, 23 Nisan 2017
Almanya'daki Türklerin Entelektüel Sesi Alaattin Diker

Alaattin Diker

2318

Almanya'daki Türklerin Entelektüel Sesi: Alaattin Diker

Alaattin Diker, diğer çoğu gurbetçinin yakalandığı iki dünya, iki medeniyet arasında savrulma, kaybolma, yıkılma sendromuna yakalanmamış. Hem Doğu’yu, İslam’ı; hem de Batı’yı, Hristiyanlığı bilmenin verdiği özgüvenle Almanlar nezdinde de bir değere sahip. Muaz Ergü yazdı.

İlgili Yazılar
Diyar-ı Rum tesadüf eseri vatan olmadı
Diyar-ı Rum tesadüf eseri vatan olmadı

Almanya Türklerinin ikinci nesline mensup olan siyaset bilimci Alaattin Diker ile Türkiye’nin Korkuları kitabı etrafında bir söyleşi gerçekleştirdik..
01/07/2013 14:02
Berlin i 'Vatan' Hissetmem İçin Üsküdar ı Unutmam Gerekmiyor
Berlin’i 'Vatan' Hissetmem İçin, Üsküdar’ı Unutmam Gerekmiyor

Zafer Şenocak, 1961 Ankara doğumlu. Sekiz yaşındayken ailesiyle Münih’e göçmüş. Hem Türkçe hem de Almanca eserler veren bir şair ve yazar. Zafer Şenocak, edebiyat anlayışı, Almanya’daki Türk toplumunun kültürel gidişatı, yazar ve yayımcı babası Kemâlettin Şenocak üzerine Kadri Akkaya'nın sorularını cevapladı.
17/11/2016 14:02
Almanya nın En Eski Camii ve Bir Cihadın 'Olasılıksız Mücahidi'
Almanya’nın En Eski Camii ve Bir Cihadın 'Olasılıksız Mücahidi'

Almanya'dan Prof. Dr. Reinhard Bernbeck, başkente 60 km uzaklıktaki Wünsdorf kentinde yaptıkları kazı çalışmalarında 'Almanya en eski camii'nin kalıntılarına ulaştıklarını söylüyordu 2015'te yayınlanan bir haberde. Deniz Baran işte o caminin, Hilal Camii'nin ilginç hikayesini aktarıyor.
28/07/2016 13:01
Münih'in merkezinde sade nezih bir mescid
Münih'in merkezinde sade, nezih bir mescid

Avrupalılaşmış bir vizyonla Müslüman nüfusu temsil etmeye çalışan Münih İslam Forumu, Münih'in tam ortasında bir de cami hizmete açmış. Deniz Baran yazdı.
27/05/2015 12:12
Duisburg da hangi edebiyatçının kitabı aranmış
Duisburg’da hangi edebiyatçının kitabı aranmış?

Türkiye dışında gerçekleştirilen en büyük Türkçe kitap fuarı Almanya’da Duisburg’da gerçekleşmişti. Ayrıntılar haberimizde..
28/03/2012 14:02
Bremen'de Mustafa Tatçı Hocadan dinledik
Bremen'de Mustafa Tatçı Hocadan dinledik

Bremen’de yapılan Yûnus Emre paneline Mustafa Can, Mustafa Tatçı ve Abdülkerim Erdoğan konuşmacı olarak katıldı..
05/12/2012 08:08

Sağlı, sollu, merkezli, çevreli, ortalı, uçlu düşüncenin, düşünmenin, tartışmanın, makul ve mantıklı olanı aramanın rafa kaldırıldığı, kavramların içinin boşaltıldığı zamanlardayız. Bu durum sadece bize özgü değil; genel anlamda dünyaya baktığımızda da üç aşağı beş yukarı manzara bu... Ezberlenmiş birkaç slogan etrafında insanların kümelendiği, her zaman ve zeminde dünyanın büyük bir küresel köy haline geldiği iddiasının tekrarlandığı ama toplum olarak en küçük bir konuda bile birlikteliğin sağlanamadığı zamanlar…

Dünyada köklü değişimlerin ayak seslerinin duyulduğu, yeni paylaşım mücadelelerinin göğü kapladığı, yer kürenin harcının bir kez daha yeniden karıldığı günümüzde Türkiye olarak ne yapacağımızı, nerede yer alacağımızı tam kestirebilmiş değiliz. Birçok aydının, düşünürün, akademisyenin, siyasetçinin vakıanın farkında olup olmadığı bile belli değil. Ülkemizin kaderini etkileyen olayları bu olaylar olup bittiğinde öğreniyoruz. Düşünceler, tasavvurlar, ilkeler, iddialar olayların ya da vakıaların arkasından geliyor. Kendimizi duvarlara vura vura ilerliyoruz ama çektiğimiz sıkıntıların bile doğru düzgün açıklamasını yapamıyoruz. Yaşadıklarımızı bir temele oturtamıyoruz.

