, 25 Kasım 2017
Ebubekir Kızık ile Kafkasya ve Kafkas Vakfı Üzerine Konuştuk

Ebubekir Kızık

4696

Ebubekir Kızık ile Kafkasya ve Kafkas Vakfı Üzerine Konuştuk

Kafkas Vakfı, Kafkasya üzerine yoğunlaşan, o bölge üzerine çalışmalar yapan bir vakıf. Kafkas Vakfı Başkanı Ebubekir Kızık, vakfın faaliyetleri ve Kafkasya’nın durumu üzerine Yusuf Tunçbilek'in sorularını cevapladı.

İlgili Yazılar
25 gün yaşayabildi bu Türk devleti
25 gün yaşayabildi bu Türk devleti!

Cenubi Garbi Kafkasya Cumhuriyeti’nin anayasası “Türkiye” ibaresinin ilk kez kullanıldığı bir metin oldu.
08/08/2012 10:10
Çerkes Kültürünü Birebir Yaşamış İnsanların Anlatıları Haceş Hikayeleri
Çerkes Kültürünü Birebir Yaşamış İnsanların Anlatıları: Haceş Hikayeleri

Erol Gergin, Türkiye'de bilgi bulmanın çok zor olduğu alanlardan biri olan Çerkes adetlerine dair, sözlü kaynaklardan derlediği bilgileri Haceş Hikayeleri ismiyle kitaplaştırdı. Yusuf Tunçbilek Gergin'e kitaba dair sorular yöneltti.
14/07/2017 11:11
Karaçay-Malkar Türkleri ve 2 Kasım 1943 Sürgünü
Karaçay-Malkar Türkleri ve 2 Kasım 1943 Sürgünü

''Karaçaylılar Kafkasya’dan sürülen ilk halktır. Onları Çeçen-İnguşlar ve Malkarlılar takip etmiştir.'' Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ufuk Tavkul, Kafkasya, Karaçay-Malkar halkı ve 2 Kasım 1943 Sürgünü'ne dair Yusuf Tunçbilek'in sorularını cevapladı.
02/11/2016 14:02
Şamil Basayev Kuzey Kafkasya nın Mücadele Eri
Şamil Basayev, Kuzey Kafkasya’nın Mücadele Eri

Basayev iyi bir asker, korkusuz bir komutan olmasının yanında dini meselelere de kafa yoran biriydi. Sloganik söylemlerin ötesinde bir duruşu vardı. Vahhabiliğe derin eleştiriler getirmişti.
13/07/2016 10:10
Şamil'lerin Hamzatov'ların Aliverdiyev'lerin Vatanı Dağıstan
Şamil'lerin, Hamzatov'ların, Aliverdiyev'lerin Vatanı: Dağıstan

Kafkas Dağları'nın Hazar Denizi'yle buluştuğu bir ülke Dağıstan. Binlerce yıllık geçmişe sahip ülke, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü. Dağıstan, farklı etnik gruplara evsahipliği yapıyor.
30/05/2016 16:04
152 Yıldönümünde Büyük Çerkes Sürgününü Konuştuk
152. Yıldönümünde Büyük Çerkes Sürgününü Konuştuk

Doç. Dr. Fethi Güngör, Çerkeslerin kim olduğundan anayurtları Kafkasya’nın durumuna, Rusya’nın sürgündeki rolünden Çerkeslerin taleplerine, Yusuf Tunçbilek'in sorularını cevapladı.
23/05/2016 14:02

Vakıflar milletimizin en değerli kurumlarındandır. Sessiz sedasız hayır işleri yaparlar. Gönüllülüğün merkezde olduğu bu çalışmalar toplumdaki birçok meselenin dengeye oturmasına yarar. Şüphesiz tarihten günümüze vakıflar çok değişime uğradı. Bu röportajda bir vakıf ne tarz çalışmalar yapar, işleyişi nasıldır, biraz bunu açmaya çalıştım; zira profesyonelleşme ve gönüllülük arasındaki bu yapılar önemini korumaya devam ediyor. Tabii Kafkas Vakfı, Kafkasya üzerine yoğunlaşan, o bölge üzerine çalışmalar yapan bir vakıf. Kafkas Vakfı Başkanı Ebubekir Kızık ile görüşmemden hem vakfın hem de Kafkasya’nın durumunu özetler nitelikte bir röportaj ortaya çıktı. Vakıfların ve Kafkasya’nın anlaşılması dileğiyle, iyi okumalar...

