinde ilk bir sene Türkçe öğrenmiş. Sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde elektrik elektronik mühendisliği bölümünü okumuş.

Okuduğun okulda Osmanlıya bakış nasıldı? Tarih kitaplarında Osmanlıyı işgalci olarak tanıttıklarını biliyoruz, sen de tarih dersi görmüşsündür. Türkiye tarihi, Osmanlı tarihi nasıl anlatılıyordu?

Bizim okuduğumuz kitaplarda Osmanlı tarihi çok çok az bir bölümde anlatılır, geri kalanların hepsi ise Krallar hakkındadır. Ayrıca okulda Türkçe konuşmak yasaktı. İngilizce ve Arapça eğitim gördük. Ama iyi ki okumuşum diyorum. Bizim okulda eğitim sistemi o kadar yüksek olmasa da Türk okullarına nazaran dini eğitimin çok daha iyi verildiğini düşünüyorum.

Üniversitede okuduğun bölümü tercih etme sebebin nedir peki?

Tamamen hobi. Ben zaten çalışıyorum. Okul ile işi aynı anda ilerletiyorum. Haftada üç gün dersim var. Okuldan sonra çıkıp işe gidiyorum.

Okul çevrende Arap arkadaşların var mı?

Üniversitede Arap arkadaşım yok ama Türk arkadaşlarım var. Dinden uzak olduğunu düşündüklerime namaz için, İslam için tebliğ yapacağım inşallah.

İnşallah bu hevesin daim olur.

 

Röportaj: Zeynep Algül






İlgili Konular