En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Zetterstrøm’un kalbine dokunduğunda...
Zetterstrøm’un kalbine dokunduğunda...
Bir aşkı anlatmak için filme ihtiyaç var mı bilinmez ama aşkı anlatan filmler de var.
Güncelleme: 14:00, 31 Aralık 2011 Cumartesi

Allegro

“Karşımızda bir adam var. Ve bu adam kadının onu sevdiğini şiirsel bir yolla anlatabilmesi için ayaklarının yere değmesi lazım. Bu kadar basit. Yani basit denebilir. En iyisi baştan anlatmak.” diye başlayan bir filmin aslında hiç de basit olmadığını nasıl anlatmalı? Allegro; kelime anlamının aksine kaplumbağa hızında ve canlılığında işlenen bu filme nasıl anlam vermeli? Danimarka yapımı olan bu filmin soğuğa maruz kalma olasılığı ne?

Film şöyle başlar: Bir gün kalp çeperleri buz tutmuş bir adam, ona buz kıracağı ile taarruz ederek öfke sayhaları salan bir kadınla tanışır . Yani keşke en azından böyle başlıyor olsaydı; “ne matrak olurdu” diyebileceğimiz bir filme iyi bir giriş yapmış olurduk. Hem böylelikle küresel ısınma çağında sıkça gördüğümüz buzdağı erimesine benzer çatırtı seslerinin adamın kalbindeki çözülmeden ileri geldiğini anlayabilirdik. Ama film adamın anahtarlarını unutmasıyla ve kapı önünde bir kadınla karşılaşmasıyla başlar. Bu çok doğal bir şeydir  zaten insanoğlu tarihi hemen hemen bir kadınla karşılaşmanın tarihidir. Adam ünlü bir piyanisttir; her ünlü adam gibi anahtarlarını unutur! Kadının en büyük sıfatı kadındır;  ve adamın karşısına çıkar. O ana değin piyanist Zetterstrøm’un ahenkli notalardan müteşekkil gönül dünyasında karatahtada aniden kayan bir tebeşir sesi duyulur.

Suya düşen hayallerAllegro

Film boyunca Zetterstrøm’un içinde yankılanan bu sesi bir türlü kendi âlemine devşiremeyen başarısız parmaklarından çok‚ bir körün parmak uçları gibi yoklanıp duran kalbinin sevmeyi hatırlamasını bekler dururuz. Nihayet kadının anâsırı erkeğinkine galip gelir ve yere değmeyen ayaklar toprakla tanışır. Fakat o koskoca görkemli Endülüs dahi saray duvarlarına  “Lâ Galibe İllâllah” yazmıştır ki; asıl Galib’i hatırla(t)sın. Andrea da( ki kızın adı Andrea’dır) bu sevginin tezahürü olan sözcüklerinin serdedilmesini beklemektedir. Ama bunu bir türlü duyamaz; duyamaz çünkü piyano tuşlarından başka bir şeye dokunmayı bilmeyen bir adamın kalbine dokunmuştur ve bu dokunulmanın adam için inikâsı  terennüm edilen bir şarkıdan çok titreşime alınmış bir telefon değeri ya var ya da yoktur. Kadın tüm hayalleriyle birlikte suya düşer.

Zetterstrøm’un hikayesi işte tam bu noktada başlar. Filmin kurgusal yapısı bu noktada devreye girer. Kalp devre dışı bırakıldığından beyin tüm gücüyle kimyasal sinapslarda impuls nörotransmitterlere yüklenir. Olan olur ve adamın geçmişine sünger çekilir. “Bölge” diye bir yer o saat ortaya çıkar.  Filmi anlatan ses, ete kemiğe bürünür Tom diye görünür. Tom, Zettestrøm denilen şahsı tüm vasıflarından arındırarak insani yanına parmak basan gizemli kişiliktir. Gıllıgışlı işler çevirir ve amacına ulaşır. *

 

Hüseyin Mehmet yazdı

* yazarın notu: hâlâ mutlu son bekleyen insanlar varsa eğer bu yazıda bu tür cümlelerden ve filmi tavsiye edip etmediğimden özenle kaçındığımı ifade etmek isterim.

 


YORUMLAR
cün sana gönlüm...vs.vs.
abdullah cigay
Hayir, anlamadigimdan degil bilakis sormak hakki dogdugu icin; " Leyla Mecnun´un nesi oluyor nihayetinde?"
22/01/2012, 18:30
merak etmek
betül
anlatış üslubunuzun yanında filmin konusu da ilginç geldi eğer ulaşabilirsem izlemek isterim kaleminize sağlık :)
31/12/2011, 19:46
dunyabizim.com on Facebook