Gerçekten bir şey bilenlerin, gerçeğin peşinde olanların, vicdan sahiplerinin sağa sola savrulduğunu, tercihlerini suskunluktan yana kullandıklarını ya da seslerinin kısıldığını müşahede ediyoruz. Ortalık en çok bağıranların, düşünceyi katledenlerin arenasına dönmüş durumda. Düşünenler, hissedenler yok ortalıkta. İdeolojilerin, siyasal sistemlerin ya da sistemsizliklerin gladyatörlerinin canhıraş kavgaları var her yerde. Ve bu kavgayı heyecanla seyreden kalabalıklar…

Almanya’da yaşıyor ama Türkiye’yi yakından takip ediyor

Biz bu vasattan çıkıp Alaattin Diker’i anlatmaya gayret edeceğiz. 1962 Afyonkarahisar doğumlu… Almanya’da Bonn Üniversitesi ve Trier Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler ve Sosyal Antropoloji okumuş. Trier, aynı zamanda Karl Marks’ın doğduğu şehir. Şehrin iklimi ve önemli kişiler yetiştirmiş olmasının Alaattin Bey üzerindeki etkisi tartışılmaz. Almanya’da yaşıyor ama Türkiye’yi yakından takip ediyor. Sıcak gündemin içinde olmasa da uzaklardan takip ediyor. Belki de bu durum ona birçok avantaj sağlıyor. Memleketimizde olup biteni dışarıdan soğukkanlı bir şekilde değerlendirebiliyor.

Almanya’da boş durmamış, durmuyor. “Nereden geldik nereye gidiyoruz?” sorusu vazgeçilmezlerinden. Bu sorunun açtığı yolda yürümüş her daim. Almanya’daki Türklerin sivil yapılanmalarının bir çatı altında toplanması için gayret ediyor. 2013 yılında Türk-Alman Yazarlar Birliği’nin kurucu başkanı olarak seçiliyor. Türk-Alman Yazarlar Forumu’nun üyesi ve sözcüsü. Düşünme, yazma cehdi her dem diri ve taze…

Almanya’daki ilk kuşağın entelektüel varislerinden

Almanya’ya göç eden Türkler’in ikinci kuşağına mensup Alaattin Bey. Birincilere göre nispeten daha iyi şartlara sahip olan kuşağın... Aslında o azmin, gayretin, emeğin güzel şeyler getireceğinin somut örneği. En ağır şartlarda madenlerde, kanalizasyonlarda, fabrikalarda, sanayi atölyelerinde çalışmış bir kuşağın emeğinin, alın terinin boşa gitmediğinin göstergelerinden. Bu zor kuşağın entelektüel varislerinden… Ne Alamanya’da kaybolmuş ne de Türkiye’de Almanya’yı unutmuş…

Diker, diğer çoğu gurbetçinin yakalandığı iki dünya, iki medeniyet arasında savrulma, kaybolma, yıkılma sendromuna yakalanmamış. Hem Doğu’yu, İslam’ı; hem de Batı’yı, Hristiyanlığı bilmenin verdiği özgüvenle Almanlar nezdinde de bir değere sahip. Söyledikleri, yorumları Alman basınında da makes buluyor. Tarih, edebiyat, sosyoloji, felsefe, sanat, teoloji, antropoloji, siyaset, ilgilendiği ve konuştuğunda sıkılmadan saatlerce dinleyebileceğiniz alanlar.

“Batı ilginç bir diyar”

Alaattin Bey’de yazımızın en başında söylediğimiz iki ezberden hiçbiri de yok. İyi ki de yok. Batı’nın düşünce alanındaki çalışmalarına ve kat ettikleri mesafeye de bigâne değil. Almanya’da yaşaması hasebiyle Batı’da geçerli olan sistemi çözmüş. Batı, kurduğu sistemin devamı için, belirsizliklerle mücadele edebilmek için her zaman ötekine ihtiyaç duyuyor. Kendi dışındakileri ötekileştiriyor. Günümüzde hedef tahtasında Müslümanlar var. İslamifobia denen garabet. Alaattin Bey, aslında Batı düşüncesinde ötekileştirme ve terör söyleminin, yabancı düşmanlığı ve toplum mühendisliğinin meşruiyet aracı olarak kullanıldığını belirtiyor. Batı’da adaletin değil düzenin esas olduğunu, sadece gücün geçerli sayıldığını ve adaletin de bu güç dengelerinin sonuçlarından kaynaklandığını söylüyor. Şu tespitlerinde de Batı’nın paradoksunu yakalamış: “Batı ilginç bir diyar: İşçi hakları var; emeğin sömürüsüne karşı yasalar bulunuyor, hatta kimin hangi işte ne kadar maaş alacağı devlet tarafından belirlenmiş durumda… Ama, diğer yanda yasadışı yollarla dünyanın dört bir yanından - ve özellikle Doğu Avrupa ülkelerinden - getirilmiş on binlerce kadın ağır şartlar altında ve karın tokluğuna seks kölesi olarak çalıştırılıyor!

