, 17 Ekim 2017
Musa Carullah ın Japonya Seyahati ve Toshihiko İzutsu ile İlişkisi

Musa Carullah - Toshihiko İzutsu

9112

Musa Carullah’ın Japonya Seyahati ve Toshihiko İzutsu ile İlişkisi

Rusya Müslümanlarının tanınmış simalarından Musa Carullah (1875-1949); iyi bir okur, 120 kadar eseri olan velud bir yazar, gazeteci, büyük bir âlim ve mütefekkir idi. 1938 yılında Tokyo’da dünyaca ünlü Japon ilim adamı Toshihiko İzutsu ve kadı Abdurreşid İbrahim’le bir araya gelen Musa Carullah’ın Japonya seyahatinden ilginç anekdotları Yaşar Yeşil yazdı.

İlgili Yazılar
Finlandiyalı Müslümanların sorunlarıyla da ilgilendi
Finlandiyalı Müslümanların sorunlarıyla da ilgilendi

Musa Carullah, ''Uzun Günlerde Oruç'' isimli eserinde, bazı coğrafyalarda kafa karışıklıklarına neden olan oruç meselesini tartışmıştır. Yusuf Tunçbilek yazdı.
27/12/2015 12:12
Rusya Müslümanlarının etkili  limi Musa Carullah
Rusya Müslümanlarının etkili âlimi: Musa Carullah

Kazan Türklerinden olan Musa Carullah, 20. yüzyıl Rusya Müslümanlarının önemli aydın-âlimlerinden biri. Yusuf Tunçbilek, Carullah'ın hayatı hakkında yazdı.
23/12/2015 15:03
1930'larda Türkiye'de bir medrese kurmak istedi
1930'larda Türkiye'de bir medrese kurmak istedi

Musa Carullah, İslam dünyasındaki çöküşün imanın sosyal boyutu kaybedildiği zaman başladığını düşünüyordu. Yusuf Tunçbilek yazdı.
25/12/2015 12:12
Rusya'da yenilikçi idiler
Rusya'da yenilikçi idiler!

Müslümanlar için uzun ve zorlu ondokuzuncu yüzyılda, Rusya'daki Müslüman âlimler, düşünürler neler yapmışlardır? Cedidciler diye nitelenen birbirinden farklı üç önemli isim: Gaspıralı, Carullah ve Barudi!
09/10/2010 12:12

Rusya Müslümanlarının tanınmış simalarından Musa Carullah (1875-1949); iyi bir okur, onlarca eseri olan velud bir yazar, gazeteci, büyük bir âlim ve mütefekkirdir. Tatar Türklerinden Kazanlı Musa Carullah’ın hayattaki en büyük sermayesi kitaplarıydı. O, bütün hayatını kitaplarına, yazmaya ve düşünmeye adamıştı. Gezip gördüğü yerlerdeki kütüphanelerden maksimum derecede faydalanmasını bilmiştir. Carullah, eline geçen hemen hemen hiçbir eseri okumadan, ondan faydalanmadan bırakmamıştır. Hayatının nereden baksan altmış beş yılını okumakla ve öğrenmekle geçirmiştir.

Carullah, kılığı-kıyafeti, fikirleri ve eylemleriyle her halükârda sıra dışı bir adamdı. Yusuf Uralgiray’ın ifadesiyle o, “İçinde yaşadığı geniş çevreyi bir inceleyici ve araştırmacı gözüyle görmüş, her zaman takımla gezmiş, Rusya’da şapka ile dolaşmış, hatta öğrenci iken Petrograd Camii’nde mukabeleyi de başında şapka olduğu hâlde okumuş, mülteci hayatında ise kurşuni astragan Tatar börkünü, kalpağını nadiren başından çıkarmıştır. Çünkü o, Müslüman olmak için kıyafete gerek olmadığına içten inanan asil bir Türk, imanı sağlam, ameli hakiki, iyi bir Müslümandı.”

Birçok eseri Türkçeye de çevrilen, Türkiyeli okurun yakından tanıdığı bu sıra dışı adam, ölüm tehlikesinden kıl payı kurtularak 1930’da Rusya’dan kaçtıktan sonra 19 yıl boyunca ailesinden ve çocuklarından ayrı kalmış, bu süre zarfında onları dünya gözüyle bir kez olsun göremeden 1949 yılında Kahire’de vefat etmiştir.

