, 25 Nisan 2017
Babası Sultanların Şeyhi Şeyhlerin Sultanı ydı

2867

Babası ‘Sultanların Şeyhi, Şeyhlerin Sultanı’ydı

Ebussuud Efendi, tefsir ilminde de büyük bir mertebeye sahiptir. Osmanlı âlimleri arasında Kur’an-ı Kerim’in bütününü tefsir edenlerin başında yer alır. Metin Uygun yazdı.

İlgili Yazılar
Eyüp Sultan da kısa bir medeniyet gezintisi
Eyüp Sultan’da kısa bir medeniyet gezintisi

Eyüp Sultan semtindeki mezar taşlarının ve türbelerin izini sürmeye devam ediyoruz. Bu minvalde kültür, tefekkür ve medeniyet tarihimize iz bırakmış değerlerimize ait birbirinden önemli ayrıntılara ulaştık..
21/04/2013 12:12

Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişip büyümesinde, kudretli bir devlet olmasında ilim adamlarının büyük hizmetleri ve rolü vardır. Osmanlı sultanları da ilme ve ilim adamına çok büyük önem vermişler, her daim ilimle ilgili teşviklerde bulunmuşlar, ilim adamlarını maddeten ve manen himaye etmişler, saygı ve hürmet göstermişlerdir. Osmanlı Devleti’nin yetiştirdiği büyük âlimlerden birisi de Ebussuud Efendi’dir. Ebussuud Efendi kazaskerlik ve müderrislik görevlerinde bulunmuş, Osmanlı Tarihi içinde müstesna bir mevkiye sahip çok değerli bir âlimdir. Osmanlı Devleti’nde yaklaşık otuz yıl Şeyhülislam olarak görev yapmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın çok yakın ilgisine ve hürmetine mazhar olmuş, Sultan İkinci Selim’den de büyük hürmet ve takdir görmüştür.

İlminin yüksekliğinden dolayı, ‘Müftilenam, şeyhülislam, sultanü’l müfessirin, muallim-i sani, allame-i kül, Hoca Çelebi, Ebu Hanife-i Sani’ ünvanlarıyla anılan Ebussuud Efendi, 17 Safer 896 (30 Aralık 1490) yılında İstanbul yakınlarında Meteris’te (Metris-Müderris) dünyaya gelmiştir. Babası Şeyh Muhyiddin Muhammed (Mehmed) Yavsi’dir ki o da İskilp’e bağlı İmad (Direklibel) köyünde doğmuştur. Ebussuud Efendi, ilimle hemhal olan, âlimler yetiştiren bir aileye mensuptur. Dedesi meşhur âlim Ali Kuşçu’nun kardeşi Mustafa İmadi’dir. Annesi, Ali Kuşçu’nun kardeşinin kızı veya bizzat Ali Kuşçu’nun kızıdır. Ebussuud Efendi’nin babası Şeyh Muhyiddin, âlim bir zat olup tasavvufi yönüyle de temayüz etmiş bir şahsiyettir.

‘Sultanların şeyhi, şeyhlerin sultanı’nın oğlu

Ebussuud Efendi’nin babası Şeyh Muhyiddin Yavsi, Fatih Sultan Mehmed’in oğlu Şehzade Bayezıd’ın Amasya sancak beyliği esnasında Şehzade’nin sevgisini ve dostluğunu kazanmıştır. Sultan İkinci Bayezıd tahta geçtikten sonra Şeyh Muhyiddin’i İstanbul’a davet etmiş ve kendisine büyük bir zaviye yaptırıp mülk olarak vakfetmiştir. Sultan, Şeyh Muhyiddin’in sohbetlerinden büyük zevk alır. Zamanın meşhur devlet adamları ve âlimleri de şeyhin sohbetlerine iştirak ederler ve şeyhin dergahı sohbet dinlemeye gelenlerle adeta dolup taşar. Şeyh Muhyiddin, Sultan Bayezıd’a yakınlığından dolayı ‘Hünkar Şeyhi’ lakabıyla anılır. Meşhur tarihçi Hoca Sadeddin Efendi bu durumu, ‘Sultanların şeyhi, şeyhlerin sultanı olmuş, herkesin gönlünü kazanmıştır’ sözüyle ifade eder.