Kafkas Vakfı’nın kuruluşuna değinebilir miyiz?

SSCB’nin dağılması (26 Aralık 1991) ve akabinde Kafkasya’daki gelişmeler vakfımızın kurulma sürecine etki etmiştir. Sovyetler Birliği’nin kapalı yapısından dolayı Kafkasya ile irtibat kuramayan kurucularımız dağılmayla birlikte Kafkasya’ya gitmişlerdir. Zamanla oradaki akraba topluluklarıyla ilişkiler geliştirilmiş ve tarihi bir sorumluluk hissedilip 1995 yılında Kafkas Vakfı kurulmuştur. Tabii o dönem yaşanan Rus-Çeçen Savaşı’nın da vakfın kuruluşunu etkileyen önemli bir olay olduğu söylenebilir. Bu insanlık dramına karşı kayıtsız kalamayan kurucularımız ve vakıf çevremiz bir sivil toplum kuruluşu çatısı altında bir araya gelmeyi uygun görmüştür.

Kafkas Vakfı, kuruluşu sonrası Türkiye ve Kafkasya’da ne gibi işlere imza attı?

Vakfımızın birinci önceliği her zaman Türkiye ve Kafkasya arasındaki karşılıklı ilişkileri güçlendirmek oldu. Türkiye’deki Kafkasyalıların kültürel ve entelektüel gelişimlerine yönelik faaliyetler gerçekleştirildi. Kafkasya’ya yönelik Sovyetler Birliği’nin yarattığı tahribatı onarmak için çeşitli etkinlik ve yardımlar yürütülmeye çalışıldı. Örneğin Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Kafkasya’da yaşanan dini uyanışa katkı sağlamak adına Diyanet İşleri Başkanlığı ile beraber Kur’an-ı Kerim, ilmihal vb. temel dini kitapların dağıtılması sağlandı. Kafkasya’dan ülkemize eğitim almaları için öğrenciler getirilmesinin yanı sıra orada eğitim faaliyeti gerçekleştiren kurumlara yardımlarda bulunuldu. Savaş dönemi temel insani yardımlar ana konumuzu oluştururken, ülkemize gelen savaş mağduru sığınmacılarla da ilgilenildi.

Halihazırda ne tür etkinlikler yapıyorsunuz?

Vakfın kuruluşundan bugüne hem Türkiye’nin hem Rusya’nın hem de Kafkasya’nın çehresi çeşitli değişimlere uğradı. Vakfın ilk yıllardaki faaliyetlerinin bir kısmı geri planda kalırken, yeni faaliyetler alanları oluşturuldu. Vakfımız şu anda yine Kafkasya’ya ve Türkiye’deki Kafkasyalılara yönelik etkinliklerine devam etmekte. Aylık konferans ve kahvaltılar, üniversite öğrencilerine yönelik atölye ve kurslar, Kafkasya’da kurban organizasyonları, belgesel ve film gösterimleri gibi bir çok sivil toplum kuruluşunun gerçekleştirdiği ana faaliyetleri gerçekleştirmeye devam ediyoruz.

Etkinliklerden verimli sonuçlar alabiliyor musunuz? Neleri hedefliyorsunuz?

Vakfın yönetiminde yer alan biri olarak verim değerlendirmesini yapmak çok uygun olmayabilir ama hedeflerimizden bahsetmek gerekirse birinci önceliğimiz her zaman Kafkasyalıların bilinç ve bilgi düzeyini yukarı çekmek oldu diyebiliriz. Temelde Kafkasya’nın istikrarlı ve huzurlu bir yer olması, bunun yanı sıra Türkiye’de yaşayan Kafkasyalılarla anavatandaki Kafkasyalıların sıcak ilişkiler geliştirmesi ana hedeflerimizden. Ufak ve emin adımlarla çalışmalarımıza devam etmeye çalışıyoruz.