Carullah’ın seyahatleri

Musa Carullah’ın seyahatleri, hayatında önemli bir yer tutar. Yetmiş dört yıllık hayatında dünyanın farklı coğrafyalarına pek çok seyahat yapmıştır. Carullah’ın seyahatlerini genel olarak ikiye ayırabiliriz. Birincisi, İslami ilimlerde derinleşmek amacıyla 30 yaşına kadar yaptığı seyahatler, ikincisi ise 1930’da Rusya’dan kaçtıktan sonra yaptığı seyahatlerdir.

Carullah, ilk eğitimini tamamladıktan sonra dinî tahsil amaçlı birçok seyahat yapmış, bu seyahatleri yaklaşık 15 yıl kadar sürmüştür. Eğitim amacıyla İstanbul, Mısır, Mekke, Medine, Hindistan, Şam, Beyrut gibi şehirlere yolculuklar yapmıştır. Ancak gittiği yerlerdeki medreselerde karşılaştığı ezbere ve taklide dayalı eğitim sistemi onu tam anlamıyla hayal kırıklığına uğratmıştır. Carullah, eğitim amaçlı seyahatlerini 1904 yılında tamamlayarak Petersburg’a geri dönmüştür.

Petersburg’a döndükten sonra arkadaşı Abdürreşid İbrahim’in çıkardığı Ülfet dergisinde yazılar yazmaya başlamış, derginin en önemli yazarlarından birisi olmuştur. Bunun yanı sıra birtakım siyasi faaliyetlerde bulunmuş, dinî ve siyasi içerikli eserler yayımlamaya başlamıştır. 1904-1917 yılları arasında Rusya Müslümanlarının bütün kongrelerine ve toplantılarına katılmıştır. Kalemiyle, düşüncesiyle ve eylemleriyle Rusya Müslümanlarının mücadelesine aktif bir şekilde katkıda bulunmaya çalışmıştır.

Rusya’dan kaçışı

1917’deki Bolşevik Devrimi’nden belli bir zaman sonra Sovyetlerde yayın faaliyetleri son derece kısıtlanmış, Müslüman ilim adamlarına yönelik her türlü baskı artmaya başlamıştır. Bu baskılardan Carullah da nasibini almıştır. Bu meşhur âlim, 1921’de Sovyetler aleyhine çalıştığı iddiasıyla Taşkent’te tutuklanmış ve 11 ay hapis yatmıştır. “İslâm Milletlerine” adlı eserinin Berlin’de yayımlanması üzerine 1923’te tekrar üç ay süreyle tutuklanmış, ardından üç yıl süreyle Moskova’ya sürgüne gönderilmiştir.

Musa Carullah, Sovyetlerde Müslümanlara yönelik baskının iyice artması üzerine 1930 yılı sonunda ailesini bırakıp Rusya’dan kaçmak zorunda kalmıştır. Sovyetlerde 13 yıl kalan Carullah, kendi ifadesiyle ölüm tehlikesinden kıl payı kurtulmuştur. Carullah, Sovyet polisinin kendisine, “seni top ipeklere sararak kurşunlayacağız” dediğini aktarır.

1930’dan sonraki seyahatleri

Carullah, 1930 yılında Sovyetlerden kaçtıktan sonra Afganistan, Hindistan, Mısır, Berlin, Kudüs, Finlandiya, Ankara, Irak, Musul, Kerkük, Kerbela, Necef, Kufe ve Tahran’a seyahatlerde bulunmuştur. İran ve Irak’ta bir yıldan fazla kalan Carullah, burada birtakım gözlemlerde bulunur. Şiilerin Muharrem ayinleri kendisine garip gelir, Muharrem matemlerini İslam’la bağdaştıramaz. Bölgede Şii-Sünni ayrımının devam ettiğini görüp üzülür.

1938’de Japonya’ya seyahat eder. Tokyo’da bulunan Müslüman Türk-Tatar cemaatinin önde gelen isimlerinden Abdülhay Kurban Ali veya 1933’ten beri Tokyo’da bulunan arkadaşı Abdürreşid İbrahim’in daveti üzerine Tokyo’ya gider. 1938 sonuna kadar Tokyo’da kalır. İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Tokyo’dan ayrılarak Çin’e, sonra da Hindistan’a gider. Ancak burada İngilizler tarafından tutuklanır.

İzutsu’nun hoca arayışı

1930’lu yıllarda üniversite talebesi olan Toshihiko İzutsu dil çalışmalarıyla ilgilenmeye başlar ve Okawa Shumei’nin teşvikiyle Arapça öğrenmeye karar verir. Ancak o dönemde kendisine Arapça öğretecek bir Japon hoca bulamaz. Hoca arayışını sürdüren İzutsu Tokyo’ya gelir. Burada meşhur Sibiryalı âlim ve seyyah Abdürreşid İbrahim’den kendisine Arapça öğretmesini rica eder. Abdürreşid İbrahim, İzutsu’nun ricasını kabul eder. Böylece İzutsu, Abdürreşid İbrahim’in öğrencisi olur.

