, 26 Mart 2017
Az ama Titiz ve Sıkı Yazan Bir Şair İbrahim Gökburun

3313

Az ama Titiz ve Sıkı Yazan Bir Şair: İbrahim Gökburun

İbrahim Gökburun, ilk kitabında kendi sesini duyurmayı başaran şairlerden biri… Fakat onun şiirlerinde yer yer ustaların sesi de duyulur. Ömer Yalçınova yazdı.

İlgili Yazılar
Dedemin masallarını dinleyerek büyüdüm
Dedemin masallarını dinleyerek büyüdüm

Recep Şükrü Güngör, Şair İbrahim Gökburun’la şiirini ve Kesik Dil’i konuştu.
04/02/2012 11:11
Şiir hayatı hayat şiiri biçimlendirir
Şiir hayatı, hayat şiiri biçimlendirir

Şair İbrahim Gökburun Maraş'ta 'Hayat ve Şiir' üzerine konuştu. Hatice Ebrar Akbulut etkinlikten notlarını aktarıyor..
25/11/2014 08:08
Gömlek yırtılacak o kesin ama
Gömlek yırtılacak, o kesin ama...

Şair İbrahim Gökburun'a Kur'an'la iletişimini sorduk.
03/09/2011 14:02
Şair şehre uyum sağlayabilir mi
Şair şehre uyum sağlayabilir mi?

Genç şairlere şiir ve köy anlayışlarını sorduk. Uzun cevaplar aldık. İşte o dosya..
28/03/2010 09:09

İbrahim Gökburun; ilk baskısı 2011’de, ikinci baskısı 2013’de yapılan Kesik Dil (Profil y.) adlı şiir kitabının şairi. Kendisi Maraşlı. 1980 doğumlu. Ve halen şiir yazmaya devam ediyor. Sanırım biraz gayret gösterse, bu yakınlarda ikinci şiir kitabını da çıkarır. Yani o kadar şiiri birikmiştir.

İbrahim Gökburun az ama titiz ve sıkı yazan şairlerden. Eleştiri yazıları da var. Son yazısını sanırım Dergâh’ta okumuştum. Değişik mecralarda yazı ve şiirlerini yayımladığını biliyorum: Hece, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, Edebiyat Ortamı, Mühür, İkindi Yağmuru, Yitik Düşler, Kuşluk Vakti ve İtibar… Fakat genel olarak İbrahim Gökburun denince aklıma sadece Dergâh ve İtibar geliyor. Onun şiirleri de bunu söylüyor zaten. Yani Mustafa Kutlu ve İbrahim Tenekeci editörlüğünden geçmiş bir isim, İbrahim Gökburun.

Dergi bahane, şiir şahane

İbrahim, ilk kitabında kendi sesini duyurmayı başaran şairlerden biri ayrıca… Fakat onun şiirlerinde yer yer ustaların sesi de duyulur. Bunu olumlu anlamda söylüyorum. Çünkü hiçbir şair, anadan doğma şair değildir. Her şair, ustaların elinden geçmek zorundadır. Hiç olmazsa onların gölgesinde durmak, seslerinden etkilenmek, fikirlerinden istifade etmek; bu şekilde kendi sesini ve yolunu bulmak zorundadır. Diğer türlüsü mümkün değildir. Hiçbir şairden etkilenmemiş sanılan kişilerin bile biraz uğraşıldığında çok bilinmeyen veya yabancı bir şairden etkilendiği görülür. İbrahim Gökburun’un da bu manada önce Sezai Karakoç ve İsmet Özel’den, sonra da 90 Kuşağı şairlerinden bir şekilde bayrağı teslim aldığı söylenebilir. Kendi şiiri ve söyleyecekleri için tabii. Yoksa o, belli bir şiir akımının devamcısı, takipçisi değildir. Başına buyruk bir tarafı her zaman olmuştur İbrahim Gökburun şiirinin.

Başına buyrukluk İbrahim’in şahsiyetinde de vardır. Onunla ilk kez sanırım Bünyamin K.’nın evinde karşılaşmıştık. İbrahim’le ortak arkadaşlarımız vardı, Recep Şükrü Güngör ve Cafer Keklikçi gibi. Tabii bu arkadaşlığı sağlayan şey, şiir merakımızdı. Şiir ve dergi çıkarma merakı… Bünyamin K.’nın evinde Maraşlı şair ve yazarların görüneceği bir edebiyat dergisini nasıl çıkarabiliriz diye toplanmıştık. Tabii dergi bahane, şiir şahane… Şiir konuşmak, şairleri tartışmak halen de İbrahim’le bir araya geldiğimizde severek yaptığımız bir şeydir. İbrahim’in bu konulardaki dikkati, merakı, gözlemleri, ulaştığı sonuçlar ilgi çekicidir. Belki hepsine katılmam söylediklerinin, o yüzden sık sık tartışırız kendisiyle, ama şunu iyi bilirim: İbrahim’le yapılan sohbet düşündürücüdür, kişiyi zenginleştirir.

