, 26 Mart 2017
Bizim Gazi Dervişlere Benziyor Bu Samuray

2889

Bizim Gazi Dervişlere Benziyor Bu Samuray

Jim Jarmush, ''Ghost Dog - The Way of Samurai'' filminde cinsel öğeleri kullanmadan ve şiddeti estetize/romantize etmeden de bir suç, aksiyon ve drama filmi çekilebileceğini gösteriyor. Muhammed Özbey yazdı.

İlke sahibi olmak, başlı başına saygıdeğer bir durumdur. Bu ilkelerin dayanağı köklü bir gelenekse ve bunlardan taviz verilmiyorsa saygıdeğerlik daha da artar. “Ghost DogThe Way of Samurai” filmi, kaybolmaya yüz tutmuş bu saygıdeğerliği anlatıyor bizlere.

Forest Whitaker’ın canlandırdığı esas oğlanımız, Ghost Dog, tam olarak İngilizce’de kullanıldığı gibi ‘tuhaf’ bir insandır. Terasında pek çok güvercin besler, çalıştırır ve onları iletişim aracı olarak kullanır. Evet, telefon veya başka bir yolla değil, posta güvercinleri ile iletişim kurmaktadır. Her sabah meditasyon ve kılıç talimi yapar. Mesleğinde kılıç kullanmayan Ghost Dog, silahlarını bir Samuray kılıcı edasıyla kullanır. Ghost Dog’un mesleği tetikçiliktir. Geçimini kiralık katil olarak temin eder fakat anladığımız kadarıyla bu hizmetini sadece efendisi Louie’ye verir. Louie, Ghost Dog’un hayatını kurtaran bir İtalyan mafyası üyesidir. Bu olaydan sonra Ghost Dog Samuray yoluna girer. Bu yüzden kendisini Louie’nin hizmetkârı addeder.

Jim Jarmush sanki “Gönül Dağı” türküsünü dinlemiş

Ghost Dog ritüellere sahiptir. Örneğin Louie’nin söylediğine göre Ghost Dog sadece sonbaharın başında ödeme kabul eder. İşini bitirdiği zaman, Louie’nin evine hizmetini tamamladığına dair bir güvercin gönderir. Ghost Dog’un bir tane arkadaşı vardır, o da sadece Fransızca konuşan bir dondurmacıdır. Birbirlerinin dillerini anlamazlar fakat çok iyi anlaşırlar. Filmin senaristi ve yönetmeni Jim Jarmush sanki “Gönül Dağı” türküsünü dinlemiş, “Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez” sözünü anlamış ve çok etkilenmiş, ardından bu sözü iki farklı dil konuşan ama birbirini anlayabilen iki kişi ile muhteşem bir şekilde anlatmış.

Ghost Dog’un efendisine ilkeleri yüzünden ölesiye bağlı olduğu her halinden bellidir. Efendisi Louie ise bu bağlılığı bir türlü idrak edemez, anlamlandıramaz ve değerini bilemez gözükür. Louie’nin Ghost Dog’un hayatını kurtardığı sahne filmde birkaç defa tekrar edilmektedir. Eğer o sahnedeki sinematografik sehl-i mümteniye dikkat edilirse, iki şahıs arasındaki farklar ve ilişki daha iyi anlaşılacaktır. Bu sahnelerle birlikte filmin sonunda, “Korkma düşmandan ki ateş olsa yandırmaz seni / Müstakim ol Hazreti Allah utandırmaz seni” ve “Benim şeyhim ottu, o da bana yetti” sözleri aklıma düşüverdi.