Aynı zamanda Kafkas Vakfı yönetimi oldukça genç bir ekip. Hatta hepsi 30 yaşın altında diye biliyorum. Bunun pozitif etkileri oluyor mu? Malum günümüz Türkiye’sinde vakıflarda genelde yaşlılar yönetici oluyor, bunun için soruyorum.

Evet, Kafkas Vakfı yönetimi Türkiye’deki birçok sivil toplum kuruluşuna göre daha genç bir kadroya sahip. Belirttiğiniz gibi yönetimde herkes 30 yaşın altında. Hatta aramızda iş hayatına atılanlar olsa bile herkesin bir şekilde eğitim hayatı devam ediyor. Yöneticilerimiz lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim hayatlarına devam ediyorlar. Bu durumun kesinlikle olumlu sonuçlar doğurduğuna inanıyorum. Bugünü anlamada, yeni nesle hitap etmede bir adım öne geçtiğimiz söylenebilir. Ben, tüm sivil toplum kuruluşlarında gençlerin yer alması gerektiğini düşünmekteyim. Gençlik komisyonu ya da gençlik teşkilatı gibi kısıtlamalara gidilmeden gençler doğrudan sivil toplum kuruluşlarında yönetici konumunda yer almalı.

Kafkasya’yı anlatabilir misiniz? Kafkasya deyince bizlerin zihninde neresi canlanmalı?

Kafkasya diye bir yerin varlığından herkes haberdardır ama nerede olduğu pek bilinmez. Basit bir anlatımla Kafkasya; Karadeniz ve Hazar denizleri arasında, Gürcistan ve Azerbaycan’ın kuzeyinde, Rusya’nın da güneyinde bulunuyor. Siyasi ve idari olarak Rusya Federasyonu’na bağlı 7 özerk bölgeden (Adigey, Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar, Çeçenya, Dağıstan, İnguşetya ve Osetya) ve 1 bağımsız devletten (Abhazya) oluşur. Bu parçalanmış gibi görünen yapısına rağmen “Kafkasyalılık” dediğimiz ortak bir kültüre sahip halklar bu topraklarda yaşamaktadır.

Kafkasyalılar kimdir? Türkiye’deki Kafkasyalıların durumu nedir? Ne zaman göç ettiler?

Kafkasyalılar, az önce bahsettiğimiz Kafkasya sınırları dâhilinde yaşayan, farklı etnik unsurlara ait olsa da coğrafya ve kader birliği yapmış halklardır. Yine az önce bahsettiğimiz halklar Rus İmparatorluğu’nun Kafkasya’yı işgal girişimi sonucu yaşanan savaşlar sonrası soykırımla topraklarından sürülüp o günkü Osmanlı topraklarına yerleşmiş halklardır. 1860’larda yoğunlaşmaya başlayan göçler 1864 yılında en yoğun dönemini yaşamıştır. Bu tarihlerden itibaren Kafkasya’nın çeşitli halkları, Anadolu’daki ve Rumeli’deki Osmanlı topraklarına iskân edilmiştir.

Türkiye-Kafkasya ilişkilerinden söz edebilir miyiz? Tarihten bugüne süreci anlatabilir misiniz?

