, 16 Aralık 2017
Aslolan Resül ün hukukunu gözetmektir

6221

Aslolan, Resül’ün hukukunu gözetmektir

Kerbela Olayı, Ehl-i Beyt sevgisi olan her müminin yüreğinde kanayan bir yara. İslam coğrafyasının birçok yerinde hatırlandı Kerbela. Bursa’da da, TYB Bursa Şubesi tarafından düzenlenen bir program konuğu Safiyüddin Erhan’dı. Ahmet Serin yazdı.

İlgili Yazılar
Dervişler suyu tadını bozarak içerlermiş
Dervişler suyu tadını bozarak içerlermiş!

Muharrem ayının ilk günlerini yaşıyoruz. Müminlerin gözlerinde nem olan Muharrem ayında, tekkelerde yaşatılan bazı latif Müslüman adetleri vardır. Onlardan biri de, matem gelenekleri. Ahmed Sadreddin, Muharrem ayında yapılagelen adetleri aktarıyor.
07/11/2013 10:10
Muharrem haram aylardandır hürmet ister
Muharrem haram aylardandır, hürmet ister

Haram aylar olarak anılan 4 aydan biridir Muharrem. Yani bu ay hürmetine Müslümanlar yaşayışına daha çok dikkat etmeli, ibadet ve taatını arttırmalı. Ahmed Sadreddin yazdı.
20/10/2015 11:11
Burkina Faso'da Aşure ve Muharrem Ayına Dair İlginç  detler
Burkina Faso'da Aşure ve Muharrem Ayına Dair İlginç Âdetler

Burkina Faso’da Müslümanlar aşurede neler yapar diye merak ettik. Yerli arkadaşlardan aldığımız bilgiler, bize gerçekten ilginç geldi. Haşim Akın yazdı.
14/10/2016 08:08
Kerbela ve İran ın Geleneksel Törenleri
Kerbela ve İran’ın Geleneksel Törenleri

İran halkı, gelenek ve kültürlerini koruyabilmesi hasebiyle, merak edilmeyi hak ediyor. 3000 yıllık kadim geçmişi ve Şia inancıyla harmanladığı kendine özgü, bol törenli ve kutlamalı özel günleri, geleneksel İslam kültüründen bağımsız bir duruş sergiliyor. Zeynep Özel, İranlı gençlerden Nazenin Nigihbal ile İran'da Muharrem ayında icra edilen törenler üzerine konuştu.
11/10/2016 16:04
Hz Hüseyin neden kararından dönmedi
Hz. Hüseyin neden kararından dönmedi?

Adem Saraç’ın Kerbelâ Gülleri kitabı, radyofonik senaryo usulüyle Resulullah’tan başlayarak, her bir halifeden de bahis açıp sözlerini Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin üzerinde ağırlaştırmış eser. Fatih Pala yazdı.
15/11/2013 14:02
Muharrem aşı için ocağı uyandıracaklar
Muharrem aşı için ocağı uyandıracaklar

Sümbül Efendi Merkez Tekke’de 10 Muharrem aşure geleneği 92 sene aradan sonra yeniden canlanıyor. Suleyha Şişman yazdı..
31/10/2014 15:03

 

 

Kerbela Olayı, Ehl-i Beyt sevgisi olan her müminin yüreğinde kanayan bir yara. Bu yara yüzlerce yıl dinmedi, hep kanadı ve belli ki kıyamete kadar da kanamaya devam edecek. Yine Müslümanlar, Muharrem ayı geldiğinde koyu bir hüzne bürünecek, kalplerinde bir acı yeniden yeşerecek.

İslam coğrafyasının birçok yerinde hatırlandı Kerbela. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, Bursa’da da, TYB Bursa Şubesi tarafından düzenlenen bir programla anıldı Kerbela. 16 Kasım Cumartesi gecesi Seyyid Usul Kültür Merkezi’nde düzenlenen program, iki bölümden oluşuyordu. İlk bölüm, Bursa’nın nezaket ve ilim sahibi şahsiyetlerinden Safiyüddin Erhan’ın konuşması, ikinci bölüm de Muharrem İlahileri’ydi. Safiyüddin Erhan Bey, hem bilinen bazı şeyleri sorgulayan, hem de ruh ve ahlak inşa eden bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın kayda geçirebildiğimiz notları şöyle:

İslam’da matem var mıdır?