Dünyaca ünlü Japon ilim adamı İzutsu, ilk defa Arapça sesleri Abdürreşid İbrahim’den duyduğunu ve onun sayesinde sesleri telaffuz edebildiğini, yine onun sayesinde ilk defa Kur’an’ın Arapça okunuşunu dinleyebildiğini söyler. İzutsu, hocası Abdürreşid İbrahim yorulup dersi kesene kadar ondan Arapça çalışmıştır.

Dünya gerçekten küçüktür

Cemil Aydın “Dünya Küçüktür” başlıklı makalesinde (Dergâh, Mayıs 1999), 1938 yılında Japonya’nın Tokyo şehrinde bir araya gelen Musa Carullah-Toshihiko İzutsu-Abdürreşid İbrahim üçlüsüne ait Ruşen Sezer’den nakille önemli ve ilginç anekdotlar aktarır. Ruşen Sezer, Toshihiko İzutsu’yu yakından tanıyan ve 1969 yılında İran’da İzutsu ailesi ile aynı evi paylaşan ilahiyat hocasıdır. Sezer, İzutsu’yu 1963’te Kanada’nın Montreal şehrinde tanımıştır.

Anlatılanlara göre Abdürreşid İbrahim bir gün ders esnasında, öğrencisi Toshihiko İzutsu’ya -tevazu ile- aslında kendisinin çok iyi bir Arapça hocası olmadığını, Arapçanın asıl üstadının o hafta Tokyo’ya geleceğini ve artık daha bilgili bir hocadan Arapça öğrenebileceğini söyler. İzutsu heyecanla Abdürreşid İbrahim’in bahsettiği hocayı beklemeye başlar ve Tokyo’daki Tatar cemaatinin önde gelenleriyle birlikte yeni hocasını Yokohama Limanı’nda karşılamaya gider. İzutsu’nun yeni Arapça hocası, büyük Tatar âlimi Musa Carullah’tan başkası değildir.

Daha önce ifade ettiğimiz gibi Carullah, Tokyo’da bulunan Müslüman Türk-Tatar cemaatinin önde gelen isimlerinden Abdülhay Kurban Ali veya Abdürreşid İbrahim’in daveti üzerine Tokyo’ya gelmiş, bir süre Tokyo’daki Türk okulundaki talebelere İslami ilimler öğretmiş, eski dostu Abdürreşid İbrahim ile hasret gidermiştir. İzutsu, Musa Carullah’ın Tokyo’ya geldikten sonra Tokyo Camii’nde imamlık yaptığı sırada okuduğu tecvidinin güzelliğini unutamadığını söyler.

Carullah: “İşte burada…”

Carullah ve İzutsu ilk Arapça dersinde bir araya gelirler. Carullah, İzutsu’ya “seninle bundan sonra meşhur Arapça gramerini okuyacağız” der. İzutsu, Carullah’a bu kitabı Tokyo’da nereden bulabileceğini sorar. Carullah cevaben eliyle başını işaret ederek, “İşte burada” der ve ilk dersten itibaren, kendi ezberinden İzutsu’ya bahsettiği kitaptan gramer notları yazdırmaya başlar. İzutsu, Japonya’da bulunduğu müddetçe Carullah’tan Arapça ders almış, cahiliye devri şiirleri de dâhil olmak üzere klasik Arapça metinler okuma fırsatı bulmuştur.

Uzun yıllar geçtikten sonra, İzutsu artık Arapçayı çok iyi öğrenip, Japonya’daki ilk İslami ilimler profesörü olarak Suriye sahaflarında gezerken, Carullah’ın kendisine bahsettiği Arapça gramer kitabını görür ve satın alır. İzutsu, Carullah’ın ezberinden kendisine yazdırdığı eski Arapça notlarıyla kitabı karşılaştırınca, tıpa tıp aynı olduğunu şaşkınlıkla fark eder.

Carullah altın dişini çektiriyor

Ahmet Kanlıdere, “Kadimle Cedit Arasında Musa Carullah Hayatı-Eserleri-Fikirleri” adlı eserinde, Carullah’ın Japonya seyahatine ilişkin yine Ruşen Sezer’den nakille ilginç bir anekdotu şöyle aktarır: “Carullah o günlerde parasızdı. Kendisini yemeğe çağıran Tatarlara bir karşılık vermek ister. İzutsu’ya kendisini bir dişçiye götürmesini söyler. Dişi ağrıdığı için değil, bir altın dişi varmış onu çektirip altını satacak, parasıyla da et alıp tarihinin en azılı etoburları olan Tatarlara et ziyafeti çekecektir. Daha ucuz olduğu için morfin de istememiş, dişi çekilirken inim inim inlemiş, bana sorsanız bağırmıştır. Yemeğe İzutsu’yu da çağırmış. O da gidip afiyetle yemiş. İzutsu’ya yemeğin nasıl olduğunu sordum: ‘it was horrible (berbattı)’ dedi.”