Bugün ciddi anlamda modern toplumların derin bir buhran yaşadıklarını gözlemliyoruz. Diker, bu buhranın bizzat ilerlemeci mantıktan doğduğunu ve otomatiğe bağlanmış ilerleme fikrinin Batı düşüncesini yenilemeye izin vermediğini söylüyor. Aslında kendisi ‘kıtlık’ olan bir ‘bolluk’ çağında yaşadığımızı ve birbirine benzer ürünleri sürekli tüketmenin ve tekdüzeliğin insanlığı bıktırdığını dile getiriyor. Güncel gelişmeleri gözden kaçırmadan tarihe adım atmamızı ve ‘asrın idrakine İslâm’ı söyletmek’in kaçınılmazlığını da… 

Alaattin Bey Batı düşüncesini anlamak için sanatı da incelememiz gerektiğini sıkça vurguluyor. Özellikle resim sanatını…  16. yüzyılın önemli İtalyan Rönesans ressamlarından Corregiove Parmigiano'nun çizdiği ''Madonna/Meryem'' resimlerini incelerken şu tespitlerde bulunuyor: “İnançlı insanları rahatsız etmesi gereken bu tablolar, içinde bulunduğumuz çağın anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Arzuları kışkırtan objeler bir anlamda dipsiz bir umutsuzluğu aşılıyor. Resimlerde eksik olan tek şey yalnızca manevi boyut. Yüz ifadelerindeki belirsizlik çağımızın temel sorununa da ışık tutmaktadır. Maddi refah içerisinde yüzen insanın kendini boşlukta hissetmesi ve içimizdeki yoksulluğun ruhsal sıkıntılara yol açmasıdır sorun. Bir çelişki gibi gözükse de,  bu resimlerdeki manasızlık ile ruhsuzluk, Batı medeniyetinin beş asır sonra geldiği son durumu açıklamaya yetecektir. Batı medeniyeti ile onun üstün olduğu maddi alanlarda yarışmak, varlık gösteremediği mana alanında çözüm sun(a)mamak, bizim asıl kusurumuz ve yanlışımız olarak durmaktadır.”

Güncel meseleleri ele alırken tarihe gidiyor, meselenin kaynağına

Bizim sıkıntılarımız noktasındaki şu yorumu dikkate değer: “Türkiye'de başkalarının kim olduğu konusunda merakımız yok, araştırmamız yok. Bu olmayınca kendimizin kim olduğunu bilemeyiz. Çünkü milli kimlik hep başkaları üzerine yapılan çalışmalardan ortaya çıkar. Bizde ise hep Batı gözüyle Türkiye'ye bakılır. Batılı bizi nasıl görüyorsa kendimizi öyle görürüz. Maalesef bu iş tembellik ve acizlik noktasına gelmiştir.

Tarihten, tarihin aktığı yataktan, başkalarından ve kendimizden haberdar olmadığımız için aktüel gelişmelerin de kaynağından haberimiz yok. İçinde boğulduğumuz popüler söylemlerin nereye denk düştüğünü bilmiyoruz. Alaattin Diker güncel meseleleri ele alırken tarihe gidiyor, meselenin kaynağına… Acilci çözümler peşinde değil. Acilciliğin hata katsayısını yükselteceğinin farkında. Düşünürken dinginliği ve çok yönlülüğü bırakmama gayretinde. Hayata bir tek siyasetin penceresinden bakma taraftarı değil. Edebiyat ve sanatın eşlik ettiği bir yolda hayatı konuşma derdinde. Karmaşanın, kaosun, yozluğun uzağında…

Menfaatin, maslahatın belirlediği sınırların düşünceyi de insanlığı da mahkûm edeceğini söylüyor. Her daim iyi ve güzel olanın dile getirilmesi, dillendirilmesi taraftarı. Korkularımızdan sıyrılarak Batı düşüncesindeki stratejik perspektifleri görme ve gösterme derdinde.

Türkiye’nin Korkuları ve Batı Düşüncesinde Stratejik Perspektifler adlarıyla yayınlanmış iki kitabı olan, Mavera, İlim ve Sanat, Türk Edebiyatı gibi dergilerde; haber10.com, fikircografyasi.com gibi internet sitelerinde yazıları yayınlanan, Almanya’da yayınlanan ve Türk göçmen edebiyatına katkı sağlamayı hedefleyen Yeni Dergi’nin genel yayın yönetmeni Alaattin Diker’i takipte yarar var.

 

Muaz Ergü





Yorum
Beģenisel bir elestri
Gülbahar Okumuş
Beğendim . Kendisini takip ettiğim halde, Aladdin Diker ve fikirleri konusunda bilmediğim bir çok şeyide farketmiß oldum. Keyifli bir yazı olmuş. Özellikle Madonna Tablosuna bakıßı takdire şayan. Saygılar,
16/02/2017, 15:07
Alaattin Diker
Mustafa Everdi
Alaattin Diker, Almanya'da yaşasa da, batının entelektüel ortamında kendine ait özgün çabaları ve düşünceleri olsa da her gün Türkiye'li bir aydın olarak Anadolu'da uyanıyor düşlerinden. Muaz Ergü dikkat çeken portre yazıları ile değerleri bulup anıtlaştırıyor. Bu yazıyı yazan Muaz Ergü, Alaattin Diker gibi değerleri gündemimize getirdiği için tebrik ederim.
16/02/2017, 12:23

İlgili Konular