Ehl-i Beyt dostlarına bir kez daha sabırlar dileyerek başladı konuşmasına Safiyüddin Bey. Dertli olduğu birçok konu vardı ki, hemen ardından bazı insanların yaptığı yorumlardan söz ederek hem onlara cevap olma, hem de İslam’ın ruhunu anlama babında şunları söyledi: “Milletlerin bazen sevinçli bazen de hüzünlü günleri olur. Bazıları ‘İslam’da matem yoktur!’ diyor. Ama insanların ve milletlerin hatıraları olur. İnsanlar, bazen nahoş olaylar yaşadığında bunları hatırlamak istemeyebilir, bunda haklıdır da. Ama Kerbela öyle değildir. Kerbela, bir hukuk olayıdır,  haksızlığa isyan olayıdır; İslam’ın hukukudur, Resul’ün hukukudur! İşte biz bu hukuku gözetmek için buradayız. Akıl ve ahlak sahibi bir varlık olarak insan, haksızlıklara karşı çıkmalıdır. Çıkmazlarsa eğer, hayatları anlamlı olmaz, o zaman insanın diğer varlıklardan farkı kalmaz. İnsan farklı olduğu için hukuku gözetmelidir. Hele bu hukuk, dinin hukuku olursa, Resul-u Ekrem’in hukuku olursa, daha da çok gözetmelidir bu hukuku. İşte Kerbela’yı anmak, bu hukuku gözetmektir.”

İnsan, ahlak sahibidir

Safiyüddin Erhan Bey, insana dair ufuk açıcı sohbetini insan-ahlak ilişkisine kaydırarak bu konulara dair şunları anlattı: “İnsan, aynı zamanda ahlak sahibidir. Bu ahlak, onu, bazı şeyleri savunmaya iter. İnsan, aynı zamanda bu ahlakı gereğince bazı şeyleri savunur. İşte insan, bu ahlak yüzünden mübarek kılınmıştır. Haksızlığa karşı çıkmayı bize ahlakımız yaptırır. Bu yüzden ahlakın üzerine titremeliyiz. Çünkü insanda aynı zamanda çıkarcı bir taraf da vardır. İnsan, çıkarı için birçok şeye de göz yumabilir. Bu sebeplerden biz, ahlakımızın üzerine titremeli, adaletten ayrılmamalıyız.

Ahlak adaletten daha önce gelir çünkü adalet, olay vuku bulduktan sonra tecelli eder. Oysa ahlak, bir olayın olmasını engeller. Bu yüzden hem ahlak hem de hukuk, çok önemlidir; ama ahlak, bizi kötü şeyleri yapmaktan alacağı için önceliklidir.”

Hakikatin peşinde bir insan

Dinin ve ahlakın bir insanı nasıl inşa ettiğini anlattığı sohbetinde Safiyüddin Erhan Bey, insan-hakikat ilişkisine dair de önemli sözler söyledi. İnsanın çıkarcı yanının onu her zaman yanıltabileceğine dikkat çekerek, Müslüman’ın bilgi sahibi olması gerektiğini şu sözlerle anlattı: “Hakikatin peşinde olmalıyız. Ne aldanmalı ne de aldatmalıyız. Bunun için de ilim sahibi olmalıyız. Kötü niyetli olup bu ilme sahip olanların, insanımızı nasıl kandırdıklarını gördük. Kanmamak için, aldanan da, aldatan da olmamak için ilim sahibi olmalıyız. Yoksa biraz bir şey bilip başına sarığı, sırtına cübbesini geçiren çıkar sahibi insanların bizleri kandırmasından kurtulamayız. Hem ulumu’d-diniye (İslami ilimler) sahibi olmalıyız, hem de hiss-i diniye sahibi olmalıyız. İnsanların hiss-i diniye sahibi olmaları zordur ama ulumu’d-diniye sahibi olmaları kolaydır. Aldanmayacak kadar, hakikati anlayacak kadar ilim sahibi olmalıyız.”

Kimler sahabedir?