Aslında Kafkasya ve Türkiye birbirine çok uzak coğrafyalar değil. Bölge tarihten günümüze komşu coğrafyaları ile ilişki içinde olmuştur. Doğal olarak o bölge insanının ve Osmanlı’nın birbirinden haberi olmadığını iddia etmek mümkün değildir. Osmanlı, 1779 yılında bölgeye gönderdiği Ferah Ali Paşa aracılığıyla aktif bir şekilde Kafkasya ile ilişki kurmuştur denilebilir. Ferah Ali Paşa bölge halkı tarafından sevilerek hem Müslümanlığın Batı Kafkasya’da yayılmasında hem de iyi ilişkiler geliştirilmesinde rol oynamıştır. Gene diğer bir Osmanlı paşası Hasan Paşa 1810 yılında bölgeye gitmiş ve olumlu işler başarmıştır. O tarihlerde aynı zamanda kuzeyden Rus istilası yaklaştıkça Kafkasyalılar direnişe geçmiş, Osmanlı ve diğer devletler ile temaslarda bulunmuşlardır. Ancak direnişin Rus İmparatorluğu tarafından vahşice bastırılması sonucu (1864) Kafkasyalılar için Osmanlı/Türkiye’ye doğru çileli sürgünler başlamıştır. Osmanlı Devleti tarafından muhacirler o dönemki Osmanlı topraklarına iskân edilmiştir.  Günümüzde Türkiye’de yaşayan Kafkasyalılar da o dönem içerisinde Türkiye’ye yerleşenlerdir. Ve günümüzde Kafkasyalıların kaderi Türkiye’nin kaderiyle ayrılamaz bir bütün olmuştur.

Türkiye Kafkasya ile ilgilenmeli midir? İlgilenmesi gerekiyorsa neden?

Biraz önce bahsettiğim gibi Kafkasya ve Türkiye’nin yanı sıra bölgedeki diğer ülkelerin de kaderi birbirinden ayrı tutulamaz. Türkiye’de milyonlarca Kafkasyalı yaşıyor. Türkiye-Rusya ilişkileri her geçen gün artıyor. Tabii bu Kafkasya-Türkiye ilişkilerine de etki ediyor. SSCB sonrası bölgede çeşitli olaylar, kırılmalar meydana geldi. Oradaki bölge insanı mantalite açısından Türkiye’den çok farklı düşünülemez. Türkiye Kafkasya ile neden ilişki kurmalıdır? En basitinden başlayacak olursak, Kafkasya’nın Türkiye ile tarihi derin bağları bulunmakta. Kafkasya’da insanlar neredeyse yüz sene süren baskılardan kurtuldular, bugün farklı baskılar altındalar. Kafkasya ile sağlıklı ilişkiler kurulabilmesi için Türkiye’deki Kafkasyalılara çok iş düşüyor. Bizim için en önemlisi, Kafkasya’da huzur ve istikrarın gerçekleşmesidir. Türkiye bölgede barışa, huzura, istikrara katkı sağlamalıdır.

Teşekkür ederim vaktinizi ayırdığınız için.

Ben de vakfımız adına ilgi ve alakanız için teşekkür ediyorum. Kültür hayatımıza katkılarınızdan dolayı ayrıca teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

 

Röportaj: Yusuf Tunçbilek





Yorum
Kafkasya
Mahmut Yildirim
Hakli tepkiye aynen katiliyorum. Adigeler, ne kadar gizlemeye calissalarda, meseleye her zaman Adige gozlugu ile bakarlar. Gercekde her ne kadar Kafkasyali olmasalarda, onlar icin Kafkasya yanlizca Adige demekdir. Eminim bu dogru tepkiye cevaplari, herzamanki gibi hata ettik, yada yanlis anlasildik olacaktir.
17/04/2017, 11:04
Rusya Federasyonu’na bağlı 7 özerk bölge
Mansur
Herhalde ağzınızdan çıkanı kulağınız duymuyor sayın Kızık. Çeçenya, Rusya Federasyonu'nun bir parçası değildir. Çeçen Cumhuriyeti İçkerya 1991 yılında egemenliğini ve bağımsızlığını ilan etmiş, defaatla de facto ve de jure olarak bağımsızlığı Rusya Federasyonu tarafından da tanınmış bir ülkedir. Mamafih, şu anda Rusya'nın işgali altındadır. Bağımsız olduğunu iddia ettiğiniz Abhazya ise Rusya'nın bir parçası olabilir mevcut durum düşünülünce.
02/02/2017, 15:25

İlgili Konular