
Şair Ah Muhsin Ünlü'nün, esas adıyla Onur Ünlü'nün hem zorluklar hem de büyük bir titizlikle çektiği son filmi Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi vizyona girdi. Gittiğimiz sinemada diğer yabancı filmler neredeyse kapalı gişe oynarken, bu filmin seyircisi onlara göre biraz daha azdı. Ancak hatırı sayılır bir izleyici kitlesi vardı.
Hem dindar hem liberal bir film
Arkadaşlarımızla büyük bir heyecanla sinema salonuna girdik. Karşımıza nasıl bir senaryo, nasıl bir çekimin çıkacağı hususunda tartışıyorduk. Onur Ünlü’nün bu sefer kendini aşacağından emindik. Filmin konusuna genel olarak değinecek olursa; Celal Tan isminde bir Anayasa Hukuku Profesörü genç eşini kıskançlık yüzünden öldürür. Bu cinayet anına evin bütün bireyleri tanık olur ama bunu belli etmezler. Celal Tan, 70 yaşını geçmiş kanser hastası bir meslektaşından bu suçu üstlenmesini ister. Meslektaşı bu soruya cevap
vermez sadece öleceği için korkmaktadır. Celal Tan’a öldükten sonra neler olacağını, meleklerin gelip ne gibi sorular soracaklarını sorar. Kendisine bunları öğretmelerini ister. Celal Tan da bir namaz kitabı bularak meslektaşına bu soruları öğretir. Önce imanın şartları. Sonra İslâmın... Sonra Rabbin kim? Kimin ümmetindensin?
Maddeler çok kısa net ve açık olmasına rağmen o koskoca profesör bunu ezberleyemez. İşte filmin bu kısmında devletin bütün anayasasını ezbere bilen bir akademisyen, asıl anayasanın kısa kısa maddelerini ezberleyemez. Bundan acizdir. Filmde garip yerse şurada. Celal Tan eşini öldürdüğü için “ben ölmeden öldüm” der. Sonra ikisinin de kafası karışır. Bu sözü daha önce duymuşlardır. “Ölmeden önce ölünüz” Ama nereden duymuşlardır? Bilemezler.
Şehadet getirerek ölen Profesör
Filmde Celal Tan’ın meslektaşı bir ödül merasiminde şahadet getirmeye çalışarak ölür. Ancak ölmeden önce Celal Tan’ın cinayet işlediğini ihbar etmiştir. Buna sinirlenen Celal Tan, küfür ederek adamı dövmeye gider. Küfürler burada hem komik hem trajik. Bu sahnede beni en çok rahatsız eden şey, şahadet ile küfürü eş zamanlı duymamız.
Onur Ünlü’nün filmin başından sonuna kadar dokuduğu anlatım çok dikkate değer. Bir Müslüman duyarlılığı açıkça var. Ancak filmdeki bu küfür sahnesi ve bazı müstehcen sahneler bu duyarlılığa bir gölgeden ziyadesini düşürmüş. Her zamanki gibi değişik bir film olmuş. İntiharın günah değil denip kitabın yere atılması, liberal/dindar bir düzlemde filmin yürümesi beni ikilemde bıraktı. Yakınım gördüğüm Onur abinin daha "yakın" filmler yapmasını çok istiyorum. Beynelmilel olma çabası Kuran’ı geçemez ki...
Orhan Özekinci izledi!





- Tweet
- Haberi Paylaş
- Yazdır
- Arkadaşıma Gönder