Safiyüddin Erhan Bey, Müslüman’ın, her bilgiyi olduğu gibi kabul etmemesi gerektiğini, sorgulaması gerektiğini söyleyerek konuya dair şunları anlattı: “Eski kavimlere baktığımızda, onların birçok yanlışa saptıklarını görüyoruz. Demek ki biz de yanlışa sapabiliriz. İşte bu yanlışa sapmamak için İslami ilimleri, İslam tarihini çok iyi bilmeliyiz. Burada da önemli olan şey, bilgiye çabayla ulaşmaktır. Çünkü insan, emek verdiği şeyi unutmaz ve onu sahiplenir. Bu yüzden de biz, başkalarının bize söylediği doğruları değil, araştırıp bulduğumuz doğruları kabul etmeliyiz. Başkaları yanılıyorsa, onlara uymakla biz de yanılırız ve bu yanılgı bize sorumluluk yükler. Allah, bu yanılgıdan dolayı bize hesap sorduğunda, ‘Başkasından duydum,’ demek bizi kurtarmaz. O zaman da Allah bize, ‘Sana akıl vermedim mi?’ diye sorar. Mesela şimdi bazıları, ‘Peygamberi uzaktan da olsa görenler, ashabıdır,’ diyorlar. Oysa ashab kelimesinde, hem sohbet anlamı hem de sahip çıkma anlamı vardır. Hem sağlığında hem de vefatından sonra Hazret-i Peygamberin hukukunu gözetmeyenlere  ashap denebilir mi? Ashap olmak o kadar kolay olmasa gerek… Ehl-i Beyt’i pervasızca katleden insanlara rahatlıkla ashab diyebilecek miyiz? Onlar Ehl-i Beyt’i katlederek Resul-ü Ekrem’in nesine sahip çıkmış mı oldular? Bu konuyu her Müslüman’ın yeniden düşünmesi gerekmez mi?”

Şu makam-mevki meselesi

Safiyüddin Erhan Bey, zihinleri kuşatan konuşmasında, insanlara bir de “doğru yol haritası” çiziyordu bir bakıma. Konu insan olunca, söz ister istemez güç ve makam-mevkiye de geldi. Bu konu hakkında da şunları söyledi Safiyüddin Bey: “Bilindiği gibi ahlak müessesinde makam-mevki istenmez. Makam-mevki peşinde koşan insanlara, bu gözle bakmalı ahlak sahibi insan. Bir anlamda insan kendini laboratuar gibi kullanmalı. Makam-mevki peşinde koşan insanların, çıkar peşinde koştuklarını da düşünebiliriz. Geçtiğimiz dönemlerde olan olayları da bu gözle değerlendirmeliyiz. Geçmiş dönemlerde mesela kendini önce vali olarak atandırıp, sonra da devlet kurma peşine düşen çıkar sahipleri olmadı mı? Olaylara bir de ilim ve ahlak penceresinden böyle bakmalıyız. Günümüzde bilgi çok kirlendi. İlim sahibi olup aklımızı kullanmamız her zamankinden daha önemli. İnsan, menfaati söz konusu olunca zaafa düşer. İşte bu tuzaklara düşmemek için, hem ilim hem de ahlak sahibi olmamız gerekir.”

Kerbela’yı anmak, hakikati anlama çabasıdır!

Kerbela dolayımında başlayıp insanda odaklanan sohbetinde Kerbela’yla ilgili şunları da söyledi Safiyüddin Erhan Bey: “İşte Kerbela’yı ve Hazret-i Hüseyin’i anmak, bizi bütün bunları düşünmeye ve hakikatin peşine düşmeye itiyor. Bir şeyleri düşünüp ahlak müessesesine sahip olabilmek için, toplumlar hem sevindirici hem de üzücü olayları hatırlamak zorundadır. Kerbela Olayı da, hem Evlad-ı Resulün hukukunu gözetmemize hem de İslam ve insan üzerine düşünmemize yol açtığı için ayrıca önemlidir.”

Safiyüddin Bey’in yüreklere dokunan bu sohbetinden sonra, Halil Çay yönetimindeki Tasavvuf Müziği Korosu sahne alarak Muharrem İlahileri’ni seslendirdi. Gece, aşure ikramıyla sona erdi.

 

Ahmet Serin aktardı.






İlgili Konular