, 16 Aralık 2017
İslam Enstitüsünün Gizli Hizmetk rı Şevket Raşit Hatipoğlu

1308

İslam Enstitüsünün Gizli Hizmetkârı: Şevket Raşit Hatipoğlu

CHP’li Milli Eğitim Bakanı Şevket Raşit Hatipoğlu, 1963 yılında Milli Eğitim Bakanlığı görevinden ayrılmadan önce İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nün Bağlarbaşı'na taşınmasındaki emeği ve imam hatip okullarının sayılarının azaltılması veya kapatılması hususunda kendisine verilen talimata karşı çıkmasıyla, hayırla yâd etmemiz gereken bir isim. Kâmil Yeşil, Ali Özek Hocanın hatıralarından yola çıkarak Hatipoğlu'na dair yazdı.

İlgili Yazılar
Türkiye'de İlm - Kültürel Hayat ve Müslüman Tüccarlar
Türkiye'de İlmî - Kültürel Hayat ve Müslüman Tüccarlar

Topbaşlar, Ülkerler ve Konya Lokantası... Mehmet Erken, 1990’lara kadar ekonominin ve hayır faaliyetlerinin merkezinde yer alan pek çok insandan üçünü mercek altına alıyor.
23/11/2016 14:02
Atatürk dindarlara hükümeti kurun demiş
Atatürk dindarlara hükümeti kurun demiş

Abdullah Muradoğlu’nun geçtiğimiz günlerdeki yazısı, çok uzun bir zamandır Müslüman aydınların gündeminde bulunmayan Mecelle’nin tamamlanması meselesini gündeme getirdi.
24/12/2012 16:04

Tevfik İleri ve M. Celaleddin Ökten (Celal Hoca) İslami kesimin özel saygı duyduğu, rahmetle andığı ve isimlerini, hatıralarını yaşattığı şahsiyetlerdir. Çünkü kıtlık zamanda verilen lokma unutulmaz. Bu isimlerin Müslümanlara verdiği kıtlık zaman lokması, imam hatip liseleridir.

Bu iki öncü, bize göstermiştir ki Müslüman, hassasiyet sahibi, hizmet ehli insanlar, bulundukları yerde iki türlü hizmet eder: 1. Yapılacak kötülüğe engel olur. 2. İyiliğe vasıta olur.

Bu iki hizmet adamı bize gösterdi ki hizmet için kadronun yukarıdan aşağı bütünüyle sizin gibi olması, düşünmesi, hareket etmesi de gerekmez. Bir hasleti sebebiyle hasbelkader bürokraside, medyada, ticarette, üniversitede bulunan nice kişilerin böyle hizmetleri görülmüş ve o hizmet bir daha unutulmamıştır. Fethi Gemuhluoğlu, Mehmet Çınarlı bu bağlamda aklıma gelen diğer isimlerdir. Anayasa Mahkemesi üyesi iken türban (baş örtüsü) lehine oy kullanan tek kişi Mehmet Çınarlı idi ve bu benim ona rahmet okumam için yeterli.

İki kesimin de sahip çıkmadığı bir isim: Şevket Raşit Hatipoğlu

Sizin aklınıza başka örnekler gelebilir ve şüphesiz onlar da hayırla yâd edilmeyi hak etmiş insanlardır.

Bizim bu bağlamda söz konusu etmek istediğimiz başka bir isim var ki onu az tanıyoruz. Gerçi devlet, üniversite çevresi, siyasi tarih onu tanıyor. Milletvekili, bakan, bilim adamı, çay bitkisini memleketimizde yetiştiren kişi olarak ismi zikrediliyor.

Prof. Dr. Şevket Raşit Hatipoğlu’na İslami camia, onun İslam’a olan hizmetini bilmediğinden; CHP zihniyeti de tam da bu hizmet sebebiyle sahip çıkmadı, çıkmıyor. İki yönlü bir nisyan bu.

Dediğimiz gibi bilgi kaynaklarına ulaştığı, özgün ilmi çalışmalar yaptığı için akademik camiada bilmesi gerekenler tarafından biliniyor. Siyaset dünyasında ise siyasi tarihçilerce malum. Bundan dolayı özgeçmişine ait bilgilere ulaşabilirsiniz.

Mehmet Kaplan, edebiyat zevkini Hatipoğlu’ndan aldığını söylemiş

Teberrüken özetleyelim.

Şevket Raşit Hatipoğlu, 1898 İzmir, Menemen doğumlu.

Ziraat Mektebi mezunu. I. Dünya Savaşı’nda, Kanal Cephesi’nde yedek subay. Muharebede esir düşer, İskenderiye’de iki yıl esir kaldıktan sonra 1920’de yurda döner. Dönüşte Mehmet Akif’in mezun olduğu Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi’ne kayıt olur ve 1923’te eğitimini tamamlar. Paris’te ve Berlin’de araştırmalar, incelemeler yapar. Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışır.

Mehmet Kaplan, edebiyat zevkini ondan aldım diyerek, Hatipolu’nun başka bir yönünü de gösterir bize. Dönüm Dergisi’ni çıkarır. Gazetelerde makaleler yazar. 1940’ta CHP Afyonkarahisar milletvekili olarak parlamentoya girer.

