, 25 Kasım 2017
Mücadeleyle Geçen Bir Ömür Fevziye Nuroğlu ve Ardında Bıraktıkları

Fevziye Nuroğlu (ortada)

14588

Mücadeleyle Geçen Bir Ömür: Fevziye Nuroğlu ve Ardında Bıraktıkları

Fevziye Nuroğlu Hanım tek başına adeta proje üretim merkezi idi. Tuba Kuran Kursu'nu ve dul ve yetimleri himaye eden Şefkat Vakfı'nı kurdu. Bu vakıf ilk muhafazakar anaokulları ve kolejleri de açtı. Kenan Evren’in başörtüsü yasağında, başörtülü kızlara sahip çıktı, seslerinin duyulması için çabaladı. Din eğitimi de veren anaokullarının ilk kurucusu yine kendisiydi. Kerime Macit Tunçbilek yazdı.

Kerime Macit Tunçbilek, sitemiz yazarlarından Yusuf Tunçbilek’in annesi. Kerime Hanım gençliğinde Tuba, Fazilet, Ihlamur kız Kur’an kurslarında (K.K.) talebelik, öğrencilik yapmış, pek çok hoca ile tanışmış, pek çok talebenin yetişmesine de yardımcı olmuş bir isim. Geçen sene bu kurslardaki insanlara dair kendisiyle bir röportaj yapmak talebimiz olmuştu, fakat kendisi bunun yerine kendisinin yazıya geçirmesinin daha iyi olacağını söylemişti.

1 Haziran günü Yusuf Tunçbilek nihayet defteri alabildiğini söyledi. Aynı gün, pek çok hayır faaliyetinde yer almış Fevziye Nuroğlu’nun vefat haberini aldık. Bu vesile ile Kerime Hanım’ın yazdıklarından ilk olarak –vefatından önce yazılmış olan- Fevziye Hanım’a dair bölümü sizlerle paylaşıyoruz...

FEVZİYE NUROĞLU

Fevziye Hanım örnek aldığımız hocalarımızdan birisiydi. Çalışkan ve hep heyecanlıydı. Onu sürekli koştururken görürdük.

Kendisi İslami faaliyetlerinden dolayı okulunu ikinci plana atmış ve 4 yıllık eczacılık eğitimini 8 yılda tamamlamıştır.

Eczacılık Fakültesi’nde laboratuvarlar çok uzun saatler sürer ve ciddiyet gerektiren ortamlardır. Hocamız yine böyle bir laboratuvar saatindeyken namaz vakti gelir, asistandan izin ister, hoca izin vermez. Namaz geçecek vakte gelir. Bunun üzerine Fevziye Hanım laboratuvarda namazını kılar. Bu büyük bir cesaret işidir. Ancak o yapabilir. Bu idealistlik bizim hayata bakışımızı derinden etkiliyordu. Mühim olan diploma değil, okurken olsun, mezuniyetten sonra olsun İslam’a ve Müslümanlara ne yapabildiğindi. Ne kadar faydalı bir insan olabilmendi.

Onun ve diğer idol olan hocalarımızın okumasını, çalışmasını, meslek seçmesini, evlenmesini, aile hayatını, etrafındaki insanlar için çırpınmasını izler ve örnek alırdık. Hepsinden Allah razı olsun.

Fevziye Hanım tek başına adeta proje üretim merkezi idi

Fevziye Hanım, 1969’da MTTB’ne bağlı Yavuz Sultan Selim Dershanesi’nin kuruluşunda yer almıştır. Ayrıca Tuba Kuran Kursu kurucularındandır. Kurs, Fatih’de bir apartman dairesinde başlamıştır. 3 yıl burada kaldıktan sonra Süleymaniye Külliyesi’ndeki medreseye taşınmıştır. Kendisi hem burada hocalık yapar hem de Üsküdar’daki Fazilet Kuran Kursu’nda ders verirdi. Hocamız birçok hayır hareketinin kurucusudur. Aynı zamanda bizim camianın ilk STK’larından olan HEKVA’yı Dr. Gülsen Ataseven ve birkaç arkadaşıyla (Emine Dükkan, Hidayet Dükkan) kurdu. Bu vakıf genç kızlara ve hanımlara yönelik faaliyetler yapmış, onların eğitimi yanında Şadırvan adlı bir İslamî kadın dergisini çıkarmıştır. Bu dergiden biz de nasiplenirdik.