“Ölmeden önce ölünüz”

Pek çok kitap okuduğunu anladığımız Ghost Dog’u sürekli HagakureThe Book of Samurai kitabını okurken görüyoruz. Filmde sahne geçişlerinin bazılarında bu kitaptan alıntılar yapılıyor, bazen sahne esnasında dış sesten birkaç satır işitiyoruz. “Samuray’ın yolu ölümde bulunur. Her gün kaçınılmaz ölüm üzerine meditasyon yapılmalıdır. Vücudun ve zihnin huzur içinde olduğu her gün; oklarla, tüfeklerle, mızraklarla ve kılıçlarla delik deşik edilmek üzerine meditasyon yapılmalıdır. Kabaran dalgalarla sürüklenip büyük bir yangının ortasına atılmak, yıldırım çarpmasına maruz kalmak, büyük bir depremle ölümüne sallanmak, yüzlerce metrelik uçurumlardan düşmek, hastalıktan ölmek, ya da ustası öldüğünde harakiri yapmak... Ve her gün aksatmadan öleceğini düşünmek. Samuray Yolu’nun özü budur.” Bu pasaj aklıma “Ölmeden önce ölünüz.” hadis-i şerifini düşürüverdi.      

Filmin pek önemli gözükmeyen sahnelerinin birinde, Louie’nin üyesi olduğu İtalyan mafyasının kendi arasında bir diyalog geçer. Satır aralarına saklanmış bu diyalog, aslında dünyanın özeti gibidir. Aynı zamanda filmin projektör tuttuğu konulardan da biridir. O sahnede işlerde ve organizasyonda zamanın şartlarından ötürü bir değişiklik olduğundan, ‘yeni bir konsept’e geçileceğinden bahsedilir. Git gide değişen ve kimsenin buna karşı duramadığı dünyada Ghost Dog geleneklere o kadar bağlıdır ki, onun vurduğu ve ölmek üzere olan biri saygısını belirtmeden edemez: “Bu Ghost Dog’un iyi bir yönü var. Bizi diğer tarafa eski usullerle yolladı. Gerçek gangsterler gibi...” İzleyenler hatırlar ve katılır, “Son Samuray” filmindeki huruç sahnesi ile bu sözler arasında büyük bir benzerlik vardır. Dünya değişirken hakikat addettiğimiz geleneklere bağlı kalmak düşmanımızda bile derin bir saygı uyandırır.

Doğulu bir hikmet yolunu Amerikalılar tüm dünyaya anlatıyor

Ghost Dog bir kiralık katildir ama şiddetin gereksiz olanına müsaade etmez. Hatta şiddeti sadece ‘iş’ için kullanır ve başkalarının da ancak bu şekilde kullanmasına cevaz verir. Dondurmacı arkadaşının kendisini korumak için silah taşıdığını görünce çok sinirlenir ve silahı ondan alır. Filmdeki şiddet algısı ve mesajı da tıpkı Ghost Dog’un kendisi gibidir. Kanlı sahneler, diğer filmlerdeki gibi estetize edilmiyor ve pohpohlanan bir şekilde gösterilmiyor. Ayrıca uygunsuz diyebileceğimiz sahne de bir veya iki tane ve diğer filmlere nazaran doz olarak çok düşük. Jim Jarmush, cinsel öğeleri kullanmadan ve şiddeti estetize/romantize etmeden de bir suç, aksiyon ve drama filmi çekilebileceğini gösteriyor.

Teşbihte hata etmek istemem ama, Ghost Dog’a neredeyse “Gazi Derviş” diyecektim. Ahlakı, savaşçılığı, yaşam tarzı, bireysel manevi tecrübesi ile öz olarak dervişlerle benzeşiyor. Zaten Samuray yolunun bir inisiyasyona sahip olduğunu, İslam tasavvufuyla olan büyük benzerliklerini biliyoruz. Hatta Yeniçeri Ocağı’nın 2. Mahmut tarafından kaldırılması ile Samuraylık’ın Meiji tarafından kaldırılması arasında 50 yıl gibi bir fark oluşu da ilginç bir tesadüf. Gelin görün ki biz kendimizi kendimize bile halen anlatamazken, Doğulu bir hikmet yolunu Amerikalılar tüm dünyaya anlatıyor. Hem de geçmiş yüzyılların diliyle değil; bu yüzyılın diliyle, özü koruyup formu güncelleyerek anlatıyor.

 

Muhammed Özbey