, 16 Aralık 2017
Şehri kimler korur kimler korumaz

5347

Şehri kimler korur, kimler korumaz?

TYB Bursa Şubesine konuk olan Safiyüddin Erhan 'şehir ve kültür' üzerine önemli tapitlerde bulundu.

İlgili Yazılar
İstanbul Amerikan şehirlerine benzeyecek
İstanbul Amerikan şehirlerine benzeyecek!

Murad Efendi, ta 1878’de yazdığı ‘Türkiye Manzaraları’ kitabında halifenin şehri İstanbul’un Amerikan şehirlerine benzeyeceğini öngörmüştü..
27/11/2012 15:03
Yüksek minare yapmak neyi gösterir
Yüksek minare yapmak neyi gösterir?

Turgut Cansever'le mimarimizi seveceksiniz: Kubbeyi Yere Koymamak isimli eseri titizce okuduğunuzda...
19/09/2011 11:11
Aklı kalbinde mimarlar lazım
Aklı kalbinde mimarlar lazım!

Mimar ve Mühendisler Grubunun düzenlediği Şehirlerimizin Geleceği konulu sempozyumda idim.
20/11/2011 12:12
Estetik tevhid ile var olur
Estetik, tevhid ile var olur

Turan Koç Hoca, Bayrampaşa Konuşmalarındaki derslerine devam ediyor.
21/10/2011 10:10
İstanbul a bir balta da metrodan geliyor
İstanbul’a bir balta da metrodan geliyor!

Gökdelen, erguvan renkli otobüs derken bir kötü haber daha aldık. Haliç Metro köprüsü akla seza işlerle geliyor!
02/10/2011 15:03
İstanbul'un silüeti değişiyor durdurun
İstanbul'un silüeti değişiyor, durdurun!

Bazı semboller vardır karakalem çizgisi bile olsa tanırsınız. Sarayburnu da böyle bir semboldü. İstanbul'un en büyük marka değeri kayboluyor.
11/09/2011 11:11

26 Şubat 2011 Cumartesi akşamı TYB Bursa Şubesi Konferans Salonunda, Safiyüddin Erhan Bey’in sohbet konusuna seçtiği başlık, anlayanlar için ironik bir mesajdı: “Şehri kimler korur, kimler korumaz?” Aslında bu başlık, konu hakkında yeterince fikir vericiydi ve ülkemizde hiçbir zaman eksik olmayan “kendilerinden kurtulunması gereken kurtarıcılar”a apaçık bir göndermeydi. Ki sohbetin ilerleyen zamanlarında bu gönderme, daha somut sözlerle aşikar oldu.

Safiyüddin Erhan, zarif bir elbise gibi kendisine yakışan nezaketiyle sohbete katılanlara  teşekkür ederek başladı sözlerine. Sonra da, kendi çabasını açıklama sadedinde belki de, geceye tac olacak şu sözü söyledi: “Herkes ilgilenip meşgul olduğu alanı hayatın amacı gibi görüp muhataplarından ilgi ve anlayış bekliyor.”

Mimari ve müzik birbirine benzer

Şehirlerin de şahsiyetleri olduğunu söyleyen Safiyüddin Erhan, şehrin mimari dokusunun önemli olduğunu belirterek şu önemli saptamayı yaptı: “Şehre dışarıdan gelen bir yabancı, o şehirle ilk karşılaşmasında  ilk kanaatini oluşturur. Müzik de böyledir aslında. Bazı toplumlar diğer toplumları tanımak için onların müziklerini dinlermiş.”

Şehirler mimari olarak ne kazandı, ne kaybetti?