Hocamız hayır faaliyetlerinde hız kesmiyordu. 1986 yılında Meliha Yalçıntaş ve bir grup arkadaşıyla Şefkat Vakfı’nı kurdu. Bu vakıf dul ve yetimleri himaye ediyordu. Onlara maddi ve manevi yardımlar yapıyor, yetimleri iş sahibi yapıyor, evlendirene kadar takip ediyordu. Fevziye Hanım tek başına adeta proje üretim merkezi idi. Daha sonra bu vakfa bağlı ilk muhafazakar anaokulları ve kolejleri kurdu. Bu kolejlerde bize de çocuklarımızı okutmak kısmet oldu.

Yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Zamanının en idealist okulları olmayı başardı. Başörtüsü mücadelesinde Fevziye Hanım’la biraz ters düştüyse de nispeten mücadele eden okullardan oldu. Tabii bu okullar 28 Şubat sürecinde ağır teftişler geçirdi, çok zor günler yaşadı.

Bir eylem gerekiyorsa o hep vardı

Tuba Kuran Kursu günlerine dönersek, Fevziye Nuroğlu Hanım hep heyecanlı idi. Din derslerine girerken konu namazsa mescitte tatbikî olarak izah ederdi. Dersi siyerse o günleri gözlerimizin önüne bir film şeridi gibi getirerek anlatırdı. Ashabın hayatını, İslami mücadelesini, fedakarlıklarını anlatırken ağlamadan dinlemek mümkün olmazdı. Hissettiğini dışa yansıttığından emin olduğumuz için müteessir olurduk.

Derse başlarken ayet, hadis ve sözlerden oluşan koro halinde söylediğimiz bir yeminle başlardık.

Bir eylem gerekiyorsa o hep vardı. Kenan Evren’in başörtüsü yasağında imam hatip öğrencilerinden bir grup oluşturup önlerine geçti, gazeteleri tek tek gezerek mağduriyeti anlatıp seslerini duyurmaya çalıştı. Aynı anda üniversitelerden bir grup oluşturup Ankara’ya bakanlar ve milletvekilleriyle görüşmeye göndermişti. Ben de bu grubun içindeydim. Bu sırada Tuba Kuran Kursu’nda öğretmenlik yapıyordum. 5 kişi Ankara’ya gittik, çeşitli ziyaretler yaptık. Bakanlardan milletvekillerinden, odalarında gizemli tavırlar ve tedbirler alan enteresan kişilerle tanıştık. Yasağın üstten geldiğini, Kenan Evren’in yasağı olduğunu, hiçbir şey yapamayacaklarını söylediler. Biz de eli boş ama, sadece bir kız öğrenci olarak yapabileceğimizi yapmanın rahatlığı, sorumluluğumuzu yerine getirmenin sükuneti ile Tuba’ya döndük. Keşke o zaman bizim gösterdiğimiz cesareti makam-mevki sahibi erkekler de gösterebilseydi. Ama olmadı. Ateş düştüğü yeri yaktı. Öyle de devam etti.

80’li yıllarda üniversitelere başörtüsü yasağı geldiğinde, öğrenciler okullarını bıraktı. Büyük bir hüzün, isyan ve boşluk oluştu. Kızlar açıkta kaldı. Birçoğunun ailesi bilmiyordu bile. Ne yapacağını şaşırmış, bunalımda birçok genç kız...

İlk başörtüsü yasağı mağdurları hayatlarının en verimli yıllarını yaşadılar

Fevziye Hanım durur mu? Krizi fırsata tahvil etti. Kız öğrencileri topladı. Şirinevler Kur’an Kursu’nda, Fatih’te dersler, konferanslar düzenledi. Eğitimler tertip etti. İlahiyat hocalarından Cevat Akşit, Osman Öztürk, Nedim Urhan gibi değerli hocalardan kadro kurdu.

İlk başörtüsü yasağı mağdurları ziyan olmak bir yana, hayatlarının en verimli yıllarını yaşadılar. Şer zannedilen şeylerden hayırlar hasıl olmuştu. Yüzlerce öğrenci onun tedrisinden geçip heyecanından etkilendi. Bu kurslarda yetişenler birçok kurumda, çeşitli kademelerde görev alarak bilgi ve heyecanlarını oralara taşıdılar. Bu eğitim şekli yıllar sonra yine başörtüsü yasağından okula gidemeyen öğrenciler için Ömer Faruk Korkmaz tarafından SEDAV çatısı altında gerçekleştirildi. Ama Fevziye Hanım yine ilklerdendi.

