, 25 Kasım 2017
Kayseri'den 3 Aktif İmam

3104

Kayseri'den 3 Aktif İmam

Fatih Pala, Kayseri'de imamlık görevinin yanında yazarlık, sunuculuk, müzisyenlik yapan üç tanıdığını anlatıyor, böyle imamların çoğalması için dua ediyor...

Marifetin iltifata tabi olduğunu duyanlar çoktur da, durumun böyle olduğunu bilenler ne kadardır bilemiyorum haliyle. Ama hakikaten ‘marifet iltifata tabi’dir. Etrafımıza bakındığımızda standart yaşantıların içerisine sığmayan insanlarımızı görürüz; ama dediğim gibi “baktığımızda”. Hani bir bakmak vardır bir de görmek. Görebilmek için iyiden iyiye bir bakışa sahip olmak lazım geldiği kanaatini taşıyanlardanım.

Bugün sizleri, baktığım ve bakmam neticesinde görebildiğim kadarıyla kendilerini sevdiğim, takdir etmekle kalmayıp ayrıca takip ettiğim üç güzel insanla tanıştırmak istiyorum. Üçü de meslektaş. Mesleklerinin literatürüne göre “imam hatip” ya da “müezzin kayyım” deniyor onlar gibi olanlara. Yaş sıralamalarına göre anmak icap ederse; Abdullatif Acar, Sadi Özmen ve Bünyamin Fındıkçı diye kendilerini takdim edebiliriz. Üçü de hâfız. Üçü de yalnızca mesleklerini icra etmiyor. Üçü de “sınır ötesi” çalışıyor.

Yazar bir imam: Abdüllatif Acar

Abdullatif Hocamdan başlayayım. Erzurumlu. Kayseri’de meşhur olmuş adıyla Eskişehir Bağları mevkiindeki Mahmut Sami Ramazanoğlu Camii’nin Hocası. 6-7 yıldır Kayseri’de görev yapıyor diye biliyorum. Burada, görevinin gerekliliklerini yapmasıyla birlikte, bir de ve özellikle de Suriyeli muhacir kardeşlerimize maddi ve manevi noktada yardımcı olmaya gayret ediyor. Kendisini bir “baba”, bir “abi” yakınlığıyla rahatsız ettiklerini biliyorum. Yaz kış demeden ihtiyaçlarına çareler bulmaya çalışıyor, Ramazan ayında iaşeler bulup takdim ederek, cami etrafında büyük iftar sofraları oluşturarak onlara yalnızlık hissettirmeyen bir mü’min.

Bu güzel hasletlerinin yanında, benim asıl üzerinde duracağım yönü, yazarlığıdır. Abdullatif Hoca, aylık düzenli olarak Burhan dergisine Müslümanları ilgilendiren konular hakkında araştırma yazıları hazırlıyor. Düzenli olmasa da bu hazırlayışlarını zaman zaman Genç Birikim dergisi için de yapıyor sağ olsun. Sadece dergilere yazmakla yetinmiyor elbette; yenisi yayın aşamasında olan üç kitabın müellifidir ayrıca Abdullatif Hoca. Bunlar; temel ibadetimiz ve dinimizin direği olan namazı konu edindiği Namazla Aslına Dönmek (2013) ve en mühim uzuvlarımızdan biri olan, bizi belki vezir, belki rezil edecek özelliğe sahip “dil”imizi geniş bir boyutta ele aldığı Hikmetin Anahtarı ya da Cehennem Zakkumu: Dil (2015) çalışmalarıdır. Çıkacak kitabının ismini henüz belirleyememiş olsa da genel olarak insanın yaratılış amacını ele aldığını ifade ediyor içeriğinin. Samimi bir dil ve üslupla oluşturduğu yazılarında ve kitap çalışmalarında, Yüce Allah’ın ayetlerinden, Rasulullah Efendimiz’in (S.A.S.) hadis-i şeriflerinden ve âlimlerin sözlerinden yararlanmayı ihmal etmiyor. Yüreği ve kalemi dert görmesin. Kayserili olmadığı halde Kayseri için kıymeti bilinmesi gereken iyi bir değerdir Abdullatif Hoca.