Safiyüddin Erhan, mimari eserlerin şehre şahsiyet kazandırdığını vurgulayarak Türkiye’de bir yerin popüler hale gelmesinin orası için hayırlı sonuçlara yol açmadığını Safranbolu örneğinde şu sözlerle açıkladı:

“İnsanımız, tarihi dokusunu koruduğu için ilgi gören yerleri gezip dolaşıyor. Ama bu dolaşma, ‘Buraya nasıl katkı sağlarım?’ düşüncesiyle yapılan bir gezinti değil. Bu gezinti, ‘İlgi gören bu yerden ben de nasıl çıkar sağlarım?’ düşüncesiyle yapılan bir gezi. Bu düşünce çoğunlukta ve bunlar da kısa sürede tarihi dokusunu koruyan o beldeyi tahrip ediyor.”

Safiyüddin Erhan“Buna en iyi örnek Safranbolu’dur. Gündeme gelmesinden sonra Safranbolu kısa zamanda değişmiş ve o tarihi dokusunu kısa zamanda yitirmiştir. Bu sebepten de şimdi Pamukkale’de yaşayanlar, ‘Buraya sahip çıkmak istiyorsan buraya gelme!’ demektedirler haklı olarak.”

Evini terk eden her şeyini terk eder

Safiyüddin Erhan, insanların şahsiyetlerinin biraz da yaşadıkları mekanla ilişkili olduğunu söyledikten sonra şu çarpıcı tespiti yaptı: “Toplumumuzun şahsiyeti evlerde kendini gösteriyordu. İnsanlar önce o güzelim evleri terk ettiler. Böylelikle terk etmeye alıştılar. Bir şeyi terk etmeye alışan, her şeyi terk edebilir, dinini bile…”

Ürküten kurtarma harekâtı

Türkiye’de 1985 ve sonrasında planlı şehirleşmenin başladığını belirten Safiyüddin Erhan, şehirleşme adına çok katlı binalar yapılmaya başlandığını söyleyerek şu temel mimari kuralı hatırlattı: “Binalar yükseldikçe binalar arasındaki mesafenin de artması mimari kuraldır. Ama bizde yazık ki bu kurala uymadılar ve şehrin tarihi dokusu bozuldu.”

Duyarlı mimar ne yapar?

Safiyüddin Erhan, planlı şehirleşme hamlesinin başlayacağını duyunca hemen eline fotoğraf makinesini alıp şehirde iyiden iyiye tükenmiş olan Osmanlı mimarisine ait son yapıları da, en azından elde örnek kalsın diye fotoğraflamaya başlamış. Fotoğraf albümüne verdiği başlık da şu: “Kaybedeceğimiz Bursa Bu!” Ne yazık ki zaman Safiyüddin Erhan’ı haklı çıkarır. Gerçekten de şehirleşme adına, aslına sadık kalacağız diye diye bizi geçmişe bağlayan son yapılar da tahrip edilmiş.

Safiyüddin Erhan, günümüz şehirleşmesinde rant uğruna çıkmaz sokakların da kalmadığını söyleyerek şu açıklamayı yaptı:

“Eskiden ‘çıkmaz aralık’ adı verilen aralıklar vardı. Bu aralıklar bilerek yapılırdı. Amaç evleri, evlerin kapılarını yabancılardan, yabancı gözlerden korumaktı. Bir anlamda çıkmaz aralıklar mahremiyet demekti ve aynı zamanda bu aralıklar, komşuluk ilişkilerinin de canlı kalmasını sağlıyordu.”

Olması gereken neydi? Olan ne?

Safiyüddin Erhan, yaşadığımız ülkenin gerçeklerinin yürek acıtıcı olduğunu, şu sözlerle açıkladı:

“Evler öyle yapılmalı ki, gökyüzünü görmemizi binalar değil, ağaçlar engellemeli. Sokaklar da bu ağaçların gölgesiyle loş olmalı. Ama biz öyle bir memleketteyiz ki kanunlar elastiki, insanlar fırsatçı. Fırsatçılar da adamını bulup her işi yaptırabildiğinden, ülkemizde hiçbir şeyi aslına uygun korumak mümkün olmamaktadır”

 

Ahmet Serin ahşabın kokusunu özleyerek yazdı.






İlgili Konular