İmanlı bir nesil yetiştirmek için oluşturulan çocuk yuvaları

Din eğitimi de veren anaokullarının ilk kurucusu yine o idi. Bu okullarda medrese usulü birçok eğitmen yetişti. İmanlı bir nesil yetiştirmek için oluşturduğu bu yuvalar o kadar çoğaldı ki, bugün sayısını tespit etmek bile mümkün değil. Bu kurumlarda hizmet edenlerin Fevziye Hanım’ın güç ve ihlasını örnek almalarını dilerim.

Hocamızın son senelerinde sağlık sorunları var. Gücünün yettiği kadar yine davet edildiği yerlere gitmeye çalışıyor. Fatih - Kıztaşı’nda mütevazı bir eczanesi var. Burası hocamızın hayır faaliyetlerinin devamını sağlıyor. Bir grup arkadaşımızla 1995’de kurduğumuz ECZADER (Eczacılar Dostluk Dayanışma ve Kalkındırma Derneği)’in kurucu başkanıdır. Derneğimiz bütün dünyada ve Türkiye’de hayır ve yardım faaliyetleri, öğrenci eğitimleri, mesleki seminerler gibi faaliyetlerine devam etmektedir. Fevziye Hanım son zamanlarda programlarımıza bilfiil katılamasa da her zaman şeref misafirimiz olmuştur.

Türkiye’nin dört bir yanından öğrencisi var. Hepimiz onun uzun ve sağlıklı bir ömürle nice hayırlı fikre imza atması için duacıyız.

Cenaze merasiminden...

***

VEFATI SONRASI EK:

De ki namazım ve bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin rabbi olan Allah içindir. (En'am suresi 162. Ayet)

Fevziye hocamızın cenazesini Fatih Camii’nde, mübarek ayda, mübarek perşembe gününde muhteşem bir cemaatle uğurladık. Hayatı gibi vefatı da bizi bir araya getirdi. Unuttuklarımızı hatırlattı.

Ruhun şad olsun. Rabbim seni cennetinin en güzel makamlarında mükafaatlandırsın. İyi ki seni tanımışız.

Ögrettiklerini yaşarken, seni anmaya ve dilimiz döndüğünce seni hatırlatmaya devam edeceğiz. Elinin, emeğinin değdiği bütün kardeşlerim adına...

 

Kerime Macit Tunçbilek





Yorum
Allah sayılarını artırsın...
Abdullah
Merhum Fevziye Hoca'nın ismini ilk olarak AKV'de Abdullah Yıldız Hoca'dan duymuştum. Hakkında daha fazla şahitliği okuyunca duygulandım... Rabbimiz cennetiyle mükafatlandırsın. Böyle güzel mümin-e-lerin sayılarını artırsın...
22/07/2017, 15:37
kitap
cer
hayatı mucadelesi kitaplaştırlabilir genc nesile boyle örnek insanlar tanıtılmalı..
17/06/2017, 22:12
Rabbi'ne karşı samimiyet örneği canım Hocam !Her duanızin başında olan cümleniz üzre Rasülullah Efendimizin sancağı altında buluşuruz inşaallah !
Zeynep İkizoğlu
Hocamız,Anamız,Öncümüz CANSUYUMUZDU O! O'suz kalmak içimizi kanatıyor. Tek tesellimiz O'nu tanımış olmak,O'nunla gecelemiş olmak,O'nunla aynı zikir halkasında,Aynı direniş safinda yer almış olmak. Ve en önemlisi de O'nun "Yavrucuğum tüm öğrencilerim,yavruları ve eşleri dualarımdasınız." Cümlesini söylerken o kocaman gözlerindeki parıltıyı görmekdi. ŞEHADET AŞIĞI CANIMIZ İNŞAALLAH ŞEHİTLERLE HAŞROLURSUNUZ!
07/06/2017, 01:42
Meşru hedeflere meşru vasıtalarla gidilir.
Handan Ertür
80 li yıllarda fakültelerde yaşadığımız zorlukları aşmada Fevziye ablamızın haftasonu sohbet programları ilaç gibiydi .Orada bize öğretilen en önemli usul ."MEŞRU HEDEFLERE MEŞRU VASITALARLA GİDİLİR ".di.mekanı cennet olsun. Rabbim bizim nesillerimizden de takva önderleri gençler nasibetsin bu ümmete hizmet edecek. ..
06/06/2017, 01:32
Teşekkür
Mine İzgi
Allah razı olsun. Rabbim, sizi de hayırla yâd edeceklerin sayısını arttırsın.
05/06/2017, 17:08
Kula kul olmamak
Mahmut balaban
Kula kul olmadı Allah'a kul oldu ve ona gitti Allah'ın razı olduğu kullarından olmayı nasip etsin âmin
05/06/2017, 15:01