, 18 Temmuz 2018
Yabancı bir beldeden gelmedi Eşrefoğlu

Osmangazi Tasavvuf Musikisi Topluluğu

26884

Yabancı bir beldeden gelmedi Eşrefoğlu!

Bursa Osmangazi Belediyesi Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu Eşrefoğlu Rumi’yi andı.

İlgili Yazılar
Bursa da Kıyıda Köşede Kalmış Zeyniler Kabristanı ve Molla Hüsrev
Bursa’da Kıyıda Köşede Kalmış Zeyniler Kabristanı ve Molla Hüsrev

Bursa’da kıyıda köşede kalmış bir hamuşân: Zeyniler. Bu mezarlığın sessiz sâkinlerinden birisi var ki yaşadığı devre ışık tutmuş ancak şimdilerde çokça itibar görmeyen, yalnızca ismi zihinlerde yer etmiş muhterem bir zat: Fatih Sultan Mehmed Han'ın 'Zamanın Ebu Hanifesi' dediği Molla Hüsrev... Rumeysa Kocamaz Akgün yazdı.
23/06/2018 10:10
Payitaht Şehri Bursa Aşevleri ile Bir Başka Güzel
Payitaht Şehri Bursa Aşevleri ile Bir Başka Güzel

Her ne kadar 'Ah nerede o eski Ramazanlar' diye feveran etsek de bu Osmanlı şehrinde on bir ayın sultanının ruhuna uygun güzel işler yapan güzel insanlar halen mevcut. Rumeysa Kocamaz Akgün yazdı.
09/06/2018 10:10
Zamana Meydan Okuyan 7 Çivisiz Ahşap Cami
Zamana Meydan Okuyan 7 Çivisiz Ahşap Cami

Ahşap oymacılığı cami yapımında kullanılınca mimari tarihimize göz kamaştıran eserler kazandırılmış. Anadolu’da bolca örneklerini gördüğümüz çivisiz ahşap camiler de bunlar arasında. Munise Şimşek, Selçuklu ve Osmanlı döneminde yapılan birbirinden güzel 7 çivisiz camiyi derledi.
08/05/2018 08:08
İlk Dönem Osmanlı  limlerinin Kabirleri Nerede
İlk Dönem Osmanlı Âlimlerinin Kabirleri Nerede?

Kuruluşundan itibaren Osmanlı’nın siyasi, ekonomik, kültürel anlamda teşkilatlanmasında ulemanın ehemmiyeti büyüktür. Ulemanın toplum içindeki yeri ayrı olmuş, âlim kişiye saygı bugün bile her şeyin yozlaştığı kültürümüzde yerini korumayı başarabilmiştir. Mustafa Halil Aydın, erken dönem Osmanlı ulemasından altısının hayatına kısaca değiniyor, mezarlarına dair bilgi veriyor.
23/03/2018 09:09
Orada Bir Tekke Var Kandilleri Yanıyor ve Bacası Tütüyor
Orada Bir Tekke Var; Kandilleri Yanıyor ve Bacası Tütüyor

Bursa'da Numaniye Tekkesi'nin bahçesinde yanan ateşin üzerinde pişen süt, tek tek açılan pencereler, avizenin tek tek takılan kandilleri, ikram için hazırlanan şerbet, binbir emek ile icra edilen musiki... Bunlar kurgu değil... Cihad Meriç yazdı.
18/03/2018 12:12
200 Yıldır Kastamonulu Kadınların Yaşattığı Bir Mevlid Bursalı Akif Mevlidi
200 Yıldır Kastamonulu Kadınların Yaşattığı Bir Mevlid: Bursalı Akif Mevlidi

Mustafa Kara Hoca, 'Bursalı Akif Mevlidi veya Kadınlar Mevlidi' çalışmasıyla, yitip gitmek üzere olan bir eseri manevi dünyamıza yeniden kazandırmış. Emir Sultan Camii imamı Akif Efendi tarafından kaleme alınan mevlit, kaderin garip bir cilvesi olarak yazıldığı ve şairinin yaşayıp sırlandığı şehir olan Bursa’da unutulmuş ama bir başka yerde, Kastamonu’da, üstelik de kadın mevlithanlar tarafından yaşatılmış. Ahmet Serin yazdı.
05/11/2017 08:08

 

Eşrefoğlu Rumî, Bursa’nın İznik ilçesinde doğup büyümüş, orada medfun bir gönül ehli. Bursa’nın ulularından, manevi dinamiklerinden biri. Eşrefoğlu Rumî, gönül ehli bir ulu kişi olmasının yanında, divan sahibi bir şairdir aynı zamanda.

Bursa Osmangazi Belediyesi, şehrin manevi dokusunu şekillendiren Eşrefoğlu Rumî gibi önemli şahsiyetleri bir şekilde gündemde tutmaya çalışıyor. Kimin nereden, nasıl nasipleneceği belli olmaz çünkü. Bursa’ya rengini, dokusunu, ruhunu veren gönül ehli kişiler, sevenlerince ve çeşitli kurumlarca anılıyor. Bu anmalardan biri de “Bursa’nın Yıldızları” seri konserleri... İşte Bursa, yine böyle tasavvufla ve müzikle dolu bir gece yaşadı yine. Bu seri konserlerin üçüncüsüyle Eşrefoğlu Rumî anıldı.