1942-1946 yılları arasında XIII., XIV. ve XV. hükümetler döneminde, Ziraat Vekilliği, 23.06.1962-8.06.1963 yılları arasında XXVII. hükümet döneminde, Milli Eğitim Bakanlığı görevi yapar ki bizi ilgilendirdiği için bu konuya tekrar döneceğiz. CHP parti meclisi üyesi ve grup başkanvekili olarak da görev yapar.

Hayvan yetiştiriciliği için önemli önlemler alır, halkı Bakanlık teşvikleri ile destekler. Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nu kurar. “Türkiye’de Çay İktisadiyatı” konusunda önemli girişimlerde bulunur. Rize ve çevresi Zihni Derin’i bilir ve fakat Şevket Raşit Hatipoğlu’nu hatırlamaz.

Köy enstitülerinin yeniden açılmasına karşı çıktı

27 Mayıs ihtilalinden sonra, İsmet İnönü’nün başbakanlığında kurulan CHP-YTP-CMKP Koalisyon Hükümeti’nde Milli Eğitim Bakanı olarak görev alır. Köy enstitülerinin tekrar açılması söz konusu edilir ve CHP, Bakan’dan bunu ister. Hatipoğlu, CHP grup toplantısında yaptığı konuşmada, köy enstitülerinin aynı adla yeniden kurulamayacağından ancak onların tecrübelerinden faydalanılarak bu kurumların ilke ve uygulamalarından mevcut öğretmen okullarında faydalanılabileceğinden bahseder.

1963 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı görevinden ayrılır.

Sebep?

Bu sebep yazımızın konusudur.

Bahanesi Milli Eğitim Bakanı olarak bakanlıkta çok yorulmaktır. Ondan sonra Bakanlık koltuğuna Dr. İbrahim Öktem oturmuştur.

12 Kasım 19733 tarihinde, 74 yaşında iken vefat eder.

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’ne Hatipoğlu’nun büyük katkısı

Hatipoğlu’nu rahmet ve şükranla anmamıza vesile olan hizmeti Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı esnada gerçekleşmiştir ki bunun şahidi, olayı anlatan Prof. Dr. Ali Özek’tir.

Prof. Dr. Ali Özek’in anlatımıyla İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü 1966'da Fındıklı'dan Üsküdar Bağlarbaşı'na taşınır. Yüksek İslam Enstitüsü’ne bir yer bulup, orada yeni bir bina yapmak için İlim Yayma Cemiyeti devreye girmiş ve Topkapı'da yirmi dönümlük bir yer bulmuştur. Sabri Sözeri bu yere itiraz eder, çünkü o da Boğaz’da 10-15 dönümlük bir yer bulmuştur. İlim Yayma Cemiyeti de Topkapı'daki yeri istemektedir.

Dönemin Başbakanı İnönü, Milli Eğitim Bakanı Hatipoğlu'na imam hatip okullarının sayılarının azaltılması veya kapatılması hususunda talimat vermiştir ve Bakan da buna karşı çıkmaktadır. İslâm Enstitüsü’nün yeri orası mı olsun, burası mı olsun diye yer aranırken Hatipoğlu, beş yüz bin liralık bir çekle bakanlıktan bir adamını gönderir ve "On beş gün içinde bir yer bulup satın alın. Ben imzalayayım, ondan sonra istifa edeceğim." der. Enstitüde dinî musikî hocası olan Halil Can, Bağlarbaşı’ndaki yeri gösterir ve orası satın alınır.

İnönü’ye yorgunluğundan ve yıprandığından söz eden Hatipoğlu, gerçekte imam hatip okullarını kapatmamak için istifa etmiştir. İstifa ettikten sonra da Güven Partisi'ne geçer.

Ali Özek Hoca diyor ki: “O seçimlerde oyumu Güven Partisi'ne verdim, ama kazanamadılar. Bağlarbaşı'ndaki yerin Enstitüye intikali bizzat Şevket Raşit Hatipoğlu’nun gayreti ve talimatıyla olmuştur.”

Şevket Raşit Hatipoğlu’ne vefa

Şimdi Tevfik İleri ve Celal Hoca’yı rahmet ve şükranla anan, onlara sahip çıkan ilahiyat camiası ve özel olarak Marmara İlahiyat Fakültesi, Ensar Vakfı, Önder gibi kurumlara bir vefa borcunu ödemek vazifesi düşüyor.

Enstitüye aynı bakan tarafından tayin edilen Ali Özek Hoca, Bakan’ın hizmetlerini hatıralarına geçirerek bir nebze olsun görevini yapmış sayılır. Ancak kurumsal olarak ödenmesi gereken vefa borcu bekliyor.

Bir özel sayı çıkarılması, adının bir imam-hatip lisesine verilmesi, ölüm yıldönümünde bir anma toplantısının düzenlenmesi, ailesini ve kabrini ziyaret gibi yapılacak onca iş var.

Biz vefamızın gereğini yapalım. Balık bilmezse Hâlık bilir.

Manşet fotoğrafı: Mahir İz, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü talebeleriyle, 1965.

 

Kâmil Yeşil