Sunucu, radyocu bir imam: Sadi Özmen

Gelgelelim Sadi Hoca’ya. O da Erzurumlu, ancak uzun yıllardır Kayseri’de yaşıyor; Kayserili desek de olur esasen. Kayseri’nin merkezinde “esnaf camisi” denilebilecek Salıbahçe Camii’nde görev yapıyor. Burası, küçük bir cami. Ama görevlisinin yüreği, ölçülere gelmeyecek kadar ve olabildiğince büyüktür. Sadi Hoca, yıllar yılı Kayseri özelinde yayın yapan “Arifan Radyo”da sunuculuk ve programcılık yaptı. Onu tanıdığımda radyocuydu yani. Radyoculuk yılları devam ederken, bu nimetten geniş çapta bir iş çıkarma adına, 2002 yılında “Arzıhal” adını verdiği güzel bir şiir albümü kazandırdı bizlere. Yedi şiirden oluşan albümünde özellikle münacaat ve naat türünde şiirler seslendirdi o tok, o kadife ve o naif sesiyle. Albüm çalışmalarını sürdürmesi, hem kendisi için hem de sevenleri açısından güzel olacaktır ümidindeyim. (15 yıl geçmiş aradan; az bir zaman değil Sadi Hocam!)

Nerede halka açık bir program var, nerede ümmetin genelini kapsayan bir durum ile ilgili bir basın bildirisi ya da miting var, nerede önemli bir konferans, panel vs. var ise Sadi Hoca’yı, orada sunuculuk yapan kişi olarak bulabilirsiniz Kayseri’de. Hele bir de Bestami Yazgan’ın o güzel Yâr-ı sâdık bilir hâlden/ Aşk dersini alır gülden/ Karşılıksız tâ gönülden/ Sevenlere selam olsun.” dörtlüğüyle başlayanSelam Olsun” şiiriyle sözlerine giriş yapması yok mu, işte o zaman onu dinlemenin tadı bir başka oluyor. Hafızlığının ve sesinin kıymetini biliyor. Ağustos 2013’te Kayseri Kurşunlu açık otoparkında 5 gün boyunca süren Kunut nöbetlerinde kıldırdığı namazlardaki o farklı kıraatleri, biz cemaat için tadına doyum olmaz bir ibadet lezzeti yaşatmıştı; 4 yıl geçmesine rağmen unutulacak gibi değil hala!

Umre ziyaretimin birini onunla beraber geçirmiş olmam da benim için ayrı bir güzellikti. O yürekleri okşayan ve harekete geçiren sesinden kâm almak, oralarda da nasip oldu ya, hamd ediyorum Rabbime, “elhamdülillah” diyorum bu ayrıcalığa.

Radyocu, müzisyen… Bünyamin Fındıkçı

Bünyamin Hoca’nın yeri de ayrıdır bu güzel insanların içerisinde. Kayseri’nin Yahyalı ilçesindendir o. Evvela onunla tanışıklığım var Kayseri’de, bu üç kişinin içerisinde. Üniversite öğrencisiydim ve o günlerde Bünyamin Hoca, hala yayınına devam etmekte olan “Furkan Radyo”da sunuculuk ve programcılık yapıyordu. Hatta âcizane benim de yaptığım bir radyo programında, teknik masada o bulunurdu. Şimdilerde o, Talas ilçesinde Anayurt Camii’nin görevlisi. Oradan Talas ilçesi cemaatlerinin nabzını tutuyor.