Ebussuud Efendi böyle bir zatın oğludur. Küçük yaşta ilk tahsilini babasından almıştır. Ondan Seyyid Şerif Cürcani’nin Haşiye-i Tecrid, Şer-i Miftah’ı bütün haşiyeleri ile birlikte iki kere ve Şerh-i Mevakıf’ı okumuş. Çeşitli tefsir kitaplarını okumuş. Babası, vefat edinceye kadar oğlunu hem ilim yönünden ve hem de terbiye yönünden iyi yetişmesi için her türlü gayreti göstermiştir. Ebussuud Efendi ilk icazetini babasından almıştır. Babasının dışında devrin önemli âlimlerinden de ilim tahsil etmiştir. Meşhur Osmanlı âlimlerinden Müeyyidzade Abdurrahman Efendi, kayınpederi Mevlana Seyyidi Karamanî ve meşhur Osmanlı âlimi İbn Kemal ders aldığı hocalardır. İlk olarak Çankırı medresesine müderris olarak tayin edilir. Fakat buraya gitmeden İnegöl İshak Paşa Medresesi’ne müderris olur. Başka medreselerde de müderrislik görevinde bulunup çok sayıda ilim adamı yetiştirmiştir.

Şeyhülislamlık makamı onunla bütün ilmi müesseselerin üstüne çıktı

Daha sonra kendisine şeyhülislamlık yolunu açacak olan kadılık görevine başlar. Önce önemli bir mevki olan Bursa kadılığına, sonra İstanbul kadılığına tayin olunur. Bu görevlerinde başarılı olur ve önemli hizmetler yapar. Bundan sonra ilmiye sınıfı için en yüksek mertebelerden olan kazaskerlik makamına tayin edilir ve Rumeli kazaskeri olarak göreve başlar. Bu görevine yeni başlamışken Kanuni Sultan Süleyman’ın Kara Boğdan, Estergon ve Budin seferlerine katılır. Budin’in fethinde zafer nişanesi olarak şehrin en büyük kilisesini camiye çevirten padişah, burada ilk Cuma namazını çok sevip değer verdiği Ebussuud Efendi’ye kıldırtır. Budin’in ve Macaristan’ın tapu ve tahrir işlerini de padişahın emri üzerine o yapar. 1545 senesinde Şeyhülislamlık görevine getirilir. Kazaskerlik ve şeyhülislamlık makamında iken, kendisine kadar belli bir sistem bulunmayan ilmî rütbe, mevki ve kademeleri belli bir sisteme kavuşturmaya çalışır.

Ebussuud Efendi, şeyhülislam olunca bu müessese konum olarak diğer bütün ilmi müesseselerin en başında, en üstünde gelmeye başlar. Ebussuud Efendi’ye kadar günlük şeyhülislamlık maaşı 200 akçe iken, padişaha takdim ettiği İrşadü’l akli’s selim ila mezaye’l kur’ani’l azim isimli Arapça tefsiri sebebiyle 500 akçeye çıkarılır, eser tamamlanınca maaşına 100 akçe daha zam yapılarak 600 akçe olur. Bu durum şeyhülislamlık makamını maddeten ve manen kazaskerlik makamının üstüne çıkarır. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Ebussuud’un bu tefsirini yazarken Beyzavi’nin tefsirlerini ve Zemahşeri’nin Keşşaf’ını gözden geçirdiğini ve Ebussuud Efendi’nin tefsirinin ulema arasında Keşşaf ve Kadi Beyzavi tefsirlerinden sonra üçüncü önemli tefsir olarak kabul edildiğini belirtir. Kanuni Sultan Süleyman zamanındaki arazi kanunlarında da kendisine mesele olarak sorulan hususları fetva vererek şer’ileştirdiğini ve bu usulün bundan böyle hep fetvaya dayandırıldığını ifade eder.