Şiirde kusur görmek istemez Türk şairi

Çünkü İbrahim olabildiğince bağımsız düşünmeye çalışır. Okumaları da o şekildedir. Okudukları hakkında da bağımsız sözler söylemeye çalışır. Birisi kırılacakmış, üzülecekmiş veya benimle ilgili kötü düşünecekmiş diyerek sözlerini sakınmaz. Örneğin bir şiir kitabıyla ilgili soru soruyorsan İbrahim’e, onun vereceğe cevaba da hazır olmalısındır. Lafı dolandırmak, muhatabın aldığı yerden vermek gibi huyları yoktur İbrahim’in. Ve genelde İbrahim Gökburun, şiirlere eleştirel yaklaşır. Sanırım bu Türk şairlerinin hepsinde var. Şiirde kusur görmek istemez Türk şairi. Gördüğünde ise affetmez. İbrahim’de de böyle bir tutum vardır. Şiirin şuraları, buraları iyi olmuş demekten ziyade, şuraları zayıf düşmüş, bu mısraın yeri olmamış gibi şiirin zayıf yönlerine dönük, keskin eleştirilerde bulunur. Bu yüzden ben bitmemiş veya yayımlanmamış bir şiirimi İbrahim’e göstermekten çekinirim. Her ne kadar ondan daha keskin eleştirmenleri görmüş olsam da…

Şiir yazılarında da İbrahim eleştirel bir tutum içindedir. İbrahim’in yerlere göklere çıkardığı bir şair var mı, bunu ne yazık ki bilmiyorum. Böyle bir ismin olması mı gerekiyor? Tabii ki hayır, gerekmiyor. Ben sadece İbrahim’in şiir ve şairlere karşı tutumunu yakalamaya çalışıyorum. Onun sohbet ve yazılarından edindiğim intibalar doğrultusunda.

“Günde birkaç kez küstün birkaç kez dua ettin”

İbrahim’in yazılarındaki eleştirel tutumu, yazının bütününden veya satır arası okumalardan çıkarılabilir. Çünkü yazılarında anlamaya ve anlatmaya dönük yönü daha baskındır. Yani ele aldığı kitabı anlamaya çalışır İbrahim. Bu yüzden de eleştirilerini yapmadan önce, bu kişi neden bu tür zayıflıklar göstermiş olabilir diye genel bir çerçeveye ulaşmaya çalışır. Ola ki yargı belirtirken gözden kaçırdığı bir şey kalmasın. Yani bir mısraı değerlendirirken, onun önüne-arkasına, sağına-soluna, altına-üstüne bakmaya da çalışır. Bu çalışma yönteminden dolayı, İbrahim’in isabetli olmadığını düşündüğümüz tespitlerinde bile öğretici ve yönlendirici yönlerin olduğunu sanıyorum.

1980 doğumlu şairlerin hepsinde olan bir özellik, İbrahim’de de var: Vazgeçememek, çırpınıp durmak. Bu anlamda İbrahim’in neden kitabına Kesik Dil ismini taktığını sanırım sadece 1980 doğumlular anlayabilir. Hepimiz kesik dilliyiz, bu yüzden konuştuğumuzda muhatabımız bizi anlamıyor. Kelimeleri düzgün telaffuz edemiyoruz. Anlaşılmadığımızı anladığımız için çırpınıp duruyoruz. Bu durum hayatımız için sadece bir simgedir. Her konuda böyleyiz. Her şeyimiz kesik kesik. Bir türlü bütüne ulaşamıyoruz. Ama konuşmaktan da vazgeçmiyoruz. Dilimiz neden kesik? Bunu sanırım İbrahim’in şiirlerini okuyarak az da olsa, kesik kesik de olsa anlayabiliriz.

Mezarlar, nezarethaneler ve banka şubelerinde

Erken doğan çocukların öcü büyürken

Cebinde bir akrep dolaşıp durdun şehirde

Günde birkaç kez küstün birkaç kez dua ettin

 

Ömer Yalçınova






İlgili Konular