Bünyamin Hoca, cami görevliliğinin yanında bir de ilahi-ezgi sanatçılığı yapıyor. Birisi, 7 farklı makamda okuduğu aşr-ı şeriflerden oluşmak suretiyle 3 albümün okuyucusudur, sanatçısıdır kendisi. “Sultanımsın” (2013) ve “Senin Adın Ahmed” (2016) isimlerini verdiği albümlerinde genelde naat türünde eserler okumuş. Çalışmalarında özgünlüğe dikkat ediyor; yani söz ve besteler kendine ait. Sözlerin oluşmasında kimi zaman eşinden yardım aldığını albümün malumatında görebiliyoruz. Yine albümlerini oluştururken, müzikal altyapı çalışmalarında hem öğretmen hem de sanatçı olan Mehmet ve Mahmut Diker kardeşlerden büyük katkı gördüğünü, kendi sözlerinden biliyoruz. Kimi düğün merasimleri için yapılan davetlere icabet edip eserlerini seslendiriyor. Yine kimi konferans türü programlarda, program başlangıçlarında Kur’an tilaveti yaparak hafızlığını konuşturduğundan da haberimiz var.

Radyoculuk günlerinde, program için gittiğimde, bazen yeni çıkan ezgi albümleri üzerine sohbet ettiğimiz de olurdu. Yine bir gün programım için radyoda bulunduğum sırada, elimde, Yusuf Can’ın “Nüans Prodüksiyon”dan çıkmış olan “Bitmez ki Hasret” isimli ezgi albümü de bulunuyordu. Albüm çerçevesinde konuşurken –belki o şimdi hatırlamaz-, “Ah Mikail abi, bir benim albümümü çıkaramadın!” diye bir serzenişte bulunmuştu. Nüans Prodüksiyon, “Yıpranmış Vakitler”, “Süvariler”, “Hicranlı Yüzler”, “Azaların Vedası” gibi ezgi albümlerinin sahibi olan ezgi sanatçımız Mikail’e ait; o sıralar, Mikail usta ile aralarında albüm çerçevesinde muhabbetleri olmuş demek ki! 2000’lerde olmasa da 2010’larda nasip etmiş Rabbimiz ona uhdesindeki albüm olayını. Ne güzel, ne ala…

Evet, bu üç güzel insanı sizinle tanıştırmaktan mutluluk duymaktayım. Kayseri’nin gayretlileri elbette ki bu üç kişiyle sınırlı değil. Kendilerini az çok tanıyor olmamdan ve tanınmalarının da fayda getireceğini düşünmemden ötürü onları gündem edindim.

Kendi kabuklarında gizli saklı kalmayıp dışarıyı şenlendiren ve üretici vaziyet kuşanan tüm cami görevlilerine selam olsun. Kendini, sadece “namaz kıldırma memuru” olarak görmekten içtinap eden değerli hocalara selam olsun. Yüce Rabbimizin verdiği kabiliyetlerini, yine O’nun rızası uğrunda kullanmaya çabalayan Müslümanlara selam olsun. Ve bu güzel meziyetleri ve daha fazlasını sürdürenlerin hepsi de şanı pek yüce olan Allah’tan ecirlerini fazlasıyla alsın…

Fatih Pala

 





Yorum
Hayatın içindeki imamlarımız
Mahmut başaran
Tebrik ediyorum Fatih PALA yı. Olası gereken imam profillerini kamuoyu ile paylaştığı için. İmamlarımız toplunun deryleri ile dertlenmeli, sorunlarına çozumler uretecek bilgi ve kapasite ile donanmaları gerekiyor. İnsanların sorunlarini dini din dışı diye ayırmak da yanlış. Sorunkarın hepsi cozum gerektirir. Sadece ibadetler ve itikadi konular ile uğraşan imam tipi ruhbanlıktır. Dinimizd ruhbanlık yokrur. İşlerimizi de dini ve ladini diye ayırmak ruhbanlıktır. İmamlarımızı tebrik ediyorum.
17/07/2017, 13:37