Kıbrıs’ın fethi için fetva vermiş

Ebussuud Efendi, kaynaklarda güleç yüzlü, ağır başlı, fazilet timsali bir kişi olarak anlatılır. Buna rağmen meclisinde heybetinden kimsenin ağzını açamadığı, sözlerinin hürmetle dinlendiği, tatillerde bile çalışıp görevini ihmal etmediği, her gün yüzlerce fetva verdiği de kaynaklarda Ebussuud’un şahsiyetiyle alakalı olarak zikredilen hususlardandır. Kanuni, büyük sevgi ve saygı duyduğu Ebussuud Efendi’ye Süleymaniye Camii’nin temelini attırmıştır. Kanuni Sultan Süleyman 1566 yılında vefat edince cenaze namazını Ebussuud Efendi kıldırmıştır.

Sultan İkinci Selim Han zamanında da Şeyhülislamlık görevine devam eden Ebussuud Efendi’nin bu dönemdeki en büyük hizmetlerinden birisi Kıbrıs’ın fethi için fetva vermesi ve bu fethi sağlamasıdır. Kıbrıs’ın, İslamiyet’in ilk zamanlarında Eshab-ı Kiram tarafından fethedilmesi sebebiyle Osmanlı’nın Kıbrıs üzerinde tarihi bir hak sahibi olması, bir de Venediklilerin yapılan anlaşmaları bozmaları, deniz yollarına tecavüz etmeleri sebebiyle Kıbrıs’ın fethine fetva vermiştir. Fakat onun en büyük hizmeti hukuk alanında olmuştur. Döneminin meselelerine getirdiği çözümler ve yorumlarla hem İslam hukukuna ve hem de Osmanlı hukukuna büyük hizmetlerde bulunmuştur.

Hoca Sadeddin Efendi de onun talebesidir

Ebussuud Efendi, tefsir ilminde de büyük bir mertebeye sahiptir. Osmanlı âlimleri arasında Kur’an-ı Kerim’in bütününü tefsir edenlerin başında yer alır. Çok eser vermiş bulunan Ebussuud Efendi fetvalarıyla meşhurdur. Dört mezhebin fıkıh bilgilerine de vakıftır. İlmi eserlerinin ve hizmetlerinin yanında hayır eserleri de yaptırmıştır. İskilip’te bir cami ve bir medrese, köprü, Eyüp’te medrese ve İstanbul’da bir çeşme ve hamam yaptırdığı da kaynaklarda belirtilir.

Çok talebe yetiştirmiş ve talebeleri kendisinden sonra Osmanlı ilim hayatına büyük katkılarda bulunmuşlardır. Uzunçarşılı, Ebussuud Efendi’nin yetiştirmiş olduğu talebelerinden başlıcalarını; başta kendi oğulları Ahmed, Mehmed ve Mustafa Efendiler, Tac’ut tevarih sahibi meşhur Hoca Sadeddin Efendi, Cenabi tarihini yazan Cenabi Mustafa Efendi, şeyhülislamlardan Abdülkadir Şeyhi, Bostanzade Mehmed ve Sunullah Efendiler, Malulzade Mehmed Efendi olarak zikreder.

1574 yılında seksen yaşını geçmiş olduğu halde vefat eden Ebussuud Efendi’nin kabri, Eyüp Sultan’da Sokullu Mehmed Paşa Türbesi’nin yanında kendi yaptırdığı medresenin bahçesindedir. İslam âleminde çok tanınmış olduğundan vefatı büyük üzüntü ile karşılanmıştır. Mekke ve Medine’de Arap uleması gıyabında cenaze namazı kılarak ilminin büyüklüğüne hürmet göstermişlerdir.

Ebussuud Efendi ve bu gibi değerli tarihi şahsiyetler bizim medeniyetimizin, ilim geleneğimizin inşa edicileridir. Sağlam temsilcileridir. Allah ruhlarını şad etsin…

 

Metin Uygun






İlgili Konular