İnsanın görevi Rabbini anmakSafiyüddin Erhan

Gece, Bursa’nın yaşayan manevi dinamiklerinden Safiyüddin Erhan Bey’in geceye, Eşrefoğlu Rumî’ye ve inanca dair anlattıklarıyla başladı, sonra Eşrefoğlu Rumi’nin eserlerinin seslendirilmesiyle tamama erdirildi. Safiyüddin Erhan Bey, ilgiyle dinlenen konuşmasında insanın görevine, insanın dünya serüvenine değinerek kısaca şunları söyledi:

İnsanın yeryüzüne gönderilmesinin tek bir sebebi vardır: Rabbini anmak. İnsanoğlu Rabbini tanımalı, onu anmalıdır. Rabbini tanıması için de kendisine, Rabbini ve insanın görevinin ne olduğunu anlatan peygamberler gönderilmiştir. Peygamberler insanları uyarmış, onlara görevlerini hatırlatmış ve doğru yolu gösterip bir ahlak inşa etmeye çalışmışlardır. Peygamberlerin asıl görevleri bir ahlak inşâsıdır. Onlar önce insanı, sonra da toplumu inşâ ederler.

Allah’ın bazı kulları Allah’ı diğerlerinden daha fazla sever, ondan daha fazla korkarlar. İşte onlara “Allah’ın veli kulları” denir. Onlar, peygamberlerden aldıkları manevi mirası kuşaktan kuşağa aktaranlardır.

Eşrefoğlu, yabancı bir beldeden gelmiş değil

Eşrefoğlu Rumî, ‘Rumî’ ibaresine bakılarak yabancı beldelerden gelmiş biri sanılıyor. Oysa o, doğma büyüme İzniklidir. Doğduğu yer de, irşad için bulunduğu yer de, medfun olduğu yer de İznik’tir. Akademik kariyer sahibi bilim adamları bile Rumî ibaresine bakarak onun başka yerden İznik’e geldiğini söylüyorlar. Hatta İznik’te yapılan bir sempozyumda, bir bilim adamı herkesin gözünün içine baka baka bu bilgi yanlışını tekrarladı ve işin acı tarafı şudur ki, orada bulunan bir sürü bilim adamı o akademisyenin bu yanlışını düzeltmedi.

Eşrefoğlu RumiHayatına bakıldığında, Eşrefoğlu Rumî, ilk önce İznik’teki medreselerde eğitim aldı. İznik’te tamamladığı eğitimini Bursa’da devam ettirdi. Bir zaman sonra zahirî ilimler kendisine yetmez oldu ve batınî yola girmek için bir işaret bekledi.

Köfteli çorbanın ve bir insanın pişmesinin öyküsü

Rivayet odur ki, o sırada orada bulunan büyük veli Ebdal Mehmet ondan köfteli çorba ister. Eşrefoğlu Rumî de çorbacıları dolaşır ama köfteli çorba bulamaz. Eli boş dönmemek için de köftesiz çorba alır. Yolda gelirken de bir miktar çamuru köfte gibi yuvarlayıp çorbanın içine atar.

Ebdal Mehmet, kendisine ikram edilen çorbayı karıştırır ama köfteyi bulamaz ve sonra da çorbayı Eşrefoğlu Rumî’ye uzatarak “Ye şunu!” der. Eşrefoğlu Rumî, tereddüt etmeden çorbayı içer. Bakar ki çorbaya attığı çamurlar köfteye dönüşmüş. Bunu kendisine, batıni yola girmek için işaret kabul eder ve Emir Sultan’a mürid olur.

Uzunca bir süre nefsini terbiyeyle meşgul olan Eşrefoğlu Rumî’yi üstadı daha sonra Hacı Bayram Veli’nin yanına gönderir. Hacı Bayram-ı Veli’nin yanında iyice pişen ve ona damat olan Eşrefoğlu Rumî, bir süre sonra irşad göreviyle memleketine gönderilir ama kendisini hâlâ yeterli görmeyen Eşrefoğlu Rumî, bu kez de Suriye’nin Hama şehrinde Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin torunlarından Şeyh Hüseyin Hamevî'nin hizmetine girer.

Burada da kısa sürede manevi eğitimini tamamlayan Eşrefoğlu Rumî, irşad için memleketine gönderilir. İznik’te mütevazı bir hayat sürerken Hama’dan gelen birisi onun büyüklüğünü ve menkıbelerini herkese anlatınca İznikliler onun değerini anlayıp ona mürid olurlar.Eşrefoğlu Rumi Anma Konseri

Eşrefoğlu Rumî’nin ilahileri seslendirildi

Anma gecesine gelenlerin buraya niçin geldiklerini bilmeleri, gecede anılan zat ile kurulan manevi irtibat ve Safiyüddin Erhan Bey’in anlattıklarını önce kendi şahsında yaşama çabası ve etkileyici üslubu, salonu dolduranları içinde yaşanılan telaşeli dünyadan uzaklaştırıp başka bir dünyaya taşımıştı.

Bu güzel girişten sonra sahneyi, edep ve tevazularıyla öne çıkan Osmangazi Belediyesi Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu aldı. Topluluk, Şef Halil Çay yönetiminde Eşrefoğlu Rumî’nin ilahilerini seslendirdi. Yaklaşık iki saat süren programdan geriye, kalplerde ferah bir tad kaldı.

 

Ahmet Serin notlarını aktardı






İlgili Konular