, 25 Eylül 2017
Nice İnsanı Meşhur Etti Kendi Gariban Öldü

Mukim Tahir ve saz arkadaşları

3723

Nice İnsanı Meşhur Etti, Kendi Gariban Öldü

Mukim Tahir, meşhur olmuş, hatta söyleyeni de meşhur etmiş onlarca türkünün adı sanı bilinmeyen kahramanı… Bilmediğimiz, tanımadığımız bu insanın türküleri birçoğumuzun dilinde. 'Ayağında Kundura' mesela… Muaz Ergü yazdı.

İlgili Yazılar
Kerkük Hoyratlarını Ülkemize ve Dünyaya Taşıyan Kişi
Kerkük Hoyratlarını Ülkemize ve Dünyaya Taşıyan Kişi

Kerkük Divanı ve gazeller, Abdulvahit Küzecioğlu’nun 1956, 1963 ve 1968’de Türkiye’ye gelmesi ve bant doldurmasıyla dolaşıma girdi. Nida Tüfekçi onun kanalıyla birçok Kerkük türkü, hoyrat ve gazelini derleyerek repertuarımıza kazandırdı. Muaz Ergü yazdı.
13/02/2017 13:01
Maçkalı Hasan Söylemiyorsa Karadeniz Türküsü Dinlemiş Sayılmazsınız
Maçkalı Hasan Söylemiyorsa, Karadeniz Türküsü Dinlemiş Sayılmazsınız

Hasan Tunç vakur bir adam. Kemençe çalma tekniğini oluştururken kendi yöresinin çalma usullerinden ayrılmamış. Ciddi ortamların dışında kemençe çalıp milleti eğlendirme taraftarı olmamış. Muaz Ergü yazdı.
09/02/2017 08:08
Kemençenin Ordinaryüsü' Diyorlar Osman Gökçe'ye
'Kemençenin Ordinaryüsü' Diyorlar Osman Gökçe'ye

Osman Gökçe, Karadeniz’e özgü iki çalgıdan biri olan kemençeyi çok iyi çalan biri. Bugün popüler kültürün gürültüsünde ve karanlığında unutulmuş olsa da hem kendi yöresinde hem de ülke genelinde kemençenin hüsnü kabul görmesinde büyük payı var. Muaz Ergü yazdı.
05/02/2017 08:08
Hafız Osman Öge Harput'un Musiki İklimini Derinden Soludu
Hafız Osman Öge, Harput'un Musiki İklimini Derinden Soludu

Hafız Osman Öge, adına musiki denen bu derinliğin, bu güzelliğin, bu ruhu besleyen iksirin Harput’taki kaynaklarından. Suyu gözünden içenlerden… Muaz Ergü yazdı.
01/02/2017 08:08
Yaşayan İnsan Hazinesi Hayri Dev
Yaşayan İnsan Hazinesi: Hayri Dev

Bir Fransız vatandaşının keşfedip ülkemizin ve dünyanın gündemine taşıdığı Hayri Dev, 2008 yılında UNESCO 'Yaşayan İnsan Hazinesi Kültürel Miras Taşıyıcı' listesine girmiş. Bütün bu olan bitene rağmen o yine köyünde mütevazı yaşantısını sürdürüyor. Muaz Ergü yazdı.
28/01/2017 13:01
Hisarlı Ahmet 'Ben Sazımla Rabbime Sizden Daha Yakınım'
Hisarlı Ahmet: 'Ben Sazımla Rabbime Sizden Daha Yakınım'

Hisarlı Ahmet, Kütahya türkülerinin, oyunlarının yaşatılması ve kuşaklar arasında aktarılmasında çok büyük katkıları olmuş biri. Türkülerin doğru okunması konusunda da çok titiz... Muaz Ergü yazdı.
22/01/2017 10:10

Mukim TahirTahir Oturan… Bu ismi birçoğumuz bilmeyiz. Bu da kimmiş diye sorarız. Bilmediğimiz, tanımadığımız bu insanın türküleri birçoğumuzun dilinde. “Ayağında Kundura” mesela… Tahir Bey, meşhur olmuş hatta söyleyeni de meşhur etmiş onlarca türkünün adı sanı bilinmeyen kahramanı… Bey diyoruz, gerçekten beylerden. Urfa’nın ileri gelen ailelerinden Büyükhatipoğlu’na mensup. Sözleri dinleniliyor, sofralarına oturuluyor, sevilip sayılıyorlar.

1900 yılında Urfa’da doğuyor Mukim Tahir. Varlıklı bir aileye mensup olduğundan rahat bir çocukluk geçiriyor. Bolluk içinde… Türk halk müziği üzerine araştırmaları olan İhsan Öztürk, bir yazısında şu bilgileri veriyor: “Mukim Tahir, güzel giyinen, iri yapılı, uzun boylu, kaytan bıyıklı, esmer ve çok yakışıklı biridir. Hoşsohbet biri olup fıkralar, hikâyeler anlatarak sohbetini, konuşmalarını süsleyen, gayet hürmetkâr, bir çocuğa bile hürmet eden bir kişiliğe sahiptir.