Musa Carullah üzerine son derece mühim bir çalışma olan Ahmet Kanlıdere’nin “Kadimle Cedit Arasında Musa Carullah Hayatı-Eserleri-Fikirleri” isimli çalışmasının maalesef baskısı bulunmamaktadır. Kanlıdere’nin bu kitabı, yeniden basılarak Türkiyeli okurun istifadesine sunulmayı beklemektedir.

Cemil Aydın, “Dünya Küçüktür” makalesinde, İzutsu-Carullah ilişkisine dair ilginç bir anekdot daha aktarır. Bu ilginç olay, İzutsu’nun, hocası Carullah’tan kendisine hadis ilmi öğretmesini istediğinde yaşanır.

Japon öğrencisine elinden geldiği kadar Arapça öğretmeye çalışan Musa Carullah, mesele hadis öğretmeye gelince, “Bir kâfir hadis öğrenmemeli” diyerek İzutsu’nun bu isteğini reddetmiştir. Yıllar sonra İzutsu, hadis öğretilme isteği reddedildiğinden daha çok, kendisinden “kâfir” şeklinde söz edildiği için gücendiğini söyleyecektir.

Toshihiko İzutsu Müslüman mıydı?

Bu arada yeri gelmişken, konumuzla ilişkisi bakımından Toshihiko İzutsu’nun Müslüman olup olmadığıyla ilgili bir anekdotu da burada paylaşalım. İslami Araştırmalar dergisinin “Toshihiko Izutsu Özel Sayısı”na (2005-18. Cilt, 1. Sayı), “Toşihiko İzutsu Hayatı, Eserleri ve Düşüncesi” başlıklı yazısıyla büyük bir katkı sağlayan Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, İzutsu için, “Toshihiko İzutsu, ait olduğumuz İslâm düşüncesi ve kültürü hakkındaki araştırmalarıyla bu alana büyük bir katkı yapmıştır. Fakat o bir oryantalist değildir; İslâm kültür ve toplumlarına olabildiğince tarafsız ve önyargısız bakış açısıyla yaklaşmıştır. Daha önemlisi, İzutsu’nun Müslüman olarak vefat etmesidir” der.

Bayrakdar, İzutsu ile ilgili oldukça kapsamlı ve önemli yazısında İzutsu’nun Müslüman olup olmadığıyla ilgili bir de anekdot aktarır. İzutsu’nun eşi Toyoko Hanım’ı Kamakura’daki evinde 18 Eylül 2001 tarihinde ziyaret edip görüşen Prof. Bayrakdar, konuyla ilgili şunları dile getirir: “Ayrılmadan önce son olarak bir soru sormama izin istedim. ‘Buyurun’ dedi. Bu soru, arkadaşım Tonaga’nın bana Kyoto’da, İzutsu’nun ölmeden önce Müslüman olduğuna dair duyduğu bir haberi anlatmasına dair idi. ‘Profesör İzutsu Müslüman olarak mı vefat etti?’ dedim. ‘Yo, hayır’ dedi. Ve şunları ekledi: ‘O, İslâm’ı, İslâm kültürünü ve Müslümanları çok severdi. Daha gençliğinde Tokyo’daki sizin Türk Müslümanlarıyla haşır neşir olmuş. Bunlardan dolayı özellikle son zamanlarında insanlar onu Müslüman zannetmeye başladılar.’”

Yokahama’ya geri dönerken, arkadaşlara, ‘Toyoko Hanım’ın son soruma verdiği cevap hakkında ne dersiniz’ dedim. ‘Herhâlde doğruyu açıklamaktan çekindi’ dediler. Çekincesi hakkında, ‘ziyaret günümüz, meşhur 11 Eylül İkiz Kuleleri’nin vurulduğu, herkesin İslâm’ı terörle birlikte andığı, çok ateşli ve herkesi saran bir ‘İslamofobi’nin olduğu bir haftanın içine denk geldi’ yorumu yapıldı. “Biz, İzutsu’yu Müslüman olarak vefat ederek, Hakk'ın rahmetine kavuşmuş bilelim.

 

Yaşar Yeşil






İlgili Konular