Devrinin en önemli gazelhanı olarak öne çıktı

Mukim Tahir, Kör Ahmet Hafız, Kirişçi Cürre Mehmet gibi dönemin önemli müzik üstadlarından ders almış. Kulağı çok iyi ve sesi güzel olduğundan kısa sürede ünlenmiş. Mahalli ağzı ustalıkla kullanması da ayrı bir maharet. Dambıracı Derviş, Hacı Nuri Hafız, Kel Hamza, Bekçi Bakır, Topal Abe, Vaveyli Mustafa Çavuş gibi ustalarla müzik meclislerine katılmış. Devrinin en önemli gazelhanı olarak öne çıkmış.”

Arazi anlaşmazlığı yüzünden bir arkadaşı ile birlikte amcasını öldürür. Kendisine 101 sene, arkadaşına 24 sene mahkûmiyet verilir. Çevresinde çok sevilen, sayılan, sanatçı ruhlu bir kişi olduğundan Mukim Tahir’in cinayet işlediğine kimse inanmak istemez. Urfa cezaevinde hapis yatar. Cumhuriyetin onuncu yıl affından yararlanarak hapisten çıkar.

Varlıklı bir aileye mensup olmanın getirdiği kolaylıklar kaybolur. Mukim Tahir’i bundan sonra zorluklar beklemektedir. Hayatın diğer yüzü kendini gösterir. Mahpusluktan sonra derbeder bir ruha bürünen rahmetli, çalışacak doğru düzgün iş bulamaz. Elindeki arazi ve tarlaları yavaş yavaş satmaya başlar. Kısa bir süre içinde mal mülk kalmaz. Artık yoksul, yalnız ve gariban biridir.

Bu arada Tenekeci Mahmut, Hacı Nuri Hafız gibi üstatlarla mevlit okumaya gider. Hayatına çekidüzen verir. Derbederliği bırakır. Urfa Halkevi Kahvehanesi’ni çalıştırır. Halkevi saz ekibine hocalık yapar. Hem sesiyle hem de bağlama ve darbukasıyla konserlere katılır.

Varlıktan yokluğa

Varlık içinde bir hayattan yokluğa düşmek kolay değil. Mukim Tahir de bu durumu sindiremez. Urfa ona dar gelmeye başlar. Zonguldak Yenice’de inşaat işleriyle uğraşan akrabasının yanına gider. Zaten yorgun ve bitkindir. Gidişinin üçüncü günü hastalanır. Vefat eder.

Defin anı çok trajik. Arkadaşı Urfalı Köşker Hacı Mustafa Nacar şunları anlatıyor: "Biz Zonguldak'ın Yenice Nahiyesi’nin Cebeci mevkiinde bulunan bir köyde, tren yolu işinde çalışmaya gittik, Mukim Tahir de bizden iki üç gün sonra oraya çalışmak üzere sazıyla birlikte geldi. Memleketten ayrılmanın hasretinden olsa gerek çok dalgın ve düşünceliydi. Hasta ve bitkin bir vaziyetteydi ve geldiğinin üçüncü günü çok rahatsızlandı. Yerimiz ilçeye yaya olarak bir saat mesafedeydi, ilaç almak üzere ilçeye gitmeye hazırlanırken vefat etti. Cenazeyle ilgili gerekli hazırlıkları yaptık, defnetmek üzere yakınımızda bulunan köyün mezarlığına götürdük. Mezarlık yeri, zemini yumuşak toprak olan tepelik bir yerdi. Toprağı kazdık ama sert bir zemin bulamadık ve açtığımız çukura gömdük, etrafına bir iki tahta koyduk. Yağmur yağıyordu ve toprak atınca tahtalar yıkıldı. Öylece üzerini kapattık. Çok üzüldük, memleketin en meşhur ve en zengin insanını, memleketinden yüzlerce kilometre uzak bir köyde, mezar bile olmayan bir çukura gömdük.”

Anadolu coğrafyasının kaderi gibi

Urfa’da yetişmiş musiki insanı Mukim Tahir şarkı, türkü, ilahi, gazel, hoyrat her türlü makamı icra eden biri. Hafızası çok kuvvetli; duyduğu bir eseri asla unutmuyor. Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça dört dilde okuyabiliyor. Özellikle “Ayağında Kundura”, “Kapıyı Çalan Kimdir”, “Elleri Pamuk”, “Kırmızı Kurdela”, Urfalı şair Abdi’ye ait olan “Hüsnün Senin Ey Dilber Nadide” gazeli onun büyüklüğünü gösterir. “Çarşıda Nişe”, “Bu Pınar Eşme Pınar”, “Abdonun Mezarı”, “Havayı Deli Gönül Havayı” adlı eserler ondan derlenip repertuvara kazandırılmış.

İçli, yanık sesiyle insanın yüreğine dokunan Tahir’in hayatı da dokunaklı. Anadolu coğrafyasının kaderi gibi… Hüzün, hasret, ayrılık, yitiriş… Hepsi onda da vardı…

Allah rahmetiyle kucaklasın.

Mukim Tahir – Hüsnün Senin Ey Dilberi Nadide Kamer mi

 

Muaz Ergü